Sirketler Bloglaniyor
Carpe Diem'ciler
Tüketici Profili





Tüketiciyi tanımlamak için yaptırılan araştırmalar pazarın umduğu sonuçları ortaya koymuyor. Derinlemesine araştırıldığında tüketici taleplerinin sistematik bir bütün oluşturmadığı gözleniyor. Mağazalara girip çıkan her insanın ayrı bir tüketici türünü temsil ettiği günümüzde piyasanın işi zor.

Tüketici ekonominin olmazsa olmazı. Öyle ya, tüketen olacak ki üreten de olsun. Piyasayı belirliyor, bazı markaları öne çıkarıyor, bazı ürünleri batırabiliyor. Tüm bu nedenler de pazarı tüketicinin nabzını tutmaya, şu soruların yanıtını bulmaya zorluyor: Tüketicilerin seçimlerini neler belirliyor? Günümüz tüketicisi kim ve nelerden etkileniyor?


 

DAP tarafından gerçekleştirilen "Yaşam Biçimleri Araştırması" 1994-2006 arasındaki değişimlerle birlikte birbirinden farklı müşteri tipleri olduğunu ortaya koyuyor. Yani, tüketici tipleri sanıldığı gibi iki, üç çeşitle sınırlı değil. Tüketicinin tercihlerini yaşam biçimleri belirliyor. Bu yaşam biçimleri birkaç başlıkta kategorize edilse de, alt dallara ayrıldığında onlarca yaşam biçimi ortaya çıkıyor.

Araştırma, yaşam biçimlerini iki ana başlık altında topluyor. Ağırlıklı olarak muhafazakar kümeleri barındıran ilk grup "geçiştekiler" olarak adlandırılıyor. İkinci ana grup ise yer yer ilk grupla iç içe geçebilen "çağdaşlar".


 
Geçiştekiler

Bu tiplerin dine ihtiyaç duyma ve kadercilik eğilimleri güçlü. Türk müziği dinliyorlar. Boş zamanlarını evde geçiriyorlar. Geleneksel değerlere bağlı olan bu tipler, değişime direniyor. Özellikle kadınların konumu konusunda çelişmeler yaşanıyor. Yüzde 67'lik bir oranı oluşturan geçiştekiler çabalayanlar, sadeler ve sadıklar olarak çeşitli gruplara ayrılıyor.

a) Çabalayanlar: Oranları yüzde 31'i bulan çabalayanlar küçük esnaf, işçi, ev kadını ve öğrencilerden oluşuyor. Kültür birikimleri az olan, para birikimleri olmayan bu tiplerin yukarı tırmanma ümitleri güçlü olmasına karşın hayal kırıklığıyla çok karşılaşıyorlar. Kaderci olan bu tipler, çevresel döngüden kurtulmak için eğitime bel bağlıyor. Her türlü özveriyi göstererek "eğitim müşterisi" olmayı, kendileri ve özellikle çocukları için istiyorlar.

b) Sadeler: Yüzde 13'lük bir grup olan sadeler, gençler, öğrenciler, kararsız ve kayıtsız, dik başlı, türbanlı, köşe dönmeyi her şey sanan, kırılan ezilen kentli sade insanlardan oluşuyor. Hem geleneklerin baskısını duyuyor hemde popüler kültürün albenisine kapılıyorlar. Bu etkileşim, evden kaçma, sokak çeteleri, uyuşturucu kullanmak, silah edinmek gibi sonuçlara neden oluyor. Akraba ziyaretleri önemli tatil aktivitelerinden olan bu grupta din ihtiyacı hissedenler çoğunlukta.

c) Sadıklar: Yüzde 22'lik bir grup olan sadıklar tutucu ve gelenekçi değerleri seven tiplerden oluşuyor. İnançların güçlü ve tartışılmaz olması, sadıkların eleştirel düşünmelerini engelliyor. Marka tercihlerinde yerli malı eğilimleri ön plana çıkıyor.


 
Çağdaşlar

Yüzde 33'lük bir orana sahip çağdaşlar grubunda, genç ve liseliler ile yeni Avrupalı tipler bulunuyor. Türk ve batı müziği birlikte dinleniyor. Daha çok kitap okuyorlar. Söyleşi ve panellere gidiyorlar. Milliyetçiliğe sıcak bakıyorlar. Sosyalleşmeyi seviyorlar. Çağdaşlar, modern değerleri benimsemekte esnek ve öncüler. Kendi aralarında üç türe ayrılıyorlar:

a) Yeni Avrupalılar: Yüzde 12'lik bir kesimi oluşturan yeni Avrupalılar, toplumun sorgulayan ve yol gösteren aydınları. Okuryazar olan ve okuyan bu grubun, eleştirel düşünme alışkanlığı gelişmiş. İşlerinin inceliklerini ve en az bir yabancı dili biliyorlar. Dünya sorunlarına kafa yoruyorlar. Çoğunluğu AB sosyo-ekonomik grubunda yer alıyor.

b) Yol açanlar: Yol açanlar yüzde 10 orana sahip, iyi yetişmiş, güvenilir ve kendine güvenen aydın insanlardan oluşuyor. Sorunlara ulusal boyutlar içinde bakma alışkanlıkları baskın olan bu grup, yaşamları ve eylemleriyle örnek oluyorlar. BC1 sosyo-ekonomik sınıfının ağırlıkta olduğu gözlenen bu grup, bilim ve teknolojiye değer veriyor.

c) Arayanlar: Popüler kültürün önünde durulamayacağına inanan arayanlar, yüzde 11'lik bir orana sahip. Daha yüzeysel ve maddi değerleri benimsiyorlar. Avrupalılaşma sürecinde, köşeyi dönüverme dürtüsü onlara ayak bağı oluyor. Popüler kültürün dayattığı değerleri sorgulamadan benimsiyorlar.


 
Hepsi birbiriyle kesişiyor

Bu yaşam tarzları aynı zamanda tüketicilerin eğilimlerini anlatıyor. İnsanlar bu eğilimleri yansıtmak için gerçek ve sembolik kaynaklar harcayarak, gerçek kişiliği ideal kişiliğe dönüştürmeye çalışıyor. Bu yolla tüketici trendleri ortaya çıkıyor. Ancak, dikkat edildiğinde tüm bu grupların, üzerlerine satış stratejileri geliştirecek kadar belirgin çizgilerle ayrılmadığı görülüyor. Örneğin, muhafazakar ve milliyetçi denebilecek gruplar "geçiştekiler" grubunda yer alırken, aynı özellikler "çağdaşlar"da da karşımıza çıkıyor. Yani, tüketiciyi kolay anlaşılır birkaç kalıpta özetlemek kolay değil.


 
kişisel, duygusal ve yalın: kadın

Son yıllarda kadınların ekonomik gücü giderek artıyor. Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde gelir düzeyleri yüzde 63 oranında artan kadınlar ekonominin itici gücü halini almaya başlıyor. Para kazanmaya ve bağımsızlaşmaya başlayan kadınların değişimi, şirketleri ve piyasaları da değişime zorluyor.

Çalışan kadınların sayısındaki artışla birlikte kadınların ekonomik gücü de artıyor. Türkiye'de kadınlar üzerine detaylı araştırmalar yok. Bu yüzden çoğu zaman Batı kökenli, özellikle de Amerikan kaynaklı araştırmalara bel bağlamak gerekiyor. Ancak ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişimler olsa da, tüketen kadın profili dünyanın neredeyse her yerinde pek çok ortak özellik sergiliyor.

İşte ilginç araştırma verileri... Son 30 yılda erkeklerin ortalama geliri yüzde 0.6 oranında arttı, aynı dönemde kadınların geliri ise yüzde 63 yükseldi. Şu anda ABD'de ortalama bir ailenin eline geçen paranın yüzde 35'ini kadınların kazançları oluşturuyor. Hatta bu ailelerin yüzde 30'unda kadının geliri eşinin gelirini aşıyor. 2025'te eşinden fazla kazanan kadınların oranının yüzde 50'yi bulacağı belirtiliyor.

Bu gelişmeler alışveriş alışkanlıklarını da değiştirdi. Ekonomik gücü artan kadın, paranın nereye harcanması gerektiği konusunda söz sahibi olmaya başladı. Üstelik sadece temizlik, beslenme, giyim gibi konularda değil, erkeklerin egemenlik alanında olduğu düşünülen otomobil, elektronik gibi alanlarda da...


