Alisveris Merkezlerini Çok Sevdik
Demokrasinin Lüks Hali





Modern alışveriş merkezleriyle ilk kez 1988’de açılan Galleria ile tanıştık. Günümüzde 58’i İstanbul’da olmak üzere toplam 179 alışveriş merkezi faaliyette. Üstelik her gün yeni bir merkez hayatımıza giriyor. 2010 yılında toplam alışveriş merkezi sayısının 350’yi bulması bekleniyor.

Alışveriş merkezleri, özellikli son yıllarda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. En gözde semtlerden ulaşımı çileli mahallelere kadar her yerde buluşma noktası, eğlence mekanı, cazibe merkezi sloganlarıyla küçüklü büyüklü birçok alışveriş merkezi hayata kazandırılıyor. Giysiden mobilyaya, mutfak eşyasından, bahçe düzenlemesine kadar aranan her şeyin kolaylıkla bir arada bulabildiğimiz bu merkezler, sinemalarıyla, restoranlarıyla tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimiz birer yaşam merkezi oldu. Artık ailece alışveriş merkezine gidiyor, çocuklar oyun alanında oynarken alışverişimizi hallediyor, “food court”ta bir şeyler yiyor, sinemada filmimizi izledikten sonra dönüyoruz.



 
İlk kez 1988’de tanıştı

Aslında alışveriş merkezi geleneği Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar uzanıyor. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Kapalıçarşı dünyanın ilk alışveriş merkezlerinden biri kabul ediliyor. Kapalıçarşı ile aynı yıl açılan Sahaflar Çarşısı ve 1660 yılında açılan Mısır Çarşısı ise günümüz ihtisas mağazacılığının ilk örneklerini oluşturuyor.

Modern anlamda ilk alışveriş merkeziyle tanışmamız 1988 yılında faaliyete geçen Galleria ile oldu. Alışveriş merkezleri 1990’larda hızlı bir ilerleme kaydetti. 1993 – 1998 arasında kurulan Akmerkez, Capitol, Carousel, Profilo, Mayadrom gibi alışveriş merkezleri seçenekleri çoğalttı. Bu dönemde 30 kadar yeni alışveriş merkezine kavuştuk.

2000’lerde patlama yaşandı

2000’li yıllar ise alışveriş merkezi çılgınlığına sahne oldu. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) verilerine göre şu anda Türkiye’de 179 alışveriş merkezi faaliyet gösteriyor. Sadece İstanbul 58 alışveriş merkezi barındırıyor. Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi kentler de onlarca merkeze ev sahipliği yapıyor. Üstelik bu furya büyük kentlerle de sınırlı kalmıyor. Türkiye’deki 81 ilin 34’ünde alışveriş merkezi bulunuyor.

Bugün 77 alışveriş merkezinin inşaatı da sürüyor. Bunların da 47’si İstanbul’da yer alıyor. 2010 itibariyle ise İstanbul’da 37, Türkiye genelinde 90 alışveriş merkezi daha faaliyete geçecek. Böylece Türkiye’deki alışveriş merkezi sayısı 350’ye yaklaşacak. İstanbul’daki merkez sayısı da 140’ı aşacak…



 
Dünya ortalamasının altındayız

Buna rağmen alışveriş merkezi sayısı itibariyle halen dünya ortalamasının altındayız. Sadece ABD’de 44 bin alışveriş merkezi bulunuyor. Avrupa’da toplam 83,3 milyon metrekare kiralanabilir alan ve 4 bin 135 aktif merkez var. İngiltere 13,5 milyon metrekareyle başı çekerken, onu Fransa takip ediyor. Bin kişiye düşen kiralanabilir alan bakımından Norveç 734 metrekareyle ilk sırada yer alırken Türkiye 23 metrekare ile listenin sonunda. Bu rakamlar Türkiye’de alışveriş merkezleri pazarının yükselmeye devam edeceğini gösteriyor.

Yapımı süren ve projelendirilen alışveriş merkezlerinin de devreye girmesiyle toplam kiralanabilir alanın 6,8 milyon metrekareye, bin kişiye düşen alanın da Türkiye’de 100, İstanbul’da ise 247 metrekareye çıkması bekleniyor. Yani kısa zaman içinde İstanbul, Avrupa ortalamasının üzerine çıkıp İtalya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelere de fark atacak.

