Emre Kurttepeli
Rıfat Ababay
Gülfem Toygar
Eren Yorulmazer
Yazar: Yaprak Özer





Kentler yaklaşık 4 bin yıldır uygarlığın merkezi olsa da, 20. yüzyıl kentleşme yüzyılı... Küreselleşmenin sembolü Çin ise bir kent laboratuvarı, çünkü birbirinden farklı konseptte 2'şer milyonluk 10 adet "sıfır şehir" kuruluyor. Çin yakın zamanda resmi rakamlara göre 50 bin kişiye mezar oldu. Neden, çürük binalar! Ne paradoks değil mi?

İdeal kent Plato'dan Thomas Moore'a, Leonardo da Vinci'den Le Corbusier'e kadar pek çok düşünür ve sanatçı tarafından tarif edilmeye çalışıldı. Herkes birazını tarif etmiş olsa da kimse ideal kent yapısına ulaşamadı.

1800'de kentli nüfus 30 milyondan azdı. Bu dönemde dünyadaki insanların sadece yüzde üçü, 1900'de dünya nüfusunun yüzde 14'ü kentlerde yaşıyordu. Yüzyıl sona ererken bu oran yüzde 47'ye çıktı.

1950'ye gelindiğinde nüfusu bir milyonu aşan 83 kent ortaya çıktı. 2007 itibariyle ise bu sayı 468'e ulaştı. Nüfusu 10 milyonu aşan megakentlerin sayısında da hızlı bir artış gerçekleşti. Bugün 6 milyar kişiyi barındıran dünyanın 2015'te 8 milyar kişiye ev sahipliği yapması bekleniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2007'de dünya tarihinde ilk kez, şehirlerde yaşayanların sayısı kırsal kesimlerde yaşayanlardan fazla oldu. Bu artış eğilimi sürerse 38 yılda bir kent nüfusunun ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Kentler yaklaşık 4 bin yıldır uygarlığın merkezi olsa da 20. yüzyıl tam anlamıyla bir kentleşme yüzyılı oldu.

Yine araştırmalara göre 2050 yılında büyük şehirlerde yaşayan insanların oranı yüzde 75'lere ulaşacak. Şehirler geleceğimiz fakat uzmanlar, yatırımcılar ve politikacılar şehirlerin oldukça kusurlu, kalabalık, tıkış tıkış ve sakat olduğunu düşünüyor.



 

Kenti tanımlama çabasının son önemli atılımı 2. Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekleşti. İngiltere'de Milton Keynes ve Harlow, Hollanda'da Almere, Brezilya'da Brasilia, Amerika'da Las Vegas kentleri buna iyi birer örnek. İngiltere'de elit konutlar, arabalar, yeşil alanlar vurgulandı. Hollanda'da amaç Amsterdam'ın dışında yaşayanlar için kocaman bir "yatakhane" yaratmaktı. Brasilia'daki durum kolonyal başkentten kaçarak yeni bir ulusal imge oluşturma ihtiyacıydı. Vegas ise tek bir tema; kumar üzerine kurulu, tamamen yeni bir tür kasaba yapısının örneğiydi.

İnsanları yeni bir kasabada yaşamaya ikna etmek için ortaya büyük bir fikir, bir marka, şehri daha iyi, diğer her yerden daha özel kılacak bir şey koymak gerekiyor.

Bir kent/yaşam uzmanına göre yeni şehirler faklı kıyafetler içerisinde ortaya çıkıyor fakat hepsi aynı problemle yüzleşmek zorunda: Baştan sona planlama… Büyük şehirler doğası gereği önceden tasarlanır fakat inşa edildiği andan itibaren her şey değişir, planlaması eskir. Kentlerin bir diğer problemi ölçekten kaynaklanan tekdüzelik.

Çin son haftalarda depremle gündeme geldi, yüreklerimizi dağlayan görüntüleri birlikte izledik. Dünyanın en hızla zenginleşen, gelişen köşesinde milyonlarca insan kötü kentleşme yüzünden hayatını kaybederken Çin metropol ve kentleşme tanımına damgasını vurmaya hazırlanıyor. Bu nasıl bir paradoks?



 

Dünyanın yeni gözdesi tarih cenneti Çin'de neredeyse her gün yeni bir kent kurulup kaldırılıyor. Çin'e yalnızca yatırımcılar ve işdünyası akın etmiyor, Çin aynı zamanda mimarların, kent bilimcilerin de uğrak yeri. Özetle Çin resmen bir deney alanı, bir laboratuvar. Ahh bir de bu alanda yapılanlar sağlam olsa ve insanların hayatlarına mal olmasa.

