|
|
Piyasada satılan her 10 üründen birinin taklit olduğu tahmin ediliyor. Taklitçilik dünya ekonomisine 600 milyar Dolar’
lık darbe indiriyor. Taklitçilikte Çin açık ara önde gidiyor. Türkiye de taklit liginde başa güreşen ülkelerden biri durumunda. Taklidin Türk ekonomisine zararı 7 milyar Dolar’
ı buluyor.
Bir marka yaratmak ve piyasada tutundurmak uzun, zahmetli ve pahalı bir süreç. Uzun bir ARGE dönemi, piyasa araştırmaları, pahalı yatırımlar, tanıtımlar gerektiriyor. Tüm bu aşamalar yüz binlerce, kimi zaman milyonlarca Dolar’
ı buluyor. Üstelik markanın piyasada tutunması, belirli bir tüketici kitlesi oluşturması yıllar alıyor. Bu şirketler vergi vererek, istihdam sağlayarak ekonominin gelişimine katkıda bulunuyor.
Sonra birileri çıkıyor, aynı ürünün aslından ayırt edilemeyecek taklidini piyasaya sürüyor. Bu soyguncular haksız yoldan para kazanırken hem ARGE’
ye milyonlar harcayan şirketleri hem de devleti, dolayısıyla biz vatandaşları zarara uğratıyor. Ve maalesef taklitçilerin sayısı her geçen gün artıyor. Günümüzde çantadan saate, otomobil yedek parçalarından jet motoru parçalarına, içtiğiniz ilaçtan yediğiniz yemeğe dek birçok ürün taklit ediliyor. Bu da dünya ekonomisi için 600 milyar Dolar’
ı aşan bir mali kayba yol açıyor.
|  |
| |
Şu an dünyada satılan her 10 üründen birinin taklit olduğu tahmin ediliyor. Romanya gibi bazı ülkelerde bu rakam yüzde 50’
ye, yüzde 60’
a çıkıyor. Hatta parfümler, markalı giysi ve ayakkabı veya cep telefonu aksesuvarları söz konusu olduğunda yüzde 80'leri buluyor.
Taklidin bu kadar yaygınlaşmasının temel nedeni teknoloji ve iletişim olanaklarındaki gelişmeler. İnternet kullanımının her geçen gün yaygınlaşması ve üretim teknolojisindeki gelişmeler taklit ürünlerin imalatını daha da kolaylaştırıyor. Taklit üreticileri gelişen teknolojinin imkanlarını da kullanarak orijinalleriyle neredeyse ayırt edilemeyecek kadar yakın kopyalar imal edebiliyor.
Taklidin üçte ikisi Çin malı
Çin dünyanın en büyük “taklit ekonomisi” olarak kabul ediliyor. Taklit malların üçte ikisi Çin’
de üretiliyor. Çin sanayinin yüzde 15’
inin taklit ürünlere dayandığı ve bu ülkede sahte markalarla yapılan ticaretin hacminin 16 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Ağır sanayi makinelerinden tutun da tişörte ve CD'ye kadar akla gelebilecek her şey Çin’
de taklit edilebiliyor. Gerçeğinden ayırt edilemeyen taklit Apple bilgisayarlar, Vicks şurup, Coca Cola, Marlboro sigaralar, Duracell piller, Jeep yedek parçaları, Gucci çantalar, Burberry atkılar, Rolex saatler, Rejoice şampuanlar, Gilette tıraş bıçakları, Budweiser biraları, Yamaha motosikletler, Philips ampuller, Epson yazıcılar, Adidas ayakkabılar taklitçi firmaların üretim zenginliği hakkında bir fikir verebilir.
Uçak bile taklit ettiler
Çin’
de Ferrari’
nin dünyada sadece altı adet bulunan 1967 yapımı 330 P4 modelinin ve Rusların ünlü savaş uçağı SU-27’
nin sahtesini bile bulabilirsiniz. Bu ülkede hastanelerde GlaxoSmithKline marka ilaçların sahteleri satılıyor. Çinli üreticilerin piyasaya sürdüğü Microsoft Windows ambalajlarını bu şirketin çalışanları bile orijinalinden ayırt edemiyor.
|  |
| |
Bu ülkedeki taklit ürünler Batılı şirketlere yılda 16 milyar Dolar’
lık satış kaybına neden oluyor. Bu yüzden Gillette, Unilever ve Microsoft dahil, Batılı 100 kadar şirket, Çin’
de taklit marka üretime karşı birlik kurmuş durumda. Ancak bu konuda mücadele ve yasal düzenlemeler son derece yetersiz. Bu nedenle Çinliler harıl harıl klonlamaya devam ediyor.
