Mimari: Endüstri Arkeolojisi
Tasarım: Ayşe Birsel
Spor: Olimpiyat Oyunları
Dosya: Content
Ekonomi: Yabancı Sermaye
Teknoloji: İnternet Hukuku





İnternet şirketler açısından büyük fırsatların yanı sıra büyük sorunlar da getirebiliyor. Yasal boşlukların bulunduğu internet ortamında gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ağır maddi kayıplara ve prestij kaybına uğrayabilir hatta mahkemeye bile düşebilirsiniz...

Son yılların gözdesi, hatta son dönemlerin vazgeçilmezi internet, hepimizin ayrılmaz bir parçası oldu. Yüzyılın buluşu olarak tanımlanan internetin kullanımı gün geçtikçe artıyor. İnternet kullanıcı sayısı dünyada 1,1 milyar, Türkiye'de ise 16 milyona ulaştı.

İnternetin yayılması şirketlerde kullanımını da artırdı. Bir zamanlar sadece muhasebede tek bir bilgisayar bulunurken şimdi her çalışanın masasında bilgisayar duruyor. İletişim, araştırma, gibi alanlarda interneti kullanan şirketler hem zaman hem de para kazanıyor.

Ancak, tartışmasız kolaylıklar sağlayan internet bazı sorunlar da getiriyor. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte dünyada olduğu gibi ülkemizde de, internet üzerinden işlenen suçlar artıyor. Bu suçlardan en çok zarar görenlerin başında şirketler geliyor. Önlemini almayan şirketler sorunlarla karşılaşıyor.



 
Suçların muhatabı şirket yönetimi

Şirketler, günlük çalışmaları nedeni ile internet üzerinde, Merkez Bankası, Emniyet Genel Müdürlüğü, bakanlıklar gibi birçok web sitesine girip çıkıyor. Bu ziyaretler çoğunlukla bilgi edinme amacı taşıyor. Ancak bu siteler ziyaret esnasında bir başkası tarafından durdurulduğunda (hacklendiğinde) sitenin kayıtlarında ziyaret edenlerin IP'leri de kayıt altında olacağından, doğrudan fail konumunda olmaları kaçınılmaz.

2003 yılında Merkez Bankası'nın web sitesi geçici bir süre hackerlar tarafından durduruldu. Bunun sonucunda siteyi ziyaret edenler, örneğin kur almak için, Merkez Bankası web sitesine girenler, bu eylemin şüphelisi konumuna düştü.

Uygulamada sıkça rastlanan sorunların biri şirket çalışanlarının, şirket bilgisayarlarını kullanarak, hukuka aykırı fiiller gerçekleştirmesi. Şirket personeli, elektronik posta ya da MSN benzeri anlık iletişim araçları yoluyla birisine hakaret ederse siber alemde oluşan bir suçun ilk muhatabı şirket oluyor. Eğer şirket içi ağ yapısı iyi denetlenemiyorsa gerçek fail bulunamayacağı için şirket yetkilileri ceza alma durumuyla karşı karşıya kalıyor.

Ününüze gölge düşmesin

Çocuk pornosu, terör içerikli ya da fikir sanat eserlerine aykırı hazırlanmış web sitesinin şirket bilgisayarlarından yüklenmesi de şirket yöneticilerinin başını ağrıtabiliyor. Bu gibi sorunlar hem şirkete hem de şirketin ününe zarar veriyor. Şirketlerin bu türden cezai sorumluluk altında kalmamaları için öncelikle, personel ile iş sözleşmesi içerisinde ya da iş sözleşmesinin eki niteliğinde, bilgisayar ve internet çıkışını kullanım çerçevesi çizilmeli, kendi kullanımındaki bilgisayarın güvenliğinin kendisine ait olacağı aksi durumlarda sorumlusunun kendisi olacağı gibi hususları içeren sözleşmeler yapılmalı. Bunun dışında şirket içi ağ denetiminin, yapılması ve bunların logbooklarının tutulması zorunludur. Gerektiğinde web tabanlı mail sitelerine, pornografi, terör içerikli sitelere çıkışların filtrelenmesi, upload (dışarı yükleme) ve download (içeri yükleme) işlemlerinin engellenmesi, MSN, ICQ vb. anlık iletişim araçlarının kullanımının engellenmesi, koruma tedbirleri olarak karşımıza çıkıyor.

