![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
şaşırtıcı ve eğlenceli
Şeffaf ekmek kızartıcı, origami katlanabilir DVD player ve ozpack gibi sıra dışı, kimileri insanı hayrete düşüren tasarımlarla adını duyuran Osman Can Özcanlı, tasarladığı ürünlerde iki şeye dikkat ediyor: İlki insanların hayatını kolaylaştırması, ikincisi ise kullanıcıyı şaşırtması ve eğlendirmesi. Osman Can Özcanlı ülkemizin son yıllarda tasarım alanında yetiştirdiği genç yeteneklerden biri. Genç tasarımcı bu yeteneklerini son olarak Türkiye’de bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Uluslararası Genç Tasarım Girişimcisi Yarışması’nda sergiledi. Şeffaf ekmek kızartıcı, origami katlanabilir DVD player ve ozpack gibi sıra dışı, kimileri insanı hayrete düşüren tasarımlarıyla yarışmaya katılan Özcanlı, 50’ye yakın tasarımcı arasından ipi göğüsleyerek “Yılın Genç Tasarımcısı” seçildi. British Council ve İstanbul Modern Sanat Müzesi işbirliğinde gerçekleştirilen yarışmada, uluslararası üne sahip tasarımcı Ron Arad’ın da bulunduğu jürinin oylarıyla birinciliğe değer bulunan Özcanlı, İngiltere’de yapılan “Yılın Uluslararası Genç Tasarım Girişimcisi” yarışmasında da Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. Aslında Özcanlı’ya genç tasarımcı diyoruz ama kendisi yıllardır Avrupa ve ABD’de adından söz ettiren bir isim. Dört yıl boyunca Chicago’da teknoloji ve malzeme danışmanlığı yapan Inventables firmasında çalışan Özcanlı, son bir yıldır da Philip Morris, Mercedes, Colgate gibi dünya genelinde birçok şirkete tasarım danışmanlığı hizmeti veriyor. Özcanlı tasarladığı ürünlerde iki şeye dikkat ediyor. Bunların ilki kullanıcı problemini çözmesi ve hayatı kolaylaştırması. İkincisi ise kullanıcıyı eğlendirmesi. İnsanları şaşırtmayı sevdiğini söyleyen Özcanlı, “Yaptığım tasarımlarda ürün, kullanıcının problemini bir espriyle çözüyor. Bu formülle ilerlediğim zaman ürün çok ilgi görüyor ve satılıyor” diyor.
Şeffaf ekmek kızartıcı
Şeffaf ekmek kızartıcı fikri aklıma geldiğinde, ofiste iki tane cam vardı. Ekmek kızarttım ve o iki camın arasına koydum. Bu şekilde çalışınca tasarımım çizimde kalmıyor ve sonucu net bir şekilde görebiliyorum. Sonuçtan memnun olunca konsept tasarımını yaptım. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Tasarım sektörüne yönelmeniz nasıl oldu? Lisedeyken TÜBİTAK projelerine, yarışmalara giriyordum. Hovercraft (pervaneler yardımıyla üzerinde bulunduğu yüzeye hava püskürterek bir hava yastığı yaratan ve bu şekilde yüzeye temas etmeden giden taşıt) ile ilgili projeler yapıyordum ve mucit olmak istiyordum. Bunun için ABD’de mühendislik okumaya karar verdim. Wisconsin Üniversitesi’nde makine mühendisliği okumaya başladım. Okul dışı projelerle ilgilenmek daha çok hoşuma gidiyordu. Ardından endüstri mühendisliğine geçtim. İnsan faktörleri, ergonomi üzerine çalıştım. Öğrencilik yıllarımda tasarımlar yapmaya ve şirketlerde tasarımcı olarak çalışmaya başladım. Mezun olduktan sonra Chicago’da Inventables firmasında çalışmaya başladım. Firmada yeni malzeme teknolojileri tespit eden bir bölüm oluşturduk. Şirketlere yeni malzeme ve teknoloji danışmanlığı verdik. Bir yandan da kişisel olarak ürün tasarladım.
