![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
![]()
ABD’de başlayan finans krizi birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Kapitalizmin çöktüğünü söyleyenler de var, yoluna devam edeceğini söyleyenler de. Tartışmalar ortasında kesin tek şey var: Dünya değişiyor, kapitalizm değişiyor, kapitalistler değişiyor, sorunlar ve çözümler değişiyor. Batan bankalar, iflaslar, işsizlik... ABD’de başlayan ve dünyayı saran finans krizi sorunların yanı sıra tartışmaları da beraberinde getirdi: Kapitalizmin sonu mu geldi? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bundan üç yıl önce ABD'de alt gelir grubuna verilen konut kredilerinde yaşanan sıkıntıların küresel bir mali krize yol açacağını tahmin etmek kolay değildi. 10 trilyon Dolar’lık hacmiyle devasa bir büyüklüğe sahip olan Amerikan emlak piyasası kredilerin bu denli sorun yaratacağını hesaplayamamıştı. ABD Merkez Bankası FED'in son iki yılda düzenli faiz artırımına gitmesi emlak sektöründe durgunluğu körüklerken, ödenmeyen krediler de yatırım bankaları ve mortgage sektörünü krizin eşiğine getirdi. Durgunluk ABD'de diğer sektörlere yansırken, Bearn Stearns, Merrill Lynch, Lehman Brothers gibi uluslararası finans kuruluşları iflasın eşiğine geldi. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu süreçte FED'in şirketleri kurtarmak için yaptığı hamleler ABD'de de kapitalizmin ruhuna ilişkin bir tartışmanın da fitilini ateşledi. ABD yönetiminin finans sektörünü kurtarmak için yürürlüğe koyduğu 700 milyar dolarlık plan da küresel sistemin değişmesinden yana olanlar tarafından "kapitalizmin sonu" olarak nitelendirildi.
Ekonomistlere göre uzun dönemli hızlı büyüme, düşük enflasyon, düşük faiz oranları ve makroekonomik istikrar, bir rahatlık havası getirdi ve risk iştahını artırdı. Yani istikrar, istikrarsızlık getirdi. Müdahale edilmeyen piyasalara olan aşırı güven, sistemin tuzağa düşmesine yol açtı. Kimilerine göre çare devlet müdahalesi. Hükümetin, oyunun kurallarının belirlenmesi, piyasaların yapısallaşması ve düzenlenmesinde güçlü bir role sahip olması gerektiğini söyleyenlerin sayısı artıyor. Alınan önlemler de bu görüşü savunanları haklı çıkaracak cinsten: Bankaların devlet müdahaleleriyle kurtarılması, banka birleşmelerine hükümetlerin aracılık etmesi, riskli varlıkların devlet tarafından teminat olarak kabul edilmeye başlanması ve böylece uzayıp giden bir liste. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Küreselleşmenin yerini adım adım ulusal korumacılığa, kapitalist devlet müdahaleciliğine, hatta devletçiliğe bırakacağı konuşuluyor. Fransa’daki "ekonomik yurtseverliğin" ardından İtalya'da Başbakan Silvio Berlusconi "İtalyanlık"tan, "yerli malı kullanmak"tan söz etmeye başladı bile. Kapitalizmin bu sorunları "kendi içinde" aşacağını savunanlar da var: Kapitalizmi diğer "izm"lerden ayıran en önemli özellik kendi yarattığı sorun ya da krizleri yine kendi dinamikleri içinde çözme yeteneği. 1930 ekonomik krizinin devlet destekli büyüme ve istihdam modelini ön plana çıkartan Keynesyen politikalar ile çözülmesi buna örnek gösteriliyor. Bu krizden çıkmanın bir yolunun da bulunacağı belirtiliyor. Kimilerine göre ise kriz kapitalizmden kaynaklanmıyor. Kriz, borç alanlar ve kredi sağlayan kuruluşların aşırı risk almasını teşvik eden kötü hükümet politikalarından kaynaklandı. Dolayısıyla krize doğru yanıt, bu politikaların temizlenmesi, sonrasında kapitalizm gayet iyi olacak. Krizi kapitalizmin değil yöneticilerin sorunu olarak görenler de var. Dolayısıyla çare yönetici profilinin değişmesi, yaratıcı kapitalizme geçiş olarak görülüyor. Yani küresel yoksullukla, salgın hastalıklarla mücadele eden, kapitalizmin yararlarını topluma yayan bir sistem... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu krizin bir başka boyutu daha var. Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrasında tek kutuplu dünyadan söz edilir olmuştu. ABD dünyanın merkezi konumuna gelmişti. Ancak son dönemde doğudan esen rüzgarlar, çok kutuplu bir dünyanın habercisi oldu. Kısaca BRIC olarak adlandırılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin yeni süper güç adayları olarak ortaya çıktı. Yaşanan son kriz de sermayenin ABD’den kaçarak doğuya kayacağını, bu ülkelerin etkisinin daha da artacağını gösteriyor.
Olaya Türkiye açısından yaklaştığımızda iki farklı yaklaşım ortaya çıkıyor. Kimileri 2001’de derin bir kriz yaşayan Türkiye’nin şu an sağlam bir altyapısının olduğunu, krizden çok fazla etkilenmeyeceğini öne sürüyor. Ancak son aylarda sanayi üretiminde gözlenen ciddi düşüş durumun o kadar da hafife alınamayacağını gösteriyor. Başa dönelim. Küresel kriz gerçekten "kapitalizmin sonu" anlamına mı geliyor? Kriz sonrasında dünya düzeni nasıl şekillenecek? Sorular çok, görüşler çeşitli. Ancak kesin olan bir şey var. Bu dalgalanma ya da çalkantı artık geri dönülemez bir şekilde yeni bir dünya düzeni yaratıyor. Yani, oyunun kuralı değişiyor. Gelin hep birlikte bu yeni dünyaya göz atalım. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||