Nüfus: O
Gelecek Aramizda
Gelecek Ne Zaman Gelicek
Gelecek Enerji Sektöründe





Tüm Fütüristler Derneği Başkanı Alphan Manas’a göre enerji sektörü Türkiye için en önemli sektör haline gelecek. Enerji konusunda izlenecek strateji Türkiye’nin geleceğini etkileyecek. Manas’a göre özellikle alternatif yakıtlar konusunda Türkiye inovatif ülkeleri takip etmeli...

Geleceğe ilişkin plan yapmak giderek artan bir ihtiyaç olsa da, tam uygulanabilir planlar ile buna uygun araç oldukça az. Yakın geçmişe kadar gelecek bu araçlar ile hazırlanan “Stratejik Planlar” ile şekillenirken dünyanın hızlı değişimi, kararsızlığı ve karmaşıklığı karşısında giderek önemini yitirmeye başladı. Her şeyde olduğu gibi bu alanda da yeni arayışlar başladı. Böylece, 2005’den beri “fütürizm” ile ilgili çalışmalar ve “uzgörü” yaklaşımı ortaya çıktı. Kavram yeni olmasına rağmen Avrupa ülkelerinde hızla yayıldı.

Bu yeni kavram ve çalışma alanı, uzun dönemli gelişmeleri detaylı inceliyor ve oluşabilecek potansiyel gelişmeler konusunda uçsuz bucaksız tartışmalar yaratarak politikaları yeniden şekillendiriyor. Dünyada giderek yaygınlaşan bu kavramlar Türkiye’de de önem kazanmaya başladı.

Büyük tartışmalar yaratan bu kavramlarla “Gelecek nasıl olacak?” sorusunu Brightwell Holding ve Tüm Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas’a sorduk. Gelecekte tüm dengelerin değişeceğini belirten Manas, Türkiye’nin de bütün bu değişimden payına düşeni alacağını söyledi. İşte Manas’ın gözüyle Türkiye’nin geleceği...



 
Vs.: Gelecek denince aklınıza ilk olarak neler geliyor? Geleceğimizi nasıl planlamalıyız?

İnsanlığın başlangıcından itibaren gelecek ve geleceği öngörmek bir güç ve gizem olmuştur. Ancak günümüzde gelecek, gizemli güçler ve sihirli araçlarla öngörülmüyor. Yeni yüzyılımızın fütürizmi 3 temele dayanıyor: Uzgörü, strateji ve inovasyon. Uzgörü; uzak, uzman, uzlaşmacı görüş kavramlarının bütünleşmesinden oluşmaktadır. Uzgörü, bugün alınan kararları bilgilendirmek ve kolektif bir biçimde harekete geçmeyi sağlamak üzere uygulanan; sistematik, katılımcı, gelecek hakkında bilgi toplamaya yönelik, orta-uzun dönemli vizyon oluşturma sürecidir. Gelecek biliminin yeni üç temel taşından biri olan uzgörüye, strateji ve inovasyon eşlik ettiğinde geleceği öngörme süreci bilimsellik kazanmakta. Geleneksel stratejik planlama, geleceğe ilişkin söylemler içerirken, stratejik uzgörü, geleceği daha iyi anlayıp geliştirmek için tümleşik ve eleştirel adımları bünyesinde barındırmakta. Stratejik uzgörü, geleneksel stratejik planlamanın tersine, geleceği “Stratejik Düşünce, Stratejik Karar Alma ve Stratejik Planlama” olarak üç ayrı adımda inceler.

Vs.: Geleceği planlamak bu kadar teknik bir konu mu olacak?

Geleneksel planlama, bir hedef tanımlandıktan sonra bu hedef alınarak, üzerinde uzlaşılmış sonuçlara ulaşılması için formal bir şekle sokulması için yazıya dökülür. Bu metot, analitik, mantıklı, pragmatik ve tümdengelimci bir yaklaşımı baz alır. Stratejik uzgörü ise; içgüdüsel, deneysel, yıkıcı bir sentezdir. Tümevarımcı bir yaklaşımı temel alır. Elbette sokaktaki vatandaşımızın geleceğe bakışı bu kadar teknik olmayacaktır ama artık özellikle gelecek planlamasının da çok kolay olmadığını anlamamız gerekiyor.

Vs.: Türkiye açısından baktığımızda gelecekte bizleri ne gibi değişimler bekliyor?

