![]() |
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Bilgi toplumuna geçişle birlikte hayatımıza yeni riskler ve fırsatlar girdi. Hızımız, gelirimiz, bilgimiz arttı. Ancak daha önce adını duymadığımız tehditlerle de karşı karşıya kaldık. Bir yanda insanın doğaya müdahalesinin getirdiği salgınlar ve güvenlik sorunları, diğer yanda siber terör tehlikesi... İçinde bulunduğumuz ve bilgi toplumu olarak adlandırdığımız aşamayı risk toplumu olarak adlandırmak da mümkün. Bu kavramı ortaya atan Alman Ulrich Beck'e göre insan eliyle doğaya yapılan müdahaleler dünyanın geleceğini belirsiz bir sürece soktu. Bir zamanlar doğal afetler vardı. Günümüzde ise yapay afetler söz konusu. Tarım ilaçlarının çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri; izleri bugün bile silinemeyen Çernobil kazası; yakın zamanda dünyayı kasıp kavuran deli dana hastalığı; kuş gribi; küresel ısınma ve bütün bunların yeni ve öngörülemeyen riskleri de beraberinde getirmesi günümüz toplumlarının neden risk toplumu olarak adlandırıldığını açıklıyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||
Hiçbir yerde güvende değiliz
Bilginin herkes tarafından ulaşılabilir olduğu bilgi toplumlarının temel sorunlarından biri bilgi güvenliği. Hız, gelir ve bilgimizin arttığı bir gerçek. Artık her şeyi hem daha çok hem de daha hızlı yapabiliyoruz. Ama "siber terör" tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz da bir gerçek. İnternet üzerinden iletişim kuran gruplar ölüm planları yapabiliyor. Dünyanın en ücra dağlarında konuşlanmış teröristler en kalabalık kentleri yok edebiliyor. İnternet denizinin korsanları
Dünya genelinde kullanılan internet bant genişliğinin yüzde üçü aktif olarak hackerlar tarafından kontrol ediliyor. 150 milyar Dolar'lık e-ticaretin birkaç milyar Dolar'lık kısmı hackerların elinde. İnternet ve web sitesi güvenliği kuruluşu Scan Alert'e göre, Türkiye hackerlık alanında Rusya'nın ardından dünyada ikinci sırada yer alıyor. Bütün bu tehlikelere karşı çeşitli önlemler alınıyor. Bilgisayar güvenliğini sağlayacak programlar için her yıl ortalama 40 milyar Dolar para harcanıyor. Güvenlik kameraları, uydu iletişim ve seyir sistemleri, dijital kimlik, DNA kodları, GSM, GPS, GPRS, 3G sayesinde kimin nerede olduğu, ne yaptığı, hangi bilgiye ulaştığı, kiminle iletişimde olduğu gibi birçok bireysel veri, kamusal veya özel bilgi ve izleme sistemlerine kaydoluyor. Temel amaç suçların önlenmesi. Ancak bu bilgilerin kötü amaçlarla kullanılması ihtimali de bulunuyor. Dolayısıyla bir yol ayrımına yaklaşıyoruz: Bilgi toplumlarıyla birlikte hızlı çalışan, şeffaf ve hesap verebilir kurumlara mı kavuşacağız yoksa teknolojinin gelişimiyle birlikte "büyük birader bizi gözlüyor" durumu mu oluşacak? | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Yeni bir demokrasiye doğru: e-demokrasi
Günümüzde dünyanın birçok bölgesinde (referanduma sıklıkla başvurulan İsviçre dışında) temsili demokrasi uygulanıyor. Seçilenler, seçmenlerden aldıkları yetkiyle bir sonraki seçimlere kadar kararları alıyor ve uyguluyor. Ancak bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi demokrasi anlayışımızı da değiştirecek gibi görünüyor. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, devleti yurttaşlarına karşı daha saydam ve hesap verebilir kılabilecek, yurttaşların kamusal alanın işleyişine, kararlarına ve icraatına daha doğrudan katılabildikleri bir süreç söz konusu. Bu sürecin adı e-demokrasi. Doğrudan demokrasi anlamına geliyor. E-demokrasi bugünkü vatandaş-toplum ilişkisinden farklı olarak öncelikle halk ile devlet arasındaki etkileşimi artırıyor; halk siyasal kararlarda söz sahibi olabiliyor; seçmenler, ulusal veya yerel yönetim birimlerinin karar alma sürecini her aşamada yakından takip edip etkileyebiliyor. Teknoloji sayesinde demokrasi kültürü köklü bir evrim geçireceğe benziyor. Bununla birlikte birçok soru da gündeme geliyor: Seçmenlerin siyasetten uzaklaştığı, seçimlere katılım oranının kaygı verici seviyelere düştüğü bir ortamda, demokrasi yeni bir soluk kazanabilir mi? Teknolojiye güvenebilir miyiz? Sosyoekonomik açıdan, bilgiye ulaşanlarla ulaşamayanlar arasındaki "dijital uçurum" riskine karşı ne yapmalı? | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Siberalanlar ve telekoloniler
