Nüfus: O
Gelecek Aramizda
Gelecek Ne Zaman Gelicek
Gelecek Enerji Sektöründe





Bir yandan işlerimizi robotlara devretme çalışmalarını yürütüp diğer yandan dünyanın dışına çıkma yönünde adımlar atarken geleceğin kentlerini de fantastik bir dünyanın içerisinde şekillendiriyoruz. İnsansız dünyanın ulaşacağı fantastik görünüm, geleceğin kentlerinde de kendini gösteriyor.

Dünyayı terk edip gideceğiz ancak tabii ki buna daha zaman var. Peki, yakın gelecekte neler olacak? Çocuklarımız, torunlarımız nasıl bir dünyada yaşayacak? Gelin şimdi buna bakalım.



 

21. yüzyıl kentlerin yüzyılı. 20. yüzyılın sonlarıyla birlikte artmaya başlayan kent nüfusu, bu yüzyılda doruğa ulaşacak. Ancak teknolojinin gelişimiyle birlikte büyüyen kentler, yine teknolojinin getirdiği sorunlar nedeniyle dönüşüme uğrayacak. Artan nüfus, tükenmeye yüz tutan enerji kaynakları ve yeni yüzyılın en değerli kaynağı olarak değerlendirilen suyun azalması, yepyeni kentlerde yaşamamızı zorunlu kılacak.

Bu konuda çalışmalar şimdiden başlamış durumda. Hızlı nüfus artışı şehirciliği göklere taşıyor. Tokyo, Hong Kong, San Francisco, Moskova gibi dünyanın en kalabalık şehirlerinde devasa yükseklikte gökdelen kentler inşa ediliyor. Tokyo’da 10 yıl içerisinde tamamlanması planlanan “Shimizu TRY 2004 Mega-City Pyramid”, Mısır’daki atalarından Keops’un 12 katı büyüklüğünde olacak. Piramit biçiminde inşa edilen kent 750 bin kişiye ev sahipliği yapacak. Tokyo Körfezi’ne yapılacak iki bin metre yüksekliğindeki Shimizu, dünyanın en büyük yapısı olacak. Böylece herhangi büyük bir deprem sonrası hayatta kalan 750 bin Japon burada yaşamlarını devam ettirebilecek. Piramitte işyerleri, alışveriş merkezleri de bulunuyor.


 
Yüzen kentler

Tsunami, deprem gibi doğal afetlere dayanıklı Shimizu’nun yanı sıra dünyanın artan nüfusun barınma ihtiyacına yönelik dört bir yanında yeni yerleşimler de inşa ediliyor. Nüfusun en yoğun olduğu Moskova’da 900 apartmanlık Kristal Ada, ABD’nin San Francisco kentinde bir milyon kişi kapasiteli Ultima Tower, Hong Kong’ta ise 100 bin konutluk Bionic Tower göğe doğru yükselen kentlerin temsilcileri olacak.

Uluslararası İklim Araştırmaları Kurumu'na göre 2100 yılında okyanuslardaki su seviyesi bugüne göre ortalama 50 santimetre daha yükselecek. New York, Tokyo ve Londra’da ise deniz seviyesi ortalama bir metre yükselecek. Küresel ısınma sonucunda deniz seviyesinde yaşanacak yükselmelere çözüm olarak tasarlanan yüzer kentlerin, okyanusların yükselmesiyle evsiz kalacak milyonlarca insana barınak sağlayabileceği tahmin ediliyor.

Deniz yüzeyinde kurulan yapay kentlerin bir örneği de “The World”. Dubai’de 300 adadan oluşan “The World” yukarıdan bakıldığında dünya şeklinde gözüküyor. Bir benzeri olan “The Palm” isimli adalar grubunda ise 120 bin kişi yaşayabiliyor ve gökyüzünden bakıldığında yan yana iki palmiye görünümü veriyor.


