Nüfus: O
Gelecek Aramizda
Gelecek Ne Zaman Gelicek
Gelecek Enerji Sektöründe





Dünyanın en ünlü fütüristi Jacque Fresco’ya göre “gelecek geldiğinde”, dünyada kaynaklar bol olacak... Modern toplum gelişmiş teknolojilere sahip olacak ve yüksek yaşam standartları sağlamak kolaylaşacak. Paraya ihtiyaç kalmayacak, ürünler ve servisler bütün topluma dağıtılacak.

Gelecek denince herkesin aklına robotlar, uçan arabalar ve ilginç tasarımlı binalar gelse de fütüristler bambaşka bir gelecek tasarlıyor.



 

“Gelecekte Türkiye’yi ve dünyayı neler bekliyor”, “Daha iyi bir gelecek mümkün mü?” sorularına yanıtların aranacağı Fütüristler Zirvesi’nin en önemli konuğu, dünyanın en ünlü fütüristi Jacque Fresco. Günümüzün Leonardo Da Vinci’si olarak kabul edilen ve tasarımlarıyla çok sayıda ödüle layık görülen 92 yaşındaki Fresco'ya bizi nasıl bir geleceğin beklediğini sorduk. İşte Fresco’nun gözüyle gelecekte yaşam...

Vs.: Fütüristler olarak “geleceği tasarlamak”tan bahsediyorsunuz. Geleceği tasarlamak ve geleceğe ilişkin doğru öngörülerde bulunmak mümkün mü?

Evet. Günümüzdeki gelişmeleri, teknolojileri ve trendleri bir arada değerlendirerek geleceğe en olası yönü belirleyebiliriz.

Vs.: Buradaki en önemli “başlangıç noktası” hayaller midir?

Hayır, hayaller en önemli başlangıç noktası değil. En önemli şey spesifik olmak ve sadece hayal etmek yerine tasarımınızı bugünün bilim ve teknolojisine dayandırarak, bütün insanlığın iyiliğini sağlayacak ve doğayı koruyacak bir tarzda uyarlamak. Bu durum sığ dileklerin, düşlerin ve felsefi kavramların tam zıttı.

Vs.: Geleceğe dair öngörüde bulunmak için yeteri kadar doğru bilgiye sahip miyiz?

Evet, elimizde geleceğe dair öngörüde bulunmak için yeterince bilgi var. Ancak henüz bu bilgileri akıllıca kullanacak kadar usta ya da bilge değiliz. Ne yazık ki bugün teknoloji ve bilimi suistimal ediyor ve yanlış kullanıyoruz. Bu kadar gelişmiş zihnimizi, kaynaklarımızı silahlar ve diğer zararlı aletlerle boşa harcıyoruz.

Vs.: Gelecek için artık “öngörü” yetmiyor, “uzgörü” gerekli diyorsunuz. Aradaki fark nedir?

Bana göre öngörü bireylerin umutlarına, isteklerine ve amaçlarına dayanır fakat uygulanabilir planlar olmadan bilimkurgudan öteye gidemez. Yapıcı bir uzgörü arzulanan hedefe ulaşmak ve onun gelecekte sürdürülebilir olması için hazırlanmış bir yöntem gerektirir. Uygulanabilir plan mutlaka sağlık, eğitim, barınma, şehir planlaması, ulaşım, temiz enerji kaynakları gibi konuları da içermeli.

Vs.: Geleceğe kimler nasıl yön veriyor?

Eğer mevcut planlarımdan bahsediyorsanız alınacak kararlar politikacılar, şirketler, ulusal çıkarlar veya seçilmiş bir grup insana bağlı olmayacak. Bütün kararlar kapsamlı kaynak ölçümüne dayanacak. Bu kaynak araştırması var olan enerji, fiziksel kaynaklar, teknik personel gibi konular hakkında dünyanın taşıma kapasitesini ve insanların ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağını belirleyecek.



 
Vs.: Geleceğe ilişkin umutlu musunuz, karamsar mı?

Hiçbiri değilim. Bu durum bana bağlı değil ki. Ben sadece daha olumlu bir gelecek ve dünyayı bugün karşılaştığı sorunlardan kurtarmak için yapabileceklerimi yapmaya çalışıyorum.

Vs.: Geleceğe ilişkin hangi çalışmalar sizi heyecanlandırıyor ya da korkutuyor?

