![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Petrol rezervleri uzmanların söylediği gibi 2040’a kadar tükenirse petrol bağımlısı uygarlığımız bitebilir. Petrol krizinden sadece ulaşım değil, elektronikten sağlığa, gıdadan kozmetiğe kadar tüm sektörler etkilenecek. Bu işten en büyük zararı ise Türkiye gibi petrol fakiri ülkeler görecek. Batı dillerine Latince’den giren “petroleum” sözü Yunanca taş anlamına gelen “petra” ve Latince yağ anlamına gelen “oleum” sözcüklerinin birleşmesinden oluşuyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Taş yağının, yani petrolün varlığı antik çağlardan bu yana biliniyor. Heredot milattan önce 450’de Tunus ve Yunan adalarında petrol sızıntılarından bahseder. Bu dönemde petrol kumaşlara emdirilerek toplanıyor, hastalıklarda ilaç olarak, su yalıtım malzemesi olarak, savaşlarda yakıcı madde olarak kullanılıyordu. Rum ateşi birçok savaşın korkulan silahıydı. Fenikeliler gemilerini ziftli maddelerle sıvayan tek ulus oldukları için denizcilikte üstünlük sağlamışlardı. Sümer, Asur ve Babil uygarlıklarının petrolü stratejik bir hammadde düzeyinde kullandıklarını görüyoruz. Petrol kaynaklarına sahip olma nedenli ilk savaş da Babilliler ile Asurlular arasında çıktı. Ticari değeri ortaya çıkan bu madde için birtakım düzenlemeler de yapılmıştı. Hammurabi Kanunları gemi kalafatlamasında kullanılan petrol türevleriyle çalışanların ücretlerine ilişkin hükümler içerir. Babil’in Asma Bahçeleri’nin yapımında zift kullanıldığı ifade edilir. Petrol üretimi 19. yüzyıl ortalarına kadar ilkel yöntemlerle sürdürüldü. Asfalt, ham petrol ve yağ olarak üretilip kullanıldı. Sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan enerji ihtiyacı ise petrole olan ilgiyi giderek artırdı. Petrolün ticari anlamda kullanımı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başladı. 1857’de ABD’de Albay Drake tarafından Pennsylvania’da ilk petrol üretim kuyusu açıldı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Hızlı sanayileşme atağı 20. yüzyılın başlamasıyla birlikte, otomotiv, petrokimya ve donanmada petrolün kullanımı oldukça önem kazandı. İngiliz Donanması 1905 yılından itibaren, bütün gemilerinde yakıt olarak petrol kullanmaya başladı. Almanya’nın petrol tüketimi 1870–1913 arasında tam 13 kat arttı. 1910–20 yılları arasında Amerikada petrol tüketimi yüzde 90 oranında arttı. Sadece 1914–20 yılları arasında motorlu taşıt sayısı 1,8 milyondan 9,2 milyona çıktı. Aydınlatma için petrolden gazyağı üretimi ve pazarlaması Amerikan ekonomisinin temelini oluşturuyordu. 1. Dünya Savaşı sonrası dünyada petrolün önemi giderek arttı. Otomobil ve diğer motorlu araçların yaygın kullanılmaya başlaması ile petrole ihtiyaç büyüdü. Ve sonrasında dünya asla eskisi gibi olmadı. 2. Dünya Savaşı’nın ardından başlayan kalkınma yarışı, petrol ihtiyacının ve tüketiminin sürekli yükselmesine yol açtı. 1982 yılında dünyada petrol tüketimi günde 56,8 milyar varildi. 2002 yılına gelindiğinde tüketim yüzde 28 artarak 73 milyar varile çıktı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Dört büyük kriz yaşandı İnsan bedeninin yüzde 70’i sudan oluşuyor. Bu rakamın yüzde 10–15 oranında azalması, insanın susuzluktan ölmesi türünden ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Petrolün ekonomideki yeri de işte böylesine hassas. Petrol arzı ve talebi arasındaki dengenin bozulması, dünyayı derinden sarsan ekonomik krizlere yol açabiliyor. Bugüne dek dört büyük petrol krizi yaşandı. İlk petrol krizi 1973 yılının sonlarında başladı. Suriye, Mısır ve İsrail arasındaki savaş sonucu Arap ülkeleri üretimi kısınca petrol fiyatları 3 Dolar’dan 15 Dolar’a fırladı. Türkiye’nin başına bela olan enflasyon da bu dönemde hayatımıza girdi. İkinci petrol krizi 1978 yılında, İran Devrimi ile yaşandı. 