 
Pazarlama yöntemleri değişti

Günümüzde ailelerin yaptığı harcamaların yüzde 80'inde kararı kadınlar veriyor. Yatırım kararlarının yüzde 53'ünde, tüketici elektroniği alışverişi kararlarının yüzde 55'inde, bilgisayar alışverişi kararlarının yüzde 66'sında ve yeni araba alımı kararlarının yüzde 68'inde kadınların imzası bulunuyor.

Kadınlar, harcamalar konusunda etkinleşince şirketler de tasarım, satış ve pazarlama yöntemlerini bu doğrultuda değiştirdi. Artık ürünlerin tasarımında 24-54 yaş arası kadınların beğenileri dikkate alınıyor. Reklamlar ve pazarlama faaliyetleri de kadınlara ulaşacak şekilde planlanıyor.

Tabii bunu başarabilmek için öncelikle kadınların tüketim alışkanlıklarını anlamak gerekiyor. Çünkü kadınlar alışveriş konusunda erkeklerden farklı davranıyor. Kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik ve psikolojik farklar, alışveriş alışkanlıklarına da yansıyor.


 
Reklamlara kanmıyorlar

Örneğin kadınlar bir şeyi satın almaya karar vermeden önce enine boyuna inceliyor. O şeyin neler "hissettireceğini" hayal ediyor, çevresinden fikir alıyor. Bu nedenle reklamlardan erkeklere oranla daha az etkileniyor. Bunun bilincinde olan firmalar artık daha bilgilendirici promosyonlara yöneliyor. Bu amaçla kadın dergilerindeki eleştiri sütunları ve televizyondaki kadın programları kullanılıyor.

Kadınlara ulaşmanızı sağlayacak bir kanal da internet. Araştırmalar kadınların yüzde 61'inin düzenli olarak internet kullandığını gösteriyor. Dolayısıyla online ilanlar kadınlara daha rahat ulaşıyor.

Alışveriş eğlencelidir!

Erkekler bir şeyi gider alır. Kadınlar ise alışverişin eğlenceli bir deneyim olmasını ister. Girdiği mağazanın rahatlatıcı, çekici bir yer olmasını tercih eder. Satın alacağı şeye dokunabilmeli, deneyebilmelidir. Bu sayede ürünle duygusal bir bağ kurabilir. Bu unsurların biri eksik olursa o mağazadan çıkıp gidebilir. Kadınların bir önceliği de alışverişte çocuklarının da rahat etmesi. Bu nedenle oyun alanları olan mekanları tercih ediliyorlar. Alışveriş merkezlerinde çocuklar için özel oyun alanları oluşturulmasının altında da bu düşünce yatıyor.

Kadınlar, tezgahtarların boş laflarını dinlemeye de katlanamıyor. Zaten dinleyecek zamanı da yok. Bu nedenle birçok mağaza, personeline kadın müşterilerle ilgilenirken kısa ve öz konuşmasını öğütlüyor.


 
iPod, Mini Cooper ve Las Vegas

Birçok firma ürünlerin tasarımını da kadınları hesaba katarak gerçekleştiriyor. Mesele pembe renkli ürünler çıkarmakla bitmiyor. Yönetim danışmanı Kjell Nordström, kadınların kişisel, duygusal ve yalın şeyleri tercih ettiğini belirtiyor. iPod'un, Mini Cooper'ın satışlarındaki patlama da Nordström'ü doğruluyor. Nordström'e göre, Las Vegas'ın son 22 yılın en hızlı büyüyen kenti halini almasının sırrı da kadınsı özellikler taşıması.

Nordström'e kulak veren bilgisayar üreticisi X2, kadınlara yönelik hafif dizüstü bilgisayarlar üretirken renk seçiminde gelenekselin dışına çıktı. Barbara K Enterprises da kadınların küçük ellerine uygun küçük pense, çekiç, matkap gibi araçlar üretmeye başladı.

