Patent
AB




Türkiye patent yarışında dünyanın çok gerisinde. Yerli firmaların 2001-2003 yılları arasında aldığı patent toplamı 24! Kore'de aynı dönemde bu sayı 10 bine yaklaşıyor. Brezilya'da 191, Suudi Arabistan'da 35...

Yaklaşık 40 bin patente sahip olan ve her yıl 3 binin üzerinde yeni patent alan IBM ve 25 binin üzerinde patent sahibi olan HP'nin ARGE için yaptığı yatırımın boyutları da dünyanın birçok ülkesinde yapılan toplam yatırımdan daha fazla. IBM'in ARGE harcamaları 4,4 milyar dolar; Türkiye'de yapılan toplam ARGE harcamaları ise 1,2 milyar dolar.

İlk patent yasası 1474 yılında Venedik'te çıkarıldı. Amaç yetenekli tüccarları kente çekmekti. Aradan yüzyıllar geçti, patent yasaları farklı şekillere girdi çıktı, patent tartışması güncelliğinden bir şey kaybetmedi. O zaman yasa yapıcılar patent yasasının 21. yüzyılda hala bu kadar etkin bir şekilde tartışma yaratacağını düşünmüş müydü?

15. yüzyıl Venedik'inde farklı teknikler bulan herkes buluşunu; 10 yıl boyunca başkalarının kullanmasını engelleyen, kullanılması durumunda da 100 ducat ceza uygulayan bir yasayla korumaya alıyordu. Günümüzde her devletin patent ofisi patent haklarını korumak üzere çalışmalar yürütüyor. Her ulusun yasal düzenlemelerinde farklılıklar olsa da, temel noktalar açısından günümüz patent sistemi Venedik'te uygulanan patent sistemiyle benzerlikler gösteriyor.


 

Entelektüel sermaye değerleniyor

Fikir ve yeniliklerin hammadde, enerji ya da topraktan daha önemli bir kaynak haline geldiği günümüzde, fikri mülkiyet konusunun sık sık ele alınması kaçınılmaz. ABD'deki şirketlerin değerlerinin dörtte üçünün elle tutulamayan değerlerden kazanıldığını düşünürsek "entelektüel sermaye yönetimi" kavramının neden stratejik bir iş aracı olmaya başladığını da anlayabiliriz. Özellikle teknoloji ve telekomünikasyon alanında son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler, fikri mülkiyetin ne kadar etkili olmaya başladığının kanıtı. Araştırmalara göre, dünyada yalnızca teknoloji alanındaki lisanslardan elde edilen yıllık gelir 100 milyar doların üzerinde.

Patent dünyası

Dünya çapında da patent başvurularının sayısı son 10 yılda iki katına çıktı. Patent ofislerinin en yoğun çalıştığı bölgeler ABD, Avrupa ve Japonya. Bu üç bölgede yapılan patent başvurularının oranı dünya toplamının yüzde 90'ını oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü UNCTAD'ın 2005 yılı Dünya Yatırım Raporu'na göre ABD, Kore, Hindistan, Çin, Tayvan, Hong Kong ve Avrupa patent sayısı bakımından dünyada en üst sıralarda yer alıyor.

Dünya genelinde patentlerin korunması ülkelerin kendi hukukları çerçevesinde sağlanıyor. Yoğun şekilde "Topluluk Patenti" üzerine çalışan Avrupa Birliği ülkelerinin şimdiki patent sistemi şu şekilde işliyor: Herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinde alınan bir patentin diğerlerinde de geçerli olabilmesi için şartlar söz konusu. Örneğin Almanya'da alınan bir patentin İspanya'da da geçerli olabilmesi için patent alınırken İspanya'nın özel olarak belirtilmiş ve patentin İspanyolca çevirisinin hazırlanmış olması gerekiyor.

Türkiye'de patent

Türkiye patent yarışında dünyanın çok gerisinde. UNCTAD'ın raporuna göre Türkiye'de yerli firmaların 2001-2003 yılları arasında aldığı patent sayısının toplamı 24. Kore'de aynı dönem içinde 10 bine yaklaşıyor. Brezilya'da 191 ve Suudi Arabistan'da 35. Türk Patent Enstitüsü 1995 yılında kuruldu. Kurumun varlığı ve çalışmalarıyla fikri mülkiyet hukukumuzdaki değişiklikler Türkiye açısından olumlu gelişmeler olarak gösterilebilir. UNCTAD'ın raporuna göre Türkiye yetişmiş insan gücüne sahip, çokuluslu şirketlerin ülkemizde yaptığı ARGE harcamalarının 1,2 milyar dolar olması da ülkenin avantajlı konumda olduğunu gösteriyor.


 

Teşvik mi engel mi

En çok tartışılan konulardan biri patent yasalarının gerekliliği. Yenilikleri korumak için yapılan bu yasaların, yenilikler için bir teşvik mi yoksa engel mi oluşturduğu konusunda farklı görüşler var. Özellikle teknoloji alanında "özgür yazılım" atılımıyla başlayan gelişmeler, patentler olmadan yeniliklerin artacağı yönünde görüşleri olan bir kesimin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu görüşü savunanlar, tüm yenilik ve bilgilerin herkes tarafından paylaşılmasıyla yapılacak yeniliklerin sayısının artacağını, toplumun tüm kesimlerinin faydalanabileceğini düşünüyor. Görüş tüm dünyada hızla yayılıyor. Yeni teknoloji şirketleri entelektüel sermaye aracılığı yaparak bir "fikir pazarı" oluşturmaya çalışıyor. Bir diğer görüş ise patent yasalarının yenilikleri teşvik ettiğini ve koruma güvencesi sağlayarak insanların yaptıkları yenilikten faydalanmalarına olanak verdiğini savunuyor. Bu görüş, patent sisteminin yeni fikirler için bir pazar yarattığını ileri sürüyor.

