![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Bir zamanlar yüzüne bakmadığımız "içerik/content" yüzyılın en önemli hizmet ve ürünü oldu. İçerik teknolojiyle buluştu. Sinema, televizyon, internet derken içerik cebe bile girdi. Medya ve eğlencenin yeni adresi cep telefonundan film izlemek, haber okumak, müzik dinlemek mümkün... Gelenekleriyle ünlü İngiliz Kraliyet ailesi bu yılbaşı tebrik mesajını internet üzerinden yayınladı… Günümüz insanına, özellikle gençliğine çok sıradan görünen bu haber aslında bir devrim niteliği taşıyor. İngiliz Kraliyet ailesi geleneklerine bağlılıkla, özetle tutucu tavırlarıyla tanınır. Kraliçe 1932 yılına kadar yılbaşı kutlamalarını yazılı yapardı. 1932'de mesajını ilk kez radyo aracılığıyla yayınladı. 1957 yılına gelindiğinde Kraliçe halkın yeni yılını ilk kez televizyondan kutladı. Her biri kendi içinde müthiş değişiklikler olarak anıldı. Kraliçe 2007'yi 2008'e bağlarken yine bir ilki gerçekleştirdi: Yılbaşı kutlamasını internete taşıdı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu süreç günümüzde medyanın, iletişimin, eğlence sektörünün, genel anlamda da içeriğin izlediği yol hakkında önemli ipuçları veriyor. Modern insan yılda 3 bin 500 saatini "medya" karşısında geçiriyor. Bu zamanın yarısını televizyon alıyor. Yüzde 25'lik bir bölüm radyo dinleyerek; kalanlar, basılı yayınları takip ederek, müzik dinleyerek, film izleyerek ve oyun oynayarak harcıyor. Yeni medya, yeni platformlar Söz konusu tablo, hızla değişiyor. Her an bilgi ağlarına ve internete bağlı, mobil yaşayan ve teknolojiyle iç içe bir tüketici profili ile karşı karşıyayız. İçeriğe dilediğimiz anda, dilediğimiz yerde, dilediğimiz şekilde ulaşmak istiyoruz. Bu da medya ve eğlence sektörlerini, yani geniş anlamda içerik sunucularını tüketiciyle yeni ilişki türleri kurma arayışına itiyor. Accenture'nin Global Content Study 2007 adlı araştırmasına göre, medya ve eğlence sektörünün yüzde 62'si, içeriklerini yeni platformlara taşımanın kilit önem taşıdığını düşünüyor. Bu platformların başını ise internet ve mobil iletişim araçları çekiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 43'ü interneti en önemli platform olarak değerlendiriyor. Medya ve eğlence sektörü geleceğin yıldızı. İnternete yatırım yapmak karlı bir alan olacak. Eğlence ve haber sitelerinden sonra, sırada sosyal ağlar ile e-ticaret var... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sinemadan televizyona İnternette kaybolmadan özet bir iletişim turu atalım. 1930'lu yıllarda tek kitle iletişim aracı sinemaydı. Sinemalara giderek film ve seri filmleri, yani günümüzün dizilerini izliyor, on dakika aralarda da haber bültenlerini seyrediyor, dünyada olup bitenleri öğreniyorduk. 1950'lerde televizyonla tanıştık. Televizyon evdeki sinemaydı. Böylece diziler ve haberler televizyona taşındı. Sinemalar film gösteren yerler olmayı sürdürdü ancak aynı filmleri televizyonda izleme olanağı da doğdu. Gazeteler krizde
Hızla hayatımıza girdi internet. PricewaterhouseCoopers Global Medya ve Eğlenceye Bakış raporuna göre genişbant internetin evlerde kullanımı önümüzdeki beş yıl içerisinde 300 milyondan 540 milyon aboneye ulaşacak. Kablosuz internet abonelerinin sayısı da 1,1 milyardan 3,4 milyara çıkacak. Sinemadan televizyona geçiş sürecinde yaşanan değişimin bir benzeri yaşanıyor. Özetle hayatımız elektronik ortama taşınıyor. Yapılan araştırmalar her geçen gün daha fazla insanın gazeteleri bırakarak haber kaynağı olarak internete yöneldiğini ortaya koyuyor. Amerikan Gazete Birliği tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ABD