![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
İç mimari ve bina projeleriyle tanınan mimar Eren Yorulmazer, tarzını "görkemli emperyal romantik" olarak tanımlıyor. Çalışmalarında Shakespeare İngilteresi'nden gelen çizgileri görebilir, 3. Napolyon'un yoğun aşkını koklar, oryantal mekanların içinden geçerek romantizmi yaşayabilirsiniz. Mimar Eren Yorulmazer hem Türkiye'de hem de yurtdışında birçok projeye imza atmış bir isim. İstanbul'da pek çok ünlünün evi ve gece kulübü onun elinden çıkmış. Kendisi tarzını ne çok klasik ne de çok modern olarak yorumluyor. Yaptığı mekanlarda çok gösterişli unsurlar yanında sade detaylar da dikkat çekiyor. Yorulmazer bir süredir bina tasarımı da gerçekleştiriyor. 10 yıllık birikimin sonunda başladığı bina projelerinde hem teknolojinin nimetlerinden hem de geçmişin birikimlerinden yararlanıyor. Yorulmazer'in en önemli projelerinden biri de Gökkafes olarak adlandırılan Süzer Plaza'nın 30. katındaki evi ve ofisi. İçindeki eski objelerle zıtlık oluşturan çağdaş bir alan tasarlayan Yorulmazer'le ofisinin en sevdiği bölümü olan çalışma odasında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: "Hayatta durduğunuz yeri ve görüşlerinizi tam olarak netleştirdiğiniz zaman iyi binalar yapabilirsiniz. Kendime verdiğim 10 yıllık hazırlık dönemi sonunda dört yıldır bina projeleri çizmeye başladım" diyorsunuz. Bu nasıl bir hazırlıktı? İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldum. Çok iyi hocaların olduğu, çok donanımlı bir okulda eğitim aldım. Sonrasında mimarlığın zaman içerisinde, deneyim kazandıkça oturan bir meslek olduğunu gözlemledim. İç mimaride hazır binaların içini müşterinin isteklerini temel alarak kendi hayallerinizle hazırlıyorsunuz. Ancak A'dan Z'ye bir binayı çizmek daha fazla ve farklı bir birikim gerektiriyor. Okurken deneyim kazanmak için o dönemin en başarılı mimarı Reşit Soley'e mektup yazıp yanında staj yapmak istediğimi söyledim. Ardından staja başladım ve büyük şirketlerin genel merkezlerinde çalışma fırsatım oldu. Farklı insanlar, farklı mekanlar, farklı malzemeler tanıdım. Okul bittiğinde kendi işimi yapmaya karar vermiştim. İleride bina yapmayı düşündüğüm için kendime 10-15 yıllık bir hazırlık dönemi belirledim. Bu zaman içinde hem adımı duyurmayı hem de insanları daha iyi tanıyıp deneyim kazanmayı planladım. Daha sonra bina yapmam için teklifler almaya başladım. Bazı müşterilerim hem binayı hem de iç mimarisini yapmamı istedi. Hedeflediğim gibi iyi bir deneyim edindim. Vs.: İşlerinizde mimari ve iç mimari projelerinizin oranı nedir?Ağırlıklı iç mimari projeleri yapıyoruz. İşlerimizin yüzde 60-65'ini iç mimari projeleri oluşturuyor. İç mimaride daha çok pratik yaptığımdan benim için çok rahat bir alan. Daha kısa süreli ve sonucu daha hızlı gördüğünüz bir iş. Bir binanın proje aşaması ise 1,5 yıl sürüyor. Pek sabırlı biri olmadığım için iç mimariyi daha çok seviyorum. Hep araştırma ve koşturma içindeyim. Hep farklı bir tarzı nasıl yakalarım diye kendimle savaşıyorum. Farklı çizimleri bir arada yapmayı seviyorum ve dönem dönem çizgimde değişiklik yapıyorum. Bir dönem çok modern yapılar yaparken belli dönemler çok agresif yapılar yaptım. İkisini birleştirdiğim dönemler de oldu. İki yıldır geçmişten gelen birikimleri, bugünün teknolojisiyle birleştirip bütün yüzyılların karışımını yapıyorum.
Vs.: Bu karışımı nasıl yapıyorsunuz? Geçmiş ve geleceği nasıl birleştiriyorsunuz?
