Sirketler Bloglaniyor
Carpe Diem'ciler
Tüketici Profili





Şirketler müşterilere ulaşmak için ne yapacaklarını şaşırdı. Blog adı verilen yeni mecrayı etkin kullananlar, milyonlarca müşteriye ulaşarak satışlarını artırdığı gibi imajını da güçlendirebiliyor. Chrysler, Boeing, Intel, Microsoft, Google, Ford, Yahoo, Macromedia gibi şirketler çoktan bloglandı.

Blog adı verilen internet günlükleri artık hayatımızın vazgeçilmez parçası. Dünyada her gün 100 bin yeni blog açılıyor, bu bloglarda 1.3 milyon yeni post, yani günlük mesaj girişi yapılıyor. Türkiye'de de 900 bini aşkın blog olduğu ve bu sayının her geçen gün arttığı tahmin ediliyor. Üstelik yazılanlar da boşa gitmiyor. İnternet kullanıcılarının en az dörtte birinin de her gün blog okuduğu belirtiliyor. Yani her blog yazısı binlerce, hatta milyonlarca insana ulaşıyor. İlk olarak 1994 yılında orta çıkan bloglar, başlangıçta tamamen kişisel nitelik taşıyordu. İnsanlar yaşadıkları olayları, sanattan sinemaya çeşitli konulardaki görüşlerini bloglar aracılığıyla paylaşıyordu. Başlarda küçümsenen bu blog modası giderek yaygınlaştı. Son dönemlerde, blogların milyonlarca kişiye ulaşabildiğini, bu sayede satışlarını artırabileceğini keşfeden şirketler de bu sektöre el attı. General Motors, Sun Microsystem, Chrysler, Boeing, Intel, Microsoft, Google, Ford, Macromedia, Yahoo blogcu dev şirketlerden sadece birkaçı.


 

Tüm dünyada şirketleri bloglara yönelten temel neden tüketicilerin alışkanlıklarının değişmesi oldu. İnternetin getirdiği sınırsız olanaklar sayesinde "akıllanan" tüketici artık şirketlerin "en iyisi biziz" söylemini "yutmuyor". İnternet sayesinde her ürün hakkında en ince detayına kadar bilgi edinebilen tüketici, resmi açıklamalar ve klişe laflarla tatmin olmuyor, karşısında dürüst ve samimi satıcılar bulmak istiyor.

İşte bu noktada devreye şirket blogları giriyor. Birçok şirket müşterilerine ulaşmak amacıyla blogları kullanıyor. Kimi zaman şirketin CEO'su, kimi zaman bir personel, hatta şirketten dileyen herkes bloglara yazı girerek şirket, ürün ya da hizmet hakkında bilgi veriyor. Bu yolla ürünün reklamı en ucuz yoldan yapılıyor, internet üzerinden herkese rahatlıkla ulaşması sağlanıyor.

Elbette ki blogların ürünler hakkında olumsuz yorumlarla dolup taşmasından çekinen, bu yüzden blog işine soğuk bakan şirketler de çıkıyor. Uzmanlar bu yorumları gazetelerde ya da başka internet sitelerinde görmektense şirketin kendi blogunda görmenin daha hayırlı olduğu görüşünde. Bu sayede şirketinizin kötü ünü piyasaya yayılmadan önleminizi alarak müşterinin şikayetini giderebilir, ürününüzü bu yönde geliştirebilirsiniz. Blogunuza gelen soruları yanıtlayarak ürün hakkında bilinmeyenleri anlatabilir, müşterinin ne istediğini ortaya çıkararak uygun politikalar belirleyebilirsiniz.


 
Microsoft'un imajını blog kurtardı

Blogların samimi ortamı, şirketlere duyulan güvensizliği büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Microsoft bu durumun en çarpıcı örneklerinden birini oluşturuyor. Microsoft birkaç yıl öncesine kadar dünya genelinde çok olumsuz bir imaja sahipti. Acımasız ve tekelci olarak yaftalanan şirket açılan davalar nedeniyle zor günler geçiriyordu. Buna bir de programlardaki güvenlik açıkları eklenince şirketin imajı dibe vurmuştu.

Şirket çalışanları, açılan blog sayesinde müşterilerle doğrudan iletişime geçince Microsoft'un müşteriyle iletişimi de, imajı da kısa sürede güçlendi. Yapılan araştırmalara göre, blog girişiminin ardından Microsoft'a güvenen insanların sayısında belirgin bir artış gözlendi. Üstelik bütün bunlar tek kuruş harcamadan gerçekleştirildi.

Karlılık oranını artıran bir etken

Fortune dergisi tarafından yapılan bir araştırmaya göre blogu olan şirketler, bu mecra sayesinde karlarını artırıyor. Dergiye göre Fortuna 500 listesindeki şirketlerin yüzde 42'sinin blogu bulunuyor. Bu şirketlerin 2005 yılındaki performanslarına bakıldığında hisselerinin ortalama yüzde 4 oranında arttığı gözleniyor. Bunlar arasında yüzde 52'lik bir artış sergileyen HP, yüzde 49 artış sağlayan Texas Instruments gibi çok başarılı örnekler yer alıyor. Bu başarıyı elbette sırf bloglara bağlamak doğru değil. Yine de blogların şirketlerin karını artırmada önemli bir etken olduğu herkesçe kabul ediliyor.


