![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Türkiye üretim standartları, teknolojisi ve kurulu kapasitesi açısından gelişmiş bir ilaç endüstrisine sahip. 14'ü yabancı sermayeli olmak üzere toplam 42 üretim tesisi ile Türkiye, dünyada ilaç üretiminde kendine yeterli az sayıda ülke arasında yer alıyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın hastalık anında söylediği "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi" sözü her şeyi anlatıyor. Gerçekten de sağlık insanın bu hayatta sahip olabileceği en değerli hazine. Sağlıklı yaşamın kuralları malum: Dengeli beslenme, egzersiz, stresten, sigaradan uzak bir yaşam. Tabii bu saydıklarımız kimi zaman mümkün olmuyor, kimi zaman yetersiz kalıyor. İşte bu zamanlarda imdada bilim yetişiyor. Geliştirilen ilaçlar sağlığımızı geri veriyor. İlaç sektörü sayesinde dünyada yaşam ortalaması giderek yükseliyor. Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde Avrupa'da hastalıklara bağlı ölüm oranının yüzde 40 azalması da bunu somut bir şekilde gösteriyor. Bu sayede yüzyılın başında 55 olan ortalama yaşam süresi, günümüzde 80'i geçiyor. Yine ilaçlar sayesinde bir dönemler tüm dünyanın kabusu olan verem, frengi, çiçek, zatürree gibi hastalıklar teker teker ortadan siliniyor. | |||||||||||||||||||
Ancak herkes bu konuda şanslı değil. Milyonlarca insan, ilaç yokluğundan dolayı kolayca tedavi edilebilecek hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. En basit ilaçlar bile bulunamadığından, hastalıklardan korunulamıyor, teşhis ve tedavi edilemiyor sonuçta da insanlar can veriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre, hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden çocukların üçte ikisi, yeterli ilaç olmaması yüzünden ölüyor. Türkiye bu alanda ileri bir konumda. Üretim standartları, teknolojisi ve kurulu kapasitesi açısından gelişmiş bir ilaç endüstrisine sahip olan Türkiye, toplam 42 üretim tesisi ile dünyada ilaç üretiminde kendine yeterli az sayıda ülke arasında yer alıyor. İlaç üreten 36 ülkeden biri olan Türkiye'deki ilaç endüstrisi, dünyadaki ilaç endüstrisine paralel aşamalar geçirerek bugün uluslararası bir düzeye ulaştı. Türkiye'de ilaç üretimi, Cumhuriyet dönemi öncesinde eczanelerde başlamış. 1915'te üretilen ilaç sayısı 30'u bulmuş, ancak bazı kodeks ampulleri, kuvvet ilaçları ve damlalar gibi sınırlı çeşitlerden ibaret kalmış. Cumhuriyet'in ilanından sonra yerli ilaçlara da ithal edilen ilaçlarla rekabet imkanı sağlanınca ilaç endüstrisi gelişmeye başlamış. 2. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, ilaç üreten laboratuvarlar faaliyetlerini geliştirme imkanı bulmuş ve ilaç endüstrisinin gelişimine öncülük yapmış. 1952–1957 yılları arasındaki hızlı sanayileşme döneminde Türkiye ihtiyacının yüzde 60'ını karşılayacak duruma gelmiş. Günümüze geldiğimizde gelişmiş bir sanayi ile karşılaşıyoruz. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) verilerine göre 2007'de Türkiye reçeteli ilaç pazarında 11 milyar YTL (6,2 milyar Euro) değerinde 1,3 milyar kutu ilaç satışı gerçekleştirildi. Pazar bir önceki yıla göre tutar olarak yüzde 17, kutu olarak yüzde 10 oranında büyüme kaydetti. Türkiye üretim standartları ve ürün çeşitleri açısından da gelişmiş düzeyde. Yalnızca biyoteknoloji ürünleri gibi belirli üretim merkezlerinde yapılabilen ürünler ile tüketimi az olması nedeniyle yurtiçi üretimi ekonomik olmayan kan ürünleri ve kanser ilaçları gibi ürünler ülkemizde üretilmiyor. | ||||||||||||||||||||
