Yönetim: Meral Egemen
Ayaküstü Söylesi: Çevre
Haber: Sirket Iflaslari
Saglik: Mehmet Öz
Spor: Cüneyt Koryürek





ölümsüzlük... mümkün mü?

Dünyaca ünlü Türk cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, Amerika’da ve tüm dünyada en çok satanlar listesinde yer alan “Siz: Genç Kalın” kitabında yıllara meydan okuyan bir zihne ve bedene sahip olmanın yollarını anlatıyor. İşte Öz’den yaşlanmayı geciktiren, dinç kalmanızı sağlayan tüyolar.

Ölümsüzlük insanoğlunun en büyük fantezilerinden biridir. Efsaneler, filmler, romanlar ölümsüzlük üzerine kurulur. Dünyaca ünlü doktorumuz, Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi Kalp Damar Cerrahı Profesör Doktor Mehmet Öz’ün yeni kitabının bütün dünyada bu kadar çok tutulmasının nedenini de bu merakta aramak gerekiyor. Hayır, Öz ölümsüzlüğün sırrını açıklamıyor. Ancak uzun, sağlıklı ve zinde bir yaşamın mümkün olduğunu müjdeliyor. Yapılması gereken basit: Vücudun nasıl yaşlandığına dair temel prensipleri öğrenmek ve gereken önlemleri almak. Bu noktada sözü uzmanına, yani Mehmet Öz’e bırakmak gerekiyor. ABD’de çok satanlar listesinde bir numaraya oturan, “son beş yılın en iyi kitabı” olarak adlandırılan “Siz: Genç Kalın” adlı kitaba birlikte göz gezdirelim:

Yaşlanmamak elimizde

Öz’e göre yaslılık nedeniyle bedenimizde oluşan değişiklerin sadece yüzde 20’lik kısmı genetik faktörlere bağlı. Bu konuda henüz yapılabilecek bir şey yok. Ancak yüzde 70’i insanların elinde. Yani, yaşlanma sürecini ve şeklini yönlendiren şey insanların yaşam biçimi. Dolayısıyla, sizi zamanından önce yaşlandıran tüm iç ve dış etkenlerle savaşarak genç kalmanız, yaşlanmayı yüzde 90 oranında geciktirmeniz mümkün. Öz’ün okuyucularına bu yönde beş önerisi var:

  • Tansiyonumuzu kontrol altına alın;
  • Sigarayı bırakın;
  • Günde 30 dakika egzersiz yapın;
  • Stresten kesinlikle uzak durun;
  • Sağlıklı yaşamı destekleyen bir beslenme programı uygulayın.

Bunları yaparak kalbimizi ve damarlarımızı koruma altına almamız mümkün. Böylece bağışıklık sistemimizin yaşlanmasını engelleyebiliriz. Buna bağlı olarak hastalıkları, enfeksiyon ve kanser riskini azaltabiliriz. Bu beş maddelik paketin her maddesi önem taşıyor. Ancak her şeyden önce çevresel ve sosyal sorunların neden olduğu yaşlanmayı en aza çekmemiz gerekiyor. Çünkü yaşlanmayı hızlandıran en önemli faktör stres.


 

Stres beyini öldürür

Dünyanın her yerinde kalp krizi en önemli ölümcül etkenlerden biri… Öz’e göre kalp sağlığı ile beyin sağlığı birbirlerinden ayrılmaz bir ikili. Beyin sağlığının olmazsa olmazı ise stresten uzak durmak. Stres sırasında salgılanan kimyasallar beyin hücrelerini öldürür ve fonksiyonlarını etkiler. Bu yolla kalp krizi, kanser sorunlar için zemin hazırlar.

Bu noktada Öz’ün kendini stresten nasıl uzak tuttuğunu öğrenelim: “Ben içimde hiçbir şey tutamam. Her şeyi açık açık anlatırım. Çünkü beni rahatsız eden şey ne ise; anlatırsam bunun tekrarı olmaz. Ayrıca çok spor yapıyorum. Spor yaptıktan sonra hem kendimi yorgun hissediyorum, hem de içimdeki telaş yok oluyor. Egzersizleri yavaş yavaş yapıyorum. Genç gözükmek için adalelerin biraz büyük kalması lazım. Bunun için de adaleleri yormak şart.“

Bir de pratik ipucu: “Her sabah kalktığınızda şişe mantarını dişlerinizin arasına alarak çene eklemlerini çalıştırın. Bu hareketle eklemleri rahatlar ve stresiniz azalır.”