1978 yılı başlarında Şah’ın devrilmesi ile başlayan kriz, 1980’de İran-Irak Savaşı’nın başlaması ile devam etti. Bu tarihlerde petrol fiyatları 14 Dolar’dan 39 Dolar’a çıktı. Bu kriz şarkılara bile yansıdı. Ajda Pekkan Eurovision’a “Petrol” şarkısıyla katıldı. Fiyatlar bir süre sonra tekrar düşüşe geçti ancak üçüncü petrol krizi 1990 Ağustos ayında, Irak’ın Kuveyt’i işgali ile başladı. Çok ani bir çıkış yapan fiyatlar, 13 Dolar’dan 32 Dolar’a fırladı. Dördüncü petrol krizi 1999 yılı sonunda başladı. 8–9 yılda fiyatlar 10 Dolar’dan 75–80 Dolar’a çıktı. Günümüzde ise 100 Dolar’ı aştı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Petrolü Çin tüketecek Talep artışının arkasındaki en önemli neden dünyadaki ekonomik büyümenin devam etmesi… Artan ekonomik faaliyetler ile birlikte enerji ihtiyacı da artıyor. Burada özellikle iki ülke büyük önem taşıyor: Çin ve Hindistan… Dünyanın sayılı ekonomileri arasına giren bu ülkelerde görülen genişleme, petrol talebini de önemli oranda etkiliyor. İki ülkenin de 1 milyarı aşan nüfusu ve yaklaşık yüzde 10’luk ortalama büyümeleri, petrolde dengeleri değiştiriyor. Örneğin, bugünkü tempoyu sürdürdüğü takdirde 2031’de Çin’in günlük ham petrol tüketiminin 99 milyon varile ulaşacağı hesap ediliyor. 2020’de günlük tüketim 119 milyon varile çıkacağı tahmin ediliyor. Uzmanlara göre 2025’te Amerika’nın petrol ihtiyacı yüzde 85 artacak. Avrupa’nın Orta Doğu’dan petrol alımı yüzde 57, Japonya’nın yüzde 50, Pasifik ülkelerininki yüzde 100, Çin’in ise yüzde 500 artacak. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Yeni rezerv bulunmuyor
Buna karşılık yeni rezerv bulmak giderek güçleşiyor. 2000 yılın petrol şirketleri 16 yeni küçük yatak buldu. 2001’de bu rakam 8’e, 2002’de ise 3’e geriledi. 2002’den beri yeni rezerv yok. Bu rakamlar petrolün stratejik öneminin her geçen gün artmasına neden oluyor. Çünkü petrolün tartışılamayacak tek özelliği, sonsuz olmaması. Yani kısa zaman içerisinde dünyadaki petrol rezervleri tükenecek gibi görünüyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
2040’ta petrol bitecek Uluslararası Enerji Ajansı’na göre petrol üretimi 10 yıl içinde en yüksek noktasına ulaşacak. Sonrasında ise rezervler ve üretim hızla tükenmeye başlayacak. Bu hesaba göre 2040 yılında, dünya petrol rezervleri büyük ölçüde tükenecek. Ancak petrol devrinin ne zaman kapanacağı konusunda farklı tahminler de var. Uluslararası Enerji Enstitüsü rakamlarına göre şu an dünyada petrol rezervleri 1 trilyon 250 milyar varil. Bazı uzmanlar petrol zengini ülkelerin rezervleri bilerek yüksek gösterip petrolün yerine geçecek yeni enerji türlerini ertelemek istediğini ileri sürüyor. Uzmanlara göre, Libya, Cezayir ve Nijerya dışındaki OPEC ülkeleri, petrol rezervlerini normalden üç kat yüksek gösteriyor. Bu sayede OPEC tarafından kanıtlanmış rezerve göre belirlenen satış kotalarını da kendi istedikleri şekilde delmiş oluyorlar. Uzmanlar dünya petrol rezervinin açıklananın üçte biri kadar olduğunu vurguluyor. Yani belki de 2040’ı bulmadan petrol tükenecek… | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Aç kalabiliriz Peki, petrol tükenirse ne olacak? Maalesef mesele, “İşe bisikletle giderim, arabaya daha az binerim” gibi çözümlerle geçiştirilemeyecek kadar büyük. Petrolün tükenmesi gerçek anlamda uygarlığın sonunu getirebilir. Örneğin aç kalabiliriz… Çünkü petrol hayatın her alanında. Polyesterden plastiğe, ilaç hammaddesinden makyaj malzemelerine, tarımdan bilgisayar çipine varıncaya kadar günlük hayatta kullandığımız hemen her şeyin üretiminde petrol hammadde olarak kullanılıyor. Gıda üretimi, büyük miktarda