Sektörde 2007'de ithalat yüzde 16 oranında artarak 3,52 milyar Dolar, ihracat ise yüzde 14 oranında büyüyerek 357 milyon Dolar olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10,1 oldu. Ağırlıklı olarak, çok yeni ve yüksek teknoloji gerektiren preparatlar, bazı aşılar, kan faktörleri, bazı kontrollü salım sistemine sahip olan ilaçlar, insülin ve kanser ilaçları ithal ediliyor. Sektördeki firmaların tamamına yakını İstanbul ve çevresinde faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 25 bin kişiyi istihdam eden sektörde, yüzde 50'nin üzerinde yüksek öğrenim görmüş personel çalışıyor. Ülkemizde lisanslı ya da fason olarak referans ilaç üretimi yapılmakla birlikte, sektörün temelini eşdeğer ilaçlar oluşturuyor. İlaç araştırmaları, yeni bir molekül bulmak, yeni bir ilaç geliştirmek yönünde değil, bulunmuş moleküllerin 2-3'lü kombinasyonlarını, farklı dozaj formlarını ya da eşdeğer ürün geliştirmek yoluyla yapılıyor. İlaçta alınan patentlerin sayısı özellikle proses patenti alanında gün geçtikçe artıyor. | ||||||||||||||||||||
doğal ecza deposu
"Türkiye'de dünyanın çok az ülkesinde görülen, gelişmiş bir ilaç sektörü var. Türkiye'de üretilemeyecek bir ilaç olduğunu düşünmüyorum. Son dönemde piyasalarda dalgalanmalar yaşandı. Her dalgayla da kayıplar verildi. Ayak uyduramayanlar oldu. Ama ayakta kalabilen firmalar gerçekten sağlam kaldı." Türkiye'de ilaç alanında faaliyet gösteren firmalardan biri de Kurtsan. Şirketin temelleri, 1950'lerde, henüz "doğal yaşam" ve "tamamlayıcı tıp" gibi kavramların yaygın olmadığı bir dönemde, bitkilerden ilaçlar ve sağlıklı ürünler geliştirmeyi kendine misyon edinen Eczacı Niyazi Kurtsan tarafından atılmış. Bugün 50 yılı geride bırakan şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini kendi gibi eczacı olan kızı Meltem Kurtsan sürdürüyor. Kurtsan ile yerli ilaç sanayisini ve Kurtsan olarak yaptıkları çalışmaları dinledik. Vs.: Yerli ilaç sektörünün Türkiye'deki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?Türkiye'de çok köklü bir yerli ilaç sanayi var. Sanayinin oluşumu 1940'lara, babamın mezun olduğu döneme dayanıyor. Ülkenin kalkınma politikası içinde önemli bir sektör olarak görüldüğü için Avrupa Birliği entegrasyon sürecine kadar devlet tarafından korunmuş. Bu sayede Türkiye'de gelişmiş bir ilaç sektörü var. Son dönemde patent kanunuyla biraz dalgalanma oldu. Her dalgayla da bazı kayıplar verildi. Karları düştü, adapte olamayan firmalar sektörden çekildi ama kalanlar gerçekten sağlam kaldı. | ||||||||||||||||||||
Vs.: İlaç sektöründe şu an nasıl bir denge söz konusu? Türkiye'de üretilemeyecek bir ilaç olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan o üretim masrafını karşılayacak miktarda satışın olup olmadığı. Çünkü yeni ilaç geliştirmek için çok büyük yatırım gerekiyor. Dünyada çok büyük ilaç firmaları sermaye ve güçlerini birleştirip ARGE'lerini geliştirdi. Yerli ilaç firmaları ise eşdeğer ilaca yatırım yaptı. Mevcut ürünü geliştirme, kana karışma süresini azaltma, formunu geliştirme, yan etkilerini azaltma konularına ağırlık verdi. Bu çok doğru bir yaklaşım. Çünkü sıfırdan yeni bir molekül geliştirmek daha zor ve meşakkatli bir yol. Vs.: Türkiye ilaç üreten 36 ülkeden biri. Kendi ilacını üretmesi Türkiye için nasıl bir avantaj?Sonuçta ilaç stratejik bir konu. Birtakım zorluklar yaşanabiliyor. Bir salgın oluyor, hemen onun ilacını üretebiliyor olmamız gerek. Salgın olduğu zaman hemen izinler çıkıyor, patent yasası bile bir kenara bırakılıyor. Hammaddesi bulunup üretime geçiliyor. Türkiye'de böyle bir imkanın olması çok önemli. Vs.: Yerli ilaç sanayisinin sıkıntıları neler?Yerli firmaların en büyük sorunu yeni ürün geliştirmek. Yeni moleküllere ulaşmak, üreticilerini bulmak, ruhsat dosyalarını hazırlamak, izinlerini almak Türk firmalar için daha zor. Önemli sorunlardan biri de pazarlamaya ayrılacak bütçe. Burada yerli firmaların kaynakları yabancılara göre küçük kalıyor. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Yerli ilaç firmalarının ARGE konusundaki yatırımlarını nasıl buluyorsunuz? Japonya, ABD gibi ülkelerde ilaç firmaları bütçenin yaklaşık yüzde 16'sını ARGE için ayırıyor. Türkiye'de ise oldukça düşük bir oran ayrılıyor. Tabii bunu çok iyi yapan firmalar da var. Bir teşvik yasası var ama bundan büyük firmalar yararlanıyor. 500 ve üzeri çalışanı olan ve ARGE'sinde 50 kişi çalışan firmalara ARGE desteği veriliyor. Aslında küçük firmaların desteğe daha çok ihtiyacı var. Vs.: Sizin ARGE konusundaki çalışmalarınız ve yatırımlarınız neler?Günlük kontrol, mikrobiyolojik ve kalite kontrol analizleri yapan analiz ekibimiz var. Bir de üç kişilik bir ARGE ekibimiz var. Vs.: Ürün çeşitleriniz ve yıllık üretim kapasiteniz ne kadar?Yılda 20–25 milyon kutu üretim hacmimiz var. Kurtsan olarak ürettiğimiz ilaçlar ve Otacı markalı ürünlerimiz var. İlaçlarımızı dermatoloji, solunum yolları ve analjezikler olmak üzere ağırlıklı üç gruba ayırıyoruz. Bu gruplar altında 13 dermatolojik, 9 solunum yolu ve 2 adet analjezik ilacımız bulunuyor. Vs.: Hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz? Hedef pazarlarınız hangileri?İhracatımızın yüzde 80'ini Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yapıyoruz. Şimdi Polonya ve Rusya'ya da ürünlerimizi göndereceğiz. Önümüzdeki dönemde İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ukrayna'ya odaklanmayı düşünüyoruz. | ||||||||||||||||||||
hem yerli hem çok uluslu
"Türkiye'nin üretim standardı ve kalitesi birçok ülkeye oranla çok üstün düzeyde. Dünyanın birçok ülkesine ihracat yapıyoruz. Bu nedenlerle yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve de güçlenerek var olması şart. Tüm dünya bu bilinçle hareket ederken Türkiye'nin farklı bir yol izlemesi düşünülemez." Nobel İlaç San. ve Tic. A.Ş., 44 yıl önce başladığı faaliyetlerini bugün, yaklaşık iki bin çalışanıyla sürdürüyor. Türkiye'nin sayılı ilaç ihracatçıları arasında yer alan Nobel İlaç, 15 ülkede kurduğu şirketleriyle, Türkiye'de sunduğu hizmet ve ürünlerini global pazara da açmayı başardı. ARGE'ye verdikleri önemi vurgulayan Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ulusoy, grup şirketlerinde 100'ün üzerinde ARGE çalışanı olduğunu ve yıllık cirolarının yüzde 5'ini ARGE çalışmalarına ayırdıklarını söylüyor. Vs.: Nobel İlaç sektöre nasıl adım attı?Nobel İlaç 1964'te limited şirket olarak Cağaloğlu'nda kuruldu. 1968'de Beşiktaş'ta kendi üretim tesisi kurulana dek ilaç üretimi fason olarak yaptırılırdı. 1979'da da Ulkar Holding'e bağlı bir kuruluş haline geldi. Bu süreç içerisinde aile yönetimindeyken, 1993'te profesyonel kadroların ağırlık kazanması ile kurumsal bir yapıya büründü. Vs.: Nasıl büyüdünüz? Başarılı olmak için nasıl bir strateji izlediniz?İlk ivmeyi holdingleşerek kazandık. Stratejimizin önemli bir parçasını, "kurumsallaşmayı" ise 1993'te gerçekleştirdik. Bu dönemde kazandığımız profesyonel kadronun büyük bir bölümü hala bizimle. Stratejimizin esaslarından biri de aslında bu; insan kaynağı. Şirkete hakim olabilen güçlü bir kadroyla Türkiye gibi dinamik bir pazar ortamında esnekliğe sahip olabilmek ve hızlı strateji değişiklikleri yapabilmek. Bu sayede, istikrarımızdan ödün vermeden değişen koşullara uyum sağlayabiliyoruz. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Yerli ilaç sanayisinin olması neden önemli, neden gerekli? Olmazsa ne olur? Yerli sanayi yalnızca ilaçta değil, birçok sektörde olmalıdır ve devlet tarafından desteklenmelidir. İlacın önemi ise doğrudan insan sağlığı ve yaşamı, yani bir ülkeyi oluşturan nüfus üzerinde etkili olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla ilaç, bir ülkenin vazgeçilmezi. Bu önemi nedeniyle de günümüzde yerli ilaç sanayisini desteklemeyen ülke yok gibidir. Türkiye'nin sahip olduğu üretim standardı ve kalitesi çok üstün düzeyde. Avrupa ve Amerika da dahil olmak üzere, dünyanın birçok ülkesine ihracat yapıyoruz. Bu nedenlerle yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve güçlenerek var olması şart. Tüm dünya bu bilinçle hareket ederken Türkiye'nin farklı bir yol izlemesi düşünülemez. Vs.: Hangi tedavi gruplarına yönelik, kaç çeşit ürününüz bulunuyor?İhtiyaç duyulan tüm tedavi gruplarına cevap vermeyi hedefliyoruz. Bazı özel tedaviler hariç bunu büyük oranda başarıyoruz; sindirim sistemi-ülser ilaçları, dolaşım sistemi-hipertansiyon ve kolesterol-lipid düşürücü ilaçlar, analjezik-antiromatizmal müstahzarlar, antidepresanlar, antibiyotikler ve soğuk algınlığı ürünleri… Aynı zamanda faal olduğumuz tedavi gruplarını ve ürün çeşitlerini artırmak için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Vs.: İşinize nasıl yatırım yapıyorsunuz? ARGE konusundaki çalışmalarınız neler?2002'de Fargem'i (Farmasötik Araştırma Geliştirme Merkezi) kurduk. Fargem, bağımsız ve ayrı bir tüzel kişilik yapısıyla yalnızca Nobel'in ihtiyacına değil, dışarıdan gelen taleplere de cevap verir şekilde çalışıyor. Bunun yanı sıra Çerkezköy'deki Ulkar Kimya ve Düzce'deki Nobelfarma tesislerimizde de ARGE çalışma grupları mevcut. Grup şirketlerimizde ARGE çalışanı sayımız toplam olarak 100'ün üzerinde. Yıllık ciromuzun yüzde 5'ini bu çalışmalara ayırıyoruz. Vs.: Bundan sonraki hedefiniz nedir?Bir yandan iç piyasadaki konumumuzu güçlendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yakaladığımız büyüme hızımızı önümüzdeki 10 yıl içinde de devam ettirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda 2000'lerde başlattığımız "hem yüzde 100 yerli, hem de çokuluslu ilaç şirketi" stratejimizi devam ettirmek amacındayız. Yakın coğrafya olan Doğu Avrupa ve Orta Asya'da başlattığımız bu çalışmalarımız 15 ülkede devam ediyor. Nobel, doğrudan kendi organizasyonlarıyla Orta Asya'dan bazı Avrupa Birliği ülkelerine kadar uzanan bir coğrafyada bir Türk şirketi olarak hizmet veriyor. Bu çalışmalarımızı niteliksel ve niceliksel olarak artıracağız. | ||||||||||||||||||||
farkımız ARGE
"Hedefimiz halen 25 ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatı daha da yukarılara taşımak ve ARGE'mizin üzerinde çalıştığı yeni projeleri bir an önce hayata geçirmek. Amacımız, bizi farklı kılan unsurları devam ettirerek kurucularımızın felsefesinde ilerlemek ve kaliteli, farklı, aranan bir marka olmak." Embil İlaç, üç kuşaktır ilaç ile uğraşan bir aile şirketi. Bugün 200 çalışanıyla jinekoloji, dermatoloji ve ağrı tedavisi konusunda ürettiği yaklaşık 20 çeşit ürünü bulunuyor. 25 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üçüncü nesli temsil eden iki kardeşten Edis Embil, yaptıkları her işte inovasyonu uygulamaya çalıştıklarını, orijinal ilaçlar geliştirip üretme prensibini benimsediklerini söylüyor. Embil, ihracatlarını artırmayı, ARGE bölümünün üzerinde çalıştığı projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Embil İlaç'ın kuruluş hikayesi nedir? Şirketimiz 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Bandırma'da dedemizin açtığı bir eczanenin arka odasında ilk ilaç ve formülasyon çalışmaları ile başlamış. 