Aslında mesele uzun yaşamak değil. İlerleyen yaşlarda dinç kalabilmek. Birçok kişinin yaşlılıkla ilgili en büyük korkusu bunama. Ancak egzersiz yoluyla bunu önlemek mümkün. Beynimiz de vücudumuzdaki kaslar gibi sürekli antrenman gerektirir. Ne kadar kullanırsak, o kadar etkili çalışır.



 
Bedenimizin ihtiyaçları vardır

İş adamları başarılarının sırrını disiplinli bir çalışma programı ile açıklar. Bedenimizde de maksimum verimliliği sağlamak için bu disiplinli çalışma programını uygulamamız lazım. Bu programın içinde bir takim “olmazsa olmaz” diye adlandırılabilecek öğeler vardır. Öz bunları bir liste halinde sunuyor.

Yürüyün: Her gün en az 30 dakika yürüyüş yapın. Yürüyüş yapmaya fırsatınız yoksa yüzme gibi bir başka fiziksel aktivite yapın.

Bisiklete binin: Haftada üç kez 20 dakika terleyene kadar yapın. Eğer imkanınız varsa işe bisikletle gitmeyi tercih edin. Böylelikle trafikten kaçarak stresten de kurtulmuş olursunuz.

Dayanıklılık antrenmanı yapın: Haftada üç kez günde on dakika yeterli olacaktır.

Yoga yapın: Her gün yürüyüşten sonra mutlaka stretching hareketleri ya da yoga yapılmalı.

Nefes alın: Her sabah uyandığınızda ve akşamları yattığınızda on kez derin nefes alın. Mümkünse açık havada.

Uyuyun: Bir insan günde en az yedi ya da sekiz saat uyumaya özen göstermelidir. Uyku ruhumuzun gıdasıdır.

Domates mucizesi

Peki, nasıl beslenmeli? Hangi besin gruplarına ağırlık vermeli? İşte Öz’ün reçetesi:

Omega-3 içeren sebzeler; yeşil yapraklı sebzeler, ceviz ve badem yağı kalp için çok yararlıdır. Domates en yararlı sebzelerden biri. Etin yanında çiğ domates yenildiği zaman, domatesin içindeki likopen adli antioksidan, etteki zararlı Omega-6’ları zararsız hale getiriyor. Günde bir avuç meyve yiyin. Kavun ve karpuz gibi meyvelerden günde ince birer dilim yeterli. Üzüm ve muzda çok yüksek dozda şeker olduğundan mümkün olduğunca uzak durmak gerekiyor. Kayısı ve incir çok yararlı.

“Light” olmayın

Öz, zayıflamak isteyenlere, Akdeniz mutfağına dayalı Türk diyetini öneriyor. Bu diyet taze sebze, meyve, sarımsak, zeytinyağı, fındık, çay, fıstık, pekmez ve balık ağırlıklı. Kısa dönemde kilo vermek için ise yüksek proteinli diyetler gerekiyor. Ancak verilmiş kiloları geri almamak için bu diyetin ardından Akdeniz diyetini uygulamak şart. Akdeniz diyeti ile kötü kolesterolü (LDL) yüzde on düşürme imkanımız da var. Yeşil veya normal çay, sertleşmiş kalp damarlarından hormon salgılanmasını artırarak damarları genişletiyor. Özellikle somon balığı omega-3 yağ asidi ile kalbimizi koruyor. Aslında yapılması gerekenler çok net; kalori miktarını düşük tutmak, bol bol sebze ve meyve yemek, şeker ve doymuş yağdan uzak durmak, işlenmiş, dondurulmuş yemeklerden olabildiğince uzak durmak...

Bu arada Öz’ün ilginç bir uyarısından da söz etmek gerekiyor: Öz, üzerinde “light” yazan ürünlerden uzak durmayı öneriyor ve “Bu gıdaların içindeki sahte şekerlerin uzun vadede ne yaptığını tıp dünyası hala çözemedi” diyor.


 
Şarkı söyleyin

Şarkı söylemek hem zihinsel, hem de fiziksel açıdan çok sağlıklıdır. Yapılan araştırmalara göre; şarkı söyleyerek bağışıklık sistemi yükseltilebilir ve böylece kişinin yapacağı doktor ziyaretleri azalır. Bunun nedeni şarkı söylerken vücuda endorfin ve iyi hissetme hormonu “dopamin” salgılanmasıdır.