Vestel de taklit ediliyor
Çin’
in sınırsız taklitçiliğinden Türk firmalar da nasibini alıyor. Çinli firmalar, beyaz eşyadan tekstile, halıdan kaleme kadar birçok sektörde ürettikleri taklit ürünler ile Türkiye pazarına dahi giriyor. Öyle ki taklit malların içinde garanti belgesi ve Türkiye'deki marka sahibinin iletişim bilgileri bile bulunuyor. Hatta, taklit işini abartan Çinliler, Derimod’
un ürünlerini kopyalamakla kalmadı, firmanın manken Demet Şener Kutluay ve basketbolcu İbrahim Kutluay ile gerçekleştirdiği reklam kampanyasının fotoğraflarını da çalarak kataloğuna aldı. İşte birkaç çarpıcı örnek:
- Çinli firma Vestel markalı taklit ürünleri Orta Doğu'da satmaya çalıştı.
- Çinli bir firma, Türk kalem firması Pensan'ın taklidiyle Türkiye pazarına girdi.
- Mısır'da Çinli bir firma taklit Damat&Tween ürünlerinin satıldığı mağazalar açtı.
- Baydemirler Grubu'nun markası Brilliant Çin'de taklit edilen tek ev tekstili oldu.
- Çin’
de çeşitli anlaşmalı faaliyetleri bulunan MAN Grubu'nun Türkiye'de Fortuna adıyla üretilen otobüs modeli Çin'de taklit edildi.
- Çin, Afganistan ve İran gibi ülkelerde taklit edilen Türk işi halıları korumak amacıyla halıda kimlik uygulamasına geçildi.
- Kale Kilit Çin'de sahte kilit imalatına karşı mücadele vermek amacıyla bir büro kurdu.
- Paşabahçe ürünleri, Çin firmaları tarafından taklit edilip Bangladeş'e ihraç edildi.
- Oral Tekstil'in taklit edilen ürünleri Türkmenistan, Libya ve Cezayir'de aynı markayla, ancak yarı yarıya daha ucuz fiyatla satıldı.
Sanayi casusluğu
Çin zaman zaman taklitçiliği de aşıyor. Sizin yüz binlerce Dolar yatırım yaparak, binbir emek harcayarak geliştirdiğiniz bir ürünü sizden daha önce piyasaya sürebiliyor. Nasıl mı? Sanayi casusluğu yoluyla elbette...
Sanayi casusluğu bir firmanın özel üretim teknolojisinin, ürününün veya önemli bir bilgisinin rakip firmalarca çalınması ya da rakip firmalara satılması olarak tanımlanabilir. Teknolojinin gelişimiyle birlikte USB hafıza kartları aracılığıyla verilerin izinsiz kopyalanması, belgelerin, üretim tesislerinin, üretim tekniklerinin veya prototiplerin bugünkü yüksek çözünürlüklü kameralı cep telefonları aracılığıyla resmedilmesi, mektup ve e-postaların ele geçirilmesi, telefonların ve internet bağlantılarının izlenmesi sanayi casusluğunun örneklerinden.
|  |
| |
“Fuar uzmanlığı” adı altında gerçekleştirilen sanayi casusluğu şirketlerin ve ülkelerin milyonlarca Dolar kaybetmesine yol açıyor. Fuarlarda fotografik hafıza ve çizim yeteneği çok yüksek olan insanlar tarafından teknolojinin kopyalanması yoluyla da casusluk yapılabiliyor.
Saarbrücker Zeitung Gazetesi’
nde yer alan bir habere göre sanayi casusluğunun, endüstrinin merkezi sayılan ülkelerden Almanya’
nın ekonomisine verdiği zarar yaklaşık 30 milyar Euro. Bir önceki yıl verdiği zararın 20 milyar Euro olduğu düşünülürse, sanayinin gelişimiyle birlikte casusluğun da gelişim gösterdiğine şüphe yok.
7 milyar Dolar zarar
Dönelim taklitçilere… Diğer önemli taklit mal üretim merkezleri ise Filipinler, Vietnam, Rusya, Ukrayna, Brezilya, Pakistan ve Paraguay olarak sıralanıyor. Türkiye de aslında bu alanda bu ülkelerden geri kalmıyor. Sıralama konusunda çeşitli rakamlar söz konusu. Tescilli Markalar Derneği rakamlarına göre Türkiye, bu alanda Çin ve Tayland’
ın ardından üçüncü sırada yer buluyor. En iyimser tahminlerde ise beşincilikte yer buluyoruz. Büyüklüğü 7 milyar Dolar’
a ulaşan taklit ürün pazarı, reel pazarın 20 katını aşıyor.
