![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
İş dünyası, faaliyette bulundukları sektörlere dair hedefleri, yeni sektörlere dair hayalleri ve iş dışındaki yaşamı... Hepsi bir arada. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu ile yaptığımız söyleşi için “tekmili birden Ahmet Zorlu” demek yanlış olmaz. Zorlu Plaza’da ziyaret ettiğimiz Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, grubun yatırımlarını yönlendireceği beşinci sektöre dair hayallerini anlatırken müthiş bir heyecanı da içinde barındırıyor. Tekstil, elektronik, enerji ve gayrimenkulün ardından maden sektöründe de güçlü bir oyuncu olma yönünde altyapı çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Zorlu, 2010 yılı itibariyle madencilik sektöründe gerçekleştirecekleri yatırımları ilk defa anlatırken masasında bulunan nikel numunelerini de büyük bir heyecanla evirip çeviriyor ve yeni bir sektörün müjdesini vermekten duyduğu mutluluğu paylaşıyordu. Zorlu ile yeni sektöre dair hayallerini, beklentilerini, çalışmalarını konuştuk. Ama öncesinde hem var olan sektörlere hem de Ahmet Zorlu’ya dair merak ettiklerimizi sorduk. O yanıtladıkça daha fazlasını sorduk. “Holding’in amiral gemisi değişiyor mu?”, “Yemek yapar mı?”, “Holding sahibi olmak nasıl bir his?”, “Hangi takımı tutuyor?”, “Anadolu’yu baştan başa gezip arabayla mal sattığı zamanları özlüyor mu?”, “Kendisiyle çalışmanın zor olduğu söylenir. Kendisi neler düşünüyor?” Tümünü samimiyetle yanıtladı. Zorlu için başarının sırrı işi sahiplenmekte yatıyor. İşin sahiplenilmediğini görmek onu en çok kızdıran konuların başında geliyor. “Önce Allah’tan, sonra işimi kaybetmekten korkarım” diyor. Emeklilik ise onun lügatında yer almıyor. “İş adamını işinden koparırsan çöker” diyor. Lügatında yer almayan bir başka şey ise doğum günü kutlamaları. Asla doğum günü partisi vermediğini söyleyen Zorlu, görkemli doğum günü kutlamalarına da çok kızıyor. “Doğum günü kutlayacak kadar zengin değilim” diyor ve ekliyor “Şu anda ülke borçluyken paraları saçarak doğum günü kutlamak ayıp. Paran olabilir, ama o para senin diye istediğin gibi harcayamazsın. Beni hiçbir zaman lüks gece kulüplerinde göremezsiniz. Mütevazı olmak lazım. Ülkenin atacağı çok adım, gideceği çok yol varken, fakirlikle uğraşırken doğum günü kutlanmaz”. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Yemek yapmayı bilmediğini hatta kendi deyimiyle yumurta bile kıramadığını, fanatik olmasa da Galatasaray taraftarı olduğunu, siyasete ve medyaya asla adım atmayacağını biz söyleyelim diğerlerinin yanıtlarını siz röportajda okuyun. Vs.: Gayrimenkul ve enerji alanlarındaki yatırımlarınıza bakarak “Zorlu’nun amiral gemisi değişiyor” demek mümkün mü?Amiral gemisinin değişmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Çünkü tek bir amiral gemimizin olması gibi bir bakış açımız yok. Grubumuzda her şirket kendi alanında yarış yapmak mecburiyetindedir. Her birinin birer amiral gemisi olması yönünde çalışıyoruz.
Vs.: Enerji ve gayrimenkul yatırımlarınızın yoğunlaşması diğer şirketlerinizin geri planda kaldığı algısını doğuruyor. Bu algılamayı nasıl yorumluyorsunuz?
