![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
geleneksel medya daha ölmedi
Gelişen teknoloji hayatımızı değiştiriyor. Bu değişimden medya da nasibini alıyor. En sık sorulan sorulardan biri internetle birlikte geleneksel medyanın sürüp sürmeyeceği... Biz de bu soruyu geleceğin iletişim araçlarına kafa yoran CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav’a sorduk. Teknoloji hız kesmeden ilerlemeye devam ediyor. Hayatın her alanına meydan okuyan ve büyük dönüşümler gerçekleştiren teknoloji en çok iletişim sektörünü etkiliyor. Gelişmeleri yakından takip ederken bu hıza ayak uydurmak için çırpınan sektör yakın gelecekte büyük dönüşümlere gebe. Medya da kendi kendine sürekli rakipler yaratıp, bunları güçlendirirken etkisini devam ettirmek adına büyük atılımlar yapıyor. Endişeli bekleyiş de bu şekilde başlıyor. “Geleneksel gazetecilik öldü mü”, “internet televizyonu bitirir mi”, “kişiselleştirilen her şey teknolojinin esiri mi” gibi sorularla bu süreç uzun zamandır sorgulanıyor. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden ve geleceğin iletişim araçlarına kafa yoran CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav, Türkiye’de şu anda dünyadaki kadar güçlü bir değişimin olmadığını savunuyor. Gelişmelerin yakın zamanda Türkiye’yi de dönüştüreceğini belirten gazeteci Boratav, gerçek anlamda bir devrim olması için öncelikle zihinsel değişimin olması gerektiğini söylüyor. Geleneksel gazeteciliğin ölmediğini ve gücünü koruduğunu söyleyen Boratav’la, tüm bu sorunları ve geleceğin medyasını konuştuk. | |||||||||||||||||||
Vs.: Teknolojideki hızlı değişim dünyada, özellikle de Türkiye’de nasıl bir dönüşüm sağlıyor? Teknolojiye ayak uydurmak zor olmuyor mu? Türkiye’de henüz tam takip edemiyoruz. Özellikle medyada olayları tek tek bir araya toplarsak bunun arkasında başka bir şey var. İnternet üzerinden iletişim kapasitesinin artmasıyla yeni bir ara yol açıldı. Türkiye’de henüz bu tam olarak açılmadı. Birtakım değişiklikleri Türkiye’de görüyoruz ama dünyada büyük değişimler yaşanmadı. Türkiye’de beklenen o total iletişim devrimi henüz gerçekleşmedi. Vs.: Ne zaman gerçekleşir bu devrim?Bunun vakit durumu yok. Yapılması gerekenler belli. Onlar yapıldıktan sonra gerçekleşebilir. Bunun için de internet altyapısının hızlı bir şekilde tamamlanması gerekir. Cep telefonu meselesinde 3. kuşağa doğru geçmek lazım. Bu yapılmadığı sürece elimize sürekli tek tek oyuncaklar verilecek ama bu oyuncakları birleştiren altyapımız olmayacak.