Dünya nüfusunun yüzde 20'si Çin'de yaşıyor. 2020'de Çin nüfusunun 1,47 milyar olması bekleniyor. Bu da yeni evler ve şehirler anlamına geliyor. Çin, hepsi birbirinden farklı konsepte 2'şer milyonluk 10 tane sıfır şehir kuruyor. Yapılan hesaplamalara göre köylerden şehirlere göç eden 300 milyon insanı barındırmak için Çin'de gelecekte en az 40 tane yeni şehir inşa etmek gerekiyor.

Şangay şehir merkezi, Dünya'nın ünlü mimarlarının "tasarım oyuncağı" haline geldi. İngiltere'den Zaha Hadid, Hollanda'dan Rem Koolhaas, New York'tan SOM, Fransa'dan Paul Andrew akla ilk gelen ünlü isimlerden sadece birkaçı.

Çin'de öne çıkan konseptlerinden biri de ekolojik şehir. Dünya nüfusunun neredeyse yarısını barındıran şehirler dünyada üretilen enerjinin yüzde 75'ini harcıyor. Küresel ısınmanın en çok etkilediği metropoller yüzünden artık dünyada ekolojik şehirleşmeye yönelim söz konusu. Bunun ilginç örneklerinden biri de dünyanın ilk ekolojik şehri olarak adlandırılan, Çin'de Yangtse Nehri'nin ağzında, Dongtan'da inşa edilen kent. 2050 yılı itibariyle yarım milyon kişinin ikamet etmesi beklenen şehir neredeyse Manhattan'ın dörtte üçü büyüklüğünde ve güzel bir sulak alanın yanında yer alıyor. Bütün taşımacılık hidrojenle veya pille gerçekleşecek. Böylelikle sessizlik sağlanabilecek. Ayrıca bölgede birçok yeşil alan ve biyolojik çeşitlilik mevcut. İnsanlar şehirde rahatça yürüyüp bisiklete binebilecek. Şehir aynı zamanda kendi sakinleri için iş olanakları da yaratacak.



 

Çin'in Siçuan eyaletinde 12 Mayıs'ta meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremde 50 bin kişinin öldüğü söyleniyor, ancak tahminler sayının çok daha üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bu yazıyı hazırlarken Sichuan eyaleti yetkilileri 250 bin yaralı olduğunu duyurdular. Şu an durum ne, kim bilir... Yetkililer ayrıca, yaklaşık 35 bin kayıp olduğunu söylüyor. Depremle birlikte yollar çöktü. Bunlar da yardımların ulaştırılmasını zorlaştırdı. Eyaletteki barajların da depremden zarar gördüğü ve enerji sıkıntısı yaşandığı bildirildi.

Siçuan'da Yingşiu kentinde, 7 bin 700 kişinin öldüğü bildirildi. Yerel yetkililer, depremin merkez üssüne yakın olan ve 10 bin kadar kişinin yaşadığı kentte sadece 2 bin 300 kişinin hayatta kaldığını duyurdu. Polis kaynakları depremin merkez üssüne yakın kentlerde "taş üstünde taş kalmadığını" bütün binaların yıkıldığını belirtiyor. Depremin maliyetinin 20 milyar Doları bulduğu düşünülüyor.

10 milyon nüfuslu ve gün geçtikçe büyüyen bir metropol olarak tanımlanan Çengdu'da halk, depremin ardından sokaklara döküldü. Siçuan eyaletinde bulunan Beyçuan Kiang'daki binaların yüzde sekseninin şiddetli yer sarsıntısı nedeniyle çöktüğü belirtildi. Beiçuan Kiang, başkent Çengdu'nun kuzeydoğusunda bulunuyor. Çin depreminin ortaya çıkardığı gerçek ise binaların sağlam olmayışı. Sağlam olmayan yapıların nedeni, inşaat sektöründe yaşanan rüşvet olayları yüzünden standart dışı yapıların ortaya çıkması!



 

Çin depremlerin sık olduğu bir coğrafyada bulunuyor. Çin'in deprem tarihine baktığımızda: 1976 yılında Tangşan'da meydana gelen depremde, 242 bin kişi hayatını kaybetmişti. Uygur özerk bölgesindeki Sincan eyaletinde 2003'ün Şubat ayında gerçekleşen 6,8 şiddetindeki depremde 94 kişi ölmüş, 200 kişi de yaralanmıştı.

Bu yazdıklarım, bize ne yazık ki uzak değil. Aynı acıları, aynı gerekçelerle yakın geçmişte yaşadık. Tarihimize utançla binlerce ölü kazıdık. Arka sokaklarda durum pırıltılı caddelerdekinden farklı olunca bunun adına kentleşme demek mümkün olabilir mi?