![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
M.Ö. 1250’de gerçekleştiği varsayılan Troya efsanesi, Homeros tarafından insanlığın belleğine kazındı, dünya edebiyatının en ünlü yapıtları arasına girdi. Troya dans, müzik ve tarihin iç içe geçtiği bir sahne performansı. Vestel’in sponsor olduğu projenin Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan. Anadolu Ateşi Dans Topluluğu Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan’ın yaktığı “Anadolu Ateşi” ülkemizin renklerini ve binlerce yıllık Anadolu kültürünün izlerini dünyanın dört bir yanına taşıdı. Erdoğan, yeni projesi Troya’yı “Yitik bir mitin gölgesinde sürdürülen hummalı bir çalışma, görmezden gelinen tarihe karşı bir tarih ve müzikal bir başkaldırı” olarak nitelendiriyor. Efsanenin zengin dokusu ve Anadolu kökenli bir hikaye olmasının yanı sıra projenin Türkiye ve dünya ölçeğinde göreceği ilginin Troya’yı sahneleme kararı almalarında önemli rol oynadığını vurguluyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Erdoğan, “Troya, bir Anadolu uygarlığı. Bize ait olan bu tarihsel mirasın yeniden ele alınarak canlandırılması, üzerinde yaşadığımız topraklara olan borcumuzdur” diyor. Troya’da yapılan kazılarda bu uygarlığın Anadolu halkları tarafından kurulduğu ve orada yaşayan halkların bir Anadolu birliği görüntüsünde olduğunun netlik kazandığın söyleyen Erdoğan, “Troya’da konuşulan dilin Anadolu’da konuşulan en eski dil olan Luvice ve Hititce’nin versiyonlarından biri olduğu bilimsel nitelik kazandı. Yani Troya Yunan uygarlığı değil. Alman arkeolog Manfred Korfmann’ın çalışmaları son derece önemli. Bize ait olan bu tarihsel mirasın, yeniden ele alınarak canlandırılması, üzerinde yaşadığımız topraklara olan borcumuz. Bu konu ile ilgili tüm yanlış bilgilendirmelerin aşılarak kaliteli bir sanatsal anlatımla Türkiye’nin tanıtılmasını hedefliyoruz” diyor. Troya, dünya tarihindeki en önemli topraklardan biri. Batı uygarlığının temelini oluşturan ve İ.Ö. 1250 yılında gerçekleştiği varsayılan Troya Efsanesi, Anadolulu ozan Homeros tarafından insanlığın belleğine kazındı. İzmir doğumlu Homeros’un ölümsüz yapıtları İlyada ve Odysseia ile yazılı hale getirilen bu öykü dünya edebiyatının en tanınan yapıtları arasına girdi. Bir Anadolu Birliği görüntüsünde olan Troya Ordusu ile Yunan Birliği Akha Ordusu arasındaki savaşın anlatıldığı görkemli Troya müzikalinde 120 dansçı yer alıyor. Yücel Arzen ve Vedat Yıldırım’ın müziklerine dünya çapında başarısını kanıtlamış virtüözler Civan Gasparyan, Vassilis Saleas ve Gheorghe Zamfir hayat veriyor. Projeye destek veren sponsorlardan biri de yine bir Türk markası olan Vestel. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Troya müzikalini sahneye koyma fikri nasıl gelişti? Fikir olarak çok eski olduğunu söyleyebilirim. Bu salonda Anadolu Ateşi’ni sahnelediğimiz ilk yıllarda ikinci oyunumuzun Troya olacağını tasarlamıştık. Anadolu Ateşi, Anadolu toprakları üzerinde gezinti yapan ve farklı bölgelerin kültür kodları hakkında hem Türkiye hem de dünyaya fikirler veren, tanıtan bir projeydi. Troya ise daha derine inen bir proje oluyor. Özel bir Anadolu efsanesinden yola çıkan ve daha teatral, teknik olarak daha görkemli bir proje. Dans tiyatrosu içeriği olarak da daha güçlü bir oyun. Bunlar işin teknik tarafları. Ayrıca Troya, bizim efsanemiz ama bundan bizim haberimiz yok ve sahip çıkmıyoruz. İzmirli ozan Homeros tarafından yazılan İlyada ve Odessa, dünyanın en önemli eserleri arasında yer alıyor. İlyada ve Odessa, bütün dünya edebiyatına ve özellikle batı kültürüne kaynaklık eden eserler. Bu eserlerin atmosferi de bizim yaşadığımız topraklar. Destan Çanakkale’de geçiyor. Şu anki kültür birikimimizde Troya’nın çok önemli etkileri var. Ayrıca Gelibolu savaşlarında da Troya’nın izleri yer alıyor. Efsane, içerik yönünden de sahneye koyabilmek açısından istediğimiz görkemin önünü açan bir derinliğe sahip. Tüm bu nedenlerden ötürü Troya’yı sahneye koymak istedik. Vs.: Fikrin somut hale gelebilmesi için epey bir zaman geçtiğini görüyorum. Geç kalmamızın nedeni çok ağır bir sorumluluk üstlenmiş olmamızdan kaynaklanıyor. Troya, yoğun biçimde gerçekleştirilen Anadolu Ateşi turneleri sırasında çalışılan bir proje oldu. Son dönemde Anadolu Ateşi turnelerine ara vermemizle birlikte Troya’nın çalışmalarını da hızlandırabildik. Troya’da ayrı bir dansçı kadrosuyla değil mevcut kadromuzla çalıştık. Hazırlık aşamasında tarihsel ya da arkeolojik bir yanlış yapmamak adına bir bilim heyetinin desteğini arkamıza aldık. Troya kazılarını sürdüren Arkeolog Dr. Rüstem Aslan’ın danışmanlığıyla projeyi hazırlıyoruz. Dansçıların dışında gösterinin arkasındaki büyük ekibi oluşturmak da uzun bir zaman aldı. Bilim adamlarından ve konusunun uzmanı teknisyenlerden oluşan çok güçlü bir kadromuz var. Ayrıca gösterinin sergileneceği mekan da zaman alan önemli unsurlardan biri. İstanbul’da Troya’yı sergileyebileceğimiz en uygun yer İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi. Bu mekanın istediğimiz düzeye gelmesi de epey zamanımızı aldı. Şu an tüm taşlar yerine oturdu ve planladığımız doğrultuda sorunsuz ilerliyoruz. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Kendinize, dans aracılığıyla Türkiye’yi tanıtmak gibi bir misyon edinmiş gözüküyorsunuz. Türkiye’yi tanıtma onurunu yaşıyoruz. Ancak bunu özellikle iş edinmedik. Tanıtım amaçlı bir topluluk değiliz. Sanatçıyız ve bu dürtülerle sanat yapıyoruz. Ancak yaptığımız sanat bütün dünyada bilinir olduğu için ve Türkiye’den ilk defa bu ölçekte bir grup çıktığından ülkemizi tanıtmak gibi onurlu bir görevi de üstlenmiş oluyoruz. Bu bizi yalnızca sevindiriyor. Ancak bunun misyoneri değiliz ve asıl işimiz bu değil. Ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmak, yaptığımız işin bir sonucu.
Vs.: Anadolu Ateşi’nden Troya’ya aktardığınız somut tecrübeler neler oldu?
