![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Türkiye’nin ilk akrobasi pilotu Ali İsmet Öztürk dışarıdan bakıldığında dünyanın en tehlikeli işlerinden birini yapıyor. Oysa o yaptığı şeyi çılgınlık değil, profesyonel bir iş olarak görüyor. Gereken önlemleri alarak riskleri minimuma indirdikten sonra geriye işin keyfini çıkarmak kalıyor. Uçmak insanoğlu için bir tutku. Balmumundan yaptığı kanatlarıyla gökyüzüne yükselen İkarus’dan, Hazerfan Ahmet Çelebi’ye dek yüzyıllar boyunca insanoğlu gökyüzünden süzülme hayaliyle yaşadı. Uçmak insana özgürlük ve güç duygusu yaşatır, heyecan verir. Bu duyguları en yoğun yaşayanların başında ise akrobasi pilotları gelir. İçinde bulunduğu uçakla gökyüzünde tablolar çizen akrobasi pilotları yerçekimine kafa tutar, ölüme meydan okur, yetenek ve becerilerini sınırsız bir özgürlükle kullanır. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye’nin akrobasi pilotlarıyla tanışması oldukça eskilere dayanıyor. Hava kuvvetleri bünyesinde 1914’ten beri akrobasi gösterileri yapılıyor. Sivil akrobasi gösterileri de son dönemde giderek yaygınlık kazanıyor. Bu gelişmelerde en önemli rollerden birini ise Türkiye’nin ilk sivil akrobasi pilotu Ali İsmet Öztürk üstleniyor. Öztürk’ün uçma merakı çocukluk yıllarına dayanıyor. Ortaokulda havacılıkla ilgilenmeye başlayan Öztürk, üniversitede işletme eğitimi almasına karşın içindeki sese kulak verip kendini helikopter pilotu olarak yetiştirmiş, bir yandan da sabit kanat uçak uçuşlarında kariyer yapmış. Öztürk’ün bugün helikopter ve uçak branşlarında aletli uçuş sertifikası, öğretmen sertifikası, çok motorlu uçuş sertifikası, teknisyen lisansı ayrıca akrobasi sertifikaları var. Öztürk ilk akrobasi tecrübesini 1987’de yaşamış… Oldukça da korkmuş! Pilotun bacağına yapışıp “Düzelt şu uçağı” diye bağırdığını hatırlıyor. Ancak merakı korkusuna ağır basmış ve bu alandaki çalışmalarını yoğunlaştırmış. İlk gösterisini 2003’te 5 bin kişiye yapan Öztürk, “Mor menekşe” adını verdiği özel tasarım uçağı ile dünyanın pek çok yerinde solo gösteriler yapıyor. Yurtdışında yaptığı gösterilen 50 bin kişi tarafından ediliyor. Akrobasi pilotluğunun sevdirilmesi konusunda çalışmalarını sürdüren Öztürk, akrobasi uçuşu deneyimi yaşamak isteyenlere Hezarfen Havaalanı’nda kendisiyle birlikte 14 dakikalık uçuşlar da yaptırıyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Uçma merakınız nasıl başladı?
Çocukluğum Ankara’da geçti. Ankara’da Doğan Kardeş dergisi çıkıyordu. Dergideki çift kanatlı uçaklarla maceralar yaşayan gençlik grubunun çizgi romanı beni çok etkiledi. Ortaokul ve lisede havacılık ve uçaklarla ilgilenmeye başladım. Model uçak, maketler ve havacılık konusunda kendimi geliştirdim. Bu benim için bir tutku. Küçük yaşlarda başlıyor ve durduramıyorsunuz. 1980’li yıllarda Türkiye’de havacılık gelişmeye başladı. Törpülenen isteğim daha sonraki yıllarda uçma aşkımı perçinledi. Piyasaya heves ve azimle çıktım. Vs.: Nasıl uzmanlaştınız? Nasıl bir kariyer yolu izlediniz?Uçmaya 1984’te başladım. Çeşitli okul ve kurslara katıldım. Sürekli kendimi geliştirdim. Akrobasi hep istediğim ilk zamanlar yapmadığım bir alandı. Havacılık çok geniş bir yelpaze. Ben önce kendimi helikopter pilotu olarak yetiştirdim. Öğretmenlik, çok motorlu aletli uçuş sertifikası gibi bazı branşlarda çalıştım. Teknisyen olarak piyasaya atıldım. Aynı zamanda sabit kanat dediğimiz uçak uçuşlarında kariyer yaptım. Her iki branşta aletli uçuş sertifikası, öğretmen sertifikası, çok motorlu uçuş sertifikası ve teknisyen lisanslarım var. Ayrıca akrobasi sertifikalarım da var. Tüm bunları 20 yılda yaptım. Bu işe gönül vermek gerekiyor. Hiç kendi mesleğimi yapmadım, hep havacılıktan para kazandım. Ancak havacılıkta işletme eğitimi almış olmamın çok faydasını gördüm. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Akrobasi pilotluğu konusunda kendinizi nasıl geliştirdiniz?
