|
|
|||||||||
|
|||||||||
|
İnternetle televizyon alıcısı birleşiyor
Uydu operatörlerinden Eutelsat, televizyon yayıncılığında son teknolojiyi evlere taşıyacak. 2006 yılının başlarında internetle televizyon alıcısı birleşmiş olacak. Eutelsat'tan yapılan açıklamaya göre yüksek çözünürlükte kaliteli görüntü ve ses imkanı veren dijital televizyon HDTV ile izleyicinin kendi yayın akışını oluşturmasına olanak sağlayan IPTV yayınları, Eutelsat aracılığıyla 2006 yılında başlayacak. IPTV, internet bağlantılı gelişmiş televizyon içeriği sağlayan yayıncılık teknolojisi olarak tanımlanıyor. İnternetle televizyon alıcısının tek cihaz haline getirilmesiyle televizyon izleyicileri hem daha fazla kanalı izleme imkanına kavuşacak hem de kendi yayın akışlarını oluşturabilecekler. IPTV teknolojisine sahip olanlar, internet yoluyla ilgilendikleri programları tespit edecekler. Eutelsat'ın sağlayacağı geniş kanal kapasitesini kullanarak, yayın akışlarını alıcılarında programlayacaklar. İstedikleri saatler arasında ellerine kumanda cihazını almadan, ilgi alanlarına giren programları tek bir televizyon kanalını izliyormuş gibi takip edebilecekler. Uygulama 2006'nın sonunda ya da 2007 yılı içinde Türkiye'de de başlayacak.
Elektrik şebekesinden hızlı internet erişimi
ABD'deki bir elektrik dağıtım şirketi, elektrik şebekesi üzerinden hızlı internet erişimi sağlayan bir sistemi deniyor. CenterPoint Energy şirketi, son derece hızlı olan kablo modem internet erişiminden 1.5 kat daha hızlı erişim sağlıyor. Aslında bu sistemi uzun bir süredir elektrik şebekesinin denetlenmesi ve kontrolü için kullanan şirket, sistemi ilk kez yüksek kalitede veri, görüntü ve ses transferi için kullanmaya karar verdi. İnternet bağlantısı için evlerdeki elektrik prizleri dışında herhangi bir altyapı gerektirmeyen sistem, yüksek hızlı geniş bant internetin büyük kitlelere ucuza ulaştırılması açısından önem taşıyor.
İç içe geçen konseptler
İnternet büyümeye devam ediyor. İnternet kanalı hemen her sektöre uyarlanıyor. Müzik internetten dinleniyor, filmler internetten izleniyor, kitaplar internetten okunuyor. İnternet erişimi dünyada yüzde 10'lar düzeyinde. Türkiye'deki durum da aşağı yukarı aynı. Ancak cep telefonu erişim oranları yüzde 40'lara ulaştı. Günümüzde internetin sağladığı olanaklarla cep telefonu hizmetleri iç içe geçmiş durumda. Gidilen yol, birçok aletin işlevine sahip olacak cihazlar geliştirmek. Konseptler iç içe geçerken, bireyler sunulan hizmetlerin kolaylığını yaşıyor. Cep telefonu ve internet bağlantısının kurulmasıyla birlikte mobil uygulamalardan daha fazla yararlanılıyor. Cep telefonları yakın gelecekte cüzdanımız olacak ve kredi kartı yerine geçecek. Alışveriş yaptıktan sonra cep telefonunu post makinesine tutarak ödeme yapmak mümkün olacak.
| |||||||||||||||||||
Herkes muhabir oldu!
Bugün herhangi bir vatandaş, tesadüfen bulunduğu bir olay mahallinden cep telefonuyla çektiği fotoğrafları ya da yazdığı yazıyı basın kuruluşlarına yollayabiliyor. Bu da doğal olarak gazeteci kimliği ve medya kuruluşlarının geleceği tartışmalarını doğuruyor. Çünkü cebinde telefon, doğru zamanda doğru yerde bulunmak birçok amatörün haber kaynağı haline gelmesine yol açıyor. Televizyon kanallarının özellikle kriz ve afet dönemlerinde, fotoğraf meraklılarından yardım istemesi; vatandaşları muhabir gibi kullanıp haberlerini, fotoğraflarını satın alması bu görüşü destekliyor. Bazılarına göre bu durum medya devlerini koltuklarından sarsacak bir gerçekliğe doğru gitse de; diğerleri bunun bir rekabet durumu olarak algılanmaması gerektiğini, basın kuruluşları ve vatandaşların haber yapmada birbirlerini tamamladıklarını düşünüyor. TV kanalları ve gazeteler sıradan bir vatandaşın sahip olamayacağı olanaklara sahipken, amatör "gazeteciler", profesyonel gazetecilerin kolunun yetişemediği yerlerde medya kuruluşlarına yardımcı oluyor.
Google kendi üzerinde yapılan aramaların istatistiklerini her ay yayınlıyor. Ülkelere göre ayrım yapıyor, en çok aranan ilk 10-15 kelimeyi kendi sitesi üzerinde tüm kullanıcılarla paylaşıyor. Eylül ayı içinde en çok aranan ilk beş kelime arasında "Gamze Özçelik" ilk sırada yer alıyor. Suçların şekli değişiyor
Çok değil birkaç yıl öncesine kadar suç deyince hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık gibi şeyler akla gelirdi. Ama bugün durum değişti. Teknolojiyle birlikte hayatımızın içine yeni suçlar girdi. Son birkaç yıldır bilişim teknolojileriyle işlenen suçların oranında hızlı bir artış yaşanıyor. Bilişim suçlarında yeni kategoriler oluşuyor, yeni suç şekilleri karşımıza çıkıyor. Son zamanların en sık konuşulan konularından birisi, "özel hayatın gizliliği". Anayasada bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler var. Ancak çeşitli teknolojik yöntemler kullanılarak özel hayatın gizliliğini ihlal eden suçların oranında belirgin bir artış gözleniyor. Artık cep telefonundaki bir kamerayla çekilen izinsiz görüntüler, internet aracılığıyla dağıtılıyor, elden ele dolaşıyor.
| ||||||||||||||||||||
Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nilüfer Narlı, bu konuyla ilgili yurtdışına dair örnekler anlatıyor. Partilere katılan ergenlik çağındaki çocuklar ya da gençler cep telefonlarındaki kameralarla kız arkadaşlarının görüntülerini izinsiz alıp pornografik sitelere gönderiyorlar. Bu tür örnekler çoğaldığı için yurtdışındaki yasal düzenlemeler sürekli yenileniyor. Ancak yeterli olduklarını söylemek henüz mümkün değil. Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Türkiye'deki hukuksal düzenlemeler bu hızı yakalamakta güçlük çekiyor. Geçtiğimiz günlerde gündem böyle bir konuyla sarsıldı. Özel hayatın gizliliği maddesi ihlal edilerek izinsiz şekilde cep telefonunun kamerasıyla çekilen uygunsuz görüntüler, içindeki kişilerin ünlü olması nedeniyle medyada geniş yer buldu. Bu olayla birlikte hukuk ve teknoloji arasındaki bağ tekrar gündeme geldi. Bu konuda yeni düzenlemelerin yapılması gerekliliği bir kez daha ortaya çıktı. Google kendi üzerinde yapılan aramaların istatistiklerini her ay yayınlıyor. Ülkelere göre ayrım yapıyor, en çok aranan ilk 10-15 kelimeyi kendi sitesi üzerinde tüm kullanıcılarla paylaşıyor. Eylül ayı içinde en çok aranan ilk beş kelime arasında "Gamze Özçelik" ilk sırada yer alıyor. Bu durumda geçtiğimiz günlerde internet üzerinde yayılan videonun bulunduğu sayfaya ya da bu videonun yayılmasına neden olan foruma Google'ın bağlantı verip vermediği sorusu akla geliyor. Bu kelime arama motorlarında ne kadar arandı ve arama motorları bu videonun yayılmasına ne kadar katkı sağladı, bunu şimdilik bilmiyoruz. Arama motorlarından bu tür bağlantılara ulaşmak suç mu değil mi, henüz bununla ilgili net bir durum yok. Arama motorları bu olayda ne kadar sorumlu? Bunlar yabancı şirketler olduğu için hangi ülkenin kanunları geçerli olacak? Olayın başlatılması suç da, dağıtılması değil mi? Bu görüntüleri dağıtanlar ya da izleyenler suçlu mu? Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak cevaplarını şu an için bilmiyoruz. Bu noktada, internet hukuku üzerinde yeni düzenlemelerin yapılması gerekliliği bir kez daha karşımıza çıkıyor. | ||||||||||||||||||||
Korsanda sabıkamız yüksek
Birçok yazılım şirketinin yazılım korsanlığına karşı hukuki işlemlerini yürüten Business Software Alliance'ın verdiği rakamlara göre Türkiye'de lisanssız yazılım kullanımı yüzde 80'lerin üzerinde. Yalnızca yazılımda değil, pek çok fikir ve sanat eserindeki korsan kullanımında Türkiye'nin sabıkası yüksek. Korsan kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyoruz. Türkiye'de fikir eserlerini koruyan kanunlar müzik eserini, DVD'yi, sinemayı, resmi, heykeli ve yazılımı bir bütün içinde ele alıyor. Bunların her biri için ayrı ayrı düzenlenmiş kanunlar yok. Böyle olduğu için kanunların uygulamasında zorluklar ortaya çıkıyor. Üzerinde büyük emek verilerek hazırlanan projeler rahatlıkla çalınabiliyor. Bu nedenle uygulamada mahkemelerin kanunlara ayak uydurması gerekiyor.
Dünyada 1999 yılından bu yana dijital müzik hakları çeşitli yollarla pazarlanıyor. Dijital müzik konusunda Türkiye'de önemli adımlar atılıyor. Yasal uygulamalar 2004 yılının Haziran ayında uygulamaya kondu. Yasal uygulamalarla birlikte müzik siteleri üzerinden pazarlama faaliyetleri de başlamış oldu. Şu ana kadar 70 bin şarkıyı dijital platforma taşıyan MÜYAP, 250 bin şarkılık dev bir dijital arşiv yapmayı planlıyor. Böylece Türkiye'deki kullanıcılar da müzikçalarlarına mağaza ve alışveriş merkezlerinden kolaylıkla şarkı yükleyebilecek. MÜYAP internetten bedava ve yasadışı yollarla yüklenen dijital parçalarla ciddi şekilde mücadele ediyor. Bugüne kadar kapattırdıkları yasadışı sitelerin sayısı 160. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte daha pek çok yeni suç tipinin hayatımıza gireceği ortada. Teknolojinin sınırı olmadığı gibi öngörülerin de sınırı yok. Gelecek dönemde, dijital ortamdaki şahısların taklidinin yapılacağı ve kişilerin kendi işledikleri suçları başkaları yapıyormuş gibi gösterebilecekleri söyleniyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bizi kim bilir daha neler bekliyor? | ||||||||||||||||||||
Sanal alemde sanal güvenlik içinde değiliz
Her şeyin bir iyi bir de kötü yanı var denir; teknoloji konusunda da durum pek farklı değil. Teknolojinin gelişmesi bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer yandan pek çok güvenlik sorununu da beraberinde getiriyor. Sanal ortamda işlenen suçların değişik tipleri var. Bunlar arasında en yaygın olanı dolandırıcılık.
Bilgisayar yoluyla dolandırıcılık en çok kredi kartlarının kullanımıyla ilgili yapılıyor. İnternet üzerinden alışveriş yaparken kredi kartı bilgileriniz çalınabilir ve ekstreniz gelene kadar bu olaydan haberiniz bile olmayabilir. Banka hesabınızdaki para, bilgilerinize ulaşan kişiler tarafından başkalarının hesabına aktarılabilir. Bütün bunlar sanal alemin güvensizliğini gözler önüne seriyor. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Özcan'a göre, Türkiye'de pek çok insan bilişim suçlarının takip edilemeyeceğini düşünüyor. Bu nedenle de şikayet etmekten kaçınıyor. Ancak suçların şekli değişince polisler de yeni suç şekilleriyle ilgili uzmanlaşıyor. Şu anda bu suçlarla ilgilenen kadrolar, elektronik ortamda suçların takibini yapabilecek bilgi ve donanıma sahip. Gizlilik konusu yalnızca kişiler ve özel hayatla sınırlı değil. Kişilerin yanı sıra kurumların gizli bilgilerine ulaşan ve bilgisayar sistemlerini çökertmeye çalışan hacker'lar, teknolojiyle birlikte hayatımıza giren kavramlar arasında yer alıyor. Riptech'in yayınladığı son rapora göre siber saldırılar en fazla ABD'de olurken, Türkiye altıncı sırada yer alıyor. Türkiye'nin bu konuda üst sıralarda olması, siber saldırıların yalnızca kredi kartı vakalarıyla sınırlı olmadığını kanıtlıyor. Bu da sanal alemde güvenlik içinde olmadığımızı gösteriyor. Sanal ortamdaki saldırılar ülkeler için ciddi bir güvenlik sorunu oluşturuyor. Güney Kore, kendilerine karşı saldırıda bulunmak üzere Kuzey Kore'nin hacker yetiştirdiğini iddia ediyor. Hacker'larla mücadele konusu dünyanın en iyi bilinen gizli servis örgütlerine de sıçradı. FBI ve CIA, güvenlik kodlarını kırmaya çalışan hacker'larla mücadele ediyor. E-posta kullanıcıları ilettikleri her e-postadan hukuksal olarak sorumlu. Bu nedenle pek çok e-postanın altında gönderen kişi ya da kurumun o e-postadan sorumlu olmadığına dair bir yazı görürüz. E-postalardaki güvenlik konusu bir diğer önemli konu. Virüslü postaların bilgisayarlara bulaşması ve sistemleri bozması nedeniyle mesaj gönderen kişiler mesajın virüs taramasından geçirildiğini güvenlik notu olarak eklemeyi gerekli görüyor. Star Wars teknolojiyi sevdirebilecek mi?
Bir sinema filminde kullanılan teknoloji gençlere bilim ve teknolojiyi sevdirmek için kullanılabilir mi? Bunun en güzel örneği ABD'de yaşanıyor. Boston Bilim Müzesi ve Star Wars'un yaratcısı Lucas Film, bilim ve teknolojiyi gençlere sevdirmek için ortak bir sergi açtı. Sergide, Star Wars filmlerinde kullanılan teknolojiler ve kostümler sergilendi. Bu organizasyonla gençlerin bilim ve teknoloji konusunda eğitilmesi hedeflendi. Müzenin Başkanı Ioannis Miaoulis, ABD'deki okulların yeterli sayıda bilim adamı yetiştiremeyeceğinden rahatsızlık duyduklarını söylüyor. Çünkü dünyanın en çok bilim adamı ve mühendis yetiştiren ülkesi artık ABD değil, Çin. ABD'de mühendislik ve bilim dalındaki öğrenci sayısında sürekli düşüş yaşanıyor
| ||||||||||||||||||||