Türkiye’
de taklitçiliğin nedeni kaliteli işçilik, ucuz işgücü ve coğrafi konumu itibariyle dağıtımının kolaylıkla yapabilmesi. Yani, taklit üretimde gerçekten çok başarılıyız! Bu nedenle gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışından taklit ürünlere yoğun talep geliyor. Türkiye’
de üretilen sahte mallar, İsrail, Rusya ve kimi Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor. Türkiye aynı zamanda Çin’
den gelen taklit ürünlerin Avrupa’
ya ulaştırıldığı transit geçiş yolu üzerinde bulunuyor.
|  |
| |
Başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye'de peş peşe açılan alışveriş merkezleriyle pazara giren yabancı marka sayısının hızla artması da taklitçilerin iştahını kabartan etkenlerden. Genel anlamda marka bilinirliğinin artması tüketicilerin talebini patlatınca taklit tekstil pazarı da yüzde 40 büyüyerek 1,5 milyar Dolar büyüklüğe ulaştı.
Avrupa bizden şikayetçi
AB Komisyonu'nun verilerine göre, geçen yıl yakalanan 79 milyon parça taklit malın yüzde 58'i Çin'den gelirken, Çin'i yüzde 5 ile Türkiye ve yüzde 3'le Hindistan takip ediyor. AB'nin el koyduğu taklit alkollü içecekler ve gıda ürünlerinde Türkiye, yüzde 45 payla ilk sırada yer alırken, sahte kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde yüzde 29'la Gürcistan'ın ardından ikinci sırada bulunuyor. Verilere göre Türkiye, taklit spor giyiminde yüzde 19 ve hazır giyimde yüzde 10'la Çin'in ardından 2'inci, aksesuvarlarda yüzde 12 ile Çin ve İtalya'nın ardından 3'üncü sırayı alıyor.
Türkiye’
de en çok taklit edilen markalar Adidas, Puma, Nike ve U.S. Polo. Onları Versace, Gucci, Dolce Gabbana, Diesel, Louis Vuitton, Ralph Lauren, Barbie, DKNY, Prada, Lacoste, Paul&Shark takip ediyor. Elektronik eşyada ise en çok Panasonic, Microsoft, Citizen ve Sony'nin taklitleri yapılıyor.
Ekonomistlere göre geri kalmış bir ülkenin gelişmesinde taklit ekonomisi uygulamak, sanayiyi geliştirmek zorunlu bir aşama. Tanınmış batılı ürünleri taklit geleneği Uzakdoğu’
da 1950’
li yıllarda Japonya’
da başladı. O yıllarda batılı ülkeler taklit Japon ürünlerinin ülkelerine ithaline izin vermeden önce taklit ürünün en az yedi özelliği ile orijinalinden ayrılmasını şart koşmak zorunda kalmışlardı. 1970’
lerde Hong Kong, 1980’
lerde de Tayvan ve Güney Kore aynı yöntemle kendi sanayilerini güçlendirip zamanla sahtecilikten markalı ürün üretimine terfi ettiler. 1990’
lardan beri de Çin bu yöntemle endüstriyel kalkınmayı sağlamaya çalışıyor.
Faturayı halk ödüyor.
Ama bunu bir yerde kesmezseniz, ekonomi her zaman kolaycılığa kaçmaya eğilimli olduğundan kendi kendisini vurmaya başlıyor. Taklit ürünler orijinal marka ve ürün sahibi firmalara, bu firmaların çalışanlarına ve devletlere büyük zararlar veriyor. Firmalar taklit ürünlerden dolayı satış cirolarında büyük düşüşler yaşıyor ve bunun sonucunda eleman çıkartmak ya da küçülmek durumunda kalıyor. Taklit ürün ticaretinin Avrupa’
da her yıl 100 bin kişinin işini kaybetmesine neden olduğu hesaplanıyor.
Sahte ürünlerden dolayı Amerikan şirketlerinin zararının 250 milyar Dolar’
a ulaştığı tahmin ediliyor. Sadece Amerikan otomotiv sektörünün taklit yedek parçalardan zararı 3 milyar Dolar civarında. Amerikan film endüstrisinin korsan kayıtlardan uğradığı zarar da yıllık 100 milyon Dolar seviyesinde.
|  |
| |
Hükümetlerin vergi kayıpları da milyarlarca Dolar’
ı buluyor. Örneğin Türkiye’
nin vergi kaybının yıllık 3 milyar Dolar’
ı bulduğu tahmin ediliyor. Bu, şu anlama geliyor: Devletin vergi alamıyor, dolayısıyla vatandaş da kaybediyor. Bu açıdan bakıldığında aslında ortaya çıkan zarar yasaların verdiği ödevleri yerine getiren tüm vatandaşlarca paylaşılıyor.