Vs.: Tasarımlarınız nasıl oluşuyor?Tasarım önce bir kullanım ihtiyacıyla başlıyor. İnsanlar ihtiyaç duydukları inovasyonu söyleyemez. Çünkü o ihtiyaçtan haberleri yoktur. O nedenle sürekli insanları gözlemlerim. Gördüğüm sorunlara tasarım çözümleri üretmeye çalışırım. Tasarım sürecini diğer tasarımcılardan daha farklı yaşarım. Genelde tasarım sürecinde ilk olarak çizerek çalışılır. Formdan yola çıkıp üretime geçilir. Bende ise tasarım aklıma geldiğinde gözümün önünde beliriyor. Bunu çevremdeki nesnelerle yapmaya çalışıyorum. Vs.: Tasarımlarınıza uygun teknoloji ve malzemeleri nasıl seçiyorsunuz?Inventables firmasında çalışmak bana çok şey kazandırdı. Bildiğim binlerce malzeme ve teknoloji var. Bir ürün tasarladığımda ona uygun malzemeleri hemen belirleyebiliyorum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Şirketlere verdiğiniz teknoloji danışmanlığı hakkında bilgi verir misiniz? Hangi sektörlere, ne tür hizmetler veriyorsunuz? Hemen her sektöre yönelik çalışıyorum. Önce şirkete gidip tanıyorum. Yaptıkları işleri, önceliklerini, ne tip ürünler yapmak istediklerini öğreniyorum. Şirketlerin çoğunda pazar araştırmaları, kullanıcı ihtiyaçlarının neler olduğuna dair bilgiler vardır. Bunları inceliyorum. Şirketin geliştirmek istediği ürünü dinliyorum. Karşılıklı fikir alışverişi sonucunda konseptleri geliştiriyoruz. Ardından üründe ne tür teknolojiler ve malzemeler kullanılacağını belirliyoruz. Bu konuda beraber çalıştığım birkaç ABD’li endüstriyel tasarımcı var. Onlarla değişik konseptler geliştiriyoruz. Bunları şirketle paylaştıktan sonra, kullanıcı testlerine sokuyoruz. Pazar araştırmasının ardından üretime geçiliyor.
Vs.: Şirketlere en uygun çözümleri sunmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?Genelde şirketler fikir üretiyor ama üretimi konusunda tıkanıyorlar. Çözüm onların bildiği teknolojilerde değil, başka sektörlerde kullanılan teknolojilerde olabiliyor. Pek çok sektörü taradığım ve büyük bir veri tabanım olduğu için, değişik teknoloji ve malzemeleri üretmek istediğimiz ürüne uyarlayabiliyoruz. Vs.: Teknoloji yerinde durmuyor. Teknolojideki gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz?Öncelikle yurtdışındaki önemli fuarları dolaşıyorum. Yeni ürünleri, teknolojileri fuarlarda yakından takip edebiliyorum. Tabii interneti de sürekli kullanıyorum. Benimle beraber çalışan 15 kadar mühendis ve tasarımcı var. Onlar da gelişmeleri sürekli olarak takip ediyor. Araştırmalarımızı bir havuzda topluyoruz. Bu havuzu sürekli inceliyorum ve projelerime uygun olanları seçiyorum. Vs.: Teknoloji ve malzeme geliştirme konusunda hangi ülkeler iyi?ABD bu alanda çok iyi. Almanya, İsviçre, Fransa, İsrail, Kore, Japonya gibi ülkelerin de iyi olduğunu söyleyebilirim. Bu ülkelerde ARGE çok önemseniyor. Genelde inovasyonlar küçük şirketlerin işidir. Çünkü inovasyon riskli bir şey. Bu riski büyük şirketler almak istemiyor. Sistem genelde şöyle işliyor, küçük şirketler inovasyonlar yapar ve başarı grafiği gösterir. Sonra büyük şirketler onları satın alır. Büyük şirketlerin kendi yaptığı inovasyonlar da var. Onlar da işin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. Vs.: Türkiye’de durum nedir?Türkiye yeni teknoloji ve malzeme üretimi konusunda risk almak için büyük bir pazar değil. Firmaların riske girip herhangi bir inovasyonu yapabilmesi için dünya pazarını hedeflemesi gerekiyor. Global düşünürlerse daha kolay başarıya giderler. Bu vizyona herkes sahip değil. İstanbul’da iyi şeyler çıkmaya başladı. Yabancı ortaklı şirketler oluşmaya başladı. İyiye gidiş olduğunu düşünüyorum.
| ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Vizyon, yaratıcılık gibi konularda tasarımcıları nasıl buluyorsunuz?Çok iyi buluyorum. Yurtdışını hedefleyen ve yurtdışında ciddi başarılara imza atan pek çok tasarımcımız var. ABD’deki tasarımcılar genelde ABD tasarım dünyasını bilirler. Avrupa’yı pek bilmezler. İstanbul’daki tasarımcılar bütün dünyaya eşit gözle bakabiliyor. ABD ve Avrupa’daki tasarım dünyasını yakından takip ediyorlar. Birçok genç tasarımcının işleri global dergilerde yayınlanıyor. Yurtdışındaki fuarlara katılıyorlar. Vizyon açısından başarılı buluyorum. Türkiye’de daha iyi işler yapılabilmesi için sanayinin tasarımcılarla daha çok işbirliği yapması gerekiyor. Bunun için www.kancept.com adlı site kurdum ve platform oluşturdum. Şu an siteye dünyanın farklı yerlerinden yüzlerce tasarımcı üye. Öğrenci, profesyonel farkı gözetmeksizin yeni bir fikre sahip herkesin çizimine, tasarımına bu sitede yer veriyoruz. Web sitesine girenler tasarımlara oy veriyor. Tasarımcılar hangi ürünlere insanların ilgi gösterdiğini görüyor. Şu an sitedeki tasarımların satın alınıp üretilmesi için firmalarla görüşmelerimi sürdürüyorum. “Genelde şirketler fikir üretiyor ama üretimi konusunda tıkanıyorlar. Çözüm onların bildiği teknolojilerde değil, başka sektörlerde kullanılan teknolojilerde olabiliyor. Pek çok sektörü taradığım ve büyük bir veri tabanım olduğu için, değişik malzemeleri istediğimiz ürüne uyarlayabiliyoruz.” | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Gelecek için ne tür teknolojiler öngörüyorsunuz? Dünyada hayatımızı en çok etkileyen unsur internet ve cep telefonu. İnternet hayatımızı çok etkiliyor, ama bu etki daha yüzde beş oranında. Asıl kilit nokta, artık bütün ürünler internete bağlanabiliyor hale geliyor olması. Şu an tek sorun fiyat. Fiyatların da düşmesi gerekiyor. Örneğin tuzluk internete bağlı olacak. Çayıma şeker attığımda, bana aldığım kalori mail olarak gelecek. Bu şekilde günlük kalori takibimi bu şekilde yapabileceğim. Her ürünü internete bağladığınızda her şey çözülüyor. Örneğin tuvaleti internete bağladınız. Tuvalete girip çıktığınızda ihtiyacınız olan testleri yapıp doktorunuza iletebilir. Tuzluğun, şekerin internete nasıl bağlanacağını biliyorum, prototipini de yapabilirim. Ancak çok maliyetli olur. Teknoloji geliştikçe maliyetler düşecek ve birçok şey mümkün hale gelecek. Öğrenciler ilham verdi
Ozpack, 2002’de İzmir’de öğrencileri gözlemlerken aklıma geldi. Öğrenciler kitaplarını ellerinde taşıyordu. Bunu nasıl kolaylaştıracağımı düşündüm ve Ozpack’i geliştirdim. Elde taşınan, dağılıp saçılan kalem, defter, kitap, cep telefonu, CD, Ipod, kimlik, para gibi birçok şeyi derli toplu tutuyor. Çanta kadar kitap alıyor, ama çok daha küçük ve yer kaplamıyor. İzmirli bir firmaya ürettiriyor ve satışını yapıyorum. |
||||||||||||||||||||||||||||||||