Gelecegin Tasarimlari
Su




Uzaya asansörle çıkacağız

Yolcu koltuğunda hologram arkadaşınızla birlikte, kumaştan yapılan bir arabayla, Taksim Meydanı’ nı çevreleyen ormanlık alandan kuş sesleri eşliğinde yolculuk yaptınız mı? Az kaldı, yapacaksınız! Bilim adamları öyle projeler üzerinde çalışıyor ki uzaya çıkmak için asansörün düğmesine basmak yetecek.

Geçtiğimiz yüzyılda 2000’ li yılların hayalini kuranlar bugün aramızda olsalar büyük hayal kırıklığına uğrayabilirlerdi. Çünkü hala evden işe uçan arabalarımızla gidemiyoruz. Işınlanmak diye bir lüksümüz de hala yok. Açlığımızı minik kapsüllerle yatıştıramıyoruz. Ev işlerinde yardımımıza koşan önlüklü robotlarımız da yok.


 

Ancak yine de hiçbir şey yapmadık diyemeyiz. Bilgisayar zaten inanılmaz bir buluştu, onu neredeyse cebimizin içinde taşıyacak kadar küçülttük. Üstelik geçmiştekilerle kıyaslanamayacak kadar yetenekli hale getirdik. Telefonlarımız da öyle! Otomobiller için yaptıklarımız da geçtiğimiz yüzyılda yaşayanların aklını başından alabilecek gelişmeler arasında yer alıyor.
Ama hepsi oldu ve bitti. Geçmiş geçmişte kaldı, geleceğe bakıyoruz. Günümüzde gerçekleştirilen bazı çalışmalar, tasarımlar ve deneme sürümleriyle gerçeğe bir adım daha yakın olan ürünler, modern insanın bile aklını başından alabiliyor.

Birkaç örnek; kumaştan yapılan arabalar, zoom özelliğine sahip internete bağlanabilen dijital gözler, görünmezlik giysileri, uzaya uzanan asansör, görme engelliler için fotoğraf makinesi ve daha nicesi...

Nanoteknoloji sayesinde artık MP3 çalar ve cep telefonu gibi elektronik aygıtlar giysilerde kullanılıyor. Kendini temizleyen kumaşlar üretiliyor. Kumaşlardakikapsüller vücudu nemlendiriyor, sinekleri kovuyor.
Hastaların durumlarının kontrol edilmesi ve ilaçların giysiler yoluyla verilmesi üzerine tıbbi araştırmalar da devam ediyor. Yakın bir gelecekte giydiğimiz tişört, üzerindeki nanosensörler sayesinde kalp atışlarımızı, vücut ısımızı ve kan şekerimizi düzenli kontrol ederek, istenmeyen bir durum olduğunda bizleri ya da kablosuz bir hatla doktorumuzu haberdar edebilecek. Önce hayalini kuruyor ardından “Neden olmasın?” diyerek işe başlıyoruz. Birçoğu günümüzde gerçeğe dönüştü, diğerleri “neden olmasın?”


 

Göz görmeyince gönül katlanır
İstanbul’ da yaşayanların her gün karşılaştıkları bir manzara. Sık ağaçlarla örülü orman içerisinden, kuş sesleri eşliğinde, masmavi gökyüzü altında neredeyse her gün Mecidiyeköy’ e ya da Taksim’ e mutlu bir yürüyüş yapıyoruz. Anlatılan gerçek gibi gözükmüyor. Zaten değil, ama vaat edilen tam anlamıyla bu. Geliştirilen dijital maske ile yaşama pembe gözlüklerle bakabileceğiz.

Çünkü maskeyi takan kişi yıkık binaları orman, kirli havayı ise pırıl pırıl masmavi bir gökyüzü olarak görecek. Kuş sesleri mi? Onlar da trafikte korna çalan araçların gürültüsü. Maske ile birlikte kulağımıza kuş sesi olarak gelecek.

Maskeyi taktıktan sonra İstanbul’ da kuş sesinden bol ne var? Tasarım aşamasındaki bu dijital maske belki gerçeği değiştirmeyecek ancak kişilerin ruh sağlığına olumlu katkılarda bulunacağı kesin.


