Gelecegin Tasarimlari
Su




denizi içelim

Küresel ısınma ve sanayileşme, Türkiye’ nin da aralarında bulunduğu birçok ülkeyi susuzluk ve kuraklık tehlikesiyle yüz yüze getirdi. Oysa elimizin altında sonsuza dek yetecek bir su kaynağı var: Denizler. Gelişen teknolojiyle birlikte deniz suyundan içme suyu elde etme girişimleri hız kazandı.

Küresel ısınma, yetersiz yağış, bilinçsiz tüketim, giderek artan nüfus, sanayileşme… Bütün bu etkenler dünyanın çok ciddi bir susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına yol açtı. Rakamlar korkunç… Birleşmiş Milletler raporlarına göre, dünya genelinde 1 milyar insan yeterli içme suyuna sahip değil. Bu rakamın 2025 yılına kadar 1,8 milyara çıkacağı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü de dünya üzerinde çoğu çocuk olmak üzere her yıl 2 milyondan fazla insanın su ile ilgili hastalıklar yüzünden öldüğünü belirtiyor.


 

Türkiye açısından da durum pek parlak değil. Yıllar boyunca su zengini bir ülke olduğumuzu okuyup durduk. Durumun hiç de sandığımız gibi olmadığını ise acı bir şekilde anladık… “Ege’ de su seviyesi hızla düşüyor”, “Konya’ da sulak alan kalmayacak”, “Doğu Anadolu’ da nehirler kurudu” gibi haberleri artık kanıksamış durumdayız…

Sonsuza dek yeter
İşte bu sorunun çözümü için uzmanlar gözlerini dünyanın yüzde 80’ ini kaplayan denizlere dikti… Dünyadaki tüm suların yüzde 97’ si deniz ve okyanuslarda bulunuyor. Bu da, deniz suyunu içilebilir bir hale getirebilmemiz durumunda su sorununun sonsuza dek ortadan kalkacağı anlamına geliyor.

Aslında bu yeni bir fikir değil. Şu anda dünya genelinde 13 bin kadar deniz suyu artıma tesisi bulunuyor. Bu kapasitenin yüzde 24,4'ü Suudi-Arabistan'da, yüzde 10,6'sı Birleşik Arap Emirlikleri'nde, yüzde 9,1'i Kuveyt'te, yüzde 15,2'si Amerika Birleşik Devletleri'nde, yüzde 4,1'i Japonya'da ve geriye kalan yüzde 36,6'sı ise çeşitli ülkelere dağılmış durumda. Bu tesislerde günde 55,6 milyon metreküp içilebilir su üretiliyor. Ancak bu rakam bu ülkelerdeki günlük su gereksiniminin sadece binde beşini karşılamaya yetiyor.

Astarı yüzünden pahalı
Uygulamanın yaygınlaşamamasının nedeni ise deniz suyunu içilebilir hale getirmek için yüksek miktarlarda enerji gerekmesi. Yani, deniz suyunun soframıza ulaşmasının oldukça pahalıya mal olması. Büyük çaplı bir su arıtma tesisi, tam 30 bin konutun elektrik tüketimine eşit miktarda elektriğe ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle günümüzde sadece Orta Doğu ülkeleri gibi petrol zengini ülkeler deniz suyunu arıtarak kullanabiliyor.


 

Örneğin, zengin ve yüksek teknolojiye sahip bir ülke olan İsrail'de bile 23 bölgeye dağılmış 33 ünite ile yılda ancak 4 milyon metreküp su arıtılıyor. Bu miktar, İsrail'in su kullanımının binde ikisine denk geliyor.

Ancak geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde maliyet önemli ölçüde düşürülmüş durumda. Bu gelişmeler sayesinde dünya genelinde deniz suyu arıtma tesislerinin sayısında büyük bir artış yaşanıyor. Örneğin, ABD’ nin California eyaletinde 20 tesisin inşaatı sürüyor. Avustralya da 2,5 milyar Dolar yatırımla dev bir arıtma tesisi inşa ediyor. Global Water Intelligence adlı araştırma kuruluşu, içilebilir deniz suyu miktarı 2015 yılına kadar bugünkü seviyesinin iki katına çıkacağını öngörüyor. Üstelik modern sistemler deniz suyu arıtımının çevreye zararını da minimuma indiriyor.