Anadolu Ateşi’yle birlikte birçok şey öğrendik. Sahneleme teknikleri konusunda ayrıntılara ve teknik bilgilere kadar birçok unsuru Anadolu Ateşi’yle birlikte özümsedik. Turne bilgisini, yurtiçinde ve yurtdışındaki algıyı Anadolu Ateşi’nde deneyerek öğrendik. Dışarıdaki seyirci neleri beğeniyor ve istiyor, Türk seyircisinin beklentileri nelerdir gibi soruların cevaplarını Anadolu Ateşi’nde öğrendik. Ayrıca Troya’nın yurtdışındaki imajını ve estireceği rüzgarı da Anadolu Ateşi turnelerinde öğrenebilme şansımız oldu. ABD ve Avrupa’da gerçekleştirdiğimiz turnelerde, hazırladığımız ikinci oyunun Troya olduğunu belirttiğimde büyük bir heyecanla karşılandığını gördüm. Hatta birçok yerde Troya’nın Anadolu Ateşi’nden daha çok ilgi görme şansı olduğu vurgulandı. Evrensel dans gösterilerinin gereksindiği bu alt donanımı Anadolu Ateşi deneyimiyle kazandık. Troya’da, dansla harmanlaşmış bir şovun ötesinde bir adım daha ileri atarak, işin ebedi derinliğine yönelen anlatım, şiir, yoğun müzikal doku ve biraz daha teatral doku kullandık. Bunlar Anadolu Ateşi’nden farklı olarak ilk defa denediğimiz şeyler. Ayrıca Türkiye’de hiç kullanılmamış, dünyada ise çok az kullanılan birtakım tekniklere de Troya’da yer vereceğiz. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Hangi teknikler bunlar? Mitolojiyi anlatmaya ve algılanmasını sağlamaya yönelik teknolojik bir altyapı kullanıyoruz. Gösterimizde Olimpos tanrılarından söz ediyoruz. Troya savaşları sırasında tanrılar, İda Dağı’ndan savaşı izler ve müdahale ederler. Troyalılar aslında kahramandır ve normal koşullarda savaşı kazanırlar. Ancak Tanrıların müdahalesiyle Troya yenilir. Tanrıların müdahalesini ve kehanetleri anlatabilmek için teknik donanımı yüksek tutmak zorundaydık. Homeros, destanında bugüne göndermeler yapan birtakım kehanetlerde bulunuyor. Bu göndermeleri anlatırken iyice soyut, mistik ve gerçeküstü bir anlatım araçlarına ihtiyacımız vardı. Bu nedenle teknolojiden faydalandık ve mitoloji için teknolojiyi kullanıyoruz. Birçok Troya yorumunda bu yoktur. Hollywood’un filmi başarılı olsa da tanrıların müdahalesi ve Homeros filmde yer almaz. Başarılı bir aksiyon filmi olarak öne çıkıyor. Biz ise destanın yaratıldığı kültüre ve yazan kişiye saygımızdan ötürü bu unsurları da öne çıkarıyoruz. Vs.: Troya filminin Troya’yı popülerleştirmesi avantaj mı dezavantaj mı oldu?ABD’li organizatörümüzden filmin hazırlığını ilk duyduğumda Kültür Bakanlığı’yla temasa geçtim. Böyle bir çalışma olduğunu ve filmin Türkiye’de çekilmesini sağlamaya çalışmamız gerektiğini belirttim. Filmle eşzamanlı olarak prömiyer yapıp, filmin ve müzikalin aynı zamanda ortaya konmasını istedim. Ancak bu yeterince ilgi görmedi ve ilerleme kaydedemedik. Film vizyona girdikten sonra “Troya’yı zaten anlattılar” diye bir ara kaygı duydum. Acayip görkemli bir iş ortaya çıkardılar. Bunu nasıl aşacağımız yönünde kısa süreli bir korkum oldu. Ancak müzikallerde her zaman böyle bir durum vardır. Birçok müzikalin önce filmi yapılır ya da film müzikalin ardından çekilir. Her ikisi birbirini besleyen ve tetikleyen projelerdir. Bizim açımızdan Troya filmi, hikayenin bilinirliğinin artması yönünde çok olumlu bir gelişme oldu ve müthiş bir avantaj sağladı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Filmden farklı olarak sizin Troya’nızda Helen aşkının çok yer almadığını görüyorum. Bu bir tercih mi? Troya efsanesinin bu yönüyle popülerleştirilmesinden çok hoşlanmadığım için Helen aşkı bizim Troya’mızda pek yok. Orada yaşanan trajedi ve savaşın nedeni Helen değil. Savaşın gerçek nedeni Troya’daki görkemli uygarlık. Troya’nın bütün ticaret yollarını elinde tutması ve çok zengin olması. Buradan hareketli ihtişamlı bir Troya ortaya koymaya çalışıyoruz. Kabartmalardan baktığımız resimleri yorumlayarak, görkemli kostümler hazırlayarak projemizi sahneye koyuyoruz. Aşkı, proje içerisinde bir unsur olarak kullanıyoruz. Yalnızca aşk uğruna yapılmış bir savaş olarak algılanmasını istemiyoruz. Vs.: Anadolu Ateşi’nin büyük başarı elde etmesi Troya projesi açısından bir kaygı yaratıyor mu?
