Guru
Jack Welch
Richard Florida
Yazilim Ihracati
Ceo Portreleri
Bir Ülke: Rusya
AB


CEO rüzgarları

Üst kademenin yeni hakimleri onlar. Peki onlar kim? Nasıl bir yönetici tipi? Bu kademeye nasıl geliyorlar? Hikayeleri ne? Sizin için sektörün yönünü belirleyen üç CEO'nun hikayesini inceledik...

Türk iş dünyası CEO kavramıyla yeni tanıştı. İngilizce açılışı Chief Executive Officer. Henüz herkesin üzerinde anlaştığı bir Türkçe karşılığı yok. Buna karşın Türk iş dünyasındaki CEO'ların sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Tam olarak kendi yönetim anlayışımıza oturtamasak da, her birimiz bu kavramdan başka ve farklı şeyler beklesek de CEO'nun bir şirketin en önemli pozisyonu olduğunu anlıyoruz. Tam olarak anlayamadıklarımızı çözmek içinse daha pratik bir yönteme başvurmanın doğru olacağına karar verdik.

Yurtdışından birkaç CEO portresi inceledik. Biri 158 yıllık Alman Siemens AG'nin şirket tarihindeki en genç CEO'su Klaus Kleinfeld, diğeri Sony'nin ilk Batılı CEO'su Howard Stringer. Üçüncüsü ticari bir lider olmaktan çok işletim sistemleri dünyasında lider olan Linus Torvalds, Linux işletim sisteminin yaratıcısı. Anlaşılan o ki, üç lider de kendilerinden beklenen neredeyse mucize başarılara imza atmak zorundalar. Buna karşın üçü de birbirinden fazla kendisi... Bizim klişelerimize uzak mı uzaklar.

 

Karizmatik, genç ve içeriden

Klaus Kleinfeld Klaus Kleinfeld (47) Alman iş dünyasında farklı bir kuşağın temsilcisi. Devlet adamı görünümüne sahip klasik Alman işadamlarının yanında sempatik ve çocuksu. Sokak İngilizcesi konuşuyor, uluslararası bir ortamda yetişmiş ve küresel değerlere bağlı. Karizmatik, tutkulu ve pek de ele avuca sığmayan bir lider. Mottosu "çalışmak, çalışmak, çalışmak".

Siemens AG 190'ı aşkın ülkede, 470 bin çalışanıyla yılda 75 milyar Euro'luk satışa, 3.4 milyar Euro kara ulaşan; elektronik alanında dünyanın en büyük şirketlerinden biri. Son yıllarda diğer Avrupa şirketleri gibi ekonominin cilvesinden payına düşeni fazlasıyla alıyor. Ağır vergi yükü, ciddi maliyetler, rakipler Siemens'i zorlayan unsurlar... Yakından tanıyanlara göre zor bir dönemde firmanın başına geçen Kleinfeld başarmak için yeterli enerji ve güce sahip. Kleinfeld'in çocukluğu zorluklar içinde geçmiş. Tersane işçisi olan babasını 10 yaşındayken kaybetmiş. Bu acı deneyimin Kleinfeld'in başarmak için gereken kararlılığa sahip olmasını sağladığı söyleniyor. Çocuk yaşlarda aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmaya başlayan Kleinfeld o gün bugündür bitmez tükenmez bir enerjiyle çalışıyor.

Kleinfeld iş idaresi/ekonomi alanındaki lisansüstü derecesinin ardından stratejik yönetim alanında doktor ünvanı aldı. Farklı yerlerdeki iş deneyimlerinden sonra 1987 yılında Siemens AG Satış ve Pazarlama Grubu'nda çalışmaya başladı. 2001 yılında New York'a atanmadan önce başkan vekili ve Siemens AG Tıp Mühendisliği Grubu'nun yönetim kurulu üyesiydi. Tıbbi teşhis ve diğer sağlık teknolojileri alanlarında yakaladığı yeniliklerle Siemens Medikal'in Siemens'in en yüksek kar düzeyine sahip iş kolu olmasındaki payı büyük. Kleinfeld 2002 yılında Siemens ABD'nin CEO'su konumuna yükseldi ve yürüttüğü operasyonlarla 2001'de 553 milyon dolar zarar eden Siemens'in 2002'de 810 milyon dolar, 2003'deyse 561 milyon dolar kara geçmesini sağladı. Başarılarla dolu yoğun bir iş hayatının yanı sıra Kleinfeld'in en önemli özelliklerinden biri özel hayatını ihmal etmemesi. Enerjisinin kaynağını lise aşkı Birgit ve iki kızıyla sürdürdüğü mutlu aile yaşantısının yanı sıra katıldığı çeşitli sosyal etkinlikler oluşturuyor. Kleinfeld bugüne kadar iki New York maratonu koşmuş bir maraton koşucusu. Aynı zamanda tenis oynuyor, kayak yapıyor ve güzel sanatlarla ilgileniyor. New York caz kulüplerinin müdavimi olarak tanınıyor. Ayrıca ilginç ama gerçek, halen New York Metropolitan Operası'nın direktörlüğünü sürdürüyor.