İlk akrobasi tecrübemi 1987’de bir arkadaşımın uçağında yaşadım. Çok korktum, çok ürkütücü geldi. O zaman helikopter pilotuydum, akrobasi pilotluğunu çok merak ediyordum. Helikopter pilotu için yapılan manevralar, bir helikopter pilotunun programlanmış beynine çok ters gelen manevralardı. Çünkü helikopterde beyninizde öyle bir görüş olduğunda, daha sonraki aşamada ölüyorsunuz. Beyin buna programlanmış, dünyayı ters gördüğünüzde kendimi helikopterde zannettiğim için çok korkmuştum. Arkadaşımın bacağına yapışıp “Düzelt şu uçağı” diye bağırdığımı hatırlıyorum. Ardından 1992’de bir akrobasi tecrübesi yaşadım. Ancak ticari havacılık ve uçuşlara devam ettim. 1999’da akrobasinin üzerine gidip bu alanda kendimi geliştirmem gerektiğini düşündüm. Çünkü Türkiye’de böyle bir çalışma olmadığı için üzülüyordum. Her şeyi bir kenara bıraktım ve akrobasi pilotluğuna yöneldim. 2003’e kadar çok yoğun eğitimler aldım. Her ne kadar pilot olsanız da akrobasi pilotluğu bambaşka bir iş. ABD’de Avrupa’da hobi olarak hafta sonları uçan, havada bir takla atan pilotlar var. Gösteri amaçlı çalışan profesyonel akrobasi pilotları da var. Ancak Türkiye’de her ikisi de çok az. Benim bu konudaki ilk amacım hafta sonu akrobasisi yapmaktı. 2003’te benden akrobasi gösterisi istediler. İlk defa o zaman gösteri yaptım. O uçakla yalnızca 16 saat uçuşum vardı ve acemiydim. 5 bin izleyici vardı. Bir yılda 490 sorti uçuşu yaptım. Akrobasi tekniğimi ilerlettim. Tüm çalışmalarımı kendim finanse ettim. Kendime sponsor ararken bir gün İngiltere’den bir dergiden telefon aldım. Bana sponsor olmak istediklerini söylediler. 2004’ten 2006’ya kadar derginin sponsorluğunda 16 ülkede 300’den fazla gösteri yaptım. 15 milyon Avrupalıya ulaştım. Vs.: Akrobasi pilotluğunun normal pilotluktan farkı nedir?Akrobasi, temel eğitim periyodu dediğimiz aşamanın bitmesinden sonra belli bir uçuş saatini doldurduktan sonra başlanması gereken bir uçuş şeklidir. Akrobasiden sonra isterseniz astronot olabilirsiniz. Bütün astronotlar aynı zamanda akrobasi yaparlar. Çünkü akrobasi sırasında vücudunuzun etki altında kaldığı ciddi fiziksel güçlükler söz konusu. Bu güçlükleri yenebilmek için ona karşı tedbirli olmanız gerekiyor. Bu güçlüklerle mücadele edip uçağı uçurmaya devam etmeniz gerekiyor. Bu iki faktör profesyonel akrobasiyi herkesin yapamamasına neden oluyor. Her akrobat her türlü uçağı uçurabilir, ama her pilot akrobasi yapamayabilir. Bu o kişinin fiziksel durumu, kan basıncı, kardiyovasküler sistemi (dolaşım sistemi) gibi birçok durumuna bağlı. Hobi amaçlı akrobasi yapmak isteyenler için durum bu kadar zor değil. Şişman biri de hafta sonu akrobasisi yapabilir. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: İyi bir akrobasi pilotu nasıl olunur?
