Guru
Jack Welch
Richard Florida
Yazilim Ihracati
Ceo Portreleri
Bir Ülke: Rusya
AB


AB'nin önümüzdeki altı aylık gündemi

Raydan çıkmış AB treni İngiltere başkanlığında rayına oturabilecek mi? Türkiye ve AB tam üyeli müzakereleri nasıl bir ortamda şekillenecek? AB'nin önümüzdeki altı ayda gündemi ne olacak? Ne gibi konular tartışılacak?

Fransa ve Hollanda'da sırasıyla 29 Mayıs ve 1 Haziran 2005 tarihlerinde gerçekleşen ve Avrupa Birliği Anayasası'na "hayır" ile sonuçlanan referandumlar… 16-17 Aralık Avrupa Konseyi Zirvesi'nde 2007-2013 AB bütçesi konusunda üye ülkelerin aralarında anlaşma sağlayamaması… Yukarıda sözü edilen gelişmeler ışığında AB'de bir güven bunalımı ve siyasi çalkantı dönemine girildiği ve bunun bir süre daha devam edeceği açık.

Böyle bir ortamda AB'de gerek medya gerekse hükümet ve liderler seviyesinde "AB'nin geçmişi ve geleceği, nasıl bir yapı olduğu ve nasıl bir yapı olması gerektiği" gibi konular masaya yatırılıyor. Farklı kesimlerin paylaştığı en önemli ortak görüşlerden biriyse siyasi, politik ve ekonomik olarak olumsuz bir dönemden geçen AB'nin en büyük ihtiyacının dirayetli, güçlü liderler olduğu…

Dikkatimizi AB'nin içinde bulunduğu durumdan Türkiye-AB ilişkilerine yönelttiğimizde Avrupa basınında hemen her gün olumlu ve olumsuz tüm açılardan Türkiye'nin AB üyeliğinin tartışıldığı görülüyor. Gerek 16-17 Haziran AB Zirvesi'ne gerekse 29 Haziran 2005 tarihinde açıklanan Taslak Müzakere Çerçeve Belgesi'ne dayanarak Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacağı öngörülüyor. Bir yanda krizler yaşayan AB, diğer yanda 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacak Türkiye-AB tam üyelik müzakereleri… Ve Temmuz-Aralık 2005 tarihleri arasında AB'nin dönem başkanlığı görevini yürütecek İngiltere…

 
Çalkantılı bir dönemde AB açısından önemli bir pozisyon üstlenen İngiltere'nin, güçlü bir politik liderlik ile raydan çıkan AB'yi rayına oturtup oturtamayacağını, önümüzdeki belirsiz dönemde Türkiye'nin AB treninde yerini sağlamlaştırıp sağlamlaştıramayacağını önümüzdeki aylar belirleyecek. "Dönem başkanlığı" görevi AB üyesi ülkelerce altı aylık sürelerle üstleniliyor. AB zirvelerini dönem başkanlığını yürüten üye ülke organize edip yönetiyor. Dönem başkanlığı, AB'nin karar alma sürecinde belirleyici bir rol oynuyor. Söz konusu ülke önem verdiği politika ve konuları ön plana çıkarıyor.

1 Temmuz'dan itibaren AB dönem başkanlığı görevini altı aylığına devralan İngiltere, AB'nin en güçlü ülkelerinden biri olarak ön plana çıkıyor… Başka bir açıdan bakıldığındaysa İngiltere'nin AB'nin kurucu ülkelerinden olmaması, dış politika gibi alanlarda AB'nin politik entegrasyonuna direnç gösterip ekonomik entegrasyonu daha çok desteklemesi, sosyal politikalarda daha liberal bir görüşü savunması, Irak Savaşı gibi politikalarda Kıta Avrupası'nın değil ABD'nin yanında yer alması gibi nedenlerle bugüne kadar AB'nin politik entegrasyonunun motoru olmuş Fransa ve Almanya gibi ülkelere karşı çoğu zaman asi çocuk rolünü üstlendiği söylenebilir. Dönem başkanı İngiltere'nin önümüzdeki altı aya yönelik hedefleri var. İngiltere, referandum sonuçlarının yarattığı olumsuz ortamda Avrupa'yı kapsayan bir reform süreci başlatmayı hedefliyor. Önümüzdeki altı ayda İngiltere Başbakanı Tony Blair özellikle ekonomik reform, sosyal adalet, güvenlik ve Avrupa'nın dünyadaki rolü üzerinde duracaklarını belirtiyor. 2006 yılında Avusturya ve Finlandiya, 2007 yılında Almanya ve Portekiz AB dönem başkanlığı görevini üstlenecek.

