Kisa Kisa
Marketing Focus
Vestel'den





Avrupalılar uzun süre önce sigara içiminin özendirilmesini engellemek amacıyla ortak kullanım alanlarında sigara içenler ile içmeyenleri ayırmıştı. Kimi Avrupa ülkelerinde ise daha sonra getirilen kurallarla sigara içenlere ayrı bir alan sağlama lüksünden de vazgeçildi. Geçenlerde Fransa bu kurallara bir yenisini daha ekleyerek tüm kapalı alanlarda sigarayı yasakladı. Bundan böyle sigara içmek isteyen çalışanlar, 20-30 katlı işyerlerindeki rahat koltuklarından kalkıp bina dışına çıkarak alacakları bir iki nefesle yetinmek zorunda kalacak.

Ancak sigara sorunu burada noktalanmıyor. Fransa, bugünlerde çalışanların sigara ihtiyacını karşılamak üzere harcadıkları zamanın mesai saatlerine eklenip eklenmeyeceği konusunu tartışıyor. Sigara içmeyen bireylerin içenlere oranla daha çok çalıştıklarını savunanlarla, ücretlerinden kesinti yapılması olasılığı doğan tiryakiler karşı karşıya geldi.

1980'lerde kapitalizmin en önemli tartışmalarından biri ücretlerin emeğe mi yoksa faydaya mı göre belirlenmesi gerektiği üzerineydi. Görülüyor ki eski tartışma yeniden gündeme geliyor. Fransa'nın hangi gruptan yana karar alacağı ise merak konusu...


 
Büyükelçi nikotin!

Sigaranın Avrupa'ya girişine gelecek olursak... 1560'lı yıllarda Portekizli denizciler, Fransa'nın Portekiz büyükelçisi Jean Nicot'ya sigara armağan etmiş. Büyükelçi tütünü ekerek Fransa'ya götürmüş, böylece Avrupa'da sigaranın yaygınlaşmasını sağlamış, hatta bu nedenle sigaranın içindeki kanserojen maddeye nikotin adı verilmiş.

Çinliler de artık çok tüketiyor

Çinlileri, eski rejimin etkisiyle tasarrufu seven insanlar olarak tanıdık. Meğer Çin dünyayı sarsan üretimiyle küreselleşmeyi tetiklerken, Çinliler de küreselleşmeden etkilenmiş, dünyanın çok tüketen bireyleri arasına girmeyi başarmışlar. Kısa süre önce dünya finans devi HSBC Bankası konuyla ilgili bir araştırma yaptı. Araştırmada Hong Kong, Kuala Lumpur, Şanghay, Seul, Taipei ve Tokyo şehirleri baz alındı. Şanghay'da yaşayanların yüzde 47'sinin yalnızca ayın sonunda elinde kalan miktarı tasarruf olarak ayırdığı, yaklaşık üçte birinin ise hemen hemen hiç tasarruf etmediği ortaya çıktı. Ayrıca orta sınıfın gelirinin yaklaşık 650 Dolar olduğu da belirlendi. Araştırmada belirlenen bir başka unsur ise tüketim şekillerinin de radikal biçimde değişmiş olması. Araştırmaya göre Çinliler spor, eğlence, seyahat gibi alanlara daha çok harcama yapıyor, seyahate de daha çok çıkıyor. Araştırmada cep telefonu görüşmelerinin yaygınlaştığı ve bilgisayar kullanımının da giderek arttığı gözlemlendi. Bu bağlamda uluslararası piyasaların hedefi haline gelen Çin'in kendi kültüründen uzaklaşıp küreselleşme etkisiyle de kapitalizmi yoğun bir şekilde yaşadığı görülüyor.


 
Lidyalılar boşuna mı uğraştı

Hepimiz tarih kitaplarından Lidyalılar'ın parayı bulan medeniyet olduğunu öğrendik. Meğer Lidyalılar boşuna uğraşmış. Çünkü çığır açan buluşları tarihe karışmak üzere. Para hayatımızdan çıkıyor...