Dijital kentler

Dünyanın sıfırdan tasarlanan ve kurgulanan ilk uluslararası iş kenti olması planlanan Songdo, altı milyon metrekarelik bir alana yayılacak. Kentin, dünyada neredeyse tamamen teknoloji ve internetle yönetilen ilk şehir olması planlanıyor. Şehirdeki tüm evler bilgisayar sistemiyle yönetilecek. Sabah kalkınca duvardaki bilgisayar ekranında o günün önemli olayları, hava ve yol durumu yer alacak.

Songdo sakinleri sahibi oldukları akıllı kartlarını ev anahtarı, taşıma araçlarına biniş kartı, parkmetre kartı ve sinema bileti olarak kullanabilecek. Songdo’nun tamamında internet bağlantısı olacak. Evlerde, parklarda, işyerlerinde internete erişim mümkün olacak. Ev ve işyerlerindeki telefonlar da internet üzerinden görüntülü görüşme olanağı sağlayacak ve bedava olacak. Songdo’da ev zeminlerinde sensörler olacak. Özellikle yaşlıların evde düşmeleri durumunda zemin bunu algılayarak hastaneye bildirecek.

Cep telefonları vücuttaki sağlık kontrollerini yapacak ve sonuçlarını doktora SMS ile bildirecek. Aynı zamanda alışveriş yaparken kredi kartı olarak da kullanılabilecek. Çocukların çantalarına ya da kıyafetlerine takılan çipler aracılığıyla nerede, ne yaptıkları sürekli olarak GPS ile izlenebilecek. Evdeki buzdolabı siparişleri kendisi verecek; örneğin portakal suyu bitmeye yaklaştığında internet üzerinden marketle haberleşip hemen yenisinin gelmesini sağlayacak. Tüm elektrikli aletler, arıza durumunda servise ve size mesaj göndererek durum raporu edecek.

Venüs Projesi, gelecekte bilgisayarlar aracılığıyla yönetilen şehirlerin müjdecisi. Projede şehirler daire şeklindeki katmanlardan oluşturuluyor. Dairenin merkezinde ise eğitim yerlerinden ulaşım araçlarının merkezlerine, hastanelerden çocuk bakım evlerine kadar günlük ihtiyaçları karşılayabilecek her şey bulunuyor. Tiyatro, sergi, konser alanları ise dairenin merkezinin etrafında yer alıyor.

Nilüfer kentler

Göğe doğru yükselen kentlerin yanı sıra yüzen kentlerde de yaşayacağız. Belçikalı mimar Vincet Callebaut nun tasarladığı su zambağı kentlerinin üç yapay limanı ve üç büyük dağı bulunuyor. Nilüfer çiçeği gibi suyun üzerinde durduğu için “nilüfer kentler” de denilen şehirlerin her birinde 50 bin kişi yaşayabilecek. Kentlerin enerjisi güneş, dalga ve rüzgar gibi doğal kaynaklardan sağlanacak.


 
Yenilenebilir enerji kaynakları

Venüs Projesi’nde yaşam alanları, apartmanlar ve tasarım merkezleri iç içe inşa ediliyor. Bilgisayarlar aracılığıyla yönetilen şehirde amaç; en uygun teknolojiyi en az enerjiyle hayata geçirmek. Bu sayede doğayı temiz tutarak canlılara sağlıklı bir ortam yaratmak. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı projede şehrin sinir sistemini oluşturan bir bilgisayar ağı bulunuyor. Kent içerisindeki sensörlerin aktardığı bilgiler bu merkezde işlenerek şehir içinde gerekli düzenlemeler bilgisayarlar aracılığıyla yapılıyor. Şehrin servisleri elektronik geri dönüşler sayesinde sürekli denetleniyor. Uydulardan alınan hava, yol durumu gibi bilgiler herkesin ulaşımına açık olacak şekilde depolanıyor.

Hastalık da ne

Gelecek yüzyıllarda, teknolojiye bağlı olarak tıp o kadar ilerleyecek ki, şu andaki kanser, ülser, kalp, böbrek, grip, pek çok hastalık mazide kalmış olacak, dolayısıyla insan ömrü çok uzayacak. Hatta kimi hastalıkları daha anne karnında önlemek mümkün olacak. Genetik mühendisliğinin gelişmesiyle bebekler sağlıklı olarak doğacak. Körlük, sağırlık gibi engeller tamamen ortadan kalkacak, biyonik gözlerle göremeyen kişiler bizim gibi görecekler.