Otomobil tasarımları değişti

Kadınların tercihleri otomotiv sektöründe de motor gücünden tasarıma, direksiyondan renk unsuruna kadar birçok değişime neden oldu. Kadınların kolay kullanıma önem vermesi, kolay park edilen, az yer kaplayan otomobillerin ortaya çıkmasına yol açtı. Nissan oyuncak ayı şekilli koltuklarıyla, pembe perdeleriyle, kalp şeklindeki koltuk başlarıyla kadın tüketicileri cezbetti. Ford Focus'un, bagaj kapağı, kısa boylu bir kadının bile kolaylıkla kapatabileceği şekilde tasarlandı. Volvo ise tamamen kadınların talepleri doğrultusunda bir model geliştirdi.


 
Emlak piyasası da etkilendi

Aslında apartmanlardan sitelere geçişte de kadınların etkisi var. Kadınlar ev alırken çocukların okuluna ve alışveriş merkezlerine yakınlık ve güvenlik gibi unsurlara önem veriyor. Bu da sitelerin artmasına yol açıyor.

Kadınların beslenme alışkanlıkları da dikkate alınması gereken bir etken. McDonald's mönüye eklediği salatayla kadınları çekmeyi başardı. Kadınların interneti sık kullandığının bilincinde olan firma, kablosuz internet bağlantısı sunarak kadınları kendine bağladı.

Yalnız yaşayanlar artıyor

Kadınların ekonomik gücündeki artış kentlerin yapısını da değiştiriyor. Ortalama evlilik yaşı yukarı çekildikçe ve boşanma oranı arttıkça yalnız yaşayan insanların sayısı da artıyor. Şu anda İsveç'in başkenti Stockholm'de insanların yüzde 66'sı yalnız yaşıyor. Yalnız yaşayanların oranı Amsterdam'da yüzde 60'ı, Londra'da yüzde 44'ü, New York'ta yüzde 39'u buluyor.

Bu durum nedeniyle yakın zamana kadar kadınları yok sayan Home Depot benzeri yapı marketleri bile pazarlama stratejilerini değiştiriyor. Örneğin kadınlara evdeki onarımları nasıl yapabileceklerini öğretme kararı alan Home Depot'un açtığı kurslara ilk altı ay içerisinde tam 40 bin kadın başvuruda bulundu. ABD'nin bir diğer ünlü yapı market zinciri olan Lowe de mağazalarını kadınların beğeneceği şekilde dekore etmeye başladı. Mağazalar, ışıkların artırılması, merdivenlerin genişletilmesi gibi bazı düzenlemelerin ardından kadınların akınına uğradı.

Borsadaki yatırımcıların yarısı kadın

ABD'de kadınların sahip olduğu şirketlerin yıllık geliri 3.6 trilyon Dolar'ı aşıyor. Bu şirketlerde 27.5 milyon insan istihdam ediliyor. (Bu rakam Fortune 500 listesindeki şirketlerde çalışanların toplamından fazla) Borsadaki yatırımcıların yüzde 48'ini kadınlar oluşturuyor. Yılda 100 bin Dolar'dan fazla para kazanan kadınların sayısı da son 10 yıl içerisinde üç katına çıktı. Bu gelişmeler karşısında Citibank, Merrill Lynch ve Charles Schwab gibi bankalar ve finans kuruluşları kadınlara özel yatırım ürünleri pazarlayan bölümler açtı.


 
tüketecek bir şey bakmıştık

Geleneksel aile kavramı geçerliliğini yitirdi. Modern hayat ekonomik gücü artan, çocuk sayısı azalan yeni aileyi, yeni aile de satın alma kararlarında en az anne baba kadar söz sahibi, tüketim canavarı çocukları doğuruyor. Çarşıların yeni müşterileri, değişime ayak uydurmaya hazır bu yeni aileler...

Gelenekselin yerini hızla moderne bıraktığı günümüzde "aile" yapısı da değişimden nasibini alıyor. Kadının ev işleri yapıp çocuk büyüttüğü, erkeğin de iş dönüşü hazır sofraya konduğu günler geride kalıyor. Artık, çalışan kadınlar, ev işlerini paylaşan erkekler ve en önemlisi de tüketim canavarı çocuklardan oluşan "yeni aileler" var. Bu aileler, tüketimde giderek ağırlığını hissettiren unsur olarak öne çıkarken, çocukların da tüketimde en önemli belirleyen halini aldığı görülüyor.