Siemens AG tarihinde ilk kez bu kadar genç birini CEO olarak seçiyor. Yine de şirket bu tercihiyle aslında muhafazakar yapısını kapıya koymuyor. Deyim yerindeyse Kleinfeld 17 yılda 10 değişik görevde bulunduğu Siemens'te formatlanmış bir yönetici. Yakın çevresi Kleinfeld'in uzun yıllar bir Alman şirketine hizmet vermiş olmasının onu belli kalıplar içine sokmadığını iddia ediyor. Bunu da zaman gösterecek. Kleinfeld'in önünde zor bir yolculuk gözüküyor.

 

Hem sektör dışından hem yabancı

Howard Stringer Japon şirketi Sony Mart 2005'te şirket tarihinde dönüm noktası olarak değerlendirilebilecek bir yönetim değişikliğini tüm dünyaya duyurdu. 59 yıllık şirkette ilk kez Japonya doğumlu olmayan biri, üstelik bir Batılı Sony'ye başkan seçildi. Howard Stringer (63) 10 yıldır Sony'nin başında bulunan Nobuyuki İdei'den (67) koltuğu devraldı. Stringer'ın bu göreve gelişi farklı anlamlar taşıyor. Biri belirtildiği gibi Japon olmaması diğeri ise yayıncılıktan gelmesi. Stringer 30 yıllık kariyerine nokta koyup elektronik devi Sony'nin başına geçecek kadar radikal kararlar alabilen bir yönetici. Stringer'ı yakından tanıyanlar onun başarısının sırrının, farklı koşullar karşısında gösterdiği zekice uyum olduğunu söylüyor.

Cardiff, Galler doğumlu Stringer'ın babası İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde asker, annesi öğretmendi. Burslu okudu. Oxford Üniversitesi modern tarih bölümünden mezun oldu. Mezun olur olmaz "fırsatlar ülkesi" olarak gördüğü Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. CBS'te çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra ABD ordusuna katıldı ve Vietnam'da savaştı, hizmet madalyası aldı. Savaş sonrası CBS'e döndü. 30 yıl gazetecilik, prodüktörlük ve yöneticilik yaparak her alanda sivrildi. 1974-1976 yılları arasında yazar, direktör ve müdür olarak dokuz Emmy kazandı. CBS Reports'un yetkili prodüktörü olduğu dönemde 31 Emmy ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibi oldu. 1986-1988 yılları arasında CBS haberin başkanıyken yarattığı programlar arasında ödül kazanan "48 Saat" de vardı. Stringer 1985 yılında ABD vatandaşı oldu. 1999 yılında Kraliçe II. Elizabeth tarafından şövalye ünvanına layık görüldü.

Hayatı boyunca "içerik" oluşturmuş biri, Sony gibi bir teknoloji şirketinin başında. Bunun kadar önemli olan unsur ise Sony'nin içinde bulunduğu zor koşullar. Dünyanın ilk ve en başarılı taşınabilir müzik çaları Walkman'le müziği mobil hale getiren şirket, Apple'ın iPod'u ve Microsoft'un Xbox'ı karşısında zor anlar yaşıyor. Stringer kan kaybeden bir şirketin tepe yöneticisi. Japonca bilmiyor ve şirketi New York'tan yönetiyor. Ama Stringer bu zamanda, Sony'yi yeniden yaratmak ve değişikliklerin birbirini kovaladığı teknoloji dünyasında hız kesecek her tür eğilimi geride bırakmak gerektiğine inanıyor.

 

Bir gün Microsoft'u yok edecekmiş

Linus Torvalds Linus Torvalds (36) Finli. Dünyanın en ünlü yazılımlarından birinin proje lideri. 1992'de Helsinki Üniversitesi'nde öğrenciyken geliştirmeye başladığı bir işletim sistemi çekirdeği olan Linux, bugün milyonlarca insanın kullandığı bir sistem halini aldı. IBM, HP, Oracle, Novell gibi bilişim şirketleri sistemin geliştirilmesi için milyarlarca dolar kaynak aktarıyor; sistem GM, Ford, Sony, Toyota, Oracle, Amazon, Intel gibi global şirketlerin merkez, şube ve birçok departmanında; Çin, Almanya, Brezilya, Japonya, ABD, Norveç ve İsveç gibi devletlerin kamu kurum ve okullarında kullanılıyor.

Torvalds sadece bir programcı değil. Güncel Linux çekirdeğinde yazdığı kod çekirdeğin ancak yüzde 2'sini oluşturuyor. Torvalds zamanının büyük bölümünü projenin lideri, koordinatörü olarak geçiriyor. Time dergisinin 2000 yılında düzenlediği Yüzyıl'a Damgasını Vuranlar oylamasında Bill Gates'i geçerek 17. oldu. Businessweek dergisinin "En İyi Yöneticiler 2005" anketinde birinci seçildi. Torvalds'ın en büyük başarısı, başka şirketlerde çalışan binlerce programcıyı kendi istekleriyle Linux'un gelişimine katkı sağladıkları bir süreç yaratmış olmak. Birbirinden habersiz, