Teknoloji
Cep Telefonu




Bundan böyle uçakları düşürmeyecek, otobüslerin frenlerini patlatmayacak, teröre yardım ve yataklık etmeyecek. Kim mi? Cep telefonları... Yeryüzünde 1.7 milyarı aşkın kullanıcıya ulaşabilmiş bu cihaz, istendiği takdirde kişiye kilo verdirecek, sağlık kontrollerini yapmaktan geri kalmayacak.

Uçakları düşüren, otobüslerin yoldan çıkmasına yol açan, benzin istasyonlarında patlamalara, insandaysa kanser vakalarına sebep olan ve hatta teröristlere yardım eden bir cihaz... Cep telefonu; 1.7 milyardan fazla kullanıcıya erişebilmiş, dünyanın en başarılı dijital cihazı tüm bunları yapabilme kapasitesine sahip mi? Yoksa her yeni teknolojiye karşı gösterilen gereksiz bir "bilinmeyen korkusu" mu yaşıyoruz? Neyse ki gelişen teknoloji üstün çözüm arayışlarını da beraberinde getiriyor. Yakın gelecekte, belki de, cep telefonlarını güvenlik sebepleriyle kapattığımız yerlerde dahi kapatmak zorunda kalmayacağız. Çünkü...

Cep telefonlarının uçakların yön bulma ve kontrol sistemlerini karıştırıp, bunun sonucunda bir kazaya neden olabileceği korkusu artık sona eriyor. 1-2 yıl içinde uçaklarda cep telefonu kullanma yasağı çoğu havayolu şirketinde tarih olacak. Çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Portekiz ve İngiliz iki havayolu kuruluşu (Portekiz'in TAP ve İngiltere'nin BMI havayolu şirketleri) gelecek yıl sonunda uçuşlarında cep telefonu kullanılmasını sağlayacak teknolojiyi kullanıma açmayı planlıyor. Teknolojinin üreticisi ise Cenevre'den OnAir şirketi. Yolcuların cep telefonlarıyla konuşmalarını uçak 3 bin metreye yükseldikten sonra mümkün kılacak bu sistemin bir benzeri için ilk adım Boeing'den gelmişti. Dünyanın ikinci büyük uçak üreticisi olan Boeing, uçaklarında cep telefonu kullanımını sağlayacak bir sistemin test aşamasında olduğunu duyurmuştu. Boeing tarafından geliştirilmekte olan bu sistemde, uçağın içine kurulan mini baz istasyonu, şirketin yörüngedeki uydusu aracılığıyla yerdeki sistemlere bağlanıyor ve uçakta cep telefonu kullanımı mümkün oluyor. Halen bir Boeing 737-400 uçağında denenen sistem, cep telefonlarının tüm özelliklerinden uçuş sırasında da yararlanabilmeyi sağlıyor. Tüm testler başarıyla tamamlandıktan sonra cep telefonları uçaklarda da kullanılmaya başlanacak. Şimdilik, aksi duyurulana kadar, ülkemizdeki uçaklarda bu yasağa uymak zorundayız.

 

Sinyaller zararlı mı zararsız mı

Peki cep telefonları otobüslerin fren sistemlerini gerçekten etkiliyor mu? Bu soru hala net şekilde yanıtlanmış değil, ancak bilinen bazı gerçekler var. Cep telefonlarının arama ve aranma sırasında güçlü sinyaller yaydığı biliniyor. Bunu göz önünde bulundurursak; otobüslerde herhangi bir etkilenme olacaksa, bunun için bir cep telefonuna çağrı gelmesi ya da çağrının sonlandırılması yeterli. Yani sanılanın aksine, telefonu açık bırakmak ve "kimseye belli etmeden" telefonun yalnızca sesini kapatmak da en az konuşmak kadar riskli. Dahası otobüslerdeki ABS ve ASR fren sistemlerinin önemli parçaları olan "manyetik hız sensörlerinin", cep telefonlarının parazit yapması sonucunda kontrol ünitesine (ECU) hatalı bilgi göndereceğini ve bunun da frenleri olumsuz etkileyeceğini söyleyenler var. Kimilerine göreyse cep telefonlarının kapalı tutulmasının istenmesinin tek nedeni gürültü kirliliğine engel olmak. (Telefonla konuşurken sesimizi kontrol edemeyebiliyoruz.)

Benzin istasyonlarında çıkan yangınların bir sorumlusunun da cep telefonları olduğuna inanan Shell'in, yurtdışında yaptığı bir açıklamada sürücülere, araçlarına yakıt doldururken asla cep telefonlarını kullanmamalarını, çünkü cep telefonlarının statik elektriklenmede tetikleyici faktör olduğunu bildirdiği açıklaması internette dolaşıyor. Peki bu gerçek mi yoksa basit bir balon haber mi?

İşin "statik elektriklenme" bölümü gerçek. Yani akaryakıt dolumu esnasında oluşan yakıt buharının statik bir şarjla temas anında yanma ve yangın başlayabileceği biliniyor. Benzin alırken aracın motorunu çalıştırmanın yasak olmasının en büyük nedeni bu. Cep telefonlarının ise bir kıvılcıma neden olup olmadığı henüz kesin olarak bilinmiyor. Aynı kıvılcımı insan vücudu da statik elektriklenmeyle çıkarabilir ve şu ana kadar yaşanan benzin istasyonu yangınlarında kıvılcımı cep telefonlarının mı yoksa insanların mı çıkardığı kesin olarak belirlenemedi. Ancak ülkemizdeki "patlayan cep telefonu" haberlerini göz önünde bulundurursak, benzin istasyonlarında cep telefonlarını kapatmak en sağlıklısı gibi görünüyor.

 

Terör unsuru cep telefonları

Milyonlarca insanın kullandığı cep telefonları son günlerde dünya çapındaki terör olaylarında başrol oyuncuları olmaya başladı. 11 Mart 2005 tarihinde Madrid'de meydana gelen terör saldırılarında cep telefonlarında bulunan alarmlı saat özelliği kullanılmış ve trendeki patlayıcılar, telefonların alarmlarının çalması sonucu eş zamanlı olarak ateşlenmişti. 2002 yılında Kudüs'te Hebrew Üniversitesi'ndeki bomba, çanta içindeki cep telefonunun aranmasıyla ateşlenmiş ve yedi kişinin ölümüne neden olmuştu. Cep telefonlarının terör saldırılarında kullanılmasına dair çok sayıda örnek verilebilir. Fiyatlarının gittikçe ucuzlaması ve küçük boyutları sayesinde her yere rahatlıkla yerleştirilebilen cep telefonları, teröristler tarafından kolayca elde edilip hazırladıkları patlayıcıların "tetik" mekanizmaları olarak kullanılabiliyorlar.

Cep telefonlarının çalışmasını engelleyen aygıtlar bugün hükümetlerce bazı alanlarda kullanılıyor. ABD ve AB'de halka satışı yasak olan (ülkemize internet üzerinden getirtilebilen) bu araçlar, cep telefonu sinyallerini bloke ederek belli bir mesafe içindeki telefonların şebekeyle bağlantısını kesebiliyor. Hükümetlerin sinyalleri bloke eden bu aygıtları kullanması ya da cep telefonlarından "alarmlı saat" özelliğinin çıkarılması tabii ki teröristlerin önünü kesmeyecek, belki de amaçları doğrultusunda başka yöntemler geliştirmelerine neden olacaktır. Yine de işlerini kolaylaştırmak yerine bu tür önlemler almak en mantıklısı.

 

Sağlık boyutu

Yıllardır yapılan (ve hala devam eden) araştırmalar sonucunda cep telefonlarının kansere neden olduğu kanıtlanamadı ya da kasıtlı olarak "kanıtlanmadı". Bu konuyla ilgili ilk araştırmalar dünyanın en popüler sağlık dergilerinden Lancet'te 20 Mayıs 2000'de yayımlandı ve kansere neden olarak cep telefonunun gösterilemeyeceği ortaya koyuldu. Ayrıca Danimarka'da yapılan bir araştırma sonucunda cep telefonu kullanımının beyin kanseri riskini artırmadığı açıklandı. Ancak Nottingham Üniversitesi'nin son çalışmasında bilim insanları deney hayvanlarını düşük doz radyasyona maruz bıraktığında ısılarında hiç değişiklik olmadan birçok zararlı reaksiyonun başlangıç maddesi olan ısı-şok proteininin oluşumunda bir artış saptadılar. Bristol Kanser Merkezi ise bu bulgunun gelecekte cep telefonlarının olası birçok zararlı etkisinin aydınlatılması açısından önemli olduğunu vurguladı.

Şu ana kadar yapılan çalışmalar farklı ve çelişkili sonuçlar ortaya koyuyor. Kimilerine göre cep telefonlarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle ilgili araştırmalar bağımsız olarak yapılmıyor, sonuçlar çarpıtılıyor. Radyasyon yaydığı kesin olan, ancak bu radyasyonun zararları hala araştırılan baz istasyonlarının da, 4-5 metre çevresinde kimsenin bulunmadığı taktirde, insanları bir cep telefonundan daha az radyasyona maruz bırakacağı kanıtlanmış durumda.

 

Cep telefonuyla nasıl kilo verilir

Kansere neden olup olmadıkları henüz belirlenememiş olsa bile cep telefonlarını "sağlık için" kullanma çalışmaları yapılıyor. Örneğin fotoğraf çekebilen cep telefonlarını kilo vermek amacıyla ellerinden düşürmeyen insanlar var. Nasıl mı? ABD'de, müşterilerinin ne yediğini sürekli takip eden ve her hafta buna göre öneriler sunan "MyFoodPhone" adında bir şirket hizmet veriyor. Kilo vermek isteyen müşterilerin yapması gereken yedikleri her yemeğin cep telefonları yardımıyla fotoğrafını çekerek şirkete göndermek.

Dünyanın ikinci en büyük cep telefonu üreticisi Motorola da "MotoHealth" adını verdiği sistemle kronik rahatsızlıkları olan hastaların sağlık durumlarını gözlem altında tutmayı amaçlamış. Motorola ve Boston merkezli Partners Telemedicine'nin ortaklaşa yürüttükleri proje sayesinde diyabet ve obezite gibi sorunları olan kronik hastaların, hastaneye gitmeleri gerekmeden günlük takipleri yapılıyor, yani ilaçlarını düzgün alıp, diyet ve egzersiz programlarına uymaları sağlanıyor. Böylece yüksek maliyetlere sebep bu rahatsızlıklar, daha az zaman alan ve daha az maliyetli bir yolla takip edilebiliyor. Motorola'dan Peter Aloumanis, geliştirdikleri sistemle yüksek maliyetli sağlık kontrollerinin tarihe karışacağını söylüyor. Hastanın durumunu gözleyen MotoHealth cep telefonları aslında "MyFoodPhone" sisteminde olduğu gibi, verileri doktorlara iletmek için toplayan sıradan telefonlar. Yani yalnızca birer "köprü" görevi görüyorlar. Oysa Güney Kore firması LG'nin diyabet hastaları için piyasaya sürdüğü kan şekeri ölçebilen KP8400 cep telefonu kan testi yapabildiği için basit bir "köprü" olmaktan ileriye gidiyor. Telefon, kan şekeri seviyesini ölçtükten sonra sonuçları doktora, hastanın ailesine veya daha sonraki analizler için bir bilgisayara gönderebiliyor. Kan damlatılmış şerit, telefonun üzerindeki özel okuyucuya yerleştirildikten sonra, telefon ölçüm yapıyor ve sonuçları anında gösteriyor.

Bugüne kadar yeni teknolojileri karşılarken değişmez bir gerçek, belki de tereddüt yakamızı bırakmadı. Biliyoruz ki o alet bir şekilde hayatımızı kolaylaştıracak, peki bunu sağlarken sağlığımızdan neler alıp götürecek? Mikrodalga fırınların, bilgisayar monitörlerinin yaydığı radyasyonların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri yıllardır araştırılıyor. Tüm bu araçları hem iyi hem de kötü amaçlar doğrultusunda kullanmak mümkün. Gerçekten başarıya ulaşmış, milyonlarca insanın kullanmakta olduğu cep telefonu, hakkındaki tüm olumsuz haberler doğrulansa bile kullanılmaya devam edilecek. Çünkü yeni teknolojilerden kaçmak mümkün değil. Çünkü ihtiyaç her zaman var. Ve de pazar büyük ve güçlü.