Bu bir çılgınlık değil, profesyonel bir iş. İyi bir akrobasi pilotunun ayakları yere iyi basmalı. Profesyonel bir akrobasi pilotu olarak dünyaya açıldığınızda bütün yaşam tarzınız değişiyor. Bu işle uğraşan kişiler bir süre sonra asosyal oluyorlar. Her sabah 06.00’da kalkarım. Spor yaparım. Alkol ve sigara kullanamam. Saat 22.00’de yatarım. Sürekli disiplinli bir yaşamınızın olması gerekiyor. Bunu bozarsanız başarmanız mümkün değil. Dünyada bu sıkıntıyla baş edebilen profesyonel akrobasi pilotu sayısı en fazla 20’dir. Vs.: Bir gösteriyi nasıl oluşturuyorsunuz?En önemli konu emniyet. Yaptığınız manevralarda hiçbir sorunla karşılaşmayacağınızdan emin olmanız gerekiyor. Bir manevraya girerken dikkat edilmesi gereken irtifa, hız ve uçağın pozisyonudur. Bunlar üzerine tek tek çalışıyorum. Bu işe başladığımda bir gösteriye hazırlanmam dört ay sürüyordu, şimdi iki aya kadar indirdim. Bir manevrayı seyirci karşısına çıkmadan önce 100 kez yaparım. Hazırlanırken kaplumbağa hızıyla ilerliyorsunuz. Çok sabır gerektiriyor. Bazen içimden oturup ağlamak bile geliyor. Pistol motorlu bir uçak kullandığım ve hızım belirli olduğu için daha görülebilir bir boyutta kalıyorum. Seyirciden uzaklaşmıyorum. Bir kilometreküplük bir alanda gösteri yapıyorum. Sürekli bir şeyler yapmanız gerekiyor. Bu iki manevra arasındaki mesafenin kısalması demek. Bu sizin kondisyonunuza ve fiziksel gücünüze bağlı bir şey. Uçak bunu yapabilir ama önemli olan pilotun gücü. Manevraları yaparken g kuvveti (cisimlere kütleleri ile doğru orantılı olarak yer çekimi ivmesinin uyguladığı kuvvet) gibi fiziksel güçlüklerle karşılaşıyorsunuz. Çok matematiksel bir iş. Her manevrayı doğru planlamak gerekiyor. Bir taraftan da seyircinin dikkatini çekmeniz gerekiyor. Gösteride uçağın çıkardığı duman, pervanesinin ve motorunun sesi ve uçağın görüntüsünü çok iyi vermek gerekiyor. Bu işte biraz sihirbazlık da var. Hangi manevranın, hangi açıdan seyirciye en iyi şekilde göründüğünü test ediyorsunuz. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Kaç kişilik bir uçuş ekibiniz var?