Alan adı uyuşmazlıkları

Şirketler açısından sıkça rastlanan bir başka hukuki sorun da alan adı (domain name) uyuşmazlıkları. Web siteleri, şirketler için olmazsa olmaz bir enstrüman haline geldi. Ancak birçok şirket adları ya da markaları ile anılan bir alan adı almak istediklerinde bu alan adının bir başkası tarafından daha önce alındığını görüyor. İşte bu noktada da alan adı uyuşmazlıkları ortaya çıkıyor. Başka kişi ve kuruluşlar adına alan adı satın alanlar daha sonra bu kişi ve kuruluşlardan bu alan adını satmak üzere çok yüksek rakamlar talep edebiliyor. Bu yönteme "domain grabbing" veya "cybersquatting" deniyor.



 
Dedikodu kazanı

İnternetin şirketler üzerindeki başka önemli etkisi de şirketin ürün veya hizmeti hakkında çıkan dedikodunun şirkete verdiği zarar...

Türkiye'deki internet saldırılarının en kapsamlısı Danone'un başına geldi. 2005 Mayısında bir forumda çıkan bir yazı Danone ürünlerinin çocukların zihinsel gelişimini olumsuz etkilediğini iddia ediyordu. Yazının altında da Ordu Üniversitesi'nden Prof. Dr. Turan Karadeniz'in imzası vardı. Oysa Karadeniz'in böyle bir açıklamadan haberi bile yoktu. Mesaj hızla yayılmaya başladı. Danone olaya müdahale edinceye kadar dedikodular çığırından çıktı.

Aynı şekilde arama motorları da şirketler aleyhine bir silaha dönüşebiliyor. Bir şirket hakkında arama yaptığınızda ilk sayfalarda ortaya çıkan şirket hakkında olumsuz yazılar tüketiciyi etkiliyor. Örneğin Google'da "Teknosa" araması yaptığınızda ilk sayfada karşınıza "Teknosa mağdurları" diye bir site çıkıyor. Bu da tüketicilerin kararlarını değiştiriyor.

Gelişen teknoloji şirketlerin bilgi işlem sistemlerine girerek zarar veren bilgisayar korsanlarının iştahını kabartıyor. Bu tip saldırılar ile dünyada şirketler bir günde milyon Dolar'lık zararlara imza atabiliyor. 1996 yılında NASA ve ABD donanması için bileşenler üreten Omega Engineering adlı firmanın sistemine altı satırlık bir kod ekleyen Timothy Lloyd kurumsal ölçekteki en büyük hasarı verdi. Zamana ayarlı bir mantık bombası içeren yazılım kurumun bütün verilerini silmeye başladı. Zarar 10 milyon Dolar olarak belirlendi.

İnternetin sebep olduğu hukuki problemlerin biri de telif hakları ihlalleri. Bu ihlallerden en fazla etkilenen sektörler ise müzik ve film endüstrileri. "Peer-to-peer" dosya değiş tokuş araçlarının gelişimiyle birlikte bu endüstrinin ürünleri olan müzik ve filmler tüm dünya çapında bu araçları kullanan kişiler arasında yasal olmayan bir şekilde paylaşılmaya başlandı.

Bu araçlardan en ünlüsü Napster. Bu program aracılığıyla müzik eserlerinin tüm dünyaya yasal olmayan bir şekilde yayılması üzerine açılan dava sonucunda Napster'ın faaliyetlerine son verildi. Bugün ise film sektörü aynı sorunla karşı karşıya. Napster benzeri dosya paylaşımı programları olan KazaA, Gnutella, Morpheus gibi araçlarla filmler yine yasal olmayan biçimde dünya çapına yayılıyor.