Gayrimenkul danışmanlık ve yönetim firması Jones Lang Las tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Avrupa çapında gerçekleştirilen perakende alışveriş merkezi yatırımlarında en yüksek rakamlar, Türkiye de dahil olmak üzere Doğu Avrupa’da gözlemlendi. Yatırımcının ilgisinin doğuya kaydığını gösteren araştırma sonuçlarına göre önümüzdeki yıllarda bu gelişme artarak devam edecek.



 
Tüketici alışkanlıkları değişiyor

Alışveriş merkezlerinin popülerleşmesi aslında insanların tüketim alışkanlıklarına parelel bir gelişme gösteriyor. Gelir düzeyindeki artış, büyük şehirlerden şehir dışındaki alanlara kaçış gibi demografik gelişmeler, kredi kartı kullanımının yaygınlaşması gibi teknolojik gelişmeler ve hayatın hızlı temposunda alışverişe ayrılan zamanın hızla azalması alışveriş alışkanlıklarını da değiştiriyor.

Günümüzün modern tüketicisi alışverişin sıkıcı bir faaliyet olmaktan çıkarılmasını istiyor, farklı yaşam tarzlarını eş zamanlı olarak yaşamaya çaba gösteriyor. Alışverişi, sadece ürün satın alma faaliyeti olarak değil, eğlence ve hoş vakit geçirme imkanı sunan sosyal bir faaliyet olarak görmek istiyor. Bu istek ve beklentilere cevap verme açısından mağaza, market, eğlence, yeme-içme ve park imkanlarının bir arada sunulduğu yeni tür alışveriş merkezleri son derece önemli avantajlara sahip.

Zengin çeşit, kalite ve uygun fiyatın beraber sunulduğu, rahatsız edici etkenlerden uzak, ferah bir atmosfer, vakit geçirmeye elverişli bir ortam, sinema ve oyun salonlarının, çocuk oyun bahçelerinin yer aldığı bu alışveriş merkezleri yıllardır geleneksel mağazalardan sıkılan ülkemiz tüketicileri için oldukça cazip bir alternatif olarak karşılanıyor.

Turistik gezi mekanı

İstanbul’daki alışveriş merkezleri yılda 600 milyon insan ağırlıyor. Bu merkezleri her hafta sonu ortalama iki milyon kişi ziyaret ediyor. Bunlar arasında ilk sırayı 150 bin ziyaretçiyle İstinyepark alıyor. İstinyepark’ı 60 bin ile Carousel, Akmerkez ve Metrocity, 55 bin kişiyle Olivium, 50 binle Galleria ve Tepe Natilius izliyor.



 

Alışveriş merkezleri, cinsiyet, gelir ve yaş gruplarına göre farklı anlamlar taşıyor. Alt gelir grubu için alışveriş merkezi “turistik bir gezi mekanı”, orta gelir grubu için “günlük kent hayatının parçası”, üst gelir grubu için ise “ev ve iş arasındaki istasyon” işlevi görüyor.

Araştırma ve stratejik planlama şirketi Akademetre tarafından yapılan Alışveriş Merkezleri Müşteri Profili ve İmaj Saptama Çalışması’na göre müşterilerin yüzde 60,7’si merkezlere alışveriş için gidiyor. Müşterilerin yüzde 9’u alışveriş merkezlerine yemek yemeğe, yüzde 8,9’u ise sinema için gittiğini söylüyor. Merkezlere sadece gezmek için gidenler yüzde 8,1’lik, vitrine bakmak için uğrayanlar da yüzde 7’lik yer tutuyor.

Haftada bir mutlaka gidiyoruz

Araştırmalara göre insanların yüzde 3,4’ü alışveriş merkezlerine her gün geliyor. Haftada iki-üç kez gelenlerin oranı yüzde 13,3 dolayında. Çoğunluk ise yüzde 32,6 ile haftada bir gelenlerde. Yüzde 28’lik bir kesim de 15 günde bir bu merkezleri ziyaret ediyor. Alışveriş merkezlerinin tercih edilmesinin temel nedeni ürün çeşitliliği. Modern ve ferah bir alışveriş ortamı, rahat gezinme imkanı, temiz ve düzenli olması, kaliteli markalar, sinema ve kafeler ile çocuk alanları da belirleyici nedenler olarak öne çıkıyor.

