|
|
|||||||||
|
|||||||||
|
"Vizörden baktığınızda o an'ı beyninizde durdurma şansınız oluyor. Bazı fotoğraflarıma baktığımda kendi kendime 'ben bu adamı ya da kadını Tanrı'nın unuttuğu bir yerde buldum ve zaman ötesi bir şeyleri dondurdum' diyorum. Bırakmadım, geçip gitmesine izin vermedim. Sanki özel bir an'ı onlar için yakalamak üzere oradaydım, sanki onlar beni seçmişlerdi..." Cem Boyner, "Çocuksu bakışlı yetişkinler, bu dünyaya birkaç kere gelmiş gitmiş gibi, büyük adam gibi bakan çocuklar. Hepsi de en güzel hallerini verdiler bana. En açık, en korunmasız, en samimi. Her birinde bir miktar kendimi buldum. Hafızama taşındı bakışları, hayata karşı duruşları, savunmasız ama cesur. Fotoğraf çekimi kadar, karşılıklı bir ruh çekimi oldu bu çalışma. Onları her yere beraberimde götürüyorum..." sözleriyle ifade ediyor "Uzaktaki Yakın" temasını. "Yakındaki Uzak" için de "Bedenler ilk çağlardan beri resimlendi. En çok resimlenen, fotoğraflanan konu insan bedeni. Güzelliği, içten gelen ışığı, gölgeleri, dokusu hatta kusurların güzelliği... Formun, duruşun, en çok da ifadenin üzerinde çalışıyorum. Amaç, modelle göz göze gelmeyen, erotizmden uzak, ruha sokulgan fotoğraflar. Bir anlamda bedenin nesnesini değil, duygusunu tespit ediyorum. Bazen çok yakında sandığımız bir bedenin, bambaşka algılar içinde oluşunu, meydan okuyuşunu, dokunulmazlığını, tezatlarını, ahengini biriktiriyorum" diyor. "Yakındaki Uzak/Uzaktaki Yakın" sergisinde yer alan fotoğraflardan basılan aynı adlı kitaplar kitabevlerinden ve www.cemboyner-uzakyakin.com internet sitesinden temin edilebiliyor. Kitap satışından elde edilen gelirin bir bölümü, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültelerinin fotoğraf bölümlerine teknik donanımlarının zenginleştirilmesi amacıyla bağışlanacak. Serginin "Yakındaki Uzak" bölümünde yer alan, çoğu özel kurguyla çekilen 49 fotoğrafta, form-ışık birlikteliğiyle beraber bedene yansıyan güçlü ifadeler göze çarpıyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fotoğraf çekmek izin için neyi ifade ediyor? İş dünyasının stresinden uzaklaştığınız bir alan mı, kendinizi keşfettiğiniz bir mecra mı?
Lisede okurken fotoğraf çekmeye başladım. Dayım Leica marka bir fotoğraf makinesi verdi. Uzun zaman siyah beyaz çektim ve de bastım. Fotoğraf benim için hep hobiden öte oldu. Ancak yoğun iş hayatı içinde ne yazık ki hobiye indi. İş hayatı, siyaset derken zaman da çok çabuk geçti. Siyaset hayatım sona erdikten sonra dalmaya başladım. Deniz altını görünce fotoğraf çekmek dalmak için bahane oldu. Yani dalıp da fotoğraf çekmek değil, fotoğraf çekmek için dalmak şekline dönüştü. Sualtında çektiğim fotoğraflarımı 1999 yılında bir sergide topladım. Sonra ekonomik kriz çıktı, krizde işin başında olmak gerekiyordu. Sualtı çok zaman istiyordu, zaman ayıramadım. Sonra makine elimde çekmeye devam ettim. Şu anda benim için hobiden epey ileri bir noktada fotoğrafçılık.
Çıplak gözle bakmak ve vizörden bakmak arasında ne gibi bir fark bulunuyor?
Çıplak gözle yalnızca seyrediyoruz diye düşünüyorum. O an bedenimize yer ederse şanslıyız, çünkü o zaman kalıcı oluyor. Vizörden baktığınızda ise o an'ı beyninizde durdurma şansınız oluyor. Etkisi çok daha güçlü diye düşünüyorum. Bazı fotoğraflarıma baktığımda kendi kendime "Ben bu adamı ya da kadını Tanrı'nın unuttuğu bir yerde buldum ve zaman ötesi bir şeyleri dondurdum" diyorum. Bunun çok önemli olduğunu hissediyorum. Bırakmadım, geçip gitmesine izin vermedim. Sanki özel bir an'ı onlar için yakalamak üzere oradaydım, sanki onlar beni seçmişlerdi...
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sergide yer alan kareler arasında çok özel bulduğunuz bir kare var mı?
Favori fotoğrafım irmik döven Müslüman kız Mariam... Mali'de Kanborro Camii önündeki ihtiyar fotoğrafını da çok seviyorum.
Obje olarak bedenleri seçmenizin nedenleri nelerdir?
Sanırım dünyada fotoğraf çekip de insan bedenini çekmeyen yok gibidir. Tarih boyunca sanata en çok konu olan şey insan vücudu. İnsan insandır sonunda. Ama hala değişik açılardan insanı çekiyor. Ben formun estetiğine önem veriyorum. Işık, gölge, vücudun kıvrımları, bazen ışığın gösterdikleri bazen de göstermediklerini aradım. Amacım göze güzel geleni göstermek, yumuşak, tedirgin etmeyen, bakılası fotoğraflar yaratmak.
Bu proje ne kadar zamanınızı aldı ve toplam kaç kare çektiniz?
Sergilenen fotoğraflarım 2000-2005 arasındaki çalışmalarımı kapsıyor. Bu fotoğrafları onbinlerce fotoğraf arasından seçtim.
Yeni projeleriniz neler?
Bu kitaplara koyamadığım, diğerlerine uymayan ama çok sevdiğim pek çok fotoğrafım var. Onları bir araya toplayacak bir başka kitap düşünüyorum. Karışık, fakat karışıklığın da içinde uyum olan bir kitap olacak. İnsan projeleriyle yaşıyor...
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||