Beni gelecek hakkında heyecanlandıran şey şu an hayal bile edemeyeceğimiz, olağanüstü gelişmelerin olacak olması ve global bir birleşmenin olma ihtimali. Elimizdeki teknolojileri yapıcı, akıllı ve yeterli bir şekilde kullanmıyor olmak da beni en çok korkutan şey.

Vs.: Günümüzde var olan açlık, yoksulluk, çatışma gibi sorunların aşılabileceğini söylüyorsunuz. Bu ne kadar mümkün? Bunun için somut çalışmalarınız var mı?

Hayatım boyunca yaptığım işler ve yarattığım alternatif sosyal tasarımların hepsi bu somut problemler içindir. Karşılaştığımız sorunları sadece kağıt üzerinde çözmüyorum, öncelikli olarak sorunları ortadan kaldırmak için teklifler sunuyorum. Albert Einstein’ın dediği gibi, “Problemlerimizi onları yarattığımız zamanlardaki düşünce yöntemleriyle çözemeyiz.”

Vs.: Dünyada şu anda yaşanan tüm sorunları çözmek için de “dünyayı ve kaynaklarını tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul etmeliyiz” diyorsunuz. Bu ne kadar mümkün?

Evet, yeryüzü kaynaklarını tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul etmeliyiz. Hiçbir şey şimdiki problemlerimizden daha az olmayacak. Öncelikle, yeni sosyal yönelimler için sinema filmi, televizyon şovları, kitaplar, seminerler ve bütün diğer medyaya ihtiyacımız var. Son olarak, bu yeni yönelimlerdeki yeni şehir sisteminin çalışan bir prototipi olarak bu tekliflerin gösterilmesi adına bunlar zorunlu olacaktır. Bu yeni sistem günümüzdeki gibi komünizm, sosyalizm, faşizm ya da kapitalizm gibi sistemleri içermeyecek fakat bilim ve teknolojiyi kullanarak tamamen refahı temsil eden yeni bir yön sunacak. Sonuçta, problemlerimizin birçoğu kıtlıktan kaynaklanıyor ya da kıtlığın yarattığı tehdidin sonucudur.



 
Vs.: Geleceğin tasarımında da bölgesel farklılıklar bugün olduğu gibi en büyük etken olacak mı? Yoksa bu farklılıklar ortadan kalkacak mı?

Sorunlarımız bugün kapsamlı ve etkili bir biçimde muazzam ve globaldir. Bu sorunlar herhangi bir millet tarafından çözülemez. Bütün ortak şeyler doğada küreseldir ama uygulamalar yereldir. Sahip olduğumuz ortak değerlerle başlamalıyız. Bütün toplumsal sistemler politik düşüncelere, dini inançlara veya sosyal adetlere bakmaksızın temiz hava, su, ekilebilir toprak ve yüksek yaşam standartlarına ulaşmak için gerekli teknoloji, personel ihtiyacı üzerine kurulmalıdır. Bu küresel sistem yaklaşımını kullanarak, teknoloji ve bilimin anlayışlı ve uygarlaştırıcı uygulamasıyla başarılabilir. Para ve kişisel çıkarlardan vazgeçildiği anda ulusal ilişkiler, kişisel çıkarlara değil ortak çıkarlara dayanır. Bu yaklaşım yapay sınırların ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.

Vs.: Yaşam standartları açısından nasıl bir gelecek bizi bekliyor?

Ortak kaynaklı temel bir ekonomiye doğru yol alırsak herkesin yaşam standardı bugün hayal ettiğimizden çok daha başka olacak. Bilim ve teknolojiyi çevreyi korumak ve onarmak için kullanmak hepimizin yararına. İnovasyon hızlanıyor. Para sistemin dışına itildiğinde, bizim derdimiz “Herhangi bir malın ne kadar olacağı değil bunun için yeterli kaynağımız var mı?” olacak.

Vs.: Gelecekte hayatın hangi alanlarında büyük değişimler bekliyorsunuz?