Teknisyenim ve yardımcılardan oluşan dört kişilik ekibiz. Hazırlık aşamasında onlar yardımcı oluyor. Uçuşların hepsi videoya çekiliyor. Mükemmeliyetçi olduğum için hiçbirini beğenmiyorum. Mükemmel olana kadar deneme uçuşu yapıyorum. Ekibim iyi uçtuğumu söylese bile istediğim seviyeye gelene kadar çalışıyorum. Bu zor ve dikenli bir yol. Vs.: Bu yıl hangi ülkelerde gösteri yapacaksınız? Kaç kişiye ulaşmayı planlıyorsunuz?Bu yıl 11 ülkede gösterim olacak. Son olarak Birleşik Arap Emirlikleri ve Singapur’daydım. Sırasıyla Almanya, Hollanda, Danimarka, Fransa, İsviçre, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya ve İngiltere’de gösterilerim olacak. Beş milyon kişiye ulaşmayı planlıyorum. Vs.: Akrobasi gösterilerin en tehlikelisi. Bu işte riskleri nasıl minimize ediyorsunuz?Uçmak tehlikeli değil, yere çarpmak tehlikeli. Yerden uzak durmanız gerekiyor. Bunun için eğitim önemli. Çok riskli bir iş olarak görülüyor ama riski yaratan kişidir. Kişi beyninde hata yaparsa o zaman risk doğar. Bir pilot kapasitesinin ötesinde manevra yaparsa ve uçağın limitini aşarsa risk başlar. Bunu gidermek için uçağıma sürekli bakım yapıyorum. Sağlığıma da çok dikkat ediyorum. Vs.: Sağlığınız ve beslenmeniz için nelere dikkat ediyorsunuz?Normal şartlarda sabahları erken kalkıp çok güçlü bir kahvaltı yapıyorum. Uçuş sezonlarında öğle saatlerinde hafif bir şeyler yiyorum. Bol su içiyorum. Potasyum almaya gayret ediyorum. Yağlı yiyeceklerden uzak duruyorum. Öğlen karbonhidrat, akşam sebze ağırlıklı besleniyorum. Kış aylarında bazen özlediğim yemekleri yiyebiliyorum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Uçarken neler hissediyorsunuz?
Her zaman uçarken bunun bir felsefesi olduğunu hissederim. Uçmuş olmak için uçmuyorum. Her uçuş bir meçhuldür. Bunu yaşamadan keşfedemezsiniz. Bu işin risk faktörleriyle işi dramatize edersek her akrobasi pilotu pistin sonuna doğru bakar ve meçhule doğru gazını açar. Her iniş bir zaferdir. Bunun mutluluğunu tarif etmem çok zor. Vs.: Unutamadığınız bir uçuş anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?Birkaç defa iniş takımı arızası yaşadım. En ağırı 1990’da başıma geldi. Bir test uçuşuydu. Kalkışın hemen ardından motor durdu. Altımızda inecek yer de yoktu. Kaza yaptım ve ağır yaralandım. İyileşmem bir yıl sürdü. Üç yerinden omurgam kırıldı. Doktorlar bir daha yürüyemeyeceğimi söylediler. Allah yardım etti, mucizevi bir şekilde kurtuldum. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Gösteriden önce nasıl bir hazırlık yapıyorsunuz? Performansınızı neler etkiliyor? Öncelikle uyku etkiliyor. Uykusuzsam gösteri yapamam. Aç ya da tok karnına uçuş olmaz. Gıda vücudun yakıtıdır. Benim gıdam su. Uçuş saati yaklaştıkça en önemli konu psikoloji. Uçuştan önce hassaslaşırım. Canımı sıkan bir şey olursa uçamayabilirim. Çok aksi biri olurum. Son yarım saat kimseyle konuşmam. Kendimi meditasyona tabi tutuyorum. Yapacağım manevraları kafamda tekrar tekrar yapıyorum. Havadaki şeyleri kafamda yaşıyorum. Uçağa bindiğimde seyircilere mutlaka bakarım. Seyircinin kalabalığı beni motive eder. Gösteri bittiğinde seyircilerle bir araya gelirim, düşüncelerini alırım. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Uçağınızın adı neden “Mor menekşe”? Hikayesi nedir? Yalnızca hava akrobasisi gösterisi için tasarlanan“Mor menekşe” adını verdiğim özel bir uçak yaptırdım. Tasarımı daha önceki uçaklarımızdan edindiğimiz tecrübelerle ben yaptım. Üretimine ABD’de başladık. Dokuz ayda tamamlandı ve Türkiye’ye getirdik. 100 bin Dolar’lık projeyle başladık. Uçak yapılırken renginin ne olacağını düşündük, dünyadaki uçak renklerine baktık. Daha çok kırmızı, yeşil ve sarı renkler ağırlıktaydı. Farklı olması için metalik mor renkte olmasına karar verdim. Hırçın bir uçak olmasına karşın, ona mor menekşe gibi sakinliği çağrıştıran bir ad verdim. |
||||||||||||||||||||||||||||||||