 
Tedbirinizi alın

İnternetin hayatımızı kolaylaştırdığı, insanların bilgiye ulaşmaktaki ilk referans olduğu muhakkak. İnternetin kullanım alanlarının artması ile birlikte, semerelerinin yanında külfetlerinin de yanında geldiği yadsınamaz. Külfeti ne kadar çok olursa olsun internet kullanımından vazgeçilemez. Ancak doğru ve bilinçli kullanım ile bu külfetler en aza indirilebilir. Şirket içi ağ denetimi ile internet çıkışlarının kontrol edilmesi, kayıtlarının tutulması, şirket çalışanlarının internet kullanım sınırlarının belirlenmesi, bilgisayarların personele zimmetlenmesi, bir marka yaratırken öncelikle alan adının boşta olup olmadığının kontrol edilmesi şeklinde çözümler önerilebilir.

Sanal virüsler bir milyonu aştı

Bilgisayar virüslerine karşı yazılımlar üreten Symantec firması, dolaşımdaki virüs ve trojan adı verilen casus programların sayısının bir milyonu aştığını duyurdu. Firma altı ayda bir yayımladığı İnternet Güvenliğine Yönelik Tehditler raporunda bu programların çoğunun son bir yılda üretildiğini belirtti. Bu yüksek artış, virüs programlarını yayanların casus trojan yazılımlarla bilgisayarlara ulaşıp, diğer virüs programlarını da bunlara aktarabilmeleriyle açıklanıyor. Bir diğer açıklama ise dijital suçluların giderek daha uzmanlaşması. Buna göre dijital ortamdaki suç çeteleri, programcıları grup halinde işe alıyor. Bu programcıların yazdıkları virüs programları karşılığında ücret istemesi nedeniyle, çeteler çaldıkları bilgilerle mümkün olduğu kadar çok para kazanabilmek için devamlı yeni kurban arıyor.



 
Tarihin en büyük hacker saldırıları

Onlar girilemez denilen yerlere girdiler, aşılmaz denilen duvarları aştılar, kırılmaz denilen şifreleri kırdılar. İşte tarihe geçen en büyük 10 hacker saldırısı:

1983
Kevin Poulsen, ABD'nin bütün güvenlik ve savunma ağının bağlı olduğu bilgisayar ağına sızar. Bir güvenlik açığını keşfederek ülkenin bütün savunma sisteminin kontrolünü elinde tutmayı başarır.

1988
23 yaşındaki üniversite öğrencisi Robert Morris internetin ilk solucan (worm) virüsünün yazarı. Ürettiği virüs bilgisayardan bilgisayara bulaşma özelliğiyle o dönemde büyük sorun yaratmış ve iki yıl hapse mahkum olmuştu.

1990
Amerikalı bilgisayar tutkunu Kevin Mitnick Nokia, Fujitsu, Motorola ve Sun Microsystems firmaların bilgilerini kopyaladı. Beş yıl hapis yatan Mitnick hiçbir elektronik cihaza yaklaşmama ve kullanmama şartıyla serbest bırakıldı.

1990
Los Angeles'taki bir radyo istasyonu kendilerini arayacak 102. dinleyici için son model bir Porsche vereceğini duyurunca, Kevin Poulsen telefon sistemini eline geçirerek kendisi dışındakilerin telefonu kullanmasını engelledi. Aracı kazandı ancak iki yıl hapis cezasından kurtulamadı.

1993
Kendilerine Masters of Deception adını veren bir hacker grubu ülkenin en gizli ve karanlık kurumu NSA da dahil olmak üzere bankalar, telekom şirketleri gibi önlerine gelen bütün sistemlere girdi.

1995
Vladimir Levin, ilk siber banka soyguncusu oldu. Levin, Citibank'ın 10 milyon Dolar'ını buhar etti.

1996
Omega Engineering adlı firmanın sistemine altı satırlık bir kod ekleyen Timothy Lloyd kurumsal ölçekteki en büyük hasarı verdi. Zarar 10 milyon Dolar'ı aştı.

1999
David Smith sevgilisi Melissa'nın adını verdiği virüsüyle dünyanın her yerinde adından söz ettirdi. Dünya çapında 300 firmanın bilgilerinin tamamen silinmesine yol açan bu virüs toplamda 400 milyon Dolar hasara yol açtı.

2000
MafiaBoy adıyla çalışan hacker, aralarında Yahoo, eBay ve Amazon gibi dev sitelerin de bulunduğu 52 ağ üstündeki 75 sunucuya sızarak terör estirdi.