Kesinlikle çok ciddi bir korku yaratıyor. O kadar başarılı bir dünya serüveninin ardından yenisini yapmak ve daha iyisini yapıyorum iddiasıyla yola çıkmak çok gergin bir süreç. Hepimiz bunun heyecanını yaşıyoruz. Ama çok daha iyi olacağını biliyorum. Dünya ölçeğinde bir yapıt ortaya çıkıyor. Hedefim, her 3-5 dakikada alkışlanan bir gösteri yapabilmek, seyirciden hipnotize olmuşçasına sahneye kilitlenmesini bekliyorum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Ne tür sorunlarla karşılaştınız, ne gibi çözümler buldunuz? Bu ölçekte bir sahne gösterisi yapmak Türkiye’nin alışık olduğu bir şey değil. Olanaklar nedeniyle hayal ettiğinizin ancak yüzde 60’ını gerçekleştirebiliyorsunuz. Hayalinizi aktarırken karşınızdakinin de hayal gücüne sığınıyorsunuz ve bu durum insanı zorluyor. O zaman iş başa düşüyor. Elimde makas, yapıştırıcı ve kartonlarla hayal ettiklerimin maketini yaptığım ve “Böyle bir şey istiyorum” diye gösterdiğim zamanlar oldu. Dekor ekibiyle aramızdaki mekansal uzaklık da bazen sorun oluşturuyor. Dekoru ABD’liler yapıyor ve sürekli birlikte olamıyoruz. Bizim çalışma tarzımız ile onların çalışma tarzının farklı olması zorluk yaratabiliyor. “Bunu şöyle değiştirdik” dediğimizde hemen uyum sağlayamıyorlar. Türkler ve yabancılar arasında yıllardır yaşadığım en büyük sorun bu. Böyle durumlarda Türklerin pratik zekasına güveniyorum. “Tamam, karışmayın, biz halledelim” diyorum ve bizim çocuklarla el ele verip istediğim değişiklikleri yapıyorum. Vs.: Nerelerde sahnelenecek?Troya’nın öncelikle iyice pişmesini istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında oynayacağız.Kasımdan itibaren yurtdışı serüveni başlayacak. Türkiye’ye gelen yabancılar İstanbul ve Antalya’da izleyebilecek. Geçen seferkinden farklı bir turne planlaması yaptık. Gittiğimiz ülkede iki-üç ay kalıp bütün şehirleri dolaşmak yerine, en köklü gösteri merkezinde sabit kalıp gösterilerimizi yapacağız. Bu bizim için hem zorunluluk hem daha doğru bir yöntem. Dünyadaki bütün başarılı örnekler bu yolu izliyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Yurtdışından Troya’ya yoğun ilgi olmasının nedeni, Anadolu Ateşi’nin önünü açması olarak yorumlanabilir mi? Troya’nın avantajı da yurtdışında bilinen bir hikaye olması. Anadolu Ateşi’ni yabancıların belleğine kazımak daha zordu ve zaman aldı. Çünkü Türkiye, Anadolu ve danslar diye bir mevhum yoktu. İspanyol danslarıyla ilgili bir proje olsa daha kolay olabilirdi. Çünkü “İspanyol dansları güzeldir” diye bir önkabul var. Bir de Troya projesinin “Troyalılar Troya yapıyorlar” gibi bir orijinalliği var. Vs.: Anadolu Ateşi adı ve içeriğiyle Türkiye’de içselleştirilmesi daha basit bir projeydi. Troya; İlyada, Odessa, Homeros gibi sözcükler ve yabancıların daha çok üzerinde durmuş olması nedeniyle aynı içselleştirmeyi yakalayabilecek mi?Bu projeyle içselleştirmenin gerçekleşeceğine inanıyorum. Tanıtım kitapçıklarında Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Troya’yla ilgili sözlerine yer verdik. Ulusumuzun çok önemli ulusal önderlerinin hissettiklerini ve farkındalıklarını ulusa yaymak istiyoruz. Troya’da destanın dokusu zaten tanıdık, Çanakkale. Yorumlarken ve sahneye koyarken, destanı yaratan kodların buradan çıktığını danslarımızla anlatmayı tercih