Alışveriş merkezleri kendi içlerinde türlere ayrılıyor. Entertainment Center, Factory Outlet Center, Inner City Center, Lifestyle Center, Mixed Used Center, Power Center, Lifestyle Power Center bunlardan birkaçı. Bu merkezler, konumları itibariyle değişik müşteri profillerine hitap ediyor. İstanbul’un orta yeri Şişli’deki Cevahir Alışveriş Merkezi’nde her kesimden insana rastlamak mümkün. Altunizade’deki Capitol, Levent’teki Metrocity, Ümraniye’deki Carrefour’da da öyle. Akmerkez, City’s, Kanyon ve İstinyePark ise farklı bir kitleye hitap ediyor. Lüks markalara ev sahipliği yapan İstinyePark’ta şarkıcısından sporcusuna, ressamından mankenine kadar pek çok ünlü simayı görmek mümkün.



 
UFO’yla alışveriş yolculuğu

Dünyadaki büyük alışveriş merkezleri müşteri çekebilmek için akla hayala gelmeyecek uygulamalara gidiyor. Berlin’deki Galleries Fayette mağazası, çok yönlü camdan yapılmış iki kulenin çevresine inşa edildiğinden alışveriş yapanlar kendilerini dipsiz bir kuyuya bakarken buluyor. İngilizlerin ünlü markası Selfridges’in Birmingham’daki merkezi UFO’lardan esinlenerek yapılmış. Şehrin sıkıcılığını kırmak için alışveriş merkezinin dışı 15 bin parıldayan alüminyum diskle kaplanmış. Japonya’nın başkenti Tokyo’daki bir alışveriş merkezi ise tavanda yarattığı göz oyunları ile müşterilerine açık bir mekanda alışveriş hissi veriyor.

Benzer uygulamalara Türkiye’de de rastlamak mümkün. Örneğin Ümraniye’de açılan Meydan altı farklı temadan oluşan “dünyalar” konseptini kullanıyor. İstinyePark’ta bulunan manav, balıkçı, kasap, kuruyemişçi de pazar konseptini alışveriş merkezleri ile birleştiriyor.

Mimarisiyle fark yaratıyor

Alışveriş merkezleri ilginç mimari özellikleriyle fark yaratmaya çalışıyor. Kanyon açık hava gezi alanı ve balkonlarındaki yemyeşil sarmaşıklarıyla..... dikkat çekiyor. Meydan Alışveriş Merkezi ise en çevreci alışveriş mekanı. Merkezin çatısı çimlerle kaplı ve ferah bir mimari görüntüsüne sahip.

Türkiye’deki alışveriş merkezlerinin cirosu 20 milyar Dolar dolayında. Özellikle giyim ve gıda sektörleri cironun her geçen gün katlanarak artmasını sağlıyor. Alışveriş merkezi müşterilerinin en fazla harcama yaptığı ürün yüzde 30,5’le giyim. Giyimi yüzde 22,9’la gıda, yüzde 18,9’la da yemek takip ediyor. Yeni açılacak merkezlerle birlikte beş yıl içerisinde cironun 45 milyar Dolar’ı bulması bekleniyor. Alışveriş merkezlerinde aylık dükkan kiraları metrekare başına 50–120 Euro arasında değişiyor. Her yeni alışveriş merkeziyle, metrekare kira fiyatları da artıyor. Nişantaşı’nda açılan City’s ve Bakırköy’deki Capacity alışveriş merkezlerinde 150 metrekarelik dükkanlar 130 ile 150 Euro’ya çıkıyor. Anadolu’da da ucuz alışveriş merkezi bulmak zorlaşmış durumda. Bursa ve Trabzon’da dahi metrekare fiyatları 50 ile 60 Euro arasında.



 
Diziler talebi körüklüyor

Alışveriş merkezlerine en çok gençler gidiyor. Ancak en kuvvetli bağ kuran kesim emekli kadınlar. Emeklilik sonrası evin pasif yapısı içinde kalan kadınlar, alışveriş merkezlerinde kendilerini yeniden aktif hissediyor. Diziler de bu merkezlere olan ilgiyi artırıyor. Son dönemde içinde alışveriş merkezi geçmeyen dizi ya da film neredeyse yok. Bu da talebi körüklüyor. İnsanlar caddelerden alışveriş merkezlerine yöneliyor.

Yeni trend yaşam merkezleri

Alışveriş Merkezleri’ne bir yeni konsept daha eklendi. Yeni konseptin adı “alışveriş ve yaşam merkezi”. Kabaca alışveriş merkezi, rezidans ve sağlık merkezi ya da fitness club bir arada. Bu yaşam tarzı üst gelir grubuna hitap ediyor. Öyle ki ev sahipleri istemesi halinde aşçı, çocuk bakıcısı gönderiliyor. Evcil hayvan bakımı, faturaları ödemek gibi kolaylıklar da bu rezidans sakinlerine sağlanan diğer kolaylıklar.