Ayça Dinçkök
Cem Boyner
Kadir Çöpdemir
Asaf Savas Akat
Gürbüz Dogan Eksioglu
Murat Somer


'herkesin içinde bir katil var'

Türkiye'de özel radyoların mimarlarından Kadir Çöpdemir doğallığı, kendine özgü diliyle radyoculuktan köşe yazarlığına, oyunculuktan televizyon programcılığına kadar pek çok işe imza attı. Çöpdemir yaptığı işlerde başarılı olmasını gerçek bir medya kimliğine sahip olmasına bağlıyor.

Özel radyoların açıldığı ilk günlerden beri hemen herkesin tanıdığı biri Kadir Çöpdemir. Hayata bakışı, duruşu ve mizacıyla hep farklı bir resim çizmiş bir isim. Şu sıralar en çok halkın arasına karışıp kimi zaman başkası sorsa tepki yaratabilecek sorular sorduğu "Gerçeğin Ta Kendisi" programıyla takip ediliyor. Söz konusu Çöpdemir olunca tüm sorular cevap buluyor, sokaktaki insan onu kendine yakın hissediyor.

Çöpdemir de en büyük şansının doğal "biyoenerjisi" sayesinde insanlarla kolay iletişim kurmak ve kendini sevdirmek olduğunu söylüyor. Söz radyo programcılığından açılınca markayım demekten çekinmiyor ama "Yaptığım diğer işler için biraz daha zamana ihtiyacım var" diye vurguluyor. Doğal ve gerçek bir medya kimliğinin son zamanlarda karşılığını alan Çöpdemir'den hayata bakışını, planlarını ve farklı konularla ilgili ilginç görüşlerini dinledik.

 

Vs.: Radyoculuk serüveniniz nasıl başladı?

Tesadüfen başladı. 1983'te İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu kazandım. Öğrenciyken yaşamımı görsel ya da işitsel medyada kazanabileceğimi hissetmiyordum. Yazılı medyada çalıştığım yıllarda işitsel medyanın bu kadar etkili olacağını öngörmüyordum. 1992'de özel radyolar açılmaya başladı. İlk kurulan radyolardan Süper FM'deki yönetmenlerden teklif aldım. Çünkü konuşkanlığım, müzik sevgim, bilgim, esprili kimliğim nedeniyle iyi bir radyocu olacağımı düşünüyorlardı. Radyoculuğa başlayarak öncü isimlerden biri oldum.

Vs.: Sevilmenizin nedeni neydi?

O güne kadar radyoculukta tek ölçüt TRT kriterleriydi. Daha önce özel radyolar olmadığı için bu radyolarda işin nasıl yapılacağıyla ilgili kimsenin bilgisi yoktu. Biz o fikirleri yarattık. Bir devrin açılışını yaptık. Bana bu işin duayeni olduğumu söylemelerini ve sevilmemi buna bağlıyorum. 13 yıldır da mesleğimi başarıyla sürdürüyorum.

Vs.: Türkiye'de özel radyoların açıldığı günden bu yana sizi herkes tanıyor. Bu kadar zamanda kendinizi koruyabilmenizin sırrı nedir?

Bu insanın yaşama getirdiği anlamlara bağlı. Kimisi bilinçlidir, kimisi değildir. Kimisi de müdahalecidir ve kendi dili, kimliği, hayata bakışı, duruşu, tutuşu, kumaşı, dokunuşuyla farklıdır. Bu birey olma yolunda ilerleyen kişinin önemli kimlik özelliğidir. Ben bunlara sahibim. Gazetecilik yaparken de, radyocuyken de kendime ait bir dilim vardı. Şimdi yaptığım televizyonculukta da kimliğimi ortaya koyuyorum. Bu özelliklerim nedeniyle şanslı olduğumu düşünüyorum. Bu bilinçli bir tercih ve tavırdı. Ayrıca doğal bir biyoenerjim var. İnsanlarla kolay iletişim kurup kendimi kolay ifade edebiliyorum. İnsanlar benimle kendilerini rahat hissediyor. Bunu yapmak için özel bir çaba göstermiyorum. Varlığımla bunu sağlıyorum. Tüm bu bileşenler bir araya geldiğinde doğal, samimi, gerçek bir medya kimliği ortaya çıkıyor. Son zamanlarda bu kimliğin karşılığını alıyorum ki birçok iş yapıyorum.

