![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
“Fotoğrafla aradığımı buldum” Özellikle olimpiyat fotoğraflarıyla hem Türkiye’ de hem yurtdışında beğeni toplayan fotoğrafçı Mine Kasapoğlu için farklı yerler görmek, fotoğraf çekmek bir keyiften öte mecburiyet, önemli bir yaşam dürtüsü. Bu nedenle sırt çantası hep hazır, gözleri hep uzaklarda ve yeni bir macerada...
Fotoğrafçı Mine Kasapoğlu, tam bir macera ve gezme tutkunu. Çok hareketli bir çocukluk geçiren Kasapoğlu dokuz yaşında yatılı okula gitmiş, 16 yaşında ABD’ ye taşınmış. Kendi kendine birçok maceraya atılan ve hepsinin üstesinden gelen Kasapoğlu’ nun hayattaki en önemli ilham kaynağı gezmek ve fotoğraf çekmek olmuş. İşte bu nedenle ekonomi ve felsefe eğitimleri almasına karşın fotoğrafçı olmaya karar vermiş. | |||||||||||||||||||
10 yıldır geziyor, yeni kültürler tanıyor ve fotoğraf çekiyor. Bugüne kadar ABD’ den Avrupa’ ya, Kuzey Afrika’ dan Uzakdoğu’ ya kadar birçok kıtada, sayısız ülkede bulunan Kasapoğlu’ nun en heyecan duyduğu alan ise olimpiyat fotoğrafçılığı. Çocukluğundan beri olimpiyatlara aşık olduğunu dile getiren Kasapoğlu, bugüne kadar Salt Lake City, Torino, Atina ve Pekin olimpiyatlarını fotoğrafladı. Olimpiyatlarda sporcular gibi fotoğrafçıların da en iyi fotoğrafları çekmek için yarıştığını, bu mücadeleden iletişim gücü, pratikliği ve kalbinin sesi sayesinde galip geldiğini vurgulayan Kasapoğlu, olimpiyat fotoğrafları serisi hazırlamayı hedefliyor.
Vs.: Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor? Neden fotoğraf çekiyorsunuz?
Küçüklüğümden beri beni fotoğraflar çok etkilemiştir. Fotoğraflar benim için çok şey ifade ediyor. Bir fotoğrafa çok uzun süre bakabilirim. Çocukluğumda birçok fotoğrafı yere dizip saatlerce bakardım, albümler hazırladım. Bir gördüğüm fotoğrafı hiç unutmazdım. Üniversitedeyken etrafımda gördüğüm şeyleri değişik yorumlamayı ve bunu fotoğrafa aktarmam gerektiğini hissettim. Fotoğrafla aradığımı buldum. Vs.: Neden ekonomi ve felsefe eğitimleri aldınız?Etrafımda pek çok kişi ekonomi okuyordu. Aslında tiyatroya ilgim vardı ama ekonomiyi tercih ettim. ABD’ de okudum. Ancak ileride ne yapacağımı bilmiyordum. Okurken çok sıkıldım ama başlamışken bitirmek istedim. Ayrıca felsefe eğitimi aldım ve iki diplomam oldu. Bir de yan dal olarak fotoğrafçılık eğitimi aldım. O zaman dijital fotoğrafçılık pek gelişmemişti. Film çekmeyi öğrendim. Okulda ilk defa karanlık odaya girdim. Mezun olunca da fotoğrafçılık yapmaya karar verdim. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Aldığınız eğitimlerin fotoğrafçılığınıza ne gibi etkileri oldu? Felsefe okumamın bütün hayatıma etkisi oldu. Küçüklüğümden beri her şeyi sorgulayan, merak eden biriydim. Felsefe okumam kalbimde olan şeyi takip etmemi öğretti ve hayatımı değiştirdi. Felsefe sayesinde fotoğrafçı oldum, hala snowboard yapıyorum. Çünkü her iki alan da kalbimdeydi.
Vs.: Fotoğraf çekerken nasıl bir amaç taşıyorsunuz?
O anı durdurup görünmeyen bir şey yakalamayı istiyorum. İnsanların etrafında görmediği detayları, anı durdurup fotoğraflamayı ve insanlara göstermeyi, onları düşündürmeyi seviyorum. Bu moda ve portre fotoğrafları için geçerli değil. Fotoğraflarda negatif şeyleri yansıtmayı sevmiyorum. Pozitif mesaj vermeyi amaçlıyorum. Vs.: En çok ne tür fotoğraflar çekmeyi seviyorsunuz?Gezdiğim yerlerdeki insanların fotoğraflarını çekmeyi seviyorum. Röportaj fotoğrafı gibi fotoğraflar çekmek çok hoşuma gidiyor. Şehirleri, deniz kenarlarını, doğayı fotoğraflamayı çok seviyorum. Aslında şu an tam yönümü çizebilmiş değilim. Kalbimi dinleyerek ilerliyorum. İlgimi ne çekiyorsa onu çekiyorum. Örneğin geçen yıl ilgimi çeken şey dağ, kar ve snowboardcuların lifestyle fotoğraflarıydı. Genelde bütün kışımı dağda geçiriyorum. Snowboard da yaptığım için böyle bir seri yaptım. Aslında hayalimde lifestyle röportajı var. En çok istediğim şey ABD’ de iki ay motosikletçilerle gezip onların hayatlarını fotoğraflayıp kitap yapmak. Bir de windsurf ve snowboardcuların da kitabını yapmayı istiyorum. Bu kişilerin hayat felsefelerini çok seviyorum. Bunu fotoğraflamak bana çok heyecan verecek. Durağan fotoğrafları sevmiyorum. İnsanların hayatlarını, gerçek olayları anlatan fotoğrafları seviyorum. Olimpiyatlar da benim için öyle. Gerçek bir ortama girip ilginç fotoğraflar çekmeyi çok seviyorum. Olimpiyatlar için bir projem var. Her olimpiyata gidip en sonunda bir kitap hazırlamayı istiyorum. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Olimpiyat fotoğrafçılığı hikayeniz nasıl başladı?