Geçtiğimiz yıllarda sanayi yatırımlarımız yoğundu. Sanayide belli bir büyüklüğe ulaştık. Tekstilde 1980’li yıllardan 1995’e kadar büyük yatırımlar yaptık. O dönemde globalleşen dünyanın gereklerine uygun olarak büyüdük. Tekstilde 1980 ve 1990 arası büyük aşama kaydettik. Rekabet açısından büyümek zorundaydık ve büyüdük. Bugün sektörün zor günler geçirdiği söyleniyor. Oysa bu yıl 300 milyon Dolar ihracat yapacağız. Çünkü zamanında doğru hamleleri gerçekleştirdik. O zamanlar yatırım yapmasaydık, bugün yok olurduk. Bugünkü altyapımız ve birikimimiz dünyada rekabet gücümüzü korumamızı sağlıyor. Tekstilde artık büyümek gibi bir hedefimiz yok. Yeni hedefimiz inovasyon. Çünkü daha fazla büyümek anlamsız ve bizim açımızdan verimli değil. Elektronikte de belli bir büyüklüğe ulaşmış durumdayız. Elektronikte hacimlerimiz zaten büyük. Bugün Vestel Elektronik 12-13 milyon adet televizyon üretecek altyapıya sahip. Bu rakamı istesek 25 milyona çıkarabiliriz. Ama lojistik ve maliyet açısından doğru değil. 10 yıl içinde çıkabileceğimiz en üst noktaya geldik. Beyaz eşyada başkalarının 50 yıl içerisinde ulaştığı kapasiteye 10 yılda ulaştık. Beyaz eşyada büyüme kapasitemiz hala var. Altyapısı hazır, zaman içerisinde gerçekleştireceğiz. Şu an, kısa sürede geldiğimiz noktayı hazmetmeye çalışıyoruz. Genel tabloya bakınca Zorlu Grubu’nun en büyük avantajının yatırımları zamanında yapmak olduğunu söyleyebilirim. Vs.: Sözlerinizden enerji ve gayrimenkulde yatırım yapma zamanının gelmesi nedeniyle büyümeye başladığınızı anlıyoruz.Enerji sektöründe 1993’ten bu yana varız. Daha önce büyüyemememizin nedeni üretimin devlet tekelinde olmasıydı. O günlerde enerji yatırımı için ortam müsait değildi. Şimdi özelleştirme başladı. Dolayısıyla büyüyebiliyorsunuz. Zorlu Enerji Ankara Elektrik Üretim A.Ş. 510 milyon Dolar’a alarak ilk üretim özelleştirmesini gerçekleştirmiş oldu. Enerji gündemde olduğu için enerjiye yatırım yapılıyor gibi düşünülmemeli. Bizim için her sektör dünyayla rekabet edebilecek büyüklüğe gelmek durumunda. 20 yıl önce uygun ortam olsaydı enerji de beyaz eşya ve elektronik gibi belli bir büyüklüğe gelmiş olacaktı. Ancak şartlar uygun değildi. Hatta 4-5 yıl önce “Acaba enerji sektöründen çıkalım mı?” diye düşünüyorduk. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Hangi sektör sizi daha çok heyecanlandırıyor? Benim açımdan hepsi heyecanlı. Heyecanlı olmasa iş yürümez zaten. Tekstilin içinde doğmuş biri olarak fabrikalara gittiğimde kendimden geçerim. Elektronik ve beyaz eşyada yaptıklarımız bana büyük heyecan veriyor. Enerjide yatırım yaparken aynı şeyleri hissediyorum. Yeni sektörümüz gayrimenkulde de büyük bir heyecan taşıyorum. Sonuç itibariyle bir şey üretiyorsunuz. Bu üretiminizden heyecan duymazsanız onu zaten yapamazsınız. Vs.: Finans sektöründen çıkmanızı heyecan kaybına bağlayabilir miyiz?Finans sektöründen çıkmak heyecan kaybıyla ilgili değil. Bu anlamda iş adamı duygusal davranmaz. Bankacılıkta büyümek için sürekli yatırım gerekiyor. Ona da para yetişmiyor. Ya tamamen finansa yönelmek ya da tamamen çıkmak gerekiyordu. Finansta başarılıydık ama düşündük taşındık ve “Zorlu olarak sanayide daha başarılı oluyoruz” dedik. Değerini bulunca