petrol gerektiriyor. Her şeyden önce tarım ilaçları ve gübreler petrolden yapılıyor. Tarlaların sürülmesinde kullanılan traktörler de petrole ihtiyaç duyuyor. Üretilen gıdaların depolandığı buzdolapları ve dondurucular? Onlar da yakıt olarak petrol kullanan fabrikalarda üretiliyor. Ama tabii iş bu kadarla da kalmıyor. Bu gıdaların sofranıza ulaşması da petrol kullanan araçlarla gerçekleştiriliyor. ABD’de ortalama bir gıda ürünü, tabağınıza gelene dek 2.400 kilometre yol yapıyor. Bu rakam Kanada’da 8.000 kilometreye kadar çıkıyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Bilgisayarlar petrol içiyor
Üstelik petrol krizinden etkilenecek sektörler tarım ve ulaşımla da sınırlı değil. Sanayi, modern tıp, teknoloji, savunma gibi sektörler de petrole bağımlı. Örneğin bir otomobilin üretilmesi için ağırlığının iki katı kadar petrol harcanıyor. Bilgisayarlarda kullanılan bir gram ağırlığındaki bir mikroçipin üretimi ise 630 gram petrol gerektiriyor. Bir bilgisayar üretimi için gereken petrol miktarı da bilgisayarın ağırlığının 10 katını aşabiliyor. Hatta güneş panelleri, rüzgar türbinleri gibi alternatif enerji teknolojilerinin üretiminde de fosil yakıtlara bağımlılık sürüyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Orta Doğu üretiyor, ABD tüketiyor Toplam petrol üretiminin yüzde 31,2’si Ortadoğu, yüzde 21,6’sı Avrupa ve Avrasya’da, yüzde 16,5’i Kuzey Amerika’da, yüzde 12,1’i Afrika’da, yüzde 9,7’si Asya ve Uzakdoğu’da, yüzde 8,3’ü Orta ve Güney Amerika’da gerçekleştiriliyor. Dünya petrol tüketiminden en büyük payı ABD alıyor. 2006 yılında dünyada ham petrol tüketimi toplam 3 milyar 889,8 milyon tonu bulurken, bu miktarın yüzde 24,1’ini tek başına ABD tüketti. Bu dönemde ABD 938,8 milyon ton ham petrol tüketirken, 349,8 milyon tonluk ham petrol tüketimi ile Çin ikinci, 235 milyon tonluk ham petrol tüketimi ile Japonya üçüncü, 128,5 milyon tonluk tüketimi ile Rusya dördüncü, 123,5 milyon tonluk ham petrol tüketimi ile de Almanya beşinci sırada yer aldı. Türkiye ise 2006 yılında 28,5 milyon ton ham petrol tüketerek, dünya toplam tüketiminden binde 7,3 pay aldı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye petrol açısından şanssız Türkiye enerji hammaddesi açısından zengin bir ülke olmasına karşın, günümüze kadar yapılan araştırmalar petrol açısından yeterli rezerve sahip olmadığımızı ortaya çıkardı. Anadolu’nun tektonik evrimine bağlı olarak çok kıvrımlı ve kırıklı, engebeli, karmaşık bir jeolojik yapıya sahip olması, Türkiye’deki petrol arama çalışmalarını oldukça zorlaştırarak, arama yatırımları maliyetlerinin artmasına neden oluyor. Türkiye'de petrolün varlığına ilk işaret eden kişi 18. yüzyılda Evliya Çelebi. Anadolu toprakları üzerinde ham petrol ilk kez 19. yüzyıl başlarında Ruslar tarafından Doğu Anadolu'nun Hasankale, Katranlı ve Tercan yerleşim birimlerinde gerçekleştirilen sondaj çalışmaları ile bulundu. Daha sonra, her ne kadar Siirt, Adıyaman, Adana, Diyarbakır yörelerinde yabancılar tarafından gerçekleştirilen arama çalışmalarında petrole rastlandı ise de bulunan petrol ticari açıdan yeterli olmadığı için açılan kuyular kapatıldı. Cumhuriyet döneminde petrol arama amacıyla ilk kuyu 1933’te açıldı. İlk ticari petrol keşfi ise 20 Nisan 1940’da Raman’da yapıldı. Günümüze kadar geçen sürede 1118 arama kuyusu, 467 tespit kuyusu, 1284 üretim kuyusu, 30 enjeksiyon kuyusu ve 81 jeolojik inkişaf kuyusu olmak üzere 2980 kuyu açıldı. Teorik hesaplamalara göre, Türkiye’nin petrol rezervi 954 milyon ton. Bunun 156 milyon tonu üretilebilir durumda. Bu da bugünkü üretim seviyesi baz alındığında yaklaşık 11 yıl sonra bilinen rezervlerin tükeneceği anlamına geliyor. |
||||||||||||||||||||||||||||||||