Bilim: Uzay Macerasi
Dagcilik: Tunc Findik
Çevre: Enerji Verimliligi
Ekonomi: Taklit Ekonomisi
Psikoloji: Mutlulugun Resmi





Enerjiyi verimli kullanamıyoruz. Türkiye’ de herhangi bir ürün ya da hizmet için, OECD ülkelerine oranla iki kat fazla enerji tüketiliyor. Oysa yapılacak yüzde 15’ lik tasarruf, yılda 16,5 milyar Dolar kazanmamızı sağlayabilir. Üstelik bunu uygulanacak çok basit önlemlerle gerçekleştirmek mümkün.

Dünya nüfusu artıyor, artan nüfusun artan ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılamak için giderek daha fazla üretim yapmak gerekiyor. Her geçen gün yeni tesisler, fabrikalar kuruluyor.

Üretim aynı zamanda gelişimin anahtarı… Türkiye gibi gelişmekte olan, genç nüfusu yüksek ülkelerin mutlaka daha fazla üretmesi gerekiyor. Daha fazla enerjiye gereksinim var. Ne yazık ki, enerji kaynakları üretime paralel olarak artmıyor. Acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Açılan onlarca fabrika enerji sıkıntısı nedeniyle üretimi durdurma zorunluluğuyla karşı karşıya. Bu senaryo uygarlığın sonu, açlık tehlikesi için çalan ziller anlamına geliyor.
Sorunun boyutlarını görebilmek için öncelikle dünyada kullanılan birincil enerji kaynaklarına göz atmak gerekiyor. Petrol, tüm dünyada yüzde 38,5 ile başı çekiyor. Onu yüzde 24,7 ile kömür, yüzde 23,7 ile doğalgaz izliyor. Bizde de benzer bir tablo söz konusu. Türkiye’ deki birincil enerji kaynağı yüzde 42 ile petrol. Ardından yüzde 30 ile kömür, yüzde 15 ile doğal gaz geliyor.


 

İhtiyaç sonsuz, kaynaklar sınırlı
Yani, dünyadaki toplam enerji tüketiminin yüzde 86,9’ u, Türkiye’ deki enerji tüketiminin yüzde 87’ si fosil yakıtlardan sağlanıyor. Ve de fosil yakıtlar büyük bir hızla tükeniyor. Uzun yıllardır yeni petrol rezervleri bulunmadığı biliniyor. Doğalgaz ve kömürün de uzun süre yeterli olmayacağı tahmin ediliyor. Özetle, enerji ihtiyacımız sonsuz ama enerji kaynaklarımız sınırlı.

Alternatif enerji kaynakları konusunda çalışmalar büyük bir hızla sürüyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam üretimde ve tüketimde payının artması, enerji alanında fosil yakıtlara bağımlılığın azalması anlamına geliyor. Ucuz, bol ve yenilenebilir oldukları için toplam enerji maliyetlerinde de azalma sağlanabiliyor. Ancak yüksek maliyetleri ve teknik olanaksızlıklar nedeniyle kısa vadede bu kaynakları verimli bir şekilde kullanmak olası görünmüyor.

Üstelik Türkiye enerji ithal eden bir ülke. Enerji Bakanlığı’ nın verilerine göre yüzde 70 seviyesine ulaşan enerji ithalatı, 40 milyar Dolar cari açığın 32 milyar Dolar’ ını oluşturuyor.

Aynı enerjiyle daha çok işi
İşte bu noktada enerji tasarrufunun önemi ortaya çıkıyor. Enerji tasarrufu, iki ampulden birini söndürerek yapılan kısıntı ya da programlı olarak yapılan kesinti değil, fazladan ve gereksiz tüketilen enerjinin tasarruf edilmesi anlamına geliyor. Yani, enerjinin akıllıca kullanımı ile kayıpların en aza indirilmesi, aynı enerji ile daha çok iş yapılması veya aynı iş için daha az enerji kullanılması anlamını taşıyor.


 

Bugün herkes tarafından kabul edilen bir gerçek var: En az maliyetli enerji, verimli kullanım sonucu tasarruf edilen enerjidir. Enerji verimliliğinin artırılması, ek yeni enerji kaynaklarının devreye sokulması için yapılacak yatırımlardan daha ekonomiktir.

Batının iki katı harcıyoruz
Ancak böylesine önem taşıyan bir konuda Türkiye’ nin karnesinin pek parlak olduğu söylenemez. Gelişmiş ülkeler ile yapılan bir kıyaslama Türkiye’ nin enerji konusundaki verimsizliğini gözler önüne seriyor. Birim üretim yaparken tüketilen enerjinin oranı anlamına gelen enerji yoğunluğu Türkiye’ de 0,38 iken, bu oran OECD ülkeleri için 0,19 düzeyinde kalıyor. Yani Türkiye’ de herhangi bir ürün ya da hizmet için, OECD ülkelerine oranla iki kat fazla enerji tüketiliyor. Bu da işletmelerin maliyetlerinin artmasına ve küresel rekabette düşük kar oranlarına mahkum kalmalarına yol açıyor.