Birçok ortak senaryoya göre, önümüzdeki 30 yıllık dönemde, BRICS denilen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin ekonomik alanda bir güç olarak dünya ekonomisini kontrol etmesi bekleniyor. Bu ülkeler ya oldukça genç ve büyük nüfus ya da doğal kaynakları açısından avantaj sağlıyor. Türkiye’nin bu ligde yer alabilmesi için her iki özelliği de bulunuyor. Türkiye’nin en büyük avantajı AB’nin yakınında iyi bir üretim bölgesi olarak yer alması. Bugün gözden kaçan ama önümüzdeki dönemde gözden kaçamayacak en önemli olgu artacak taşıma maliyetleri ile artık bölgesel üretimin önem kazanacağıdır. Daha da ileri giderek, üretilen her ürün üzerinde yer alacak rf-id chip üzerine üretim noktasından itibaren kat ettiği yol ve dolayısı ile borçlanacağı karbon kredisi yazılacaktır. Böylece ürün için kat edeceği en kısa yol önemli bir avantaj olacaktır. Tüm dünyanın üretiminin doğuya kayacağı günümüzün temel varsayımı olmakla beraber sürekliliği tartışmaya açık olacaktır.



 
Vs.: Hangi çalışmalara ağırlık verilmeli?

Türkiye’yi içinde bulunduğumuz döneme kadar taşımış olan tekstil, konfeksiyon ve tarımda önemli çalışmalar yapılmazsa Türkiye uzun dönemde çok önemli sorunlar yaşar. Hiçbir ülke GSMH’sının önemli bir bölümünü elde ettiği sektörleri bir anda silip servis sektörlerine dönemez. O yüzden bu sektörlerde çok yoğun çalışma gerekiyor. Türkiye’nin önemle eğilmesi gereken bir alan da enerji. Enerji konusunda izlenecek yol ve stratejik kararlar Türkiye’nin geleceğini etkileyecek. Özellikle alternatif yakıtlar konusunda Türkiye inovatif ülkeleri takip etmelidir. Biyoyakıt elde etmek için mısır gibi temel beslenme araçlarını kullanmak cinayetten farksız. Türkiye’nin bu tuzağa düşmeden yeniliklere izlemesi gerekiyor. Vizyon 2023 gibi Türkiye’nin gelecek vizyonunu içeren çalışmalar yoğun çalışmaların bir sonucu olmayıp “temenni” ağırlıklı sonuçları ortaya koymaktadır. Örneğin nanoteknoloji konusu Türkiye için önemli bir gelecek olarak görülürken geliştirme maliyetlerinin yüksekliği, dolayısı ile önemli fon gereksinimi göz ardı edilmektedir.

Vs.: Gelecekte Türkiye’de hangi sektörler değişecek?

Yakın gelecekte enerji sektörü Türkiye’de taşları yerinden oynatacak. Her yıl gereksinim duyulan en az 5-6 milyar Dolar’lık bir enerji yatırımı yüzünden hem kendisi hem de etrafında kendisini destekleyen yan sektörlerle enerji sektörü gelecekte Türkiye için en önemli sektör haline gelecek. Ayrıca denizcilik de önemli bir sektör. Ama her sektörde olduğu gibi Türkiye “me too - herkes gibi ben de” işleri çok seviyor. İş planı veya en azında hedef müşteri analizi yapılamadan açılacak tersanelerde önemli konsolidasyonlar kaçınılmaz olacak. Aynı durum sağlık sektörü için de geçerli olacak. Yaşanan birkaç başarı hikayesini kendilerinin de başaracaklarını düşünecek zincir hastane yatırımcılarının bir çoğunu uzun dönemde hüsran bekliyor ne yazık ki. Elektronik tasarımı ve üretimi Türkiye için önemli bir alan olacak. Bu konuda Çin gibi diğer ülkelerle de rekabet hiç de zor olmayacak.

Vs.: Hangi meslekler ön plana çıkacak?

2005 yılında 11 milyar dolarlık kapasiteye sahip olan dünya robot pazarının, 2010’da 25 dolara ulaşması, 2025’de ise 65 milyar doları geçmesi hedefleniyor. Türkiye’nin en zeki insanlarının elektrik, elektronik, kontrol ve bilgisayar mühendisliği eğitimi aldığına göre tüm bunların birleşimi olana “Mekantronik” alanında Türkiye’de çok önemli bir mühendis potansiyeli oluşacak. Bunun değerlendirilebilmesi durumunda Türkiye bu alanda söz sahibi olabilir.

Vs.: Özellikle mimari, ulaştırma, iletişim ve hayatın diğer alanlarına ilişkin birçok beklenti var. Bu anlamda sizin ne gibi somut beklentileriniz var?

