Aldo Kaslowski
Mehmet Barlas / Emre Kongar
Timur Tuncer
Ipek Cem
Türkan Saylan
Ramize Erer
Rasim Öztekin / Kemal Islamoglu
Ümit Boyner
Sahan Gökbakar
Özgür Kibris




Ramize Erer Türkiye'nin ilk kadın karikatüristlerinden. Erer, Türkiye'de kadınların ezildiğini ve sömürüldüğünü vurguluyor. Bu durumu karikatürle provoke ettiğini belirtiyor.

"Erkekler kafalarındaki hanım hanımcık kadın tipini görmek istiyor. 'Kötü Kız'ı gördüklerinde küfür duymuş gibi oluyor, inciniyorlar. Bir erkek arkadaşım 'Kötü Kız'dan kadınların sırlarını öğrendiğini söylemişti."

1990'lı yıllarda mizah dergilerinin sayısının artmasıyla kadın çizerler ve karikatüristler de kendilerini göstermeye başladı. Günümüzde gazete sayfalarında ve mizah dergilerinde kadınların hissedilir bir ağırlığı var. Türkiye'nin ilk kadın karikatüristlerinden Ramize Erer, Oğuz Aral'ın "Gırgır"da yetiştirdiği öğrencilerinden.

Radikal gazetesindeki "Kötü Kız" tiplemesinden tanıdığımız Erer, kalemiyle ilişkileri ve evliliği sorguluyor. Kadınların sesini karikatürlerinde duyurduğunu söyleyen Erer, "Bunlar bana iyi geliyor" diyor. Türkiye'nin karikatür kimliğinin oluştuğuna değinen Erer, diğer ülkelerden ayrılan bir çizgimiz olduğunu düşünüyor ve "Karikatür bence Türkiye'nin yüz akı" diyor. Erer, 1990 yılında yayınlanan "Bir Bıyıksız" adlı albümüyle karikatür albümü çıkaran ilk kadın karikatüristlerden.


 

Vs.: Çizmeye Oğuz Aral'ın yanında başladınız. Aral'ın çizginize nasıl bir etkisi oldu?

Karikatür çizmeye 16 yaşındayken başladım. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde okudum. Gırgır'da Oğuz Aral'la çalışmaya başladım. Karikatür dünyasında onun olması benim kuşağımın çizerleri için büyük bir şanstı. Biz onun öğrencileriydik. Babamız gibiydi. Yeteneklerimizi fark etti ve bize sahip çıktı. Kendimizi geliştirmemizi sağladı. Çalışma disiplini verdi ve bizi çok çalıştırdı. Onun sayesinde yaptığımız işten para kazanmayı öğrendik. Amatörken, Oğuz Aral karikatürlerimizi yayınlamasa bile bize işimizin karşılığını mutlaka verirdi. Ondan aldığım destekle bugüne geldim. Bugün hala ondan cesaret alıyorum. Belki o olmasaydı karikatür hayatımı bu kadar sürdüremeyebilirdim. Oğuz Aral'ın yarattığı kuşakta olmak benim için büyük şans.

Vs.: Sizin için karikatürün tanımı nedir?

Karikatür benim yaşam tarzım. Mizah ve karikatür benim için bir silah. Çizmeye böyle başladım. Kendimi ifade etmenin bir aracıydı. Sonra bir silaha dönüştü. Kızgınlıklarımı, belli edemediğim duygularımı karikatürle ifade ediyorum. Yaralamak ve saldırmak istediğimde karikatürü kullanıyorum. Alay etmeyi ve espri yapmayı yumuşatan bir tarafı olan karikatür, aynı zamanda sert bir anlatım yolu. Bu nedenle karikatür benim silahım.

Vs.: Karakterlerinizi nasıl yarattınız?

Birden bire oluşmadı. Hepsi bir birikimin sonunda ortaya çıktı. İlk olarak karikatür yapmanın yolunu öğrendim ve karikatürle kendime ait bir dünya kurdum. O dünya oluştuğunda karakterler de çıkmaya başladı.

Vs.: Nelerden ilham alıyorsunuz?

Yaşadığım, izlediğim, gördüğüm her şeyden ilham alabiliyorum. Esprilerimi oluştururken her şeye açığım. En önemli malzemem insan. İnsanların davranışları, bakışları, kurdukları ilişkiler, kendim, çevrem, ailem bana fikir veriyor. Karikatür çizmek için gözlem yapmanız gerekiyor. Yoksa kendinizi karikatürle iyi ifade edemezsiniz. Çevreme bilinçli bir şekilde bakıyorum. En küçük ayrıntı benim için malzeme olabiliyor.


 

Vs.: Bir karikatürü çizmek ne kadar zamanınızı alıyor?

Asıl iş espriyi bulmak. O bazen beş dakikada oluşuyor. Bazen de bir gün boyunca çıkmıyor. Radikal'e ilk başladığımda bir karikatüre yarım günümü ayırıyordum. Şimdi iki, üç saatte çizebiliyorum.

Vs.: Stilinizde yıllar içinde ne yönde gelişme oldu?