sattık. İyi para etti. Aynı paralarla gayrimenkul ve enerji yatırımlarına girdik. Sanayide daha güçlü ve daha rekabetçi hale gelmek için yatırımlar yaptık. Vs.: “İş adamı duygusal olmaz” dediniz, ama tekstilin sizin için farklı bir yeri var mı? “Ne olursa olsun çıkmam” diyor musunuz?Tekstil sektöründen istesek de çıkamayız. Tekstilde çok büyüdük. Günde 1 milyon 200 bin metrekare çarşaflık, perdelik kumaş üretiyoruz. Bu büyüklükteyken çıkmanız kolay değil. İş duygusal boyutu da aştı. Tekstilin bizde yeri ayrı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Faaliyetleriniz dışındaki sektörlerden hangileri sizi heyecanlandırıyor? Çok fazla sektöre dağılmamak gerekiyor. Her bir sektör ayrı bir uğraş istiyor. Ama inşallah yakın zamanda madenciliğe başlayacağız. Şu an ön araştırmalar, tespit çalışmaları devam ediyor. 2009’da temellerini atacağız. 2010-2011 yıllarında maden çıkarmayı hedefliyoruz. Maden inşallah 5. sektörümüz olacak. Vs.: Işık gördüğünüz sektörlere girdiğinizi söylediniz. Medya da her zaman gündemde olan bir sektör. Hiç girmeyi düşündünüz mü?Medya için görüntülerini iletecekleri TV, DVD, uydu alıcısı benzeri araçları üretiyoruz. Ama medya bizim işimiz değil. O apayrı bir sektör. Medyaya girmeyi hiç düşünmedik ve düşünmüyoruz. Vs.: Gayrimenkulde sektöründe gerçekleştirdiğiniz yatırımın ne kadar süre içerisinde geri dönmesini hedefliyorsunuz?Bir söz vardır: “Gelin ata binmiş, ya nasip” demiş. Tabii bu bir hesap kitap meselesi. Hesabınızı kitabınızı yapıp öyle yola çıkıyorsunuz. “Çok para verdiniz” dediler. Ama Türkiye’nin en değerli arazisi olduğunu söylüyorlar. O gün elimizde o kadar para vardı ve verdik. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Gayrimenkulde büyüme hedefiniz nedir? İstanbul’da yatırım yapmayı düşündüğünüz gayrimenkul alanları var mı?
Bugün Karayolları arazisi gibi bir arsa daha bulsam onu da alırım. Gayrimenkul yatırımlarımıza devam etmeyi hedefliyoruz. Zorlu Holding, bizi de aşarak bugün Türkiye’nin bir kurumu haline geldi. Ülkeye mal olmuş bir grubuz. Ahmet Zorlu olarak ben bile keyfime göre, şahsım adına Holding’den para alamam. Aldığım paranın hesabını vermem gerekir. Bütün çalışan arkadaşlarımızın da burayı aynı şekilde görmesi lazım. Burada her şey hesaba kitaba bağlıdır. Kimse bundan muaf değil. Burası bizim her şeyimiz. Yoktan var ettik. Ülkede böyle kurumların olması gerekiyor. Türkiye’yi böyle kurumlar ayakta tutacak. Önceliklerimizi “Ülkem, kurumum, ailem” şeklinde belirledik. Her şeyi önce ülkemiz için yapıyoruz. Vs.: Gayrimenkul sektöründe de yurtdışı yatırımlarınız olacak mı?Gayrimenkulde kat etmemiz gereken uzun bir yol var. Zorlu Grubu olarak sanayide olduğu gibi gayrimenkulde de iyi işler yapacağız. Gayrimenkulde de öncülüğümüz olacak. Ülkemizde güzel mimari eserler yaratılmasında öncü olacağız. İnsanlar bizim ortaya koyduğumuz eserlerden etkilenerek kendileri de güzel eserler ortaya koyacak. Şehircilik anlayışı gelişecek. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Vs.: Neden böyle bir misyon üstleniyorsunuz? Sonuçta İstanbul’da çok güzel bir yerde arazi aldınız ve beş tane otel dikip kısa sürede yüksek rakamlar kazanabilirsiniz?Oraya beş tane otel değil, 10 tane dev gökdelen de dikerdim ve tamamını satardım, ama ülkenin böyle bir projeye ihtiyacı vardı. İş adamı her zaman, “Buradan para kazanayım” diye düşünmez. Çok para kazanabilirsiniz, ama itibar ve süreklilik daha önemli. Eğer itibar ve sürekliliği düşünmeseydim henüz 20’li yaşlarımda, çok kısa süre içerisinde büyük paralar kazanabilirdim. Ama bugün Zorlu Holding diye bir kurum olamazdı. Günümüzde itibar ve güven kadar önemli bir şey yok. Bugün insanlar beni gördüklerinde yaptıklarım için teşekkür ediyorlar. Bundan önemlisi olamaz. Vs.: Zorlu Enerji Grubu’nun 15. yılı Zorlu Ailesi açısından neler ifade ediyor?15 yıl sonra daha güzel bir yerde olabilmesi için adımlarımızı attık. Daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum. Esasında 15 yıl içerisinde bu noktaya ulaşmak bizim için yeterli değil. Ama daha öncesinde hedeflediğimiz gibi büyüyebilmemiz için uygun ortam yoktu. Vs.: 15 yıl sonrası için 15 bin megavat demişsiniz.Allah söyletti. İnşallah olur. Olmaması için bir engel de yok. Şu anki kurulu gücümüz ve gerçekleştirdiğimiz yatırımlar beş yıl içerisinde 5 bin megawat hedefine ulaşmamızı mümkün kılıyor. 15 yıl sonrasında 15 bin megawat’a ulaşmak da bizim için hayal değil. Zaten Türkiye’nin artan enerji ihtiyacı karşısında bu yatırımların gerçekleştirilmesi şart. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Gündeminizde nükleer enerji var mı?
Türkiye, Çernobil olayı nedeniyle nükleere karşı olumsuz bir tavır içerisinde. Ancak o dönemin teknolojisiyle bugünün teknolojisi aynı değil. Çevreciler “Yapılmasın” diyorlar. Tamam yapılmasın, ama o zaman sen de elektrik kullanma. Fabrika kurma, asansöre binme, yaylada, çadırda yaşa, mümkün mü? Elektrik olmasa ekmek bile üretemezsiniz. İşin bu boyutu düşünülmüyor. Nükleer santral bugün Fransa, Almanya, İngiltere gibi gelişmiş birçok ülkede var. Bu adamlar çevreci değil mi? Bununla uğraşmak yerine Marmara Denizi’ne akan pislikle uğraşmak daha mantıklı. Marmara Denizi çöplüğe döndü. Ona tepki vermek gerek. Vs.: Fabrika ziyaretleri devam ediyor mu?Yetişebildiğim kadar dolaşıyorum. Her hafta Manisa’dayım. Gayrimenkulde inşaat alanına da vakit buldukça gidiyorum. Çorlu’daki tesislere iki ayda bir gidiyorum. Hatta “Gelmiyorsunuz” diye şikayet etmeye başladılar. Vs.: Emekli olmanız gibi bir şey söz konusu mu? “Bir gün bırakıp yazlığıma yerleşeceğim” gibi düşünceleriniz var mı?Onu iş adamı kolay kolay yapamaz. İş adamını işinden koparamazsınız. Koparsa çöker. Vs.: Zorlu markası sizin adınızla özdeşleşmiş durumda. Holding’in başında olmazsanız sizce imajı ne kadar etkilenir?Bence hiçbir şey kaybetmez. Çünkü burası profesyonel bir yönetime sahip. Tabii ki aile işin içinde, ama ben 10 gün kadar yoktum. Tatildeydim ve telefon dahi açmadım. İşler bensiz de her zamanki gibi yürüyor. İnsanların Zorlu Holding’e büyük bir güvenleri var. Biz de bu güvene layık olmak için çalışıyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarım bu güveni sarsmamak yönünde çalışmalar yürütüyor. Dolayısıyla benden sonra da Zorlu imajı devam edecektir. Koca bir kurum tek bir kişinin varlığıyla ayakta kalmaz. Vs.: Sinirli bir yapıya sahip olduğunuz ve sizinle çalışmanın zor olduğu söylenir. Zor mudur gerçekten?