Biraz şans oldu. Üniversiteden mezun olduğumda Boston’ da yaşıyordum ve iş arıyordum. Salt Lake City’ de kış olimpiyatları oluyordu. Olimpiyatta fotoğrafçı olmak istiyordum. O sırada bir şirkete staj için başvurdum ve işe başladım. Olimpiyatların hazırlık aşamasında görev yaptım. Çok keyifli bir ortamdı. Fotoğrafçı stajyeri aradıklarını öğrendim. Başvurdum ve kabul edildim. Salt Lake City’ e taşındım ve stajın ardından işe kabul edildim. Bütün olimpiyat organizasyonunun fotoğrafçısı oldum. Olimpiyatın bir yılını fotoğrafladım. Olimpiyat bitince bu alanda uzmanlaşmaya karar verdim, çünkü içimde olimpiyat aşkı hep oldu. Fotoğrafçılığımı geliştirmek için Paris’ te bir yıl dijital fotoğraf eğitimi aldım. Eşim Avusturyalı. 2005’ te evlenip İstanbul’ a dönmeye karar verdik. Şu an freelance çalışıyorum. Türkiye’ ye geldiğimden beri çok şanslıyım. Sponsorum yok ama sürekli bir yerlerden iş teklifi alıyorum. Hepsini değerlendiriyorum. Birkaç tane moda çekimi yaptığım müşterim var. Çeşitli kataloglar, sergiler, dergi ve gazeteler için çekim yapıyorum. Yurtdışından sergiler için çok fotoğraf isteniyor. Bazen düğün fotoğrafları da çekiyorum. Şu sıralar bir alana konsantre olmayı istiyorum. Bir proje üzerinde çalışıyorum. Vs.: Bugüne kadar kaç olimpiyata, kaç ülkeye gittiniz?Salt Lake City, Torino, Atina ve Pekin olimpiyatlarına katıldım. Onun dışında da çok ülkeyi gezdim. Kuzey Amerika’ da Boston’ dan Salt Lake City’ e, oradan San Francisco’ ya ve Los Angeles’ e arabamla gittim. Oradan bir arkadaşımla beraber New York’ a gittim. Bütün Kuzey Amerika’ yı gördüm. Orta Amerika’ da Kosta Rika’ ya Güney Amerika’ da Peru, Arjantin, Şili’ ye gittim. Bütün Avrupa’ yı gezdim. İsrail’ e, Mısır’ a, Dubai’ ye, Hindistan’ a, Çin’ e gittim. Yakında Avustralya’ ya gideceğim. Gezmek bana çok ilham veriyor. Çünkü yeni bir ortama girince kendimi daha iyi tanıyorum. Her gördüğüm yerde fotoğraf hakkında düşüncelerim değişiyor. Çok daha iyi düşünüyorum. Her şeyi bir yana bırakıp yalnızca sırt çantamla dolaşmayı çok seviyorum. Gezgin olmayı, farklı ülkelerde az bir şeyle yaşayıp yeni insanları tanımayı çok seviyorum. Gezmek bana çok şey katıyor. En önemli ilham kaynağım gezmek diyebilirim. Özellikle dünyanın her tarafından insanın katıldığı olimpiyatlarda bulunmak ayrı bir keyif. Vs.: Olimpiyat fotoğrafçılığının diğer alanlardan farkı nedir?Her olimpiyatta beni çeken başka bir şey oluyor. Olimpiyatlar gezmesi zor bir yer. Öncelikle akreditasyonunuz çok önemli. Girebildiğiniz yerlere göre çektiğiniz fotoğraflar da değişiyor. Örneğin Torino’ da fotoğrafçı olarak akrediteydim. O nedenle her yere girip istediğim her şeyi çektim. Özel izinler alıp sahne arkasında da çekim yaptım. Atina’ da hiç öyle değildi. Gönüllü kartıyla gittim ve çok az şeyin yanına yakalaşıp fotoğraf çekebildim. O nedenle kartınızda yazan şey çok önemli. Pekin’ e gazeteci olarak gittim. Çok rahat fotoğraf çektim. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Bir kadın olarak bu alanda çalışmanın zorlukları var mı?