İlk başladığımda karikatür kendimi ifade etme aracımdı. Kendimi tedavi etmemin yolu olduğu için karikatüre sarıldım. Resim yapmak da beni rahatlatıyordu, ama bana karikatür iyi geldi. İnsanlarla ilişki kurmayı karikatür sayesinde öğrendim. Düşünsel anlamda olaylara hakim olmaya başladım. Zamanla karikatür işim haline geldi. Artık karikatür bana değil, ben karikatüre hakimim.

Vs.: Türkiye ve Türk insanı karikatüristler için iyi bir malzeme mi?

Aslında bütün insanlar iyi bir malzeme. Bu toplumda yaşadığımız ve birbirimizi daha iyi tanıdığımız için ben Türk insanını anlatıyorum, ama sonuçta karikatür evrensel bir dil. Ben tüm insanların problemlerini anlatıyorum. Bu nedenle Almanya'da da çizebilirim. Orada da insanlar okuduğunda karikatürdekiler onlara çok uzak gelmiyor.

Vs.: Türkiye'nin oluşmuş bir karikatür kimliği var mı?

Evet, bence karikatür Türkiye'nin yüz akı gibi. Türkiye'de birçok sanat dalı bana pek oturmuş gelmiyor. Çok iyi eserler göremiyorum. Zaman zaman taklit geliyor, ama Türk karikatürü diye bir şey var. Türkiye'de bize ait karikatürler yapılıyor. Diğer ülkelerinkilerden ayrılan bir çizgimiz var.

Vs.: Türk karikatüristler arasında en çok kimi beğeniyor, kimlere gülüyorsunuz?

Gazetelerdeki çizerleri ve mizah dergilerini takip ediyorum. Karikatür okumayı seviyorum. En çok eşim Tuncay Akgün'ün "Bezgin Bekir" karakterine gülüyorum. "Muhlis Bey" karakterinin yaratıcısı Behiç Pek ve Mehmet Çağçağ çok iyi. Ahmet Yılmaz beni çok şaşırtıyor. Onu büyük bir merakla okuyorum.


 

Vs.: Fransa'nın ünlü karikatür dergisi Charlie Hebdo'nun Sonbahar 2005 sayısında iki sayfa size ayrılmıştı. Ünlü çizer George Wolinski, "Türkiye'de çok iyi çizerler var. Ayrıca Ramize Erer mükemmeldir" diyor. Sizden etkilenmelerinin nedeni nedir?

Türkiye'ye Charlie Hebdo'nun çizerleri gelmişti. Tanıştığımızda karikatür albümümü verdim. "Tehlikeli İlişkiler" ve "Kötü Kız"dan çok etkilendiler. Dergide yayınlamaya karar verdiler. Geçen yaz Paris'e gittiğimde benimle röportaj yaptılar. Özellikle George Wolinski karikatürlerimi etkileyici buluyor. Aynı zamanda bu etkide bir Türk kadın çizer olması ona ilginç geliyor. Çünkü Fransa'da da kadın çizer pek yok.

Vs.: Karikatürlerinizde kadın-erkek ilişkilerini ve kadın düşüncelerini işliyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

Karikatür çizmeye kendimi anlatarak başladığım için kadınlar dünyasını işlemeye yöneldim. Zaten erkekleri de çok iyi tanımıyordum. İlişkileri anlatıyordum. Kahramanlar da etrafımdaki insanlardı. Aslında ben hep annemi ve babamı izleyerek büyüdüm. Yaşadıklarımla değil, büyüklerin dünyasıyla ilgilendim. Çizgimde evlilik, ilişkiler ve evliliği sorgulamalar hep vardı. Öyle de devam etti. Bu konuları hem iyi çiziyorum hem de bunlar bana iyi geliyor.

Vs.: Feminist çizer olarak anılıyorsunuz. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Feminist bir tarafım tabii ki var. Bazı kadınlar feminist olsa da bunu dile getirmez. Bu büyük bir kompleks. Özellikle genç kadınlar bunu reddediyor. Feminist kadınların çirkin ve bakımsız olduğu düşünülüyor. Bu erkeklerin yarattığı bir söylem. Ayakta kalmak isteyen kadınların feminist olması ve feminizmi bilmesi gerekiyor.

Vs.: Türkiye'deki kadın-erkek ilişkilerini nasıl buluyorsunuz?

Çok eşitsiz buluyorum. Kadınlar eziliyor, sömürülüyorlar. İş ilişkilerinde ne yaşanıyorsa, duygusal ilişkilerde de böyle. Kendilerini ikinci planda görüyorlar. Buna karşı çıkamıyorlar. Onlara verilen rolleri kabul ediyorlar. Okumuş, aydın bir kadın olsa bile evlenip çocuk sahibi olanları annesinin pozisyonunda görebiliyorsunuz. Bu acıklı aslında. Kadınların ilişkilerinde çok güçlü olmadıklarını görüyorum.


 

Vs.: Radikal gazetesindeki "Kötü Kız" tiplemenizin hikayesi nedir?