İnsan durup dururken neden sinirlensin? Durup dururken sinirlenmem. Bence insanın işini sevmesi lazım. İşin eksik yapılmasına kızarım. Başkalarını bırakın, işimi eksik yaptığımda kendime bile kızarım. Bazen karşımda biri olur. Laubali bir duruşu olduğunu gördüğümde dayanamıyorum. Eğer bu kuruma gelmişseniz, kimseye saygı göstermiyorsanız bile geldiğiniz kuruma saygı göstermek zorundasınız. Kurumdan içeri girdiğinizde her tarafın disiplinli ve düzenli olduğunu görürsünüz. Bu düzene saygı duymak gerekir. Düşünün biri benim karşıma ilk defa geliyor, ben onun karşısında yayılarak oturuyorum. Bu, o kişinin hoşuna gider mi? Gitmez tabii. “Ne ukala, ne terbiyesiz adam” diye düşünür. Bence her konuda mütevazı ve dikkatli olmak lazım. Hayatım boyunca arkamdan kimse konuşmasın diye çalıştım. “Yapamadı” denmesin ve kimsenin karşısında yüzüm kızarmasın diye uğraştım. Burada yapılacak her yanlış benim yüzümün kızarmasına neden olur. Bu da beni sinirlendirir. Vs.: Size karşı korkuyla karışık müthiş bir saygı gözleniyor.Hiçbir zaman benden korkulmasını istemem. İnsanların böyle davranması beni çok şaşırtıyor. Oysa asansörde rastladığımda önce bayanlara yol veririm. Hiçbir zaman “Ben patronum, durun ben geçeyim” demem. İnsanın, insana saygısı olması gerekiyor. Eskiden yanlış bir davranış gördüğümde çağırır konuşurdum. Şu an yapmıyorum. Ama bazen dayanamadığım oluyor. Örneğin fabrikaları geziyorum. Bir bakıyorum ki çalışanlardan biri kumaş toplarını ayağıyla itiyor. O adam o işten ekmek yiyor. Ama işine saygısı yok. İşine saygısı olmayan adama benim de saygım olamaz. Böyle noktalara kızıyorum. Yoksa durup dururken kızan, çalışanları işten çıkaran bir adam değilim. Çalışanlarıma çok güvenirim, onlar da beni sever. Bir gün babama “Oğlun işçilerin arasında korumasız geziyor” demişlerdi. Niye korumayla gezeyim ki? Kendi fabrikamın içinde, çalışanların arasında korumayla gezeceksem kendimden şüphe etmeliyim. Fabrikada 17-18 yaşındaki çocukların yanında gider, hatırlarını sorar, onlarla konuşurum. İnsanlar “Ahmet Bey sert” derler, ama severler de. Beni seveni ben de severim. Şimdiye kadar tek bir kişiye bile kötü davranmadım. Aslında bu tür söylentiler hep sağdan soldan duydukları yanlış bilgilerden kaynaklanıyor. Bence yanılıyorlar. Netice itibariyle, kendilerinden emin olduklarında çekinmelerine hiç gerek yok. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Siyasete girmeyi düşündünüz mü? Benim ticaretim de siyasetim de Zorlu Holding’tir. Siyasete girmek gibi bir düşüncem yok, olamaz. Vs.: Eğitim alanında bir üniversite kurma projeniz devam ediyor mu? Hangi aşamadasınız?Bir üniversite kurma projemiz fikir olarak hala mevcut. Ancak henüz somut bir aşama kaydedemedik. Farklı bir şey yapmak istiyoruz. Bir tıp fakültesi kurmayı arzu ediyoruz. Türkiye’de doktorlar çok iyi. Üniverste projesini ticari amaçlı düşünmüyoruz. Vakıf olarak kuracağız, yatırımını gerçekleştireceğiz ve döner sermayeyle çalışmasını sağlayacağız. Tıp fakültesi, yüksek hemşirelik okulu ve hemşirelik okulu olacak. Ülkemize iyi bir sağlık hizmeti vermeyi amaçlıyoruz. Şu an düşünce aşamasında. Tüm unsurlarıyla eksiksiz hale geldiğinde hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Vs.: Başarılarınızı her zaman okuyoruz. Ancak başarısızlıklar da hayatın bir parçası. Unutamadığınız ve ders aldığınız en büyük başarısızlığınız nedir?İş anlamında “Bunu yapmasaydık” dediğim işler oldu. Ama öyle çok büyük zarar veren ve büyük pişmanlık yaşadığım bir iş çok şükür hiç olmadı. İş adamının 10 kere düşünüp bir kere yapması şart. Nasıl ki üniversite sınavında yaptığınız bir yanlış hayatınızda birçok şeyi değiştirirse, iş hayatında da yapacağınız bir yanlış büyük değişimlere neden olabilir. Başarı için dikkatli olup hata yapmamak gerekir. Vs.: 2009’da Türkiye ve Zorlu Holding açısından beklentileriniz neler?