Araştırmalar, 110 gelişmekte olan ülkenin 84’ ünde bulunan üretim merkezlerinde genellikle çok enerji harcadığını gösteriyor. Pakistan-Hindistan, Doğu Almanya-Batı Almanya’ dan örnek verilecek olursa; standart bir Hintli, komşusu Pakistanlı’ dan fazla enerji tüketiyor ama geliri onunkinin yarısı. Birleşmelerinden önce tipik bir Doğu Alman, Batı Alman’ dan yüzde 41 daha fazla enerji tüketirken Batı Almanya, Doğu Almanya’ dan iki kat daha zengindi.

Yıllık kazanç 16,5 milyar Dolar
Elektrik İşleri Etüt İdaresi verilerine göre, bu alanda yapılacak yüzde 15’ lik tasarruf yılda 16,5 milyar Dolar kazanmamızı sağlayabilir. Ayrıca imalat sanayinde ürün maliyeti içindeki yüzde 8-50 arasında değişen enerji maliyeti payının azaltılması fiyatların düşürülmesine ve dolayısı ile enflasyonun düşürülmesinde katkı sahibi olacaktır. İthalattan tasarruf edilecek en az 5 milyar Dolar’ ın alınacak önlemler için sadece 1 milyar Dolar’ ının iç pazara yönlendirilmesi; ekonomi için ciddi bir canlanma yaratacak, vergi ve istihdam katkısı olarak kamu maliyesine önemli oranda geriye dönecektir.

Üstelik bunu basit önlemlerle gerçekleştirmek mümkün. Örneğin 1970’ li yıllardaki petrol krizi sonrası verimlilik konusunda çalışmalara başlayan OECD ülkeleri, 0,48 olan enerji yoğunluğunu 2002 yılında 0,18’ e düşürmüş.

En çok sanayi harcıyor
Araştırmalar, ofis binalarında yüzde 30-40; otel, restoran ve alışveriş merkezlerinde yüzde 20-25; çimento sanayinde yüzde 30-35, demir çelik sanayinde yüzde 35-40, ağaç işleme sanayinde yüzde 25-35; deri sanayinde yüzde 20-25; tekstil sanayinde yüzde 30-35; küçük atölyelerde yüzde 15-25; konutlarda yüzde 15-20 oranında tasarrufun mümkün olduğunu gösteriyor.


 

Türkiye’ de enerji tüketiminin yüzde 40’ ını sanayi gerçekleştiriyor. Bu açıdan sanayide alınacak önlemler hayati önem taşıyor. Almanya’ daki uygulamalar, atılması gereken altı adımın şunlar olduğunu gösteriyor:

  • Yakma sisteminin rasyonelleştirilmesi
  • Isıtma-soğutma ve ısı transferinin rasyonelleştirilmesi
  • Isı iletimi ve ışınımı nedeniyle olan ısı kaybının önlenmesi
  • Atık enerjiden ısı geri kazanımı
  • Isıdan güç dönüşümü
  • Direnç kayıpları nedeniyle olan elektrik kaybının önlenmesi
  • Elektrikten ısı ve güç dönüşümünün rasyonelleştirilmesi

Akıllı konutlar tasarruf sağlıyor
Enerji tüketiminde binalar yüzde 31 ile ikinci sırada yer alıyor. Binalarda tüketim ciddi oranda düşürülerek önemli kazanımlar sağlanabilir. Örneğin ısı yalıtımı sayesinde bir binada toplam olarak ortalama 100 bin kWh/yıl civarında tasarruf sağlamak mümkün. Yeni aydınlatma teknolojilerinin getirdiği verimli aydınlatma sistemleri ile de yüzde 20 oranında bir tasarruf elde edilebilir. Bir diğer önemli kalem de elektrikli ev aletleri. Burada görev üreticilere düşüyor. Çünkü geleneksel bir buzdolabı 1056 kWh/yıl elektrik tüketirken, enerji tasarruflu bir buzdolabında bu miktar 333 kWh/yıl olarak gerçekleşiyor. Aynı şey çamaşır ve bulaşık makineleri ile televizyonlar için de geçerli. Geleneksel çamaşır makineleri 285 kWh/yıl elektrik tüketiyor. Verimli makineler ise 195… Geleneksel televizyonlarda 555 kWh/yıl olan tüketim, tasarruflu cihazlarda yarı yarıya geriliyor.


 

Vestel’ den tasarruf tedbirleri
Vestel, ülkemizde bu alanda üzerine düşeni yapan üreticilerin başında geliyor. Vestel ürünlerinin yüzde 90’ ını, B sınıfına göre yüzde 25 enerji tasarrufu sağlayan A ve A+ enerji sınıfı ürünler oluşturuyor. Bu duyarlılıkla geliştirilen ürünler arasında üstün elektrik tasarrufuna sahip Vestel Lotus 540 Simli Hge A+ No-Frost buzdolabını, piyasada bulunan 7,5 kg’ lık benzer çamaşır makinelerinden farklı olarak 6,3 lt. su tüketerek diğerlerine göre yüzde 30 enerji tasarrufu sağlayan Vestel Intraton 1200 Ts çamaşır makinesini, “Eco Wash” teknolojisi ile su, zaman ve enerjiden tasarruf etmeyi sağlayan Vestel Hera 7009 bulaşık makinesini örnek verebiliriz.