Bu işte insanın hisleri çok önemli. Bir proje geldiğinde müşteriye ve mekana bakıyorum. Müşterinin istekleri doğrultusunda içimden ne geliyorsa onu yapıyorum. Bugüne kadar içimden gelen heyecanlarla işlerimi yaptım. Bu heyecanı tüm işlerimde görebilirsiniz. Projelerimde dinginlik yoktur. Dingin yerler de yapmak istiyorum ama son dakika bir rüzgar esiyor ve o dinginlik bozuluyor. Renklerin seçiminde de bir heyecan var. Bazen gece yarısı uyanıyor ve mekanın koltuğunu, kanepesini nasıl yapsam diye düşünüyorum. Kafamın içinde fırtınalar, rüzgarlar esiyor, her projede coşuyorum. Binaların yapı tekniği de değişti. Artık çelik ve cam binalar ağırlıklı. Camla ve cama bağlı olarak çeliğin getirdiği unsurlarla oynayarak betonun farklı versiyonlarıyla ve değişik kabuk sistemleriyle farklı binalar yapılabiliyor. Mobilyalarda da aynı şey söz konusu. Plastik malzemelerle, değişik kalıplarla, cam ve çelikle çok farklı uygulamalar yapılıyor. Teknolojik dizaynları kullanmayı seviyorum, ama dünden gelen esintiler de var. Örneğin Milano Fuarı'nda siyah deri bir yatak gördüm. Yatağın kenarına bronz aksesuarlar takılmış. Hem derinin zaman içerisinde gevşemesine engel olmak için hem de yatağın formunu koruyabilmek için teknolojiden destek alınmış, ama gizlemek yerine görünecek şekilde tasarlanmış. Çağdaş tasarımcıları takip etmeyi çok seviyorum. Eserlerini görüp kendi projelerimde en olmayacak mekanda bile kullanmaya bayılıyorum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Tarzınızı "görkemli emperyal romantik" diye tanımlıyorsunuz. Bunun açılımında neler var? Görkemli emperyal romantizmde Shakespeare İngilteresi'nden gelen çizgileri görür, 3. Napolyon'un yoğun aşkının havasını koklar ve oryantal mekanların içinden geçerek romantizmi yaşarsınız. En sade insanın dahi hayat tarzına uygun bulduğunda en görkemli çizgide bir şeyi rahatlıkla kullanabileceğini düşünüyorum. Sade bir altyapıda görkemli aksesuarlar ya da çok görkemli bir altyapıda sade mobilya ve aksesuarlar kullanmayı seviyorum. Kullandığımız renklerde, objelerde ve mekanlarda hep bir aşk hikayesi yaşanmış gibi düşünürüm. Özellikle kuzey ülkelerindeki mekanlar ve çizgileri beni bu açıdan çok etkiliyor. Habsburg Hanedanı döneminde Almanya'daki, Rusya Leningrad'taki mekanları, İngiltere ve İskoçya'daki şatoları çok beğenirim. Yüzyılların getirdiği dekorasyon anlayışı içinde Fransa benim için ayrı bir yerdedir. Fransa'nın daha çok kuzey taraflarındaki mobilyalar beni etkiler. İsveç bölgesinin sadeliği beni büyüler. Bu mekanların her birinde aşk hikayeleri yaşanmıştır. Mekanlarda gezerken bu hikayelerin neler olduğunu hayal eder, bazı çizgileri projelerime adapte ederim. Örneğin İsveç saraylarından birinde gördüğüm bir kartonpiyer detayıyla çok hoş bir mutfak yaptım. Vs.: Renk ve malzeme tercihleriniz neler?
Kırmızı, mor ve turkuaz dünyada bütün hanedanların kullandığı renklerdir. Mekanlarımda bu renkleri siyah, krem ve beyazla beraber çok sık görebilirsiniz. Ana renk paletimde beyaz, kırmızı, krem, zümrüt, safir ve siyah bulunur. Mekanlarımda bütün bunlara bir tek kehribar sarısı eşlik eder. Bunlar da imparatorluğa ait mekanları donatan ve imparatorluk kadınlarının kullandığı taşların renkleridir. Kumaş, mermer, ahşap ve lakeye aşığım. Kumaşta kadife ve ipekli dokuları, mermerde siyah ve beyazın kontrastını seviyorum. Siyah ve kırmızıdan vazgeçemediğim halde son dönemde zümrüt yeşili de favorim. Duvarlara naturel sıvalar yapmak ya da kumaş giydirmekten zevk alıyorum. Vs.: Romantik misiniz?Biraz romantik, biraz gerçekçiyim. Aslında kendimi hala çözemedim. Minimal çizgiyi de çok görkemli ağır