Günümüzde bilgi ve telekomünikasyon teknolojilerinde ve küresel ekonomik ilişkilerde meydana gelen hızlı değişimler, dünyanın dört tarafındaki coğrafi alanları etkiliyor. Kimi mekan ve kentler gerekli teknolojik altyapılarıyla dijitalleşen bir üretim sürecinin mekansal uzantıları olarak, küresel ekonomik ilişkilerin bir parçası haline gelirken, kimileri de yetersiz emek ve altyapıları nedeniyle değersizleştiriliyor ya da dışlanıyor. Bazı kent ve kentsel bölgeler tarihsel talihleri veya büyük çabaları sonucunda modern bilgisayar, iletişim, telefon ve çağdaş ulaşım teknolojileriyle donanıp adeta elektronik mekanlara dönüşüyor. ABD'nin California eyaletindeki bir bilgisayar firması, programlarının dizaynını Silikon Vadisi'nde yaparken, programın bazı kısımlarının yazılması için Hindistan'daki bilgisayar mühendislerini çalıştırabiliyor. Aynı şekilde Japonya'da merkezi karargahları olan otomobil şirketleri Meksika'daki düşük ücretlerden yararlanabilmek için otomobil parçalarının asamblesini burada yapmak üzere yeni fabrikalar kurabiliyor. | ||||||||||||||||||||||||||||||||
Kaynaklar: "Türkiye 53.2 milyar avroluk AB 7'nci Çerçeve Programı için Atakta", Radikal, 25 Şubat 2007. • Ali Akurgal, "Bilgi Toplumu Olur muyuz?", BT Haber www.bthaber.com • Baha Kuban ve Semih İşevi, "Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Demokrasi", www.bilgiyonetimi.org • Bahadır Kaleağası, "Siyasete Teknolojik Soluk", Radikal, 28 Şubat 2004 • Bahadır Kaleağası, "Tek yol bilgi toplumu devrimi!", Radikal, 24 Şubat 2007 • Bilgi Toplumu Stratejisi (2006-2010), Devlet Planlama Teşkilatı • C. Can Aktan ve Mehtap Tunç, "Bilgi Toplumu ve Özellikleri", Yeni Türkiye Dergisi, Ocak-Şubat 1998 • Dieter Lapple, "City and Region in the Age of Globalization and Digitization", German Journal of Urban Studies, C. 4, S. 2, 2004 • Faruk Kocacık, "Bilgi Toplumu ve Türkiye", C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, Mayıs 2003 Cilt : 27 No: 1 • Gökhan Orhan, "Bir Risk Toplumu Olarak Bilgi Toplumunun Örgütlenmesi", www.bilgiyonetimi.org • İsmail Mazgit, "Bilgi Toplumu ve Sağlığın Artan Önemi", www.bilgiyonetimi.org • İsmet Demirkol, "Entelektüel Sermaye", www.ekodiyalog.com • Leif Edvinsson ve C. Stenfelt, "Intellectual Capital of Nations for Future Wealth Creation", Journal of Human Resource Costing and Accounting, C. 4 S.1, 2000 • Mehmet C. Marin, "Elektronik Küresel Mekanlar, Tele-Koloniler ve Türkiye'deki Kentler", www.bilgiyonetimi.org • Michael Mandel, "Why The Economy Is A Lot Stronger Than You Think", BusinessWeek Online, 13 Şubat 2006 • Mustafa Kemal Şen ve İsmail Hira, "Sana Sonrası Toplum Kuramları", www.bilgiyonetimi.org • Özgür Uçkan, "Bilgi Ekonomisi ve Türkiye", IX. Türkiye'de Internet Konferansı • Peter F. Drucker, Yeni Gerçekler, çev. Birtane Karanakçı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1992 • Sedef Seçkin Büyük, "Şimdi Sıra High Tech'de", Capital, Ekim 2002 • Selim Türsen, "Şortlu Mühendislerle Bilgi Toplumuna", Milliyet, 14 Eylül 2006 • The Global Information Technology Report 2006-2007, World Economic Forum • Leyla Arsan, "Türkiye'nin ARGE altyapısı yeterli mi?", Bilgi Çağı, Sayı. 31, Mart 2007 • Şirin Elçi, "Avrupa Paradoksu, Teknoloji Platformları ve İnovasyon", Bilgi Çağı, Sayı. 31, Mart 2007 |
||||||||||||||||||||||||||||||||