 

İlk tesisi Türkler yaptı
Bu arada deniz suyunun arıtılması konusunda ilginç bir bilgi de verelim: Khawla AbdulMohsen Al-Shayji adlı bir öğrencinin Virginia Polytechnic Institute’ e sunduğu Doktora tezine göre, modern deniz suyu arıtma tesisleri ilk defa 1907 yılında Türkler tarafından Cidde’ ye kurulmuş. 1928 yılına kadar şehre mütevazı miktarda içme suyu sağlayan tesis 1940'lara kadar faaliyette kalmış. Fatıma vadisinden getirilen su Cidde'ye ulaştığında da tesis müzeye dönüştürülmüş.

“Jeddah: A portrait of an Arab town” adlı kitapta yer alan bilgilere göre, Osmanlılar tarafından 1800'lerin sonuna doğru kurulan bu tesiste deniz suyu önce ağzı sıkı sıkıya kapalı büyük bir kazanda kaynatılıyordu ve oluşan buhar borularla soğutulmuş kazanlara aktarılarak damıtılıyordu.

Tuz sıcak kazanın dibine çökerken, diğer kazana aktarılan buhar iyi suya dönüşüyor ve üzerinde varilden yapılmış tankların bulunduğu arabaları çeken binek hayvanlarıyla şehre taşınıyordu.

Yeni teknolojiler
Çağımızın en son teknolojilerine göre deniz suyunu tuzundan arındırmak için daha değişik iki yöntem uygulanıyor. Suya basınç uygulayıp içinden metan gazı pompalamak yöntemlerden biri. Suyun yüzeyinde hemen, metan ve su moleküllerinden oluşan kristaller beliriyor. Bu kristalin yapısı yalnızca su ve metan moleküllerini barındırdığından, tuz geride kalmış oluyor. Kristalleri ayırıp erimeye bırakmak ve metan gazı buharlaşırken, oluşan saf su da bir başka kapta toplanıyor.

Diğer yöntem ise, “ters osmozis” düzeneği. Bu yöntemde tuzlu su, yarı geçirgen olan, yani çözücüyü geçirip de çözüleni geçirmeyen bir zar üzerinden, (düşük yoğunluktaki bir bölgeden daha yüksek yoğunluktaki bölgeye doğru difüzyon) geçirtilerek içilebilir hale getiriliyor.


 

Sudan ucuz
Bu teknolojiler sayesinde bir metreküp tatlı su elde edilmesi maliyeti 0,6 Dolar’ a kadar inmiş durumda. İstanbul’ da İSKİ’ nin 1 ton su için abonelerden 1,67-1,70 YTL arasında ücret aldığı düşünülürse, deniz suyu arıtma sistemlerinin klasik içme suyu arıtma sistemlerine göre çok daha ucuz ve yüksek verimde içme suyu sağladığını görebiliriz.

Üstelik deniz suyu arıtma sistemlerinden çıkan suyun kalitesi ile bakkaldan, marketten ya da su dağıtım firmasından alınan damacana suların kalitesi arasında hiçbir fark bulunmuyor. Arıtılan sular Dünya Sağlık Örgütü'nün içme suyu standardı başta olmak üzere ulusal TSE ve Sağlık Bakanlığı standartları da dahil tüm yönetmeliklere uygun nitelik taşıyor.

Tesislerin sayısı artıyor
Bu etkenler bir araya gelince son dönemde deniz suyu arıtma tesislerinin sayısında patlama yaşandı. Ege Bölgesi’ nde 60 kadar otel suyunu bu yolla karşılıyor. Deniz suyundan tatlı su elde etme projelerine turistik tesislerin yanında belediyelerin de ilgisi artıyor. Kıyı şeridinde bulunan ve su sıkıntısı çeken birçok belediye konuyla ilgili fizibilite projesi hazırlarken Balıkesir’ e bağlı Avşa Adası Belediyesi ve Bodrum Belediyesi yatırım aşamasına geldi. Su ihtiyacı bulunan demir çelik, tekstil gibi sanayi tesislerinin de tuzlu su arıtma tesisi yatırımlarına girmeye başlıyor. Çolakoğlu Metalurji’ nin Gebze’ de günlük 14 bin 400 tonluk kapasiteyle kurduğu tesis halen Türkiye’ nin en büyük deniz suyu arıtma tesisi niteliğini taşıyor. İçdaş Demir Çelik de, Biga’ da günlük 3 bin ton su sağlayacak bir tesisi devreye sokmuş durumda.

Firmaların artık doğal su kaynaklarını korumak ve çevresel sorumluluğu yerine getirmek için bu yatırımlara ağırlık vermesi, değişik sektörlerden bazı firmaların da yatırım yapması bekleniyor. Uzmanlar önümüzdeki beş yıl içinde yatırımların üç katına çıkacağını tahmin ediyor.

Zorlu’ dan büyük yatırım
Önümüzdeki dönemde suyun enerji kadar değerli olacağının farkında olan Zorlu Grubu da ülkemizde bu alandaki yatırımların öncülüğünü yapıyor.

Deniz suyunun arıtılması projesine 1 milyar Dolar’ lık kaynak ayıran Zorlu Grubu Ege Üniversitesi ve uluslararası bilim adamları ile güneş enerjisini kullanarak tatlı su elde etme konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Üzerinde çalışılan proje deniz suyundan hem enerji hem tatlı su üretimini sağlayacak. Geliştirilen özel bir güneş paneli ile deniz suyundan elde edilecek buharla elektrik üretilecek, buharın geri dönüşünde de tatlı su elde etmek mümkün olabilecek.


 

Alternatif yöntemler
Havadan su toplamak: Gözünüzün önüne getirin bir dağ başı ne su var, ne bir dere yatağı. Kurak ve karşınızda bir metal küp önünde bir musluk ve su akıtmaya başlıyor. Su ağır ağır akıyor ama bitmiyor. Hiçbir yerde ne bir kablo, ne bir hortum hiçbir şey yok. Nasıl oluyor bu? Ali Baba ve Kırk Haramiler veya Sindbad’ dan bir sahne değil bu. Gelişmiş teknolojinin son başarısı. Cihaz güneş enerjisi ile elektrik elde ediyor ve bu elektrikle havayı sirküle ederken soğutuyor. Bu şekilde soğuyan hava içindeki su buharı suya dönüşüyor. Sabah çiyi ya da yağmurla aynı prensip. Dolayısıyla içindeki hazne havada nem olduğu sürece sürekli suyla doluyor. UNESCO su buharlaştırma projesi: Oldukça ucuz ve basit bir sistem. Su kaynağı üzerine konan konik yapı, küçük bir sera gibi ortamı ısıtıyor. Buharlaşan sular üst çıkıyor ve serinleyip kenar dış bölmeye akıyor. Böylece her bir ürün sayesinde günlük 1,5 litre kazanılıyor. Rüzgar tünelleri: Uzun bir tünel deniz kıyısından başlayarak sahile dikey uzanıyor. İçeri giren denizden gelen rüzgar, buharı tünel sonunda taşıdığı suyu bırakıyor. Sadece sistemi inşa etmek yeterli, ek enerji gerekmiyor. Rüzgar yelkenleri: Tamamen çöl ortamında olan yerlerde su bulmak, baraj yapmak, hatta nem yakalamak bile bir derttir. Burada yelken şeklinde yüzeylerde biriken çiy aşağı iniyor ve su galonlarında birikiyor.

1 milyar Dolar’ lık sektör
Deniz suyunun arıtılması yepyeni pazarlar yarattı. Global Water Intelligence’ ın raporuna göre başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere su sıkıntısı çeken ülkeler, atık sulardan ve deniz suyundan içme suyu ve tarımsal su elde etmek için 2015 yılına kadar 12 milyar Dolar’ lık yeni yatırımlar yapmaya hazırlanıyor. Çin, Suudi Arabistan, Amerika ve Avrupa devletlerinin başını çekeceği yatırımlarla atık su sektörünün pazar büyüklüğü şu anki 11 milyar Dolar seviyesinden 23 milyar Dolar’ a çıkması bekleniyor. Ancak bu sadece işin küçük bir parçası. 21. yüzyılın petrolü olarak adlandırılan suyun yarattığı sektör dünyada toplam 1 trilyon Dolar’ lık hacme ulaşmış durumda. Dünyada 600 milyona yakın kişiye özel sektör tarafından su hizmeti veriliyor.