Bu nedenle birçok firma taklit üretimle büyük bir mücadele içinde. Türkiye’
de emniyet güçlerinin taklit ürün üreten ve satanlara müdahale edebilmesi için yasal bir ihbar olması gerekiyor. Bu nedenle şirketler markalarını korumak için birimler kurarak sokaklara çıkıyor. Hatta marka detektifi tutanlar bile oluyor. Bu detektifler taklit ürünleri belirleyerek ihbar ediyor. Örneğin Louis Vuitton’
un 60 kişilik bir detektif ekibi bulunuyor.
Taklitle mücadele yetersiz
Uluslararası Ticaret Odası’
nca 53 ülke arasında gerçekleştirilen bir araştırma, Türkiye’
nin taklit ve korsanlık ile mücadele ve fikri mülkiyet hakkının korunması açısından en kötü ortamı bulunan ülkelerin listesinde dokuzuncu olduğunu ortaya koydu. Listede ilk üç sırada Çin, Rusya ve Hindistan yer alıyor. Fikri mülkiyet hakkı açısından en olumlu ortam, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya’
da bulunuyor.
Britney de taklitçi çıktı
Taklitçilik ilginç davalara da neden olabiliyor. Örneğin dünyaca ünlü pop şarkıcısı Britney Spears da Louis Vuitton’
un açtığı dava ile kendisini hakim karşısında bulmuştu. Davanın nedeni Spears’
ın video klibindeki Hummer marka cipin iç döşemelerinde kullanılan pembe kumaşın Louis Vuitton taklidi olmasıydı. Dava sonucunda şirket hem 80 bin Euro tazminat kazandı hem de klibin yayını durduruldu.
|  |
| |
Her şeyin sahtesi var
Türkiye'de sahte imamdan sahte ehliyete, sahte tablodan sahte gübreye kadar her şeyin sahtesine rastlamak mümkün. ATO'nun hazırladığı “Sahte Türkiye Raporu”na göre Türkiye'de iyi para kazandıran gözde mesleklerin bile sahteciliği yapılıyor. Örneğin, Türkiye'de 5 bin civarında "sahte diş hekimi" var. "Sahte doktor"lar ise genellikle sahte kimlik kullanıyor. Türkiye'de Güreş Milli Takımı'nda 2 yıl çalışan "sahte doktor" bile görüldü. Mimarlık da sahtelerine sıkça rastlanan bir meslek grubu. Gerçek meslek sahipleri "sahte iç mimar" ve "sahte mimar"lardan dertli. "Sahte avukat"lar, çalıntı ya da sahte avukat kimliği ile adliye koridorlarını arşınlıyor, davalara giriyorlar. "Sahte diploma" ile öğretmenlik ve mühendislik yapanlara da sıkça rastlanıyor.
Vestel’
e “Patent Ödülü”
Türkiye’
nın adı taklitçiye çıktı diyoruz ancak gerçekleştirdiği ARGE çalışmalarıyla, yaptıkları buluşlarla, aldıkları patentlerle yüz akımız olan şirketler de var. Vestel de bunlardan biri. Türkiye’
de ARGE’
ye en çok pay ayıran şirketlerin başında gelen Vestel, patent başvurusu sayısında da ilk sıralarda bulunuyor. Vestel Beyaz Eşya’
nın Türk Patent Enstitüsü tarafından verilen üste Altın Patent Ödülü’
nü iki yıl üst üste kazanması da bu çalışmaların meyvesi niteliğini taşıyor.
Sağlıkta bile taklit var
Taklitçilik sadece ekonomileri değil, insan sağlığını da tehdit ediyor. İlaç ve gıda gibi ürünlerin sahteleri her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne neden oluyor. İlaç pazarı taklitçilerin gözde hedeflerinden. Dünya genelinde sahte ilaçların piyasadaki payının yüzde 6’
ya ulaştığı tahmin ediliyor. Ankara Ticaret Odası’
nın hazırladığı Sahte Türkiye Raporu’
na göre özellikle antibiyotik, Viagra ve vitamin ile Vermidon ve Aspirin gibi çok talep edilen ağrı kesici ilaçlarda sahtecilik yapılıyor. Ele geçirilen taklit ilaçların arasında yüksek tansiyon, kolesterol ve kemik erimesi gibi ciddi hastalıkların tedavisinde kullanan ilaçlar da bulunuyor.
Sahte gıda ürünleri de bir başka ölüm nedeni. Örneğin Rusya’
da satılan içkilerin neredeyse yarısı sahte. Yılda 43 bin Rus, sahte içkiden hayatını kaybediyor. Türkiye’
de de sahte rakı yüzünden onlarca kişinin hayatını kaybettiği biliniyor.
|
 |