1940'lı yıllarda babamızın kurduğu laboratuarda devam etmiş ve 1956'da İstanbul'a taşınarak fabrikalaşmış. Vs.: Başarılı olmak için nasıl bir strateji izlediniz?İlk günden beri temel prensibimiz, orijinal ilaçlar geliştirmek ve üretmek oldu. Doktorlar tarafından reçete edilecek, belirgin bir farkı olan ilaçları üretme prensibimiz dedemiz ve babamızın hep vurguladığı bir anlayıştı. Kendimize çalışma alanı olarak seçtiğimiz niş pazarlarda rekabet gücümüzü artırmanın en önemli yolu olarak, orijinal ve patentli teknolojilere dayanan ürünlerle üstünlüğü sağlamaktayız. Vs.: Yerli ilaç sanayinin önemi nedir?Her ülkede bazı stratejik sektörler vardır ve ilaç sanayisi de bunlardan bir tanesidir. Ancak ne yazık ki globalleşen dünyada çokuluslu şirketlerin her yere yayılması ve bunların ezici gücü, geleceğine teknoloji yatırımı yapamayan birçok küçük ve orta boy işletmenin de sonunu getirmiştir. Ülkemizde yerli ilaç sanayisinin çoğu mensubu, uzun süredir eşdeğer ilaç üretmeyi tercih ettiklerinden bugün Türkiye'deki yerli firmaların sayısında son 20 yılda belirgin bir azalma oldu. Bir ülkenin kendi ilaç sanayisinin olmaması her bakımdan dışa ve çokuluslu güçlere bağımlı hale gelmesine yol açar. Vs.: Hangi tedavi gruplarına yönelik, kaç çeşit ürününüz bulunuyor? Uzun yıllar önce kendimize birkaç stratejik pazar seçtik. Bunların arasında jinekoloji, dermatoloji ve ağrı tedavisi var. Diğer firmalardan farkımız, ürünlerimizin patent ya da teknolojik özelliklere ve üstünlüğe sahip olmaları. Farklılığımızı teknoloji ile yaratmak temel prensibimiz. Ürün sayımız şu an 20 civarında ama önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sayıyı ikiye katlamayı hedefliyoruz. | ||||||||||||||||||||
Vs.: Yatırımlarınız ve ARGE çalışmalarınızdan söz eder misiniz? Yaratıcı bir kuruluş olarak çalışma prensibimiz her alanda ARGE anlayışına ağırlık vermemiz. Firmamız, TÜBİTAK'ın inovatif şirketlere sunduğu kaynaklardan yararlanmak için ilk defa 2004'te Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı'na (TEYDEB) özgün bir proje için başvuru yapmıştır. Her iki kurumdan da onay alınarak TTGV'den proje bütçesinin yüzde 50'si faizsiz geri ödemeli olarak TEYDEB'ten ise bütçenin yüzde 58'i hibe olarak alınmıştır. Bu oran alınabilecek en yüksek orandır ve bu oran projenin orijinalliğine göre belirleniyor. 2008 ilk yarısında Türkiye'de ve dünyada henüz mevcut olmayan yeni bir ilaç formülasyonu için TEYDEB başvurusu yapılmıştır. 2008'in ikinci yarısında başka bir proje için de başvuru yapılması planlanıyor. Proje başvuruları TÜBİTAK tarafından yetkilendirilmiş hakemler tarafından denetleniyor ve hakem raporları doğrultusunda proje onaylanıyor ve sonuçları değerlendiriliyor. Bu projelerin bize sağladığı olanaklar ulusal ve uluslararası rekabet gücümüzün daha da artmasında yardımcı oluyor. Vs.: Bundan sonraki hedefiniz nedir?Hedefimiz halen 25 ülkeye yaptığımız ihracatı artırmak ve ARGE'mizin üzerinde çalıştığı yeni projeleri bir an önce hayata geçirmek. Bunların üretimi ve ihracatı için planladığımız yeni üretim tesisinin hazırlığı içindeyiz. Amacımız, bizi farklı kılan unsurları devam ettirerek kurucularımızın felsefesinde ilerlemek ve daima kaliteli, farklı ve aranan bir marka olmak. |
||||||||||||||||||||