 

Vs.: Popülarite size ne kazandırdı, kaybettiğiniz bir şey oldu mu?

Kaybettirdiği bir şey olmadı. İnsanlarla doğal ve sıcak iletişim kurduğum için onların varlığından rahatsız olmuyorum. Kalabalık ortamlarda gördüğüm ilgi beni şaşırtmıyor, bozmuyor, utandırmıyor. Bu anlamda şükürler olsun ki, bir şey kaybetmedim. Bu popülerliği ticarette ya da başka boyutlarda kullanmadım. İşimi yapıyorum, karşılığında popülerlik kazanıyorum.

Vs.: DJ'lik, köşe yazarlığı, televizyon programcılığı, oyunculuk gibi pek çok iş yaptınız. Kendinize en yakın hangisini görüyorsunuz?

Benim mesleğim radyoculuk. Bu nedenle kendime en yakın radyo programcılığını görüyorum. Diğerleri yaşamımı büyüten, bana hem sosyal hem de ekonomik anlamda alanlar açan işler. İki yıldır NTV'de yaptığım program da markalaşma eğilimi gösteriyor. Bu iş radyoculuktan sonra kendimi en iyi ifade ettiğim, mutlu olduğum iş.

Vs.: Kadir Çöpdemir'in bir marka olduğunu düşünüyor musunuz?

Mütevazı davranmayacağım; radyoculukta kesinlikle bir markayım. Herhangi bir radyonun herhangi bir saatinde program yaptığımda geniş bir dinleyici kitlesiyle kısa sürede buluşup dinleyici sayısını mutlaka artırırım. Radyonun işletmesine maddi katkılar sağlarım. Bu açıdan marka olduğumu düşünüyorum. Ancak diğer yaptığım işler için biraz daha zamana ihtiyacım var.

Vs.: Yeterince para kazanabildiniz mi?

İlk zamanlar işlerim iyi gidiyordu. Ancak 2000 krizinden sonra işsiz kaldım. Çileli bir işsizlik süreci yaşadım, ama Tanrısal senaryoya ve kadere çok inandığım için sabrettim. Yaşamı tanıdıkça ve içinde yürüdükçe her beğeniye, her sosyal statüye ve her gelir durumuna uygun seçenekler olduğunu gördüm. İşlerim birden açılmaya başlayınca rahatladım. Şu an 2000 yılına göre iyi kazanıyorum, ama her istediğimi alabildiğim bir hayatım yok.

 

Vs.: Paranın hayatınızdaki yeri nedir? Paranızı nasıl harcarsınız?

Türkiye ortalamasına göre rahat yaşıyorum. İyi bir evde oturuyorum, iyi bir arabaya biniyorum. Bunlar bana yetiyor. Uçuk hayallerim yok. Fırsatım ve param olduğunda yurtdışına çıkmaya çalışıyorum. Gece hayatını sevmem, içki içmem, kumar oynamam. Çapkın biri değilim. Mütevazı bir hayatı seviyorum. İşim bittiğinde evime gidip kitabımı okumayı, film seyretmeyi, arada bir arkadaşlarımla yemeğe çıkmayı sosyal bulan biriyim.

Vs.: Oyunculukta gösterdiğiniz başarıyla Türk sinemasında "güzel erkek, güzel kadın" olgusunu yıktınız. "Çirkinim ama zekiyim" diyorsunuz. Bu özgüveni neye borçlusunuz?

Gerçekçi olduğum için aynaya baktığım zaman gerçekleri görüyorum. Yakışıklılık ölçülerine uymadığımın farkındayım. Yıllar önce radyocuyken çalıştığım kurumun yöneticisine başarılı olduğum için televizyonda da kullanılmamı önermişler. O da çok çirkin olduğum için beni kullanamayacaklarını söylemiş. O dönemde yine radyoda çalışan çok yakışıklı bir arkadaşı televizyona çıkardılar. Bu söylediklerimi sakın bir kibir ya da sağlam bir egonun yansıması olarak anlamayın. O arkadaşın programı kısa süre sonra bitti. Bir daha da şans bulamadı. Günümüzde televizyon güzellik dışında zeka, doğru bir bakışa sahip olmayı gerektiriyor. Bende bunlardan izler var ki, ekrana çıktığımda insanları çekebiliyorum.