Vs.: Beklenen teknoloji devrimi gerçekleştiğinde Türkiye buna hazır olacak mı? Öyle bir şey olduktan sonra gerisi çok kolay. Teknolojiler, iş modelleri ve diğer bütün yenilikler denenmiş test edilmiş şeyler olduğundan çok sorun olmayacaktır ama asıl mesele o aşamaya ulaşmak. Bunun için de her şeyden önce istekli olmamız lazım. Vs.: Yapılan yatırımlar, çalışmalar bunun için yeterli mi?Pek çok yatırım yapılıyor ama doğru yatırımların kimin tarafından yapılacağı konusu henüz netleşmiş değil. Mesela, Türkiye’de internetin omurgasını kim, nasıl oluşturacak bunu henüz bilmiyoruz. Şu anda bir omurga var ama bunun bir çap atlaması lazım. Kim yapacak bunu? Vs.: Kim yapmalı?Bu saatten sonra artık özel sektör yapmalı bunu ama devletin de özel sektörün önünü açması gerekiyor. Bununla birlikte belli zihniyetlerin de değişmesi lazım. Türkiye internet yasakları konusunda şu an itibariyle Çin, Suudi Arabistan, Kuzey Kore gibi ülkelerle aynı ligde. | ||||||||||||||||||||
Vs.: İnternet yasaklarıyla omurga oluşturma arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Teorik olarak böyle bir ilişki yok ama bu temel itibariyle bir zihniyet sorunudur. Bilgi toplumuna geçmek açısından büyük bir sorundur. Mesela Türkiye e-devlet açısından büyük bir atak yaptı ama bilgi açısından baktığınızda henüz öyle bir patlamanın olduğunu söylemek mümkün değil. Bilgi paylaşımı gerçek oranda artmıyor. Artsa da devrim niteliğinde değil. Bunların hepsi tam olarak zihniyet meselesi. Türkiye’de internetin söylendiği kadar etkin olabilmesi için de bilgi hazinesi şimdi olduğundan çok daha fazla olmalı. Kamu kuruluşları da özel kuruluşlar da kendi payına düşeni hızla yapmalı. Toplumsal bir istek söz konusu internet devrimi için. Biz hala bina yapmayı çok seviyoruz, içini doldurmak için uğraşmıyoruz. Asıl sorunumuz da bu. Vs.: Bu aşamada bile internet, gazete ve televizyonlar açısından büyük bir tehdit olarak algılanıyor. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?Samimi olarak baktığımız zaman henüz çok büyük bir rakip değil. Dünyada görüyoruz New York Times aylık yüzde 10 reklam kaybediyor. Almanya’da internet medyası geleneksel medya açısından son derece büyük bir rakip. Batı’da bunun somut örnekleri var ama bizde henüz böyle bir tehdit söz konusu değil. İki açıklaması var. Birincisi, reklamdan alınan paylarda henüz interneti göremiyoruz. İkincisi ve daha önemli olanı internetin içeriği zaten geleneksel medya tarafından oluşturuluyor. İnternetin Türkiye’de henüz kendi özgür içeriği yok. Bu yüzden bilgi çağı patlaması yaşıyoruz diyemeyiz. Vs.: Bu durumda internet gazeteleri öldü demek doğru olur mu?Türkiye açısından bunu söylemek için henüz çok erken. Ama şunu söyleyebiliriz. Türkiye hiçbir zaman yaşanan trendlerden uzak kalmadı ve her zaman değişimi yakaladı. O aşamaya geleceğimizi düşünüyorum ama henüz öyle bir şey yok. Vs.: Bu süreç tamamlandığında geleneksel medyanın rolü ne olur? Bir anda yok olur mu?Buna ancak agnostikçe bir yanıt verilebilir. Bunu yaşamadan net bir yanıt vermek zor. Gazeteler öldü dendi ama henüz ölüm falan yok. O yüzden yaşamadan anlamak ve yorum yapmak mümkün değil. Vs.: Bu süreçte değişen bir şey olmadı mı?Değişen şey tam olarak şu: Biz medyanın tek “kapıcı” olduğu sistemden “çok kapılı” sisteme geçtik. Bu bütün dünyada oldu bizde de oldu. Artık