|
|
|||||||||
|
|||||||||
|
Vs.: Seçim döneminde NTV'de yaptığınız Bilinçli Seçmen programının tutulmasının, seçimlerde etkili olmasının nedeni neydi?
Bugüne kadar yapılmamış bir programdı. Bu, bir televizyon mühendisliği görevini yürüten NTV'nin fikriydi. Bugüne kadar hep seçilenler konuşuyordu. Biz de seçenlere söz hakkı verdiğimiz için ilgi gördük. Seçmenlerin doğal ve gerçek duruşunu ortaya çıkardık. Bu anlamda politikacılara da çok malzeme verdi. Sonra da programı devam ettirmeye karar verdik. Gerçeğin sesini duyurmak istediğimiz için "Gerçeğin Ta Kendisi" ismini verdik. Hayat aslında onların önünden akıp gidiyor. Bazen müdahale edebiliyorlar, kimi zaman da seyirci kalıyorlar. Onların duygu ve düşüncelerine mim konulması gerekiyordu. Biz de bunu yaptık.
Vs.: Programda halkın nabzını tutarken halktan biri imajı sergiliyorsunuz. Halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Sokaktaki pozisyonum çok iyidir. Genellikle sert ve tartışma yaratabilecek, insanları agresif hale getirebilecek sorularıma bile ılımlı, gerçek ve sevecen cevaplar alıyorum. Beni severler, ben de onları severim. Bugüne kadar hassas konularda bile en küçük bir sorun yaşamadım.
Vs.: Sorular genellikle çok halktan, konular ise son derece spesifik. Özellikle mi?
Konuları editörümle birlikte tamamen gündemle ilgili belirliyoruz. Gündemde konuşulması gereken konuları tercih ediyoruz. Doğru cevapları almak için basit sorular hazırlıyoruz.
Vs.: Diksiyonunuza pek önem vermiyorsunuz. Bilerek mi böyle konuşuyorsunuz?
Benim için diksiyon, fonetik hiç önemli değil. Önemli olan kendini iyi ifade edebilmektir. Bunu yaparken hiçbir sorun yaşamıyorsan, karşındaki seni algılayabiliyorsa tamam demektir. Özel bir gömleğim ya da kılıfım yok. İçimden geldiği gibi konuşuyorum.
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: İş dışında özel bir uğraşınız var mı?
Okumayı çok severim. Tarihe düşkünlüğüm var. İkinci Dünya Savaşı'na dair bilgi, orijinal belge, fotoğraf, madalya toplarım. Bir koleksiyonum var. Antikaya meraklıyım. Yurtdışına çıkıp özellikle mistik yapıları gezmeyi çok severim. Sık sık sinemaya giderim.
Vs.: Mutfakla da aranız iyi. Neleri seversiniz, yemek yapar mısınız?
Yemek yemeyi çok severim. Yaprak sarması dahil her yemeği yaparım. Elazığlı'yım, ama ailem Tokat'ta doğup büyüdüğü için o yöreye ait fasulye kavurmasını çok iyi yaparım. En çok Antep mutfağını beğenirim. Ayrıca Kastamonu ve Adana mutfağını da çok severim.
Vs.: Ne sıklıkta mutfağa giriyorsunuz?
İşlerimin yoğunluğu nedeniyle son yıllarda giremiyorum. Yemekleri evdeki yardımcım yapıyor, ama pazar kahvaltılarım çok meşhurdur. Boş olduğum zamanlarda dostlarıma özenle pazar kahvaltıları hazırlarım.
Vs.: Sağlıklı beslenme rüzgarına ne diyorsunuz?
Bu konu endüstriyel bir boyut aldığı için pek ilgilenmiyor ve söylenenleri dikkate almıyorum. Yaşamdaki ruhsal pozisyonun önemli olduğunu düşünüyorum. Benliğiniz kibirden uzaksa, huzurluysanız inanın tereyağı damarlarınızı çökertemez. Ben buna inanıyorum. İç huzurum olduğu için kilolarım beni üzmüyor.
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vs.: Nasıl besleniyorsunuz?
Hiçbir şeye dikkat etmiyorum. Ne lezzetliyse onu yiyorum. Bunu alternatif olarak sunmuyorum. Ancak huzurlu ve iç çatışmasız yaşamaya gayret gösteriyorum. Bunu başardıktan sonra kolesterol dengesini sağlamak çok kolay.
Vs.: Teknolojiyle aranız nasıl?
Teknolojinin imkanlarından yararlanıyorum, ama teknoloji oyuncusu değilim. İşin tekniğiyle ilgilenmem. Bana ürünleri nasıl kullanacağımı birileri anlatır, ben de kullanırım.
Vs.: Türk KOBİ'lerine özel bir hayranlığınız var. Türkleri iş dünyasında nasıl buluyorsunuz?
Toplum mühendisliğimizi ve dizaynımızı yaptığımız zaman iş dünyasında çok iyi işlere imza atabiliriz. Yaratıcılığımıza hayranım. Özellikle Türk KOBİ'lerini çok başarılı buluyorum. Yalnızca biraz disipline ve düzene ihtiyacımız var.
Vs.: İletişim mezunlarının birçoğu iletişim kurmaktan aciz. Sizce bu okulların durumu ne olacak?
Hayat, içinde yer aldığınız ölçüde sizi zenginleştirir. Hayata bir şeyler verip ondan bir şeyler aldığınız sürece zenginleştiğinizi hissedersiniz. İletişim fakülteleri son yıllarda hayatın içine girmeye ve hayatla barışmaya başladı. Benim okuduğum yıllarda okulda fotoğraf laboratuvarı bile yoktu. Artık fakültelerde laboratuvarlar, radyolar, ajanslar, stüdyolar kuruluyor. Böyle devam ettiği sürece iletişim sorunu çözülecek ve daha dinamik iletişimciler yetişecektir.
Vs.: Sahillerimizdeki insan manzaralarının uluslararası basına yansımasını nasıl buluyorsunuz?
Bu önemli bir konu. Bu ülke insanları Osmanlı'nın torunları. Buraya bugün gelmedik. Çok önceden gelerek dünyadaki önemli uygarlıklardan birini kitaplarıyla, şiiriyle, müziğiyle, kıyafetiyle yarattık. Biz kendimiz yaptık bunu. Atalarımızın edebi, hayata bakışı, terbiyesi, duruşu vardı. Biz bu gelenekten, bu kökten radikal kopuşlar yaşadığımız sürece böyle manzaralarla karşılaşacağız. Ben dünü yaşayalım demiyorum. Ancak büyük kopuşlar yaşadığımız sürece kimliksiz ve yarınsız olacağız. Düne bakarsak, dünden mutlaka bugüne taşıyacağımız değerler var. Onlar bizim genetik kodlarımız. Bunu reddettiğimiz ölçüde denize donla gireriz. Başka medeniyetlerin insanları da buna bakar ve bizimle dalga geçer. Bizim atalarımız denize donla girmiyordu. Bir deniz geleneği vardı. Bunda suç yalnızca denize böyle girenlerde de değil. Dünden bugüne neler alacağımızı toplumsal bir düzende tartışmamız gerekiyor.
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||