Marketing Focus
Pazarlama
Tasarim
Nostalji: Bilisim
Ülke: Ukrayna




Berker Dorkip ve Ongun Bilsel tasarımlarının verdiği güvenle marka haline gelmeyi amaçlayan iki genç tasarımcı. Öncelikleri ise tasarımlarının üretilebilir olması, ayakları üstünde durması, sağlam bir konstrüksiyonu olması ve ürünü alan kişi açısından şüphe uyandırmaması.

Tasarım birbirinden farklı seslerin yükseldiği bir alan. Bir tasarım için fonksiyonellik mi ön planda olmalı yoksa görüntü mü, tasarımcı sanatçı mıdır yoksa üretici mi, çok sayıda görüş var. Endüstriyel tasarımda öncelikse ürünün satması. Bu noktada fonksiyonellik ve tasarımcının kendini kullanıcının yerine koyması öne çıkıyor. Ürün üretilebilir ve kullanılabilir olmalı, güzel görünmeli. Uzun yıllardır birlikte çalışan genç tasarımcılar Berker Dorkip ve Ongun Bilsel, kurdukları Done Dizayn Tasarım Ofisi'nde farklı bakış açılarına sahip olmanın avantajlarını yaşıyor. İkiliye göre farklı bakış açıları tasarımlarına denge unsuru olarak yansıyor. Dorkip tasarımda üretilebilirliği ön planda tutarken, Bilsel estetiğe öncelik veriyor. Tasarımın bire bir ilham işi olmadığını; pratik yapmanın ve disiplinli çalışmanın kusursuz tasarımlar açısından daha önemli olduğunu belirtiyorlar. Tasarımda usta çırak ilişkisinin ve pratiğe dayalı eğitimlerin Türk tasarımcıların gelişimine katkıda bulunacağını inanıyor; tasarıma yeterince önem verildiği takdirde de Türkiye'nin adının dünyaya daha rahat duyurulabileceğini ve Türk markaların tercih edilmesinin kolaylaşacağını ifade ediyorlar.

 

Vs.: Tasarımda ikinizin ortak görüşünü müşterinin istekleriyle nasıl buluşturuyorsunuz?

Ongun Bilsel (O.B.): Gündelik hayatta tasarımcı, kendini her tür kullanıcı yerine koymalıdır. Önce kendi kullanıyormuş gibi düşünüp sonra tasarlaması gerekiyor. Ev hanımı için bir şey yapıyorsak annemize, komşularımıza, yalnız yaşayanlara soruyoruz. Firma sahibiyle konuşuyoruz. Müşteri beklentileri üzerinden kendimizi tartarak pek çok fikir çıkarıyoruz. Daha sonra fikirler üzerinden eleme yapıyoruz. Aşamalar böyle devam ettikçe hem özgün hem de imzamızı koruyan bir ürün ortaya çıkıyor. İki ayrı kişi olmamız tasarımlarımıza olumlu yönde yansıyor. Tasarım riskle birlikte gitmek zorunda. Ancak firmalar riski en aza indirmek istiyorlar. Gayet makul bir istek. Ancak bu riski almamak için taklit ürünlere yönelmek tasarıma darbe vurmak anlamına geliyor. Türkiye'deki bu sorunları çözmeye çalışıyoruz. Türk tasarımcıların belirlediği trendlerin dünyada kabul görmesini istiyoruz.

Vs.: Trendler hayal gücünüzü sınırlandırıyor mu?

Berker Dorkip (B.D.): Tasarımlarıma baktığımda hepsinde bir boşluk-doluluk hissi var. Malzemenin bir yerinden boşaltırken bir yerini doldurup denge kurmaya çalışmışım. Minimal tutmuşum ama üzerinde yoğun emek var. Yalın, ama boşluk ve doluluklarla hareketlendirilmiş ürünler. Sürekli takip ettiğim ya da etkisi altında kaldığım bir trend olmasa da tasarımlarımı farkında olmadan trendlerden etkilenerek şekillendirdiğimi söyleyebilirim.