 

Superman gibi göreceğiz
Bilim adamlarının gözlerimiz için bir başka çalışması da dijital maske kadar şaşırtıcı. Washington Üniversitesi’ nde geliştirilen entegre devreli kontakt lensler her birimizi “Superman” yapmaya hazırlanıyor. Lensler, görme kabiliyetimize hiçbir olumsuz etkide bulunmadan görüş alanımızı genişletiyor. Uzaktaki cisimlere zoom yapabilmemiz de mümkün oluyor. İnternet bağlantısına sahip olan lensler aracılığıyla ekrana gerek duymadan internette dolaşabileceğiz. Lensin içine çip olarak yerleştirilmiş elektronik devrenin elektriğini de güneş enerjisi hücreleri sağlayacak. Lensler özellikle trafikteki sorunları yetkililere bildirmemizde kolaylık sağlayabilecek. Kuralları ihlal eden bir aracın plakasını internet üzerinden yetkililere göndereceğiz. Körler de fotoğraf çekebilecek.
Görmekten söz etmişken görme özürlüler için tasarlanan fotoğraf makinesinden söz etmemek olmaz. “Touch Sight” adı verilen makine, görme engellilerin de fotoğraf çekebilmesine olanak tanıyan bir icat.

Fotoğraf makinesinin ekranı üç boyutlu görüntü oluşturabilme özelliğine sahip. Ekranın yüzeyine dokunarak kadraja alınan resim hakkında fikir edinebilmek mümkün.

Görme engelliler makineyi alınlarına yaslayarak sabit tutabiliyor ve oluşan görüntüyü hissedebiliyor. Geriye düğmesine basmak kalıyor. Bu tasarımın seri üretime geçmesiyle birlikte görme engellilere yeni bir dünyanın kapısını açması bekleniyor.


 

Otomobillerde ekose modası
Kirli otomobilinizi ne yaparsınız? Cevap belli, yıkatırsınız. Peki, otomobilinizi otomatik bir çamaşır makinesinde yıkamayı düşündünüz mü? BMW’ nin Gina adlı kavramsal tasarım otomobilini gördüğünüzde sorumuzun cevabını bir kere daha düşünmeniz gerekecek. Gina da henüz makinede yıkanacak kadar ileri gitmiş değil. Ama kaportasının diğer tüm otomobillerinkinden farklı olduğu kesin. Çelik ya da karbon fiberden değil, poliüretan kaplı, esnek yapıda bir çeşit kumaştan oluşuyor. Bu esnek tasarım sayesinde Gina’ nın şeklini belli ölçülere kadar değiştirebilmek de mümkün.

Otomobilin kaplaması esnek, dayanıklı ve su geçirmez bir tür kumaştan oluşuyor. Alüminyum oynar parçalara bağlanan kumaş, aracın şekil değiştirmesine olanak sağlıyor. Otomobilin arkasında bir rüzgarlık ya da daha geniş bir hava ızgarası istenirse birkaç tuşa basmak yeterli oluyor. Aracın farları da bazı motorların kumaşı aralamasıyla ortaya çıkıyor. Gina, yalnızca bir tasarım harikası değil. Yollarda da kendini kanıtlamış bir araç. Ancak kısa zaman içerisinde trafikte karşılaşacağımızı düşünmek için erken. Seri üretime geçmesi şu an için düşünülmüyor. BMW’ nin Münih’ teki müzesinde ziyaretçilerini karşılıyor.


 

Sanal yol arkadaşı
Şüphesiz ki Gina şaşırtıcı bir tasarım. Peki, onu tamamlayacak en şaşırtıcı teknolojilerden biri ne olabilir? Minik bir ipucu verelim. 2008 ABD başkanlık seçimlerini hatırlayın. Cnn’ nin Chicago’ daki muhabirinin hologram olarak stüdyoda belirdiğini hatırladınız. Japon bilim adamlarının otomobillerde kullandığı hologram teknolojisi sayesinde aracınızın yolcu koltuğu hiç boş kalmıyor. Henüz bir arkadaşınızı yanınıza ışınlamanız mümkün değil, ancak otomobilin tavanına entegre edilen yansıtıcı bir cihaz yolcu koltuğunda bir görüntünün oluşmasını sağlayabiliyor. Yolcu koltuğunuzda ister erkek ister bayan bir yol arkadaşınız oluyor.

Elbette marifeti bununla sınırlı değil. Arabanızın hızını bildiriyor, hatta uyuyakaldığınızı fark ettiği anda uyarıyor. Arabada duman kokusu olduğunda tehlikede olduğunuzun bilgisini veriyor. Kapıları açık bırakıp indiğinizde kendiliğinden ortaya çıkarak arabanızı kilitlemeniz için korna çalmaya başlıyor. Sorduğunuz takdirde gitmek istediğiniz noktaya en kısa yolu tarif ediyor, kaç saatte ulaşabileceğinizi söylüyor. Herhangi biçimde arabanızın kapılarının zorlandığını fark ettiğinde iri yarı bir adam olarak içeride beliriyor.