Dünyada yaşam son dönemlerde gündeme gelen küresel ısınma tehlikesinin etkisiyle suya doğru kayıyor. Okyanuslar giderek yükseliyor. Önümüzdeki 150 yıl içinde Bangladeş, Hollanda, New York, Buenos Aires ve Şangay gibi deniz kenarındaki merkezlerin sular altında kalması bekleniyor. Bu noktada düzensiz büyüyen kentlerin, denizlerle entegre gelişmesi gerekecek. Günümüzde birçok bilim adamı denizde yaşamı sağlayacak kentleşme ve yapılanma üzerine çalışıyor. Ben ve birkaç arkadaşım dört yıl önce bu öngörüden hareketle tasarımlarımızı yaratmaya başlamıştık. Vincet Callebaut gibi isimler bu yöndeki çalışmalarını hızla sürdürüyor. Kısaca, uzun dönemde denizleri, hem hızlı taşımacılık, hem barınma hem de kullanım suyu elde etmek için yeniden keşfedeceğiz.

Fütüristler Birliği Vs.: Fütüristler Birliği ilk ne zaman hangi amaçla kuruldu?

Tüm Fütüristler Derneği (TFD), öncelikle gelecekteki sosyal ve iş yaşamı ile sosyal ve pozitif bilimlerdeki bütün disiplinlerin ve teknolojinin insanlığı ne kadar etkileyeceği ve nasıl yön vereceği ile ilgili olarak görüşleri paylaşmak, yöntemlerin geliştirilmesini sağlamak ve geleceğe yönelik çalışmaların kamuoyu tarafından anlaşılmasını sağlamak amacı ile 2005 yılında kurulmuştur. Geleceği inceleyen veya planlayan kurumlar ve kişiler ile Türkiye içinde ve dışında yabancı ülkeler ve uluslararası kurumlar arasında işbirliğine yönelik çabalarda bulunmak hedefini taşıyan derneğimiz aynı zamanda uluslararası bir kuruluş olan “World Future Society- Dünya Fütüristler Birliği” ile işbirliği içindedir.

Vs.: Kimler üye bu birliğe?

Gelecekteki sosyal ve iş yaşamı ile sosyal ve pozitif bilimlerdeki bütün disiplinlerin ve teknolojinin insanlığı ne kadar etkileyeceği ve nasıl yön vereceği ile ilgili olarak görüşleri paylaşmak isteyen yaklaşık 100 üyemiz bulunmaktadır. Üyelerimiz, geleceğin incelenmesi için yöntemlerin geliştirilmesini sağlamak, geleceğe yönelik fikirler, öneriler, alternatifler ve çeşitli senaryoları paylaşmak amacıyla bir araya gelmektedir.

“Türkiye’yi içinde bulunduğumuz döneme kadar taşımış olan tekstil, konfeksiyon ve tarım alanında önemli çalışmalar yapılmazsa Türkiye uzun dönemde çok önemli sorunlar yaşayacak. Enerji konusunda izlenecek yol ve stratejik kararlar da Türkiye’nin geleceğini etkileyecek.”

2022’de yapay organlar çıkacakTechcast Projesi kapsamında 100 yönetici, bilim insanı, mühendis ve fütüriste “Gelecek nasıl olacak?” diye soruldu. Alınan yanıtlar ortaya şöyle bir tablo çıkardı:

  • 2020’de dünyanın enerji kaynağının yüzde 30’unu alternatif enerji kaynakları oluşturacak. Deniz suyu arıtması günlük kullanıma geçecek. 2010-2015 de bilgisayarlı çiftçilik başlayacak.
  • 2010 yılında güvenlik sistemlerinin çoğu biyometrik teknolojilerini kullanacak. Kuantum bilgisayar 2021’de kullanıma sunulacak.
  • 2009’da yüzde 30’luk bir bölüm on-demand (isteğe-bağlı) olacak. 2016 yılında dünya nüfusunun yüzde 30’u IT hizmetlerine erişimi olacak ve şirket eğitimlerinin yüzde 50’si e-eğitim formatına geçecek.
  • 2015’de nanotek trilyon dolarlık pazara ulaşırken, 2020’de üretim akıllı robotların kullanılması ile hızlanacak.
  • 2022’de yapay organlar vücudumuzda önemli organları değiştirmeye başlayacak. 2023’de kanser sorun olmaktan çıkacak. 2030 ve sonrası yaşam sınırı 100’ü geçecek.
  • Hibrid araçlar 2012-2018’de yüzde 30’a ulaşırken, 2025’de otoyolların yüzde 30’u araçların otomatik olarak aktığı hale gelecek. Kara ulaşımı, yerin altına döşenen sistemlerin oluşturduğu Otomatik Otobanlar üzerinde gerçekleştirilecek.
  • 2014’de dünyadan 50-100 mil uzaklıktaki turistik uzay yolculuğu başlayacak. Ay’da koloni oluşturma ise 2025’de gerçekleşecek.