O.B.: Endüstriyel tasarımda ürünün satması öncelikli kriter. Satması için mevcut piyasayı takip etmek zorundasınız. Çünkü kullanıcı eğilimini mevcut piyasadan takip edebilirsiniz. Şu anda trendler bizi mutlaka sınırlandırıyor. Trendleri umursamıyor olsak, tasarımlarımızı kendimiz için yapmış olurduk.

 

Vs.: Tasarımlarınızda olmazsa olmaz dediğiniz öğeler var mı?

B.D.: Üretilebilir olması, ayakları üstünde durması, sağlam bir konstrüksiyonu olması ve bir de ürünü alan kişi açısından şüphe uyandırmaması önemli. Sağlamlığından ve işlevini yerine getirmesinden şüphe edilmeyecek, güven verecek bir ürün tasarlamayı amaçlarım.

O.B.: Genel olarak aynı kaygıları taşıyoruz. Ek olarak fonksiyonellik benim için daha ön planda. Ürünün yalnızca güzel gözükmesi yeterli değil. Tasarımın amacı objeyi insanla düşünmek, yani insanın onu kullandığını düşünmek.

Vs.: Öncelikli hedefiniz nedir?

B.D.: Tasarımda Türk markasının dünyaca tanınmasını amaçlıyoruz. Bu umutla yola çıktık. Kendimize bir yol çizdik, ama çok yavaş ilerliyoruz. Bu yol Türkiye'de diğer tasarımcıların gittiği yoldan farklı. Günümüzde Türk insanı kendi beğenisini bilmiyor ya da kendisi beğeni oluşturmuyor. Türk tasarımcıların ürünleri genelde yabancı tasarımlara oranla daha az tercih ediliyor. Bu anlayışı yıkmak istiyoruz.

 

Vs.: Genç olmanızın iş akışlarına etkisi ne şekilde oluyor?

O.B.: Şu an için kendimizi tanıtma çabası içindeyiz. Genel olarak iş için hep biz gidiyoruz. Gittiğimiz yerde müşteriye kendimizi ve yaptığımız işi anlatıyoruz. Çünkü Türkiye'de tasarım kültürü tam olarak oturmadığından, müşterilere tasarımı anlatmak gerekiyor. Sorunlarını çözebileceğinize inandırmalı ve tüm riskleriyle işi anlatmalısınız. Tabii işin içine risk faktörü girince görüş ayrılıkları yaşanabiliyor ve işi bilmediğinizi düşünüp sizinle yollarını ayırabiliyorlar.

B.D.: Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dahil olmasının ardından taklit ürünlere kısıtlamalar getirilecek; tasarımın ve tasarımcının önemi daha da belirginleşecek. Şu an genç tasarımcılar olarak yaşadığımız sorunların zaman içinde çözüme kavuşacağına inanıyorum.

Vs.: Türkiye'de tasarımcıya bakış açısını nasıl buluyorsunuz?

B.D.: Firmaların tasarım konusuna önem vermeleri Türkiye'de henüz gerçekleşiyor. Tasarımcının bir firmaya kazandıracaklarının yanı sıra öğreneceği çok şey var. Gittiğimiz her firmadan yeni bir şey öğreniyoruz ve o firmanın öncelikle bir tasarım kültürü edinmesini sağlıyoruz. Çünkü tasarım kültürü yalnızca ürün hakkındaki bilgiyle olmuyor. Bakış açısı kazanmak ve farklı malzemeleri bir araya getirerek yeni ürünler yaratmayı bilmek gerekir. Bir firmada malzeme, estetik, fonksiyon gibi farklı unsurlarda tek başına uzman bir kişinin olması zaten mümkün değil. Yurtdışında tasarımcı markadır ve onun tasarladığı ürünler değerinin üstünde satar. Türkiye'de bunun oluşması için ya zaman gerekiyor ya da firmaların ona uygun politikalar belirlemesi. Firmaların tasarımcılara yatırım yapması gerekiyor. Tasarımcının ortaya koyduğu ürünleri tüm riskleriyle kabul etmeleri gerekiyor. Tasarımcının isminin marka haline gelmesi şirketin ürünlerini ön plana çıkarır. Bu tamamen bir pazarlama stratejisi. Herhangi bir idolüm yok ama bir marka olarak Philippe Starck'ı söyleyebilirim. Yine de özgün kalmayı tercih ediyorum.