10 yıl önce birden kötü bir kız yapmak istedim. O birikmiş bir şeydi. Radikal'den de her gün çizmem istendiğinde "Kötü Kız"ı yarattım. Hafta içi ilişkileri anlatan, hafta sonu daha eğlendirici bir tip oluşturmaya çalıştım. Okutturacak, merak ettirecek, radikal bir tip ortaya çıkardım. Bu tipin zamanı gelmişti.

Vs.: "Kötü Kız"ı kimler seviyor?

Kadınlar "Kötü Kız"ı çok seviyor. Çünkü olmak istedikleri bir kadın tipi. İçlerinde yaşattıkları ve gizledikleri bir tipi "Kötü Kız"da görmek kadınları çok rahatlattı. Birçok kadın "Beni çiziyorsun" diyor.

Vs.: Karikatürlerinizde kadınlar hakkında çok ipucu veriyorsunuz. Bu erkeklerde nasıl bir etki yapıyor?

Sanırım erkekler "Kötü Kız"ı pek sevmiyor. Onun oturuşundan bile hoşlanmıyorlar. Çünkü erkekler kafalarındaki hanım hanımcık kadın tipini görmek istiyor. "Kötü Kız"ı gördüklerinde küfür duymuş gibi oluyor, inciniyorlar. Bir erkek arkadaşım "Kötü Kız"dan kadınların sırlarını öğrendiğini söylemişti. Biri de "Senin karikatürlerini okuyunca ben yakalanmış gibi hissediyorum, utanıyorum" demişti. Bu nedenle provoke etmek istiyorum. Zaten karikatürün böyle bir tarafı olmalı. Çok evcil ya da steril tipler değil, hayatın içinden tipler yakalıyorum.

Vs.: Yeni bir karakter yaratacak mısınız?

Zaman zaman farklı karakterler çiziyorum, ama onu bir tipe dönüştürmüyorum. Bazen karikatürün başlığına bir isim koyup birkaç gün onu sürdürüyorum. Zamanı geldiğini hissettiğimde yeni karakterler yapabilirim.

Vs.: Leman Dergisi'ndeki "Bezgin Bekir"in yaratıcısı karikatürist Tuncay Akgün'le evlisiniz ve iki çocuğunuz var. İki karikatüristin evliliği nasıl oluyor?

Tuncay'la akademide öğrenciydik. Aynı ortamda çalıştık. Birbirimizi sevdik ve yaklaşık 10 yıl beraber yaşadık. Sonra bir gün evlenmeye karar verdik ve evlendik. Bu nedenle ben evliliği kurallar dahilinde yaşamadım. Ne zaman evliliğe geçtiğimizi hissetmedim. Düğünümüz olmadı, evimizi evli evi gibi döşemedik. Şu an evliliğimiz iyi gidiyor. Onu ve onunla evli olmayı seviyorum. Evliliğe karşıyım, ama çocuklarımız var. Başka bir seçeneğimiz yok. Kendimizi en fazla nasıl koruyabilirsek öyle sürdürmeye çalıyoruz. Bu biraz da evliliği nasıl yorumladığınıza bağlı.


 

Vs.: Çocuklarınızla diyaloglarınız nasıl? Karikatürist bir anne olmak farklı mı? Onları nasıl yetiştiriyorsunuz?

Rüzgar Mehmet 9 yaşında, Leyla ise 1,5 yaşında. Onlara normal bir anne gibi davranıyorum. Çünkü çocuklar normallik istiyor. Örneğin evde kurabiye yapmak hem bana hem onlara mutluluk veriyor. Onlara zaman ayırmak ve güven vermek çok önemli. Tek başıma olsam daha bohem yaşayabilirim, ama çocuklarım olunca öyle olmuyor. Daha dikkatli olmak zorundayım. Klasik anne rolünü oynamak zorundayım. Çocuklar sizin diğer anne ve babalara benzemenizi istiyor. Onun dışında olduğunuz zaman çocuk sizi eleştirmeye başlıyor. Bu nedenle mümkün olduğunca normal olmaya çalışıyorum.

Vs.: Çocuklarınızın da karikatürist olmasını ister misiniz?

Çocuklarımı iyi yetiştirmek istiyorum. Ancak karikatürist olmalarını istemem. Çünkü bu alan benim için çok bildik. Beni heyecanlandıran bir iş yapmalarını tercih ederim. Sanatçı olmalarından büyük mutluluk duyarım. Onların kendilerini yetiştirmesi için elimden geleni yapıyorum.

Vs.: Evinizdeki sorumluluklarınızla işinizi nasıl dengeliyorsunuz?

Her gün çalışmaya başladığımda zorlandım, ama kısa sürede zamanımı ayarlamayı, bazı lükslerden vazgeçmeyi, her yerde karikatür çizebilmeyi öğrendim. Artık ilham beklemek zorunda kalmıyorum. Çocuklar işimi kısıtlıyor, ama bana engel teşkil etmiyor.

Vs.: Bundan sonrası için hedefleriniz neler?

Daha güzel şeyler yapmak istiyorum. Karikatürlerimin yurtdışında da okunması beni mutlu eder. Yeni okuyucularla buluşmayı hedefliyorum. Bütün sanatçılar bunu ister. Yurtdışında kitabımın basılmasını istiyorum.