Genetik mühendisliği sayesinde insanlardaki sosyopat, şiddet eğilimli, cani kişilik genleri doğmadan önlenecek ve suçlar tamamen ortadan kalkacak. Okul diye bir şey olmayacak. Öğretmenin görüntüsü öğrencinin evindeki bilgisayara üç boyutlu olarak gelecek, her öğrenci kendi öğrenme hızına göre eğitim görecek. Hatta kimi bilgiler nanometrelerle ölçülen miniklikteki çiplere yüklenip, beynimize yerleştirilecek: Bu yolla aynı anda 6 farklı yabancı dilde konuşabileceğiz.

Yakıt hücreleriyle çalışan otomobiller yaygınlaşacak. Otomatik olarak alkol kontrolü yapan araçlar, sürücü alkol limitinin üzerindeyse çalışmayacaklar.



 
Robotlar alemi

Geleceğin bu kentlerinin insanlar dışında da sakinleri olacak: Robotlar. İnsanlarla iç içe yaşayan, çevresini tanıyan, yorumlayan, kendi başına karar alabilen, dünyayı ele geçirmeye çalışan robotlar şu an için yalnızca bilimkurgu filmlerinde karşımıza çıkıyor.

Ancak bilimkurgu filmlerinde rastladığımız robotların gerçeğe dönüşmesi her geçen gün daha mümkün hale geliyor. İngiltere’de başlatılan European Cogniron adlı proje robotları, belli kalıplar içerisinde hareket eden makineler olmaktan çıkarmayı amaçlıyor. Robotların çevrelerini algılayıp tanıması, kendi başlarına araştırarak öğrenmesi, bireysel kararlar verebilmeleri, insanlarla iletişime ve etkileşime girebilmeleri hedefleniyor. Dünyamızda yaşlı nüfusun artması robot teknolojilerinin gelişimini de tetikliyor.

Hastabakıcı robot

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacılarının geliştirdiği “Domo”, özellikle yaşlılara yardımcı olması amacıyla tasarlanan insansı bir robot. Domo, eline aldığı nesneleri tanıyor ve onları biçimlerine göre bir dolabın raflarına yerleştirebiliyor. Kendisine seslenildiğinde sese tepki de verebiliyor. “Raf” komutunu aldığında rafa yönlenebiliyor.

Jeeves ise gelecekte hastane koridorlarında karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğu bir robot. Mesleği hastabakıcılık. Jeeves, İngiltere’deki bazı hastanelerde mesaisine bugünden başladı bile. Hastalarla ilgili kayıtları ve kan testi sonuçlarını taşıyor ve yemek servisi yapıyor. Kendisine verilen göreve göre biçim değiştiren robotların ilk örnekleri ABD’de geliştirildi. Biçim değiştirebilen robotlar, verilen bilgisayar komutu aracılığıyla sahip oldukları parçaları söküp takarak istenilen modeli oluşturuyor, biçimlerini değiştirebiliyorlar. Özellikle uzay araştırmalarında kullanılması hedeflenen robotlar, araştırmalar sırasında gereken robot kollarını kendi başlarına inşa edebilecekler.

Illinois Üniversitesi’nin deneysel tarım alanlarında kullanılmaya başlanacak olan robot sayesinde ise tarımsal ilaçların en az düzeyde kullanılması hedefleniyor. Robotun üzerinde bulunacak bir bilgisayarda yer alacak veritabanı, bitkilerin yapısal özelliklerinibarındıracak.

Böylece robot tarlada dolaşırken hangi bitkinin zararlı hangisinin ekin olduğunu ayırt edebilecek. Zararlı bitkiyi koparacak ve üzerine tarımsal ilaç serpecek. Bu yolla tüm tarlaya değil, yalnızca zararlı bitkilerin bulunduğu bölgelere tarımsal ilaç serpmek yeterli olacak.