Bu açıdan herhangi bir zorluğunu görmedim. Küçüklüğümden beri hareketli bir hayatım oldu. Dokuz yaşında yatılı okula gittim. 16 yaşında ABD’ ye taşındım. Kendi kendime birçok maceraya atıldım. Hepsinin de üstesinden geldim. O nedenle olimpiyatlar da benim için zor değil, heyecanlı ve çok güzel. İnsanlarla çok rahat iletişim kuruyorum. Kendimi global bir insan olarak görüyorum. İnsanlarla çok çabuk kaynaşabiliyorum. Farklı ülkelerden çok rahat arkadaş edinebiliyorum. Bu nedenle olimpiyatlarda da hiç zorlanmıyorum. Vs.: Olimpiyatlarda iyi bir performans için neler yapıyorsunuz?Olimpiyatlar fotoğrafçılar için büyük bir savaş ortamı gibi. Fotoğrafçılar arasındaki savaş neredeyse sporcular arasındaki savaş gibi. En iyi fotoğrafı çekip gazetelere fotoğrafları yetiştirmek gerekiyor. Bu nedenle ciddi mücadele vermeniz gerekiyor. Stresli bir ortam. Ben gazetelere fotoğraf yetiştirmekten çok kendi projeme odaklandığım için pek zorluk yaşamıyorum. Örneğin Pekin’ de Türk basını hep Türk sporcuları takip etti. Ben tüm sporcuları takip ettim, değişik kareler yakalamaya çalıştım. Çektiğim fotoğraflardan da memnun kaldım. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Olimpiyatların farklı kategorilerinde fotoğraf çekmenin farkları var mı? Hepsi ayrı ayrı heyecanlandırabiliyor. Değişik bir yüz ifadesi, değişik hareketler yakalamayı önemsiyorum. Çok iyi bir fotoğraf olacaksa bunu çekerken hissedebiliyorum. Benim için önemli olan gerçek bir anı yakalayabilmek. En çok kış sporlarından etkileniyorum. Çünkü daha hızlı ve adrenalin dolu. Fotoğraf açısından olimpiyatta en önemli şey sporcuların performansını yakalamak. Çünkü sporcuların hayatlarındaki en önemli anlardan biri. Uzun yıllar boyunca sadece o büyük an için çalışıyorlar, hazırlanıyorlar. Bu özel anı kaçırmamak, görüntülemek gerekiyor. Bu heyecan tüm alanlarda oluyor. Dolayısıyla benim için tüm spor dalları aynı. Hepsinde amacım bunu yakalayabilmek. Kışın fotoğraf çekmek dışarıdan bakıldığında daha zor gibi görünebilir ama benim için kesinlikle böyle bir sorun söz konusu değil. Çünkü ben de snowboard yapıyorum ve kış ortamına alışığım. Hatta benim için yaz olimpiyatları daha zor. Çünkü kışın kalın giyinerek soğuktan korunabiliyorum, ama sıcakla boğuşmak zor.
Vs.: Dış etmenler sizi ne kadar etkiliyor?
Fotoğraf çekerken o anın içindeysem hiç etkilenmiyorum. Örneğin geçen yıl Erzurum’ da bir milli takım kampındaydık. Dünya şampiyonu bir snowboard’ cu geldi. Onun fotoğraflarını çekiyordum. Hava çok soğuktu ama hiç farkında değildim. Çekimin sonunda ellerimi hissetmediğimi fark ettim. Fotoğrafın heyecanıyla ellerimin üşüdüğünü hiç fark etmedim. İstediğim kadar terliyeyim, istediğim kadar üşüyeyim güzel fotoğraf yakalamışsam diğerlerinin önemi olmuyor. Vs.: Olimpiyatların yapıldığı şehirlerde de fotoğraf çekiyor musunuz?Çekiyorum. Bir olimpiyat süresinde o şehirdeki insanlar çok değişik bir psikoloji altında oluyor. Bütün dünya onları izliyor ve göz bebeği gibi oluyorlar. Bu durum şehrin havasını çok değiştiriyor. Örneğin açılış seremonisindeki havayı solumak çok başka bir enerji ve heyecan. Bu hava bütün şehirde hissedilebiliyor. Bu nedenle şehirdeki insanların da fotoğraflarını çekmeyi çok seviyorum. Olimpiyatlara pozitif bakıyorum ve fotoğraflarımda bunu yansıtmayı seviyorum. Çünkü olimpiyatlar bütün dünyayı barış içinde bir araya getiren özel bir organizasyon. Olimpik ideallere inanıyorum. Bu nedenle de olimpiyatların peşindeyim. Küçüklüğümden beri barışçıl yarışmayı çok severim. Spor olumsuz duyguları iyiye doğru kanalize ediyor ve insanı arındırıyor. | ||||||||||||||||||||
Bilgisayar karanlık oda oldu Hisleriniz iyi fotoğrafa götürür
Snowboard’
la yenileniyorum |
||||||||||||||||||||