İşin özü şöyle... Londra, New York ve Tokyo gibi şehirlerdeki bazı ünlü gece kulüpleri, özel müşterilerine kimlik kontrolü için özel bir barkodla şifre gönderip, cep telefonu aracılığıyla geçiş yapma imkanı sağlıyor; öğrencilere de cep telefonlarındaki şifreyle indirim yapıyor. Avusturya'da yiyecekten giyim alışverişine kadar her türlü ihtiyaç, kredi kartı ve nakit para olmaksızın karşılanıyor. Güney Kore'nin büyük telekomünikasyon şirketi SK Telekom, Visa ve cep telefonu şirketleriyle yaptığı kısa süreli anlaşma ile 30 bin aboneyi hedeflerken, aynı sistem Japonya'da tren biletinden market alışverişine kadar her gün, her alanda kullanılıyor. Araştırmalar cep telefonu kullanarak yapılan alışverişlerin 2008 yılı itibariyle 37 milyar Dolar'ı bulacağını gösteriyor. Hindistan'ın en büyük iletişim şirketi Bharti Airtel, cep telefonu ile para transferinde devrim yaşıyor. Bu şekilde yapılan transferlerle göçmen vatandaşların ailelerine ulaştırdıkları para yılda 250 milyar Dolar'ı aşıyor.

Uluslararası yönetim ve teknoloji danışmanlığı şirketi Accenture'a göre, kredi kartı kullanımına ve elektronik para transferine alışmış ekonomiler, nakit paranın tümüyle ortadan kalkmasına hazırlıklı. Singapur bu alanda iddialı. Singapur Para Piyasası Kurulu, elektronik para kullanım sistemini 2008'de kurmayı hedefliyor.


 
Kanada'nın yeni simgesi: porsuk

Kanada denince herkesin aklına uzun ve soğuk kışlar gelir. Kanada bayrağında yer alan simge ise kocaman bir çınar yaprağıdır. Bayraktaki bu simgenin ülkenin özelliklerini tam olarak yansıtmadığını düşünen Kanada Başbakanı Stephen Harper bu konuda harekete geçti ve ilginç bir fikir öne sürdü. Harper'in yaratıcı fikri, bayraktaki yaprak sembolünün yerini, kutup porsuğunun alması.

Aslında kutup porsuğu da Kanada'yla özdeşleşen soğuğu ve uzun kışları simgelemiyor. Ama Başbakan Harper, kutup porsuğunu ülkenin yeri geldiğinde kendini yırtıcı bir hayvan gibi savunabileceğinin sembolü olarak görüyor. Harper'a göre, pis kokusu kadar inatçılığıyla da tanınan bu hayvan, ülke politikalarını da ön plana çıkarabilecek. Başbakan'ın bu düşüncesi, muhalefet partileri ve Muhafazakar Parti karşıtları tarafından sert tepkiyle karşılandı. Ancak bunu ABD'ye karşı bir başkaldırı olarak yorumlayan geniş kitleler porsuğa destek veriyor.

ABD sembol olarak kartalı, Çin ejderhayı kullanıyor. Rusya'nın sembolü ayı, İngiltere'ninki ise aslan. Bu ülkelerin sembollerine bakıldığında kutup porsuğunun baştan mağlup olacağını söyleyenler de var.


 
kirliliğin faturası kamyonlara

Küresel ısınmayla çevre sorunları herkesin bildiği ve korktuğu bir olgu haline geldi. Hava kirliliği alarm veriyor. Bu konuda başı ise İngiltere'nin başkenti Londra çekiyor. Avrupa Çevre Koruma Kurumu, Avrupa'da en yüksek hava kirliliğine sahip kentin Londra olduğunu açıkladı.

Londra'da hava kirliliği yüzünden ölen insanların sayısı yılda bine ulaştı. Uzmanlar Londra'da hava kirliliğinin yüzde 60'ının toz zerrecikleri ve yüzde 40'ının da zehir saçan nitrojen dioksitten oluştuğunu açıkladı. Yani kirliliğin temel nedeni ulaşımda kullanılan dizel araçlar. Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone, karbon dioksit emisyonlarını kısıtlamıştı. Şimdi de hava kirliliğini önlemek amacıyla emisyonları en düşük seviyeye indirmeye çalışıyor. 2008'de başlaması öngörülen çalışmada öncelikle kamyon ve otobüsler gibi dizelle çalışan ağır vasıtalara parasal yaptırımlar getiriliyor. Belirlenen emisyon miktarını aşan ağır vasıtalara 392 Dolar ceza kesilecek.