klasiği de çok beğeniyorum. O nedenle ortalarda bir yerde geziniyorum. Düzgün yapıldığı zaman sade ve minimal mekanları da beğeniyorum. Vs.: Müşterilerinizi tanıyıp doğru çözümleri sunabilmek için ne gibi yöntemler uyguluyorsunuz?Her işte olduğu gibi bizim işimizde de müşteri memnuniyeti esastır, ama mimarın da yaptığı projeden mutlu olması gerek. Bunda en önemli nokta müşterilerin mimarlarını doğru seçmeleri ve mimarların da müşterileriyle ortak noktada buluşabilme becerisine sahip olmaları. O açıdan şanslıyım. Çok müdahaleci müşterilerle çalışmadım. Aslında müdahale eden müşteriye hiç itirazım yoktur. Çünkü baştan bana her şeyi anlatmalarını istiyorum. Bugüne kadar yaşadıkları mekanları, beklentilerini, hayallerini öğreniyorum. Ardından mekana gidiyoruz. Onların beklentileri, mekanın verileri ve benim çizgim doğrultusunda nasıl bir mekan yaratabileceğimiz üzerinde düşünüyoruz. Önerilerimi sunuyorum. Renk ve malzeme alternatiflerini gösteriyorum. Genelde sunduğum önerilerde mutabık kalıyoruz. Bugüne kadar pek zorlanmadım. Çünkü karşıdakinin görüşlerine çok önem veririm, ama mekanda olması gerekenleri de anlatırım. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Müşteri seçiyor musunuz? Müşteri profiliniz nasıl? Mekanların metrekarelerinin benim için pek önemi yok. Tavanın yüksekliğine daha çok önem veririm. Tabii ki büyük mekan bir mimar için avantajdır. Küçükleri çok bayılarak yapmıyorum ama proje küçük diye almama lüksüm yok. Kapımı çalan herkese hizmet vermek istiyorum. Beğenip gelmiş olması önemli. Takdirle gelen kişiyi de memnun etmek durumundayım. Her yaş aralığında müşterim var. Yeni evlenen çiftler de müşterim 50 yaşın üzerinde de olanlar da. Belirli bir yaş aralığına hitap etmediğim için çok mutluyum. Ofis için de gelen var otel ve ev için de. İş hayatında yelpazeyi hep geniş tutma taraftarıyım. Tek konuya odaklanmayı doğru bulmuyorum, ama birkaç yıl yalnızca otel yapmak istiyorum. Türkiye'de 10 tane otel yapsam çok iyi olur. Bizim çizgimizde de oteller olsun. Otel işini çok başarılı yapan meslektaşlarımız var ama biz de olalım, onlar da olsun. Vs.: Yurtdışından projeler size nasıl geliyor? Hangi ülkelerde çalışıyorsunuz?
İlk kez 24 yaşındayken Monte Carlo'da proje yapmaya başladım. Dört yıl orada çalıştım. Bazı Türk ailelerin evlerini yaptım. Hiçbir zaman belli bir merkezde projelerim olmadı. Londra, Paris, Atina, Ortadoğu ülkelerinde de projeler yaptım. Şu an Karadeniz ülkeleri çemberinde Gürcistan ve Rusya'da devam eden projelerimiz var. Dönem dönem değişiyor. Türkiye'nin de birçok yerinde projelerimizi sürdürüyoruz. Bu yılki hayalim İstanbul'da vakit geçirmek. Boğaz hattında 10 ya da 12 tane proje istiyorum. Vs.: Kaç kişilik bir ekibiniz var?Mimari bürolar arasında en kalabalıklardan biri olduğumuzu söyleyebilirim. 40 kişilik bir ekibimiz var ve bu ekibi oluşturmak çok zor oldu. Yüzlerce, binlerce kişiyi çalıştıran sanayicileri takdir ediyorum. Bir proje dört ayrı süreçte gerçekleşiyor: Yaratılma, çizim, imalat ve kontrol. Özellikle yaratma sürecinde çok sinirli bir insan oluyorum. Bütün projeleri çizerim, her detayı belirlerim. Ekibim de onları gerçekleştirir. Çok detaycı, çok hareketli ve çok hızlı bir mimar var karşılarında. 17-18 kişinin benimle baş edemediği zamanlar oluyor. Bütün bunlara yetişebilmek için onların çok sakin ve rahat bir hayatları olması gerekiyor. Bizim ofiste "Bugün canım istemiyor" demek işe gelmeme sebebidir. Yaratıcılığın sınırlandırılmaması gerektiğine inanıyorum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Projelerinizdeki birçok detayı siz tamamlıyorsunuz. Bu yorucu olmuyor mu?