 
Personeli motive etmenin en iyi yolu

Şirketler sadece müşterilere değil, kendi çalışanlarına ve hissedarlarına ulaşmak amacıyla da bloglardan yararlanıyor. Bu amaç doğrultusunda "dahili bloglar" kullanılıyor. Bu sistemde hemen her çalışanın kendine ait bir blogu bulunuyor. Bu bloglar sayesinde yazışmalar ve haberleşmeler kolaylıkla gerçekleştiriliyor. Bu bloglar yöneticilerin çalışanlarla samimi iletişim kurmasını, şirketin değerlerini, hedeflerini paylaşmasını sağlıyor. Motivasyonu artırarak çalışanların işe dört elle sarılmalarına olanak tanıyor.

Örneğin McDonald's blogunda, dünyanın dört bir yanındaki çalışanlar, bulundukları restoranın durumu hakkındaki görüşlerini düzenli olarak yazarak sorunların gündeme gelmesini sağlıyor. Dahası bloglar şirket toplantıları, yazışmalar gibi zaman kaybettirici uygulamaların da pabucunu dama atmış durumda. Google da çalışanların bloglarında ortaya çıkan yaratıcı fikirler sayesinde kendini her an geliştirmenin tadını çıkarıyor.

Özetle, çalışanlar "dahili bloglarla" iletişimlerini hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirirken, "harici bloglarla" da son müşteriden anlık geribildirimler alabilecekleri iletişimi kurabiliyor. Üstelik bloglar iletişimi e-maillere oranla daha pratik ve etkin hale getiriyor.


 
İlgi çekici olmalısınız

Bloglar "ilgi çekici" olmadığı sürece birkaç kere ziyaret edildikten sonra, bir daha geri dönüş yapılmayacak yerler haline gelebilir. Durumunuz, "benim de bir blogum olsun" diyerek bu işe hevesle girişen, ancak birkaç ay içerisinde sıkılan amatörlerden farklı olmaz. Açılan blogların üçte birinin bir yıl içerisinde terk edilmesi de bu işin sırf heves etmekle yapılmayacağını gösteriyor.

İlgi çekici olmayı en iyi başaranlardan biri General Motors'un Başkan Yardımcısı Bob Lutz oldu. Lutz'un blogu her gün GM'in ürettiği araçlar hakkında sayısız yazı ve yorumla dolup taşıyor. Uzmanlara göre Lutz'un başarısının sırrı samimi ve şeffaf olması. Blogunda işinden tutkuyla söz eden Lutz, konu hakkındaki bilgisini sergilerken asla yönetici gibi davranmıyor. İmla hataları dahil, her şeyiyle kendisi gibi oluyor. Bu da GM'in sıkıcı imajından sıyrılarak halka inmesine büyük ölçüde yardımcı oluyor.


 
Türkiye'de de yaygınlaşıyor

Bütün dünyada büyük ilgi gören şirket blogları Türkiye'de de yavaş yavaş yaygınlık kazanıyor. Şu an için ağırlıklı olarak medya kuruluşlarının ilgi gösterdiği şirket bloglarından bazıları şunlar:

Türk Telekom: http://www.blogcu.com/etiket/telekom
CNN Türk: http://www.cnnturk.com/cnnturkblog/
PC Labs: http://blog.pclabs.gen.tr/
Habertürk: http://blog.haberturk.com/
PC Net: http://www.pcnet.com.tr/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=61
Penti: http://www.penti.com.tr/blog/
İDO: http://idogroup.blogspot.com/index.html
Milliyet: http://blog.milliyet.com.tr/


 
Blog sahibi olmak için beş neden

Bloglar şirketlere rakipleri karşısında sayısız avantaj getiriyor. Bunlardan birkaçını sıralayalım:

  • Şirket ve ürünün görünürlüğünü artırıyor.
  • Müşteriden anlık geribildirim almayı sağlıyor.
  • Şeffaf yapısı sayesinde şirketin inanılırlığını artırıyor.
  • Daha fazla müşteriye ulaşıyor, satışları artırıyor.
  • Maliyeti düşürüyor.
Blog yüzünden işinden olanlar var

Şirket blogları birçok avantajın yanı sıra bazı sorunları da gündeme getirdi. Birçok yönetici, bloglar yüzünden şirket sırlarının dışarıya sızmasından şikayetçi. Buna çare olarak yeni filtreleme programları geliştiriliyor. Bu sayede şirket blogcusunun gizli sırları yayınlanması, cinsellik içeren uygunsuz yayınlar yapması engellenecek. Bloglara sıcak yaklaşmayan yöneticilerin dayanaklarından biri de blogların zaman kaybettirdiği düşüncesi. Birçok yöneticiye göre personel blogunda bir şeyler yazmak yerine işini yapsa verimlilik ve kazanç çok daha yüksek olabilir.

Bir de bloglarında yazdıkları yazılar yüzünden işlerini kaybedenler var. Bunun ilk örneği 2000'de Yahoo'da çalışan Heather Armstrong'un blogunda çalışma arkadaşları hakkında yazdıkları nedeniyle kovulmasıyla yaşanmıştı. Blogunda Dooce adını kullanan Armstrong nedeniyle bu duruma Doocelanmak deniyor. ABD'de bugüne dek en az 50 kişi benzer sebeplerle işini yitirdi.


 
Blogculara öneriler

Yaptığı blogla Microsoft'un güvenilirliğini yeniden kazanmasını sağlayan Robert Scoble şunları tavsiye ediyor:

  • Resmi dil kullanmayın, samimi olun.
  • Önce araştırın sonra yazın. Gerçekleri söyleyin.
  • Abartıdan uzak durun. Müşterinin istediğini verin.
  • Yanlış bilinen konuları açıklayın.
  • Rakipleri kötülemeyin.