Görünmezlik için ha gayret!
Tokyo Üniversitesi profesörü Susumu Tachi tarafından geliştirilen kıyafet, gerçekte optik kamuflaj adı verilen bir illüzyon teknolojisine dayanıyor. Optik kamuflaj teknolojisi, giysinin sırt kısmında bulunan bir mercek tarafından algılanan arka plan görüntüsünün, kıyafetin ön tarafına yansıtılarak şeffaflık hissi verilmesi prensibiyle çalışıyor. Optik kamuflaj teknolojisiyle üretilen yağmurluk giyen kişiyi şeffafmış gibi gösteriyor. Görünmezlik konusunda çalışmalarını sürdüren bilim insanları tam olarak sonuca ulaşmış sayılmasa da yüzde 50 başardıklarını söyleyebiliriz.


 

36 bin kilometre yüksekliğinde kule
Uzay asansörü, 36 bin kilometre yüksekliğinde bir kule. Bu yapıyı günümüzün mimari teknolojisiyle inşa etmek mümkün değil. Bu bina için basınçlı kolon teknolojisi adı verilen bir teknoloji geliştirildi.

Bu teknolojiyle teorik olarak 3 bin kilometre yüksekliğinde binalar yapılabiliyor. Düşünülen asansör atmosferin dışında dünyayla aynı hızda ve yönde yol alan bir uyduya daha önce hiç üretilmemiş hafiflik ve sağlamlıkta kablolar yoluyla ulaşacak.


 

Uzay asansörü sayesinde atmosferin dışına çıkarılmak istenen yükler, bir uzay mekiğinin yollanması için gereken enerjinin belki de yüzde biri kadar bir enerjiyle gönderilebilecek. Bu yük insan, güneş paneli ya da elektronik bir aygıt olabilir. Teorik olarak uzay asansörü inşa edilebilir bir yapı. Ancak yaşama geçirilmesi, bazı karışık mühendislik problemlerinin çözülmesine bağlı.

Aşılması gereken en büyük engel, istenen nitelikte kabloların üretimi. Asansörü 36 bin kilometre yukarı taşımak için bunun iki katı uzunlukta, tek parça bir kablo gerekiyor. Ayrıca kablonun olağanüstü derecede hafif ve çok dayanıklı olması da gerekli. Bu özellikleri sağlayabilecek malzeme henüz yok. Ancak karbon nanotüplerden geliştirilebileceği düşünülüyor.

Ekranı görememek tarihe karışacak
Dubai’ de inşa edilen “Podium” adlı gökdelen, 165 metre yüksekliğiyle ilk bakışta ilginç gelmeyebilir. Ancak binanın tamamlanmasının ardından etrafını şöyle bir dolaştığınızda gördüklerinize inanamayacaksınız. Bir cephesi boydan boya, yani tam 165 metre boyutunda LED ekranla kaplı gökdelenden o sırada şansınıza haber, reklam ya da eğlence programlarından hangisi denk gelirse biraz geriye çekilip izlemeniz mümkün. Ekranın 165 metre yükseklikte olduğunu düşünürsek tümünü görmek için epey geri çekilmeniz gerekebilecek. Ama en azından kimse filmin en heyecanlı yerinde ekranın önünden geçemeyecek.


 

Şeffaf ansiklopedi
Başvuru kaynağı olarak ansiklopediler hala geçerliliğini koruyor. Ama devasa boyutları ve hatırı sayılır miktarda ciltleriyle kitaplıkta sıralanmaları mobil yaşamımızda onları geri plana itiyor. İşin kolayı var! Hepsini kitaplığınızdan indirip cebinize doldurabilirsiniz. İmkansız değil! Şu an tasarım aşamasında, ancak yakın gelecekte mümkün olacak. Şeffaf ekrana sahip taşınabilir ansiklopedi, istediğiniz her an ve her yerde bilgiye ulaşmanızı sağlayacak.

Üstelik merak ettiğiniz bir konu için sayfaları çevirmeye ya da internette derin araştırmalara girmenize gerek de kalmayacak. Ansiklopedinizi herhangi bir binaya doğru tutmanız, bina hakkında bilgiye ulaşmanız için yeterli olacak. GPS ile bulunduğu konumu tespit eden ansiklopedi, sensörler aracılığıyla yapıyı tanıyor ve wi-fi bağlantısıyla internetten bilgileri derleyerek ekranına yansıtıyor. Dokundurulduğu herhangi bir yüzey ya da sözcük hakkında da anında bilgi sağlayabiliyor. Ansiklopediye Google Earth, Google Maps ve İnternet Explorer gibi programlar önceden yüklenmiş olduğundan aynı zamanda dizüstü bilgisayar işlevi de görebiliyor.