gazetelerinin web sitelerini ziyaret edenlerin sayısı, 2006'nın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 arttı. Bu dönemde gazete okur sayısı düştü. New York Times'ın okuyucu sayısı yüzde 5,8 azalarak 4,7 milyona, ülkenin en büyük gazetesi USA Today'in yüzde 3 düşerek 6,9 milyona, Los Angeles Times'ın yüzde 9 düşüşle 2,2 milyona, Chicago Tribune'un de yüzde 12,4 düşüşle 1,6 milyona geriledi. Dünyanın pek çok yerinde gazete satışları ve reklam gelirleri düşerken internet portallarına ilgi ve tabii bu yolla edinilen gelirler de artıyor. Reklamların online sitelere kayması nedeniyle gazetelerin reklamlardan aldığı pay giderek düşüyor. Yapılan araştırmalara göre, yazılı basındaki reklamların yaklaşık dörtte biri önümüzdeki 10 yıl içinde dijital medyaya kayacak. Yazılı basının 1995 yılında tüm reklam gelirlerinden aldığı yüzde 35'lik payın, 2005'te yüzde 30'a indiği belirtilirken, 2015 yılına gelindiğinde bu payın yüzde 5'lik bir erozyona daha uğrayacağı tahmin ediliyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
New York Times internete taşınıyor
Medya devleri de geleneksel mecranın yanı sıra kendilerini internette, cep telefonu, portatif elektronik eşyalar gibi yeni medya platformlarında konumlandırmak zorunda olduklarını gördüler. New York Times yeni döneme en erken ayak uyduran şirketlerden biri. Gazete Times meydanı yakınlarındaki 43. Cadde'de bulunan ve 94 yıldır hizmet veren yatay klasik binadan bir kilometre ötedeki 52 katlı bir gökdelene taşındı. Teknolojinin tüm nimetlerini barındıran "Times Kulesi"ne taşınan gazetenin yakında yazılı basına da son vererek internet üzerinden hizmet vereceği söyleniyor. Gazeteler, internet reklamcılığında paylarını artırmak için de yeniliğe gidiyor. Sadece gazetenin bir online versiyonu olmaktan çıkan internet sitelerinde önemli gazetecilerin yazılarına yer veriliyor. İnternetin önemini kavrayan bu tip gazetelerin online reklam pazarında kaptığı payın arttığı gözleniyor. Örneğin İtalya'da La Repubblica'nın web sitesini günlük tirajının iki katı olan 1 milyon kişi ziyaret ederken, 2006 yılının ilk yarısında online reklam gelirini yüzde 70 artırdı. Televizyon izleyenler azaldı
Aslında "İnternet yazılı basını öldürüyor mu?" sorusu zaten bir dönemdir tartışılıyor. Ancak gelişmeler internetin etkisinin yazılı basınla sınırlı kalmadığını gösteriyor. IBM'in yaptığı ankete katılanların 3'te 2'si 6 saatten fazla internette, 3'te 1'i ise televizyon karşısında vakit geçiriyor. İnsanların yüzde 81'i televizyon programlarını bilgisayardan izliyor. Önümüzdeki 10 yılda televizyon ve radyo izlenirliğinin yüzde 10 azalacağı, basılı mecralarda yarıya ineceği ve internet portallarında ise üç kat artacağı öngörülüyor. Müzikte dijital depremİnternet sadece haber sektörünü değil, eğlence sektörünü de sarstı. Örneğin internet üzerinden şarkı indirilebilmesi, müzik sektöründe dijital bir deprem yarattı. 2004 yılında toplam müzik gelirlerinin yüzde 2'si dijital müzikten geliyordu. 2005'te bu rakam yüzde 6'ya ulaştı. Gelecek yıl ise bu payın yüzde 25'i bulması bekleniyor. İnternet sayesinde artık ekrandan kitap da okuyabiliyoruz. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre geçen yıl 3,2 milyon Dolar'lık e-kitap satışı gerçekleşti. Elektronik kitaplar; yayımlanmış kitaplara nazaran birçok artıya sahip. E-kitapların düşük maliyetleri, hem okuyucular hem de elektronik yayınevleri için bulunmaz bir fırsat anlamına geliyor. Yayınevleri baskı ve dağıtım maliyetlerinden kurtuluyor. Üstelik e-kitaplar eskimiyor. Hızla gelişen internet doğal olarak reklam verenin de ilgisini çekiyor. İnternetin pastadaki payı şu an için yüzde 1,56. Ancak internette reklamın hızla arttığına işaret eden uzmanlar, üç-dört yıl içerisinde internetin reklamdan aldığı payın sinemayı, radyoları hatta dergileri geçeceğini belirtiyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Cebimizdeki dünya Amerikalı gazeteci David Judson'ın Türkiye'ye gelişi bir aşk hikayesi yüzünden oldu. İsveçli bir kıza aşık olan Judson, İsveç'e gitmek amacıyla başvurduğu Öğrenci Değişim Programı sayesinde kendisini yanlışlıkla İstanbul'da buldu. Üniversitenin üçüncü yılını Boğaziçi Üniversitesi'nde okudu. 20 yıl boyunca USA Today'de gazetecilik yaptı. Sinema, televizyon, internet derken hayatımıza cep telefonları girdi. Başlarda konuşmaktan başka bir işe yaramıyorlardı. Ancak kısa sürede inanılmaz gelişmeler yaşandı. Önce yazılı mesajlarımızı paylaşabilmeye başladık, ardından fotoğraf ve filmleri. "Daha ne olsun!..." derken cep telefonları cebe sığan minik birer bilgisayar halini aldı. Artık standart bir telefonla internette gezinebiliyoruz. Öyle ki, Japonya, Güney Kore ve Çin'de geçen yıl tarihte ilk kez olarak internete cep telefonundan bağlananların sayısı kişisel bilgisayarlarından bağlananları aştı. Bu gelişmeyle birlikte Japonya'da bilgisayar satışları ilk kez düşüşe geçerken cep telefonu satışları patlama yaptı. İşte bu gelişme içeriğin bir kez daha taşınmasına yol açtı. Her şey oyun ve eğlenceyle başladı. Onu müzik takip etti. Günümüzde ise haberleri daha önce gazete ve televizyondan takip eden insanlar, dünyadaki tüm gelişmelere ceplerinden ulaşmaya başladı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Film izle, haber oku Cep telefonları tüm kitle iletişim araçlarının yaptıklarını tek başına yapıyor. Gazeteleri, hatta kitapları cebinizden okuyabiliyorsunuz. Müzik indirebiliyor ve dinleyebiliyorsunuz. Film izleyebiliyor, radyo dinleyebiliyorsunuz. Yetmedi, internette de gezinebiliyorsunuz. Geleceğin en yeni medya platformlarından biri de mobil iletişim araçları, yani cep telefonları! Medya sektöründe yer alan isimlerin yüzde 17'si insanlara diledikleri yerden istedikleri içeriğe ulaşma imkanı sunan cep telefonlarının en önemli içerik platformu olacağı yönünde görüş bildiriyor. Dünyada mobil eğlence pazarı 2006 sonu itibariyle 19 milyar Dolar dolayında. Pazarın büyük bölümünü logo, oyun ve melodiler oluşturuyor. Sadece zil sesleri ve melodilere 6,5 milyar Dolar para ödüyoruz. Şarkıları hesaba kattığımızda bu rakam daha da yukarılara tırmanıyor. Dünya genelinde satılan dijital müziklerin yarısı doğrudan cep telefonlarına indiriliyor. Oyun sektöründe de benzer bir durum var. Cep telefonlarına indirilen oyunlar, oyun yapımcılarının kazançlarının yüzde 14'ünü oluşturuyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
38 milyar Dolar'lık pazar
Yakın dönemde üç boyutlu oyunlar ve mobil TV'nin yaygınlaşmasıyla birlikte pazarın 38 milyar Dolar'ı bulması bekleniyor. Uzmanlara göre 2010 yılı itibariyle TV izleme olanağına sahip cep telefonlarının sayısı 244 milyonu bulacak. Bu sayede sadece mobil TV pazarının büyüklüğü 24 milyar Dolar'a ulaşacak. Şimdiden Güney Korelilerin yüzde 10'u televizyonu cep telefonundan izliyor. Sektörün geneline bakınca tablo daha net ortaya çıkıyor. Cep telefonu sektörü 725 milyar Dolar'lık bir büyüklüğe sahip ve bu rakam her yıl en az 100 milyar Dolar artıyor. Bu de cep telefonu sektörünün otomotiv, havacılık ve silah sektörünü aşacağı anlamına geliyor. Kredi kartı da neDünyanın birçok bölgesinde cep telefonları kredi kartı olarak da kullanılıyor. Örneğin Slovenya'da herhangi bir McDonald's restoranına girdiğinizde hesabı cep telefonu faturanıza yazdırabiliyorsunuz. Cep telefonu teknolojisinin ve kullanımının en çok geliştiği yerlerden biri olan Güney Kore'de hemen her mağazada kredi kartı yerine cep telefonunuzu kullanabiliyorsunuz. Cep telefonlarının marifetleri bununla da kalmıyor. Telefonunuz anahtar yerine geçiyor. Japonya'da yeni geliştirilen bir teknoloji anahtar kaybetme derdini ortadan kaldırdı. Artık evlerin kapıları cep telefonuyla açılıp kilitlenebiliyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Televizyonlar artık interaktif Televizyon en önemli iletişim araçlarından biri olmayı sürdürüyor. İnsanlar iletişim kanallarında geçirdiği zamanın yarısını televizyon başında harcıyor. Ancak televizyonlar artık bildiğiniz televizyonlar değil. İnternet ve televizyonun karışımı bir yayın anlayışı söz konusu. Geçen her gün internet ve televizyon birbirine yaklaşıyor. İnternet TV'ye yakın özellikler (örneğin, film oynatma, müzik çalma ve hatta canlı yayın yapma) kazanırken televizyon teknolojisi de gelişerek internet gibi daha interaktif oluyor. İstediğiniz yerde istediğiniz programı seyretmeniz mümkün. Dilediğiniz programı, diziyi televizyonunuza indirerek seyredebiliyorsunuz. Yani yayın akışını kendiniz belirleyebiliyorsunuz. Eğitim, oyun, alışveriş gibi interaktif işlemler de yine televizyon sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Yeni nesil televizyonlarda bilgisayarlarda olduğu gibi dosya paylaşımı da gerçekleştiriliyor. Tanıdıklarınıza elinizdeki programları gönderebiliyor, televizyon üzerinden mesajlaşabiliyor ve sohbet edebiliyorsunuz. Yüksek hızlı fiber optik kablolar kullanarak yüksek çözünürlüklü ve interaktif içerik sunan IPTV de televizyon yayıncılığının çehresini değiştiren bir başka yenilik. Çok kısa bir geçmişi olan IPTV tüm dünyada hızla yayılıyor. Dünyada IPTV servislerini kullanan kişi sayısı 2007 sonu itibariyle 7,9 milyona ulaştı. 2011 yılında bu rakamın 65 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Blogların gücü adına Yeni dönemin en önemli özelliklerinden biri içeriğin bizzat kullanıcılar tarafından oluşturulması. Time dergisinin 2006 yılında internet kullanıcılarını "yılın kişisi" olarak seçmesi, internet üzerindeki kullanıcının hem tüketici hem de üretici konuma geldiğinin kanıtı. Bunun en bariz örneği ise bloglar. Bloglar yani sanal ortamdaki günlükler, gönderilerin tersten kronolojik bir şekilde üstten alta doğru sıralandığı, sık sık güncellenen ve genellikle bir konu üzerine odaklanan kişisel sayfalar. İlk kez 1999'da ortaya çıkan bu mecra, ses ve video ekleme gibi özelliklerle gelişti. Technorati.com'un verilerine göre, dünyadaki blog sayısı 66.6 milyon. Her gün buna 175 binden fazla yeni blog ekleniyor. Bloglar en bağımsız medya olarak nitelendiriliyor. Hatta çok daha ötesinde… İnsanların medyaya yanıtı! General Motors Başkan Yardımcısı Bob Lutz, kendi blogunda yaptığı ilk yayında "İnternet çağında herkes gazeteci olabilir" diyor. Sun Microsystems COO'su Jonathan Schwartz, "Bir gazeteci benim blogum hakkında yazarken, ben de onun gazeteciliği üzerine blog yayını yapıyorum" diyor. Dallas Mavericks basketbol kulübünün başkanı Mark Cuban daha açık sözlü: "Blogum esas olarak medyaya bir cevap. Dört saat boyunca yapılan röportajların, söyleşinin ruhunu öldüren 500 kelimelik raporlara dönüştürülmesinden usanmıştım. Bu gibi durumlar blog yayınına başlamamı hızlandırdı." |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||