ettik. Troya’ya yardıma gelenler hep bu topraklardan. Dolayısıyla Trakya’dan ya da Karadeniz’den gelen birlikleri anlatırken kullandığımız danslar algılamayı kolaylaştıracak. Vs.: Yeni projeler neler olacak?Troya kazılarını yürüten Arkeolog Manfred Korfman “Çanakkale Savaşı son Troya Savaşı’dır” diyor. Troya’da Hektor kimse Çanakkale’de Yarbay Mustafa Kemal de odur. Bunlara göndermeler olacak. Ancak Troya ve Çanakkale Savaşı arasındaki bağlantıyı ortaya koyan göndermelere yer vermiş olsak da, Troya’yı sahnelerken Çanakkale’yi de birlikte anlatmak gibi zorunluluğumuz yok. Çanakkale Savaşı o kadar görkemli ki onun müzikalini ayrıca yapmak gerekiyor. Bu anlamda Troya, Çanakkale projesinin de bir habercisi. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Tanrıların savaşı
İlyada’da her şey, Tanrıça Kavga’nın şölen masasına, üstünde “En güzele” yazan bir elma atmasıyla başlar. Hera, Athena ve Afrodit bu elmayı almak ister. Hakem ise İda Dağı’ndaki çoban Paris olur. Paris, Afrodit’i seçer. Ödülü ise Spartalı Helena olacaktır. Sparta’ya gider ve onu kocası Menelaos’tan kaçırır. Efsanede ünlü Troya savaşının çıkış hikayesi böyle anlatılır. İlk çarpışmalar kamp ile kent arasındaki Troya ovasında gerçekleşir. Menelaos kardeşi Agamemnon’u da savaşa çağırır. Miken kralı Agamemnon’un tek derdi Troya’yı almaktır ve savaşa seve seve katılır. Iolkos kralı Pelans ile Thetis in oğulları Akhilleus (Aşil), Aias isimli arkadaşıyla savaşa katılır. Akhalar arasında kurnaz Odysseus da yer alır. Akhilleus çok güçlüdür ve Troyalılar ondan çok korkar. Akhilleus ve Aias bazı köyleri yağmalar ve Brisei diye bir kız ile Apollon rahibi Chrises’in kızı Astynome’yi esir alır. Astynome Agamemnonun payına düşmüştür. Rahip Chrises, Apollon’dan kızının intikamı için Akhalara veba göndermesini diler ve Apollon’un veba oklarıyla birçok Akhalı can verir. Agamemnon ısrarlar üzerine Astynome’yu Chrises’e verir ve böylece Akha ordusu felaketten kurtulur. Agamemnon hazmedemeyip Akhilleus’un payına düşen Briseis’i alır. Akhilleus küser ve savaştan çekilir. Akhilleus’un savaştan çekilmesi Troyalılar için fırsattır. Saldırıya geçerler. Agamemnon yaptığı hatayı anlar, ama çok geçtir. Hektor ve Aineas Akha saflarını kırıp geçirir. Agamemnon Akhilleus orduya dönmez. Akhilleus’un kuzeni Patroklos onun zırhını gizlice alır ve “Ben Akhilleus”um diye Troyalıların karşısına çıkar. Amacı Troyalıları korkutup uzaklaştırmaktır. Hektor ortaya atılır ve sahte Akhilleus’u öldürür. Akhilleus, kuzeninin ölüm haberini aldığında çok öfkelenir. Hektor’u öldürür. Tanrılar devreye girer. Ares, Phoibos, Apollon, Artemis, Afrodit ve Xantos Troyalılar’ın yanındadır. Pallas Athena, Hera, Poseidon, Hermes ve Hephaistos da Akhalar’ın yanında yer alır. Zeus keyfine göre taraf değiştirir. Akhilleus, Troya surlarına dayandığında Paris, onu topuğundan bir okla vurur, kan kaybından öldürür. Odysseus, Troya’nın kurnazlıktan başka yolla ele geçirilemeyeceğini anlar. Meşhur Troya Atı’nı yaptırır ve içine askerleri yerleştirir. Troyalılar, Akhalılar’ın çekildiğini zannederek tahta atı içeriye alır. Uykuya daldıklarında atın içindekiler çıkıp Troya kapılarını içeriden açarlar ve Akha ordusu bu kapılardan saldırır. Troya kenti yenilir. |
||||||||||||||||||||||||||||||||