Patentin yeniliklerin önünü açması konusunda da iki noktaya değiniliyor. Birincisi, patentlerin geçici bir süre için verilen haklar olması. Böylece belli bir süre sonra herkesin kamu malı haline gelen fikirlere ulaşması mümkün oluyor. İkincisi de patentli yeniliklerin tüm detaylarının açıklanması gerekliliği ve böylece patent süresi dolduktan sonra bir yeniliğin içeriğinin tam olarak öğrenilip endüstriyel gelişim için gerekli diğer yeniliklerin kolaylıkla yapılabilecek olması.

Patent sisteminin yenilikleri teşvik etmesi konusundaki en önemli örnek Çin. Komünizm döneminde patent yasaları kaldırılmıştı ve tüm yenilikler devletin mülkü sayılıyordu. Yenilikler için yapılan yatırımlar azdı. Patent yasaları uygulanmaya başlandıktan sonra Çin'de gerçekleşen yeniliklerin sayısı neredeyse dünyanın geri kalanıyla yarışır hale geldi.

Şirketler yarışıyor

Patent konusunda en büyük oyuncular şirketler. Şirketler artık entelektüel sermayelerini işlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başladı.

Teknoloji şirketleri arasındaki genel yaklaşım ARGE'ye harcanan her 1 milyon dolarlık yatırım için iki patent almak. Yaklaşık 40 bin patent sahibi olan ve her yıl 3 binin üzerinde yeni patent alan IBM ve 25 binin üzerinde patent sahibi olan HP'nin ARGE için yaptığı yatırımın boyutları da dünyanın birçok ülkesinde yapılan toplam yatırımdan daha fazla. UNCTAD'ın raporuna göre IBM'in ARGE harcamaları 4,4 milyar dolar; Türkiye'de yapılan toplam ARGE harcamaları ise 1,2 milyar dolar.

Şirketler arasında yenilik yapma ve patent alma yarışı hızla büyüyor. Her yeniliğe patent alma girişimindeki şirketler, artık başkalarının patentlerini ihlal etmeden yenilik yapamaz hale geldi. Birbirlerinin patentlerini satın alan ve lisanslı ürünlerinden yararlanan şirketler bundan şikayetçi değil. Her şirket farklı bir patent alıyor ve şirketler arasında patent değiştirme oyunu oynanıyor.


 

Sorumluluklar bitmiyor

Patent almak beraberinde belli sorumluluklar da getiriyor. Örneğin başkalarının patentlerini ihlal etme ve her yeniliğe patent almaya çalışıp başka yeniliklerin önünü kapama gibi konularda şirketlerin hassas davranmaları ve sorumluluk almaları bekleniyor. Patent tartışmalarının odağındaki şirket Microsoft. Microsoft, tüm stratejisini yenilik ve patentler üzerine şekillendirdi. Şirketin halen sahip olduğu 6 bin patent dışında, kabul bekleyen 10 binin üzerinde patent başvurusu bulunuyor. Patent ihlalleri konusunda en çok dava edilen şirket olma özelliğini elinde bulunduran Microsoft'un, yasal işlemler için yaptığı yıllık harcamalar 100 milyon doları geçiyor. Bu kaybın yanında en çok korsanı üretilen yazılım olma özelliğinden dolayı "Microsoft yazılımı" her yıl milyonlarca dolar satış kaybı da yaşıyor.

Bu gibi sorunları çözmek amacıyla bazı teknoloji firmaları patente önem vermelerinin yanında, yenilikleri paylaşmayı da önemsediklerini göstermek için çeşitli yöntemler denemeye başladı. Örneğin IBM 2004 yılında ABD patent ofisi tarafından yıllık patent sayısı sıralamasında 3248 patentle en tepede gösterildiği gün, 500 adet yazılımının patentini "özgür yazılım" geliştiricilerine bıraktı. IBM'den sonra Nokia gibi birkaç çokuluslu şirket de benzer yöntemler izledi.

Patentin geleceği

Fikri mülkiyetin zengin dünyanın tekelinde bulunduğu, zenginlerin sahip olduğu mülkiyeti lisanslayarak fakirlere sattığı görüşü ve beraberinde oluşan tepki, patent yasalarının geleceğini şekillendirebilir. ABD tarafından patentli bazı AİDS ilaçlarının fakir ülkeler tarafından üretilememesiyle gündeme gelen sorun, yasalarda değişiklik yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Aslında sorunun adını şöyle koymak mümkün; patent yeniliği özendiriyor mu yoksa engelliyor mu? Tartışmalara göre önümüzdeki yıllarda patent konusunda yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bir görüş patentlerin alanı, süresi ve koruyuculuğunu genişletmek yerine sınırlayarak, değişim sağlanabileceğini iddia ediyor. Sınırlamaların neye göre, ne kadar ve hangi alanda yapılması gerektiğini belirlemek yazıldığı kadar kolay olmayacak.