Vs.: Çok yakışıklı olsaydınız bugün daha mı farklı olurdu?

Bu biraz "ah keşkem"e girer. Bilmiyorum nasıl olurdu, ama Allah'ın hikmetinden sual olunmaz. Benim çok derin bir Allah inancım var. Allah böyle yaratmış, böyle lütfetmiş. Yakışıklı olduğu için başka şeylerin altyapısını sağlayamayan insanlardan olabilirdim. Hem zeki hem farklı hem de yakışıklı olmak çok güzel olabilirdi, ama ben halimden son derece memnunum.

 

Vs.: Reklam yıldızı da oldunuz. Oynadığınız reklamda tembel ve anti-kahraman olmanıza karşın insanların sizi çok sevmesinin nedeni neydi?

O reklamda ileri teknoloji ve oynadığım tip birbiriyle bağdaşmıyormuş gibi görünse de içimizde o tipin kırıntıları var ki sevildi. Anti-kahraman olduğu için insanların onu dışlaması gerekiyordu, ama neredeyse kahraman gibi sevdiler. Bence insanlar içimizde bu tipten parçalar olup olmadığını düşünmeliler. Önemli olan bu parçanın büyüklüğü. Çok büyükse feci bir durum ortaya çıkar. Belli orandaysa sizi sevimli kılabilir.

Vs.: Millet olarak tembel miyiz?

Değiliz. Bence bizim sevk ve idaremizde bir sorun var. Genç ve dinamik nüfusu çoğunlukta olan renkli insan malzemesine sahibiz. Avrupa'yı çok dolaştım ve ülkemizle kıyasladım. Avrupa Birliği'ne girme sürecini tamamlayıp Avrupa'nın üyesi olduğumuzda bu dinamik ve renkli gücümüzle yaşlı Avrupa'ya başka bir kanal açabiliriz. Ancak çok ciddi teorisyenlerimiz, toplum mühendisliği liderlerimiz olmalı. Onlar bu gücü ve enerjiyi doğru yollara kanalize etmeliler. Bireyler olarak iyi özelliklere sahibiz, ama bir araya geldiğimizde kuvvetli bir enerji yaratamıyorsak bu bizim sevk ve idaremizle ilgilidir. Nedeni yalnızca bugünle ilgili olamaz. Dünden bugüne taşıdığımız kimi olumsuz değerler ve yanlış dizayn edilen toplum mühendisliğimiz olabilir. Günün birinde bunu başaracağımıza inanıyorum.

Vs.: Başka hedefleriniz var mı? En uçta ne yapmak istersiniz?

NTV ve Radyo D'deki programlarımı sürdüreceğim. Ancak az önce saydığımı işlerin dışında başka hedefler koymuyorum. Tanrısal güce ve kadere inandığım için geleceğe yönelik hayallerim yok. Olsa çok iyi olur dediğim şeyler var, ama onlar da özel yaşamımla ilgili.

Vs.: Sinema filmi teklifi aldınız mı?

Bugüne kadar birkaç teklif aldım, ama kabul etmedim. Çünkü projeleri kendime yakın görmedim. Sinan Çetin benimle bir sinema filmi yapmayı çok istiyor. Günün birinde uygun bir proje olursa onunla bir film yapacağız.

Vs.: Kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Öyle bir düşüncem yoktu, ama oldurdular. Bazı yerlerde yazdığımız yazıları ve verdiğim röportajları Kara Kutu Yayınları bir araya getirmiş. Güzel bir çalışma yaparak bir kitap oluşturmuşlar. Bu projeyi gördüğümde çok heyecanlandım ve teklifi kabul ettim. Eklemeler yaptıktan sonra kitabı tamamlayacağım.


 
sonraki sayfa