bilgi akışını, fikir oluşum sürecini medya tek başına kontrol edemiyor. Teknoloji kullanımları bu durumu değiştirdi. Vs.: Yakın gelecek hakkında nasıl bir tablo çizebiliriz? Medya hangi araçla nasıl bir içerik sunacak, bu nasıl kabul edilecek?Haberi özünü vermek anlamında yeni kuşak mecralar giderek öne geçecek. Artık kimse bugün olanları anlamak için beklemeyecek. Eskiden gelişmeleri takip etmek için sabah gazeteleri beklerdik, şimdi televizyonda akşam haberlerini ya da saat başı haberleri bekliyoruz. Haberin özü açısından bunlara ihtiyacın kalmadığı bir noktaya doğru gidilecek. Televizyonun buna karşılık yenilmez olduğu birtakım şeyler var. Örneğin canlı yayın. Bunun önüne hiçbir şey geçemeyecek ama bunu cep telefonundan izleyebileceğiz. Yani evlere ve binalara olan bağımlılığımız azalacak. İstediğimiz yerde, istediğimiz anda habere ulaşabileceğiz ama yine televizyonun canlı yayını izliyor olacağız. Vs.: İletişim araçları arasında işbirliği yok mu?Bilgi akışında bir hiyerarşi oluşuyor. Eskiden bu akışta üniversite, akademi, sonra aylık ve haftalık dergiler ile gazeteler vardı. Şimdi bu aşağılara doğru kayıyor. Televizyonlar, haber televizyonları, internet ve yeni nesil medya araçları olarak bilgi hiyerarşisi uzuyor. Önce cep telefonlarından kısa mesajlarla bilgi notu geliyor, sonra buradan kısa haberlere yönlendirme oluyor, saat başı haberler, en son ana haberlerle durum sonlanıyor. Böyle bir hiyerarşi söz konusu. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Bu durumda izleyici ne kadar etkin oluyor? Gazetede birinci sayfasında gazetenin sunduğu öncelikler yer alır. Televizyonda birinci haberler var ve onlar en önemli haberler olarak sunuluyor. Artık durum değişiyor. Senin birinci haberin benim umurumda bile değil diyebilirsiniz. Dokuzuncu haberi izlemek istiyorum diyebilirsiniz. Giderek de artacak bu durum ve böylece sıralama konusunda birçok değişiklik olacak. İzleyici etkisi daha da artacak. Vs.: Geçtiğimiz yıllarda siz de Ajans programında “haberi kendin seç” formatını uyguladınız. İzleyici cep telefonuyla sıralamayı belirliyordu. Nasıl tepkiler aldınız?Böyle deneme çalışmalarımız oldu. İnsanlar bununla çok ilgileniyorlar. Karar verici olarak kendi beğenileriyle yönlendirmek istiyorlar ve bu konuda oldukça istekliler. İnternet ortamında başlattığımız “Haberim” uygulaması da bu denemelerimizden biri. Sokaktaki vatandaş muhabirlik yapıyor ve karar verici olarak istediği haberi bize ulaştırıyor. Bu işleyiş dünyada da çok yaygın ve giderek daha da önemli bir hale gelecek. Vs.: Haberin bu şekilde kişiselleştirilmesi gazetecilik mesleği açısından sorun yaratmıyor mu?Kişiselleştirme sadece habercilik anlamında yaşanmıyor ki, her alanda yaşanıyor. Mesela ABD’de televizyon kanalı kavramı ortadan kalktı. Dijital ortamda istediğiniz kanaldan istediğiniz programın her saatini kaydedip sonradan izleyebiliyorsunuz. Bu bütün televizyonculuk sistemini altüst etti. Çünkü biz insanlara belli programları belli saatlerde izletip ona göre reklamları satıyoruz. Bütün sistemimiz bunun üzerine kuruluydu. Dijital ortam ve internet omurgası birdenbire öyle bir noktaya geldi ki sistem çöktü. Sadece haberler için değil bütün diziler, filmler için sistem çöktü. İzleyici neyi ne zaman izleyeceğine kendi karar vermeye başlayınca büyük bir sorun başladı. Vs.: Bu sorun nasıl çözülecek?Henüz hiçbir yerde bunun nasıl çözüleceğine ilişkin bir bilgi yok. Bütün dünyada net bir durumda çözülmemiş bir problem var. Yeni iş modelimizin ne olacağını henüz bilmiyoruz. İnternette de böyle bir sorun var. Herkes gazeteyi internetten okumak istiyor ama herhangi bir üyelik ücreti talep ettiğinizde kimse bunu kabul etmiyor. Bu da en büyük sorunlardan biri. Nasıl para kazanıp nasıl hizmet vereceğimiz konusunda ortada büyük bir sorun var ve nasıl çözüleceğini henüz net olarak bilmiyoruz. Vs.: Vatandaş muhabir uygulamasında hızlı habercilikle kaliteli habercilik kavramları çatışmıyor mu?Bu uygulamayla haber merkezinden haber izleyicisine giden bir otoyol açtık ve o otoyoldan hızla seyahat etmeye başladık. İş orada bitmedi ve teknolojiyle birlikte otoyolun karşı tarafı da açıldı. İzleyici de açılan o yoldan hızlıca bize bilgi akışı sağlamaya başladı. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Bu bilgi akışının ne kadarını kullanabiliyorsunuz? Türkiye’de henüz o alanda da çok büyük bir aşama kaydetmiş değiliz. Dünyada bu çok önem kazandı. Mesela bu konuyla ilgili ilginç bir anım var. Uygulamayı başlattığımız ilk zamanlarda Atlanta’dan beni arayıp İstanbul’da karaya vuran gemi haberinin doğru olup olmadığını sordular. Bizim haberimiz yoktu. Türkiye’den bir vatandaş bu haberi internetten Atlanta’ya geçiyor, onlar bana soruyor biz araştırıyoruz ve bu haber doğrulanıyor. Haberin doğruluğu kesinleşince de CNN haberi sitesine koydu ve biz de yayımladık. Böyle bir ters istikamet söz konusu ve giderek de yaygınlaşıyor. Vs.: Teknolojinin yarattığı bu “ters istikamet” sadece medya dünyasını mı etkiliyor?Ters istikamet sadece haberciliği etkilemiyor. Örneğin müzik endüstrisi de bu durumdan oldukça etkilendi. Müzikte de tıpkı haberde olduğu gibi, öncelikleri karar vericiler belirlerdi. Hangi albümde ne yer alacak, sıralama nasıl olacak, zamanlama nasıl olacak gibi. Artık bu mümkün değil. Herkes kendi listesini kendi belirliyor, kendi klip çekebiliyor, albüm çıkmadan şarkıları dinleyip istediği ortamda kullanabiliyor. Müzik dünyasında da bu ikinci yol açılınca denge bozuldu. Buradan yola çıkarak internet devriminin etkilerini çok net görebiliriz. Bu da Türkiye’de internet kullanımının yaygınlaştıkça sektörleri ne kadar etkileyeceğinin en büyük kanıtıdır. Vs.: Bütün bu değişimler bir paradoks yaratmıyor mu? Elinizdeki ürün değer kaybediyor ve rakip olanı yine aynı kuruluş güçlendirmeye çalışıyor?Bir gazete benim web sitem çok okunuyor diye övünürken, kağıt baskının satışı da şu kadar etkileniyor demek zorunda. Demiyorsa da bunu mutlaka hesaplıyordur. Başka bir seçenek yok ve bunun önüne geçmek mümkün değil. Önümüzdeki dönemde orası nefes borusu olacak. Ayak uydurmak durumundayız. Vs.: Gazeteler bu rekabet içinde giderek birbirine benziyor. Hızlı bir aynılaşma yaşanırken köşe yazarları ve ekran yüzleri bu süreçte ne kadar etkili?Köşe yazarlarının bir etkisi olduğu kesin ve bu etki yadsınamaz. Ama bir alışkanlık ve ideolojik bir bağ yoksa ben hala haberin gazete seçiminde en büyük etken olduğunu düşünüyorum. Televizyonlarda da ekran yüzlerinin ne kadar etkili olduğunu gördük. Ana haberleri anchormanler sunmaya başlayınca eskiden olduğu gibi ana haber olduğu yeniden anlaşıldı ve durum tersine döndü. Yüzlerle birlikte içerik de değişti.