 

Vs.: Bir Türk idolünüzün olmaması tezat değil mi?

O.B.: Türkiye'de tasarım çok yeni. Hatta eğitimi bile yeni verilmeye başladı. Endüstriyel tasarım büroları da yeni. Benim idol olarak söyleyebileceğim isim Leonardo Da Vinci. Çok iyi bir tasarımcı olduğunu düşünüyorum. Kafasında kurduklarıyla bile birçok başlangıca neden oldu. Günümüzde birçok insana hem ilham kaynağı oluyor hem de teknolojiye öncülük ediyor.

Vs.: Nelerden ilham alıyorsunuz?

O.B.: Tasarım açısından doğa müthiş bir ilham kaynağı. Müthiş bir düzen hakim. Doğa aynı zamanda kolay izlenilebilir. Dolayısıyla insanoğlunun neredeyse yaptığı her tasarımda doğadan bir şeyler bulmak mümkün. Tabii bunun yanı sıra insanın doğayı takip etmeyerek yaptığı bisiklet, walkman gibi güzel ve kullanışlı tasarımlar da var.

Vs.: Bir tasarımcı için İstanbul nasıl bir kent?

B.D.: Dingin, ama diğer yandan hüzün verici bir kent. Hangi yana baksanız farklı şeyler görebilmeniz mümkün. Her an aklınıza yeni bir fikir getirebilir. Ancak tarihi dokusu bu kadar zengin bir kentin çizgisinin olmaması insanı üzüyor. Neredeyse her semti birbirinden farklı. Ama kendine has tek bir çizgiyi takip etmiyor.

Vs.: İşiniz özel hayatınıza ne şekilde yansıyor?

B.D.: Her anımıza yansıyor. Çünkü tasarım sekiz saatlik mesaiye sığacak bir iş değil. Uyurken dahi kafanızı meşgul ediyor. Bazen o kadar düşünüyoruz ki uyku tutmuyor ya da rüyamızda gördüğümüz bir şey gerçekten işe yarayabiliyor. Oturduğumuz yerdeki masanın bir detayında ya da şeklinde yaptığımız nesneyi yaşıyoruz. Çünkü gördüğümüz her veri bizim için bir artı değer. Bunları daha sonra yapacağımız tasarımlarda kullanabiliyoruz. Bu açıdan hayatımız tasarım.

Vs.: Renk tasarımın hangi aşamasında devreye giriyor?

B.D.: Renk tasarımın en son aşamasında belirlenebildiği gibi ilk olarak rengi belirleyip tasarımın altyapısını buna göre kurgulamak da mümkün. Kimi zaman tasarımın sonunda hiç ummadığınız renge de karar verebilirsiniz. Tamamen rüyadan uyanmak gibi bilinçaltınızdan bir anda bir renk çıkabiliyor. Çünkü renk tasarıma hayat veren en önemli unsurlardan biri.

O.B.: Yanlış renk seçimi bir tasarımın gerçek değerinin düşmesine neden olabilir. Bu yüzden çok sayıda alternatifi gözümüzde canlandırmaya çalışıyoruz. Ancak renk beğenisi değişken olduğundan bugün hoşumuza giden bir rengi yarın beğenmeme olasılığımız daima geçerli. Zamanla, belki üç beş yıl sonra kendi yaptığımız tasarımı bile yalnızca renginden dolayı beğenmeyeceğiz.