Millward Brown tarafından aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkede yapılan "Yeni Aileler ve Markalar" araştırması da, "yeni aile" olarak adlandırılan bu modern ailenin tüketimdeki giderek artan etkisini somut bir şekilde ortaya koyuyor. Araştırmada aileler iki gruba ayrılıyor. İlki, evli ama çocuksuz olan ya da birlikte yaşayan çiftler; diğeri ise en önemli tüketici olduğu kabul edilen çocuklu aileler.

Çocuk, ihtiyaçları ve lüksleriyle masrafı da beraberinde getiriyor, tüketimi tetikliyor, eğilimi belirliyor. Çocuklar artık sadece günlük alışverişlerde değil, tatil yerinden satın alınacak otomobile kadar her türlü büyük kararın ortağı, hatta ikna edicisi konumunda.


 

Son yıllarda çocuklara yönelik pazarlamanın artmasında birkaç temel etken olduğundan söz ediliyor. Bunlardan biri, çocukların harçlıklarının ve harcama özgürlüklerinin artması. Aileler giderek küçülüyor ve ortalama çocuk sayısı düşüyor. Öte yandan her iki ebeveynin de çalıştığı aile sayısı artıyor. Bir yandan evin işleri bir yandan kendi işleriyle uğraşan aileler ise çocuklarına hem daha fazla para hem de daha fazla harcama özgürlüğü sunuyor. Bankalara 16 yaşın altına ek kart verilmesi için gelen taleplerin sayısı hiç de azımsanamayacak durumda. Böylelikle de ortaya iştah kabartan bir pazar çıkmış oluyor.

Diğer önemli etken ise bugünün çocuklarının geleceğin pazarını oluşturacak olmaları. Markalar çocukların zihninde ne kadar erken yer ederlerse gelecekte marka sadakatini sağlamanın da o kadar kolay olacağını düşünüyor ve çocukların zihninde olumlu bir yer edinmeye çalışıyor. Tüm bu nedenler çocukları ve modern aileleri pazarlamacılar için önemli bir hedef haline getiriyor. Firmalar çocuklara ulaşmak için her yıl televizyon, dergi ve internet reklamlarına milyonlarca dolar yatırıyor.


 
Beklentiler ve roller değişiyor

Millward Brown'un "Yeni Aileler ve Markalar" araştırmasına göre, geleneksel aile yapısından modern aileye geçişteki tek fark çocuğun tüketimdeki yerinin artışı değil. Beklentiler de değişiyor. Yeni ailenin finansal istikrar, profesyonel ilerleme, daha büyük ve iyi döşenmiş bir ev, daha iyi bir araba, eşle uyumu sürdürme ve hoş vakit geçirme gibi beklentileri var. Kadının daha özgür olduğu ve erkeğin yeni roller kabul etmek zorunda kaldığı, "değişime evet, devrime hayır" diyen yeni ailelerin beklentilerinin birçoğu tüketimi tetikliyor. Yeni aileleri pazarda hedef kitle yapan diğer unsur ise çağın getirdiği yeniliklere açık olmaları ve teknolojiyi kabullenmeleri. Ev işini kolaylaştırıcı yüksek teknolojideki aletler, audiovisual (görsel-işitsel) yenilikler, evde bilgisayar ve onun için özel bir oda, akıllı sistemler ve sesle harekete geçen donanımlar ailelerin ilgi alanında.

Gün geçtikçe yenilikçi değerleri benimseyen bu aileler, artık piyasaların umudu ve hedefi. Türkiye'deki restoran ve benzeri işletmelere özgü olan "aile salonu" kavramı yerini "aile mağazası"na bırakacak gibi görünüyor. Aile mağazamız üst kattadır!


 
YENİ AİLE

Eşe ve duygusal ilişkilere önem veriyor • Çocuk sahibi olmayı erteliyor • Çocuk sayısını minimuma indiriyor • Çocuklarla ilişki tarzını değiştiriyor • Aile değerlerini çocuklara aktarıyor

Kadın

Daha özgür; kişisel ve ekonomik bağımsızlığı var • İş hayatında aktif; evde üretmek yerine işte üretiyor • Sosyal hayatta da var

Erkek

Çocukların bakımı ve eğitiminde aktif • Ev işlerini yapıyor • Kadının sorumluluklarına ortak • Çocuk Tüketiyor • Tüketim eğilimini belirliyor