Vs.: Gazete, radyo, televizyon ve internet... Siz bundan sonrası için ne hayal ediyorsunuz? Yeni bir gelişme mi olur, internet mi güçlenerek yoluna devam eder? Genç kuşak tamamıyla bir internet kuşağı. Orda da şöyle bir sorun var: İnandırıcılık. Bu anlamda ciddi eksiklikler var. Haberi internetten ilk olarak almayı tercih ediyorlar ama dönüp gazete ya da televizyondan kontrol ediyorlar. Yapılan araştırmalarda da hangi mecrayı kullanıyorsunuz diye sorulduğunda internet büyük fark atıyor ama hangisini seçersiniz dediğinizde internet düşüyor. Buradaki düşüşün sebebi de inandırıcılık konusu. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Beş yıl sonra kendinizi nerde hayal ediyorsunuz? Hayatımın çok daha önemli bir bölümü doğrudan doğruya televizyonun dışında geçecek. İnternet, mobil iletişim gibi. Özellikle mobil iletişim bence beş yıl sonra şu anda olduğundan çok daha fazla enerjimizi alacak. Bildiğimiz geleneksel habercilikle de daha az uğraşıyor olacağız. Ayrıca, sosyal sorumluluk projelerinin de çok daha normalleşmiş ve günlük hayatımız açısından ağırlık kazanacağını düşünüyorum. “Genç kuşak tamamıyla bir internet kuşağı. Ancak internet açısından ortada çok ciddi bir sorun var: İnandırıcılık. Gençler belki haberi ilk olarak internetten alıyorlar ancak daha sonra dönüp gazete ve televizyondan haberin doğruluğunu kontrol ediyorlar. Çünkü internette okuduklarına inanmıyorlar.”“Olaylara dışarıdan bakıyorum” Vs.: Siz haberi nerden takip ediyorsunuz? Türkiye’deki belli başlı haber kanallarını takip ediyorum ama daha çok dış basını takip ediyorum. Olaylara dışarıdan bakmaya çalışıyorum. Vs.: Hangi köşe yazarlarını okursunuz?Hepsini mutlaka takip etmeye çalışırım. Yabancı basından da Financial Times, New York Times, Le Monde ve Der Spiegel’in köşe yazarlarını mutlaka takip ederim.
Vs.: Gazeteleri internetten mi okuyorsunuz? Yabancı basını internetten takip ediyorum. Diğerlerine mutlaka elim değiyor. Gazete okumayı seviyorum. Siyasetten sıkıldıkVs.: İzleyici kitlesini belirlemek için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dünya çapında birkaç trend var. Bunlardan biri izleyici giderek daha kendi dünyasıyla ilgili şeyleri takip ediyor. Bir diğer etken de “News that you can use” yani kullanılabilir haber anlayışı. Nerden ev alırsam doğru seçim yapmış olurum, hangi otomobil daha tasarrufludur, ne yersem daha sağlıklıdır gibi gündelik hayatı kolaylaştıracak haberler belirleyici oluyor. Ayrıca “Water cooler talkish use” yani iki kişi çay ocağı önünde karşılaşınca ne konuşur? | ||||||||||||||||||||
Vs.: Ne konuşurlar? “Dünkü diziyi izledin mi?” Bütün dünyada en önemli şeylerden birisi. Yarışmalar ve izlenen programlar. Bunlar önemli haber konuları. Ne konuşurlarsa o haber oluyor. İnsanların kendi hayatıyla iç içe bir haber geleneği var artık.
Vs.: İnsanlar politik haberlerden sıkılıyor mu?Sıkılmadan başka bir şey teşhis ediyorum. İnsanlar bazı şeylerin değişmediği ve değişemeyeceği fikrinde. Bu da bir kopma yaratıyor. Çünkü belli konular artık çok büyüdü. Mesela küresel ısınma. Çok fazla yayın yaptık, anlattık, herkes bir şeyler anlattı ama bu kadar büyük sorunlara çözüm bulamamak insanlarda kopmalar yaratıyor. Sadece kriz zamanlarında ve özel durumlarda yeniden o bildik daha ağır haber geleneğine dönüşler yaşanıyor. |
||||||||||||||||||||