2009’un Türkiye ve Zorlu Holding açısından kolay bir yıl olmayacağını tahmin ediyorum. Dünya açısından zor bir yıl olacak. Globalleşen dünyada yerinizi almışsanız dalgalanmalardan etkilenmemeniz mümkün değil. Bugün 3 milyar Dolar ihracatımız var, 300 milyar Dolar’a çıkarmalıyız. Bunu da iyi bir yönetimle ve iyi bir stratejiyle götürmek mecburiyetindeyiz. ABD’de gündem durulmuyor. Her gün yeni bir şey yaşanıyor. Bu yüzden herkesin tedbirli olması lazım. ABD ekonomisi SOS veriyorsa bunun farkında olmak gerek. Vatandaşın bu krizden haberi pek yok ve umurunda da değil. Yazın İstanbul boşaldı, insanlar tatile gitti. Diğer taraftan işsizlik ve geçim konusunda yakınılıyor. Ama borçla geziyorlar. Kredi kartıyla borçlanıp tatile gitmek doğru değil. Hesap kitap bilmeden kredi kartına borçlanıyorlar. Altı yerden kredi kartı almış, üstüne beş dakikada kredi alıyor. ABD de böyle yaşıyordu, ama bakın ne oldu? Kredi kartlarıyla geleceği yiyorsunuz. Faizle borç alıyorsunuz, bütün yıl ödeme zorluğu çekiyorsunuz. Bu doğru bir davranış değil. Vs.: Geriye dönüp baktığınızda, Anadolu’yu dolaşıp mal sattığınız yılları özlüyor musunuz? Holding sahibi olmak nasıl bir his?İkisinin de kendine göre güzel yönleri ve çileleri var. Şöyle bir dönüp baktığımda iş hayatında en güzel yıllarım Sultanhamam’daydı. Güzel işlerim vardı, yenilikler yapardım, dolaşırdım. Sultanhamam’daki yıllarımı özlediğim zamanlar oluyor. Eskiden böyle tanınmıyordum. Şimdi herkes tanıyor. Nereye gitsem durdurup konuşuyorlar, sevgilerini gösteriyorlar. İnsanların sevmesi, ilgi göstermesi çok güzel bir şey. Ama yalnız kalamıyorsun. Kolay bir şey değil. Herkes senden bir şey istiyor. Şu anda bana gelen mektup, telefon ve maillerde istenileni yapmak için Holding’in tüm üretimini dağıtsam yetmez. Sultanhamam güzeldi. “Bugün Karayolları arazisi gibi bir arsa daha bulsam onu da alırım. Gayrimenkul alanında yatırımlarımıza devam etmeyi hedefliyoruz. Holding yönetiminde yatırım yapmadan yaşayamazsınız. ‘Durmak yok, yola devam’ diyoruz. Duramazsınız.” |
||||||||||||||||||||||||||||||||