Ben dünyanın taşıma kapasitesini ve bizim teknolojilerimizi de içine alan tümüyle yeni bir sosyal düzenin oluşmasını bekliyorum. Bu yeni düzen farklı değer yargıları yaratacak, davranışlar ve düşünceler tamamen o döneme özgü olacak. Ulaşılacak bir sınır ya da ütopya olmayacak, sürekli bir değişim halinde olacağız. Benim planladığım toplum kurulmamış, aniden ortaya çıkan, sürekli düşünen, insancıl ve yapıcı değişiklikleri benimseyen bir toplum. Şunu vurgulamalıyım ki, savunduğum global yönetim yaklaşımının, büyük kurumların ve seçkin bir yönetimin kontrolü altında bulunmasını ve geniş bir kesimin boyun eğmesini amaçlayan idare şekliyle hiçbir ortak yanı yok. Benim küreselleşme uzgörümde her insana olabileceğinin en iyisi olması için yetki verilmeli ve hiçbir kurumsal yönetim organına boyun eğmemeli.

Vs.: Reaktif sistemin yerini proaktif sistem alıyor. Yani ileriyi düşünerek yapılan sistem. Bu hayatımızı, çalışma sistemimizi nasıl etkileyecek?

Çalışma er geç otomasyon tarafından yapılacak ve her tutarlı sosyal projenin bu konuyu dikkate alması gerekir. Gelecekle ilgili her sosyal plan ihtiyaçların para, takas, kölelik veya borç gibi kavramlar olmadan sağlanabilmesini içermeli. Bu; eğlence, çocuk bakımı, sağlık, eğitim, barınma ev ve benzeri ihtiyaçları içermeli. İnsanlar duygusal ve kültürel olarak bu değişikliği kabul etmek üzere hazırlanmalı. İnsanlar makinelerle yer değiştirdiği zaman yeni meslekler ortaya çıkacak. Canlı bilim ve makine zekası yüksek bir dereceye ulaşacak. İnsanlar o zamana göre benzersiz olan bu meslekleri öğrenecekler.



 

Vs.: Hangi sektörler geleceğin dönüşümünü büyük oranda etkileyecek ve bu değişimden etkilenecek?

Benim tasarladığım gelecekte sosyal sistem para ihtiyacından üstün olacak. Bugün sahip olduğumuz sistem, nesneleri kıt ve seyrek tutmaya çalışan yüksek fiyatlardan oluşuyor. Nesneler tükenme ve arıza yapma üstüne kurulu. Değerli kaynakların çok büyük miktarını ürünleri satmak yerine her yıl modayı değiştirmeye harcıyoruz. Para sisteminin ana noktası kar. Benim önerdiğim kaynağa dayalı ekonomide ise ana nokta insanların refahı, çevrenin korunması ve iyileştirilmesi.

Vs.: Geleceğin mesleklerinde ne gibi değişimler olacak? Hangi meslekler ön plana çıkacak, hangi meslekler kaybolacak?

Mesleklerin değişimine vereceğim cevabı anlamak için öncelikle benim savunduğum toplumsal düzeni anlamak gerekiyor. Dünyada kaynaklar bol olacak, parasal bir kota koymak gereksiz olacak ve insanların refahına ters etki olacak. Modern toplum gelişmiş teknolojilere sahip olacak ve kaynağa dayalı global ekonomide yüksek yaşam standartları sağlamak çok kolaylaşacak. Açıkça belirtmek gerekirse kaynağa dayalı ekonomide doğrudan kullanılabilecek parasal bir ara birime ihtiyaç kalmayacak. Ürünler ve servisler verimli ve tarafsız bir şekilde bütün topluma dağıtılacak. Bu sistemde ürün ve servislerden para, kredi veya diğer kölelik ve borç sistemleri olmadan yararlanılabilecek. Kaynağa dayalı ekonomide kara ve denizdeki kaynaklar, fiziksel donanım ve endüstriyel tesisler bütün toplumun yaşamını geliştirmek için kullanılacak. Para yerine kaynağa dayanan bir ekonomide ihtiyaçlarımızı kolayca üretebilir ve kendimize yüksek yaşam standartları sağlayabileceğiz.

Vs.: Gelecek 50 yıl için “en uçuk” hayaliniz nedir?

Benim en uçuk hayalim, bütün insanların barış içinde birlikte yaşamayı öğrendiği, çevreyi koruyan ve yapıcı ortak hedefler belirleyen bir sistem hayalidir. Bunun sadece global kaynağa dayalı ekonomilerde gerçekleşebileceğini düşünüyorum.

Jacque Fresco, Türkiye’deki ilk ve en büyük gelecek konulu zirvesi “Fütüristler Zirvesi” için 21 Kasım’da Türkiye’ye geliyor. Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak zirvede geleceğe dair konular konuşulacak.