![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Geleceğe güvenle bakmak istiyorsanız, geleceği şimdilik bir kenara bırakın ve bugüne odaklanın. Düşünecek çok şey, kaygılanacak çok konu, yapılacak çok hazırlık var. Bir anlığına da olsa geçip giden zamanın farkına varın, yaşadığınız anın tadını çıkarın. Unutmayın, bugün bir daha geri gelmeyecek. Hep gelecekten söz ediliyor. Geleceğe hazırlanmanın, geleceği planlamanın hatta geleceği yaratmanın önemi vurgulanıyor. Bunlara elbette kimsenin itirazı olamaz. Geçmiş elbette çıkarılacak derslerle dolu. Ancak bütün bunları yaparken yaşadığımız anı kaçırmaya, günü ıskalamaya itirazlar yükseliyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bilim adamları huzurlu, sağlıklı ve başarılı bir yaşamın anahtarının günü yaşamak, yaşanılan anın tadını çıkarmak olduğunu ısrarla vurguluyor. Bilimsel araştırmalar da bu tutumun yararlarını ortaya koyuyor. Anı yaşamak stresi azaltıyor, insanların kendilerine güvenlerini artırıyor, mutlu, huzurlu ve dengeli bir ruh hali sağlıyor. Bu tutum ilişkilere de yansıyor, daha sağlıklı ilişkiler kuruluyor. Depresyon, dikkat dağınıklığı gibi sorunlar da bu tür insanlara pek uğramıyor. Anı yaşamak bağışıklık sistemini güçlendiriyor, tansiyonu düşürüyor, kanserle mücadelede bile etkili oluyor. Hatta AIDS’ le mücadele de bile etkili olduğu bilimsel araştırmalar tarafından ortaya konuyor. Peki, anı yakalamak ya da Latince adıyla “carpe diem” ne anlama geliyor. "Ölü Ozanlar Derneği" filmini izleyenler, hatırlarlar. Profesör Keating, öğrencilerinden birine şiir kitabındaki ilk dörtlüğü okumasını söyler. Öğrenci okumaya başlar; "Henüz vaktin varken tomurcuklarını topla. Zaman hala uçup gidiyor. Ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüp yok olabiliyor."
Bu duygunun Latince ifadesi “Carpe Diem”. Peki, Carpe Diem'in ne olduğunu biliyor muyuz? Öncelikle ne olmadığını söyleyelim… Anlatılmak istenen, “geçmiş için kafa yorma, gelecek için plan yapma” değil. Yaşama bakış biçimini değiştiren, anın önemini bildiren ve doğru kullanmayı nasihat eden görüştür. Birçok kişi “zaten anı yaşıyorum. Başka türlüsü mümkün mü?” diyor olabilir. Gerçekten öyle olup olmadığını test edelim isterseniz. Yaptığınız ve aklınızdan geçen her şeyi içinizden sessizce tarif edin ama cümleleriniz hep şimdi, şu anda, burada kelimeleriyle başlasın. Bu şekilde ne kadar devam ettiğinize bir bakın. Bir çocuk bıkmadan bunu saatlerce yapabilir ama sizin gibi bir yetişkin çok değil, 5 ya da 10 dakika içinde pes edecektir. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Peki, zihni şimdiki zamana nasıl getirebiliriz? Anı yaşamak söylendiği kadar kolay mı? Yaşam biçimlerimiz, inançlarımız, alışkanlıklarımız dikkate alındığın da pek de kolay sayılmaz. Yine de psikologların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ederek günü “ucundan da olsa” yakalamaya başlayabiliriz. İşte ipuçları: Düşünme Odaklan Soluklan Zamanı unut Korkularının üzerine git Öğren |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||