Oluyor ama işten memnun kalmam için böylesi gerekiyor. Örneğin marangoz ekibi montajı bitirdikten sonra boya, kağıt ve perde işleri yapılır. En son mekana girerim ve sabaha kadar evi yerleştiririm. 7-8 kişi hiç uyumayız. Aksesuvardan kül tablasına kadar her şeyi yerleştiriyoruz. Zaten aksesuvarsız evi pek sevmem. Müşterinin aksesuarla beraber her şeyi paket olarak almasını isterim. Vs.: Peki sizin için bir projenin en heyecanlı anı nedir?Yaratma ve proje bittikten sonraki yerleştirme süreci çok heyecanlı. Bir de aksesuvarları alırken ve müşteri mekanı dolaşırken de heyecan duyarım. Aradaki dönemlerse beni hiç ilgilendirmiyor. Vs.: Evi bitirdikten sonra müşterilerinize neler tavsiye ediyorsunuz?Mekanı korumalarını ve iyi kullanmalarını tavsiye ediyorum. Teşekkür beklemiyorum. Evdeki personelin iyi eğitilmiş olması, yaptığımız mekanın her unsurunu güzel bir servisle kullanmaları benim için yeterli. Zaten evi teslim ettikten sonra bir süre kontrole gidiyoruz. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
"Tek eleştiri almayan projem"
Vs.: Eviniz ve ofisiniz çok dikkat çekici. Neden bu mekanı tercih ettiniz?
Buraya girdiğim an hayatımın belli bir dilimini burada geçirmem gerektiğini düşündüm. İstanbul'daki trafik sıkışıklığında evden işe, işten eve gitmek beni çok yoruyordu. Ofis ve evimin aynı yerde olması çok avantajlı. İşiyle yaşayan bir insan olduğum için çalışma saatim yok, her saat bana uyuyor. Yüksek tavanlı, çağdaş mimariden de nasibini almış ama klasik parçalarımı da koyabileceğim bu yer tam bana göreydi. İçindeki eski objelerle zıtlık oluşturan, çağdaş bir alan tasarladım. Modern tarzı sevenler altyapıyı ve yerlerle duvarların beton olmasını beğeniyor. Yedi ay içinde dekorasyonu tamamlayıp önce ofisimi sonra evimi taşıdım. Hayatta tek eleştiri almayan proje kendi projem oldu. Genelde yaptığım mekanları çok beğenen bir grup ve çok eleştiren bir grup olur. Evim ve ofisimi herkes çok beğendi. Hiç eleştiri almadım. Demek ki böyle bir mekana ihtiyaç varmış. Bu kadar çok konuşulan, dekorasyon piyasasında beğeni toplayıp farklı bulunan başka mekan olmadı. Hayatımın bu dönemini burada geçirmekten çok memnunum. Yarın ne olur bilemiyorum. Vs.: "Terzi kendi söküğünü dikemez" denir, ama siz bunun aksini ispatlamışsınız.Benim hep dikilir. Hep istediğim şeyleri yapabildim. Bütün evlerim çok şıktı. Yaşadığım mekanlarda mutlu oldum. Yerler beton, duvarlar beton. Arkadaşlarıma "ruhum clubber" derim. En kokoş denecek mekanımda bile clubber yön bulursunuz. Çağdaşlığı severim. Vs.: Ev ve ofisiniz için nasıl bir tema belirlediniz? Ne tür uygulamalar yaptınız?Loft teması… Ev ve ofis toplam 550 metrekare. Zaten mekan yüksek tavanlı ve fazla duvar yapma şansımız yok. Tavan cam, camlara duvarları tutturabilmek çok zordu. Bazı özel profillerle, alçıpanlarla duvarlar yaptık. Bir dönem bazı büyük koleksiyoner ailelerle çalışmıştım. O dönemde antikayı tanıma fırsatım oldu. Uzun yıllar resim, heykel gibi parçalar aldım ve onları gün gelir farklı bir mekan yapıp kullanırım diye depoda tutuyordum. Bugüne kadar hep apartmanlarda yaşadığım için bu büyük parçaları yerleştirme fırsatım olmadı. Buraya taşınmaya karar verince neler gerekli diye düşündüm. Üç ay boyunca seyahat ettim ve bulduğum eski parçaları aldım. Mekanda marangozlar işlerini bitirdikten sonra temizlik yapıldı. Resimleri astım, eşyaları ve aksesuvarları kutulardan çıkardık. 10 yıldır biriktirdiğim parçalar temayı belirledi. Mekanın çoğunluğu beton olarak hazırdı. Belli yerlerini tamamladım. Evde parke, halı hiç istemedim. Klasik müşteriler için de çalıştığımız için ofiste örnek bir dinlenme odası yaptım. Böyle mekanlar da yapabildiğimizi göstermek istedim. Vs.: Evde ve ofiste en sevdiğiniz köşe neresi?Yemek odasını çok seviyorum. Hayatım ne yazık ki pek evde geçmiyor. Akşamları eve geçebiliyorum. Yemek odamda misafir ağırlamayı çok severim. Ofiste de çalışma odamı çok severim. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||