 

2007-2013 AB bütçesi

Bir sonraki altı yıllık AB bütçesinin yürürlüğe giriş tarihi 2007. İngiltere, dönem başkanlığı sırasında AB bütçesi hakkında üye ülkeler arasında uzlaşma zemini hazırlamayı ve bu arada bütçe kalemlerini tartışmaya açmayı hedefliyor. 2004 yılında yaklaşık 110 milyar Euro'ya tekabül eden AB bütçesi büyüklük sıralamasına göre tarım, bölgesel ve yapısal yardımlar, üçüncü ülkelere yönelik mali yardımlar, idari harcamalar, araştırma harcamaları gibi kalemlere ayrılıyor. Üye ülkeler arasında yaşanan AB bütçesi tartışmaları şu konulara odaklanıyor:
  • 1984 yılından beri İngiltere'ye verilen yaklaşık 4.5 milyar Euro'luk telafi ödemesinin AB tarafından geri alınmak istenmesi,
  • İngiltere'nin ise tarım alanında alacağı yardımı 2013 yılına kadar devam ettirmeyi garantileyen Fransa'yı örnek göstererek bütçe indirimine devam etmek istemesi,
  • Her ülke AB bütçesine ekonomisinin büyüklüğü ölçüsünde katkıda bulunuyor. Bu bağlamda Fransa, Almanya gibi AB üyesi ülkeler, AB bütçesinin üye ülkelerin GSMH'sının yüzde 1'i olarak sınırlanmasını isterken; Avrupa Komisyonu'nun miktarın yüzde 1,26'ya çıkarılması önerisi,
  • Fransa, Almanya, İspanya, İrlanda, Polonya gibi bazı ülkeler 2007-2013 yılları arasında Ekim 2002 tarihli konsey kararlarının devam etmesini savunması, (AB'nin 2005 için 330 milyar Euro tarım harcaması)


Tartışmalardan çıkan sonuçlara göre 2007 yılında AB'ye tam üye olmaları beklenen Romanya ve Bulgaristan'a ayrılan payda da azalma görülme olasılığı var. Türkiye gibi aday ülkelerin AB'den alacağı maddi yardımlar da 2007-2013 AB bütçesinin nihai şeklinden doğrudan etkilenecek.

Servislerin serbest dolaşımı

Bolkenstein Yönergesi olarak da bilinen "Servislerin serbest dolaşımı yönergesi", AB genelinde servis hizmetlerinin sanki tek bir ülke içinde dolaşıyormuşçasına rahat hareket edebilmesini savunuyor. 2010 yılında tamamıyla uygulanması planlanan mevzuatın kapsamına yönetim danışmanlığı, araba kiralama, reklam, insan kaynakları, mimarlık, turizm, sağlık gibi farklı hizmetler giriyor. Fransa ve Almanya gibi ülkeler, 1 Mayıs 2004 itibariyle AB üyesi olmuş Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri'nden gelecek çalışanların kendi ülkelerindeki servis sektörüne zarar vereceğini düşündüğü için mevzuata şiddetle karşı çıkıyor. İngiltere ise daha fazla istihdam yaratılması ve AB'nin ekonomik durgunluktan kurtulması için bu mevzuatın şart olduğu görüşünde.

 

Çalışma saatlerinde yeni değişiklikler!

AB'de mevcut çalışma saatleri 48 saat ile kısıtlanmış durumda. Diğer yandan kimi üye ülkeler belirli koşullar altında bu süreyi aşan çalışma saatlerine sahip olabiliyor. Şu günlerde, Avrupa Komisyonu'nun hem işçiyi hem de işvereni gözetmeyi amaçladığı çalışma saatlerine ilişkin yeni yasa teklifi üye ülkeler ve AB kurumları arasında tartışma yaratıyor.

Avrupa Komisyonu, şirketlerin toplu anlaşmalar çerçevesinde çalışma sürelerini uzatabileceğini savunurken, Avrupa Parlamentosu bu uygulamanın geçici olmasını ve 36 ay sonra devre dışı kalmasını istiyor. İngiltere gibi AB üyesi ülkeler 48 saatlik çalışma süresine ilişkin değişiklik önerilerine, yaratacağı ek mali yük ve istihdama olumsuz etkileri olabileceği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Avrupa çağında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinde de farklı görüşler hakim. İş saati ayarlamasında esnekliğin azaltılmasının küçük ve orta ölçekteki firmaların varlığı açısından tehdit oluşturacağı görüşler arasında.

 

İyileştirilmiş yasal düzenlemeler

Önümüzdeki dönemde, Brüksel'de AB mevzuatlarının oluşumuna iş dünyasının katılımını artırmak ve AB mevzuatlarının iş dünyasına etkilerinin değerlendirildiği etki raporları konusunu masaya yatırmak İngiltere'nin bir başka önceliği. Etki raporlarında, yasa önerilerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri değerlendiriliyor.

İngiltere ise dönem başkanlığı altında, kamu sağlığı ve çevreyi korurken rekabetçiliği de teşvik edecek bir formül arayışında. Yeni yasalara ilişkin daha iyi düzenlemeler ve etki raporlarıyla ilgili AB'deki son durum ise şöyle: Avrupa Komisyonu tarafından 2003 yılından beri etki raporları hazırlanıyor. Komisyonun önerdiği "daha iyi düzenlemeler paketi" ise bu işi daha sistematik ve kapsamlı hale getirmek istiyor ve hukuki düzenlemelerin şirketlere olan etkisiyle AB'nin sosyal ve çevreyle ilgili amaçlarını dengelemeyi hedefliyor. Daha iyi düzenleme, daha kaliteli ve anlaşılır yasalar anlamına geliyor. Pakette yer alan bir başka öneri zor ve içinden çıkılamaz haldeki bazı AB mevzuatlarının konsolide hale getirilmesi, basitleştirilmesi ya da yıllardır tasarı halinde bekleyen mevzuatların incelendikten sonra geri çekilmesi. 2005 yılının sonunda üye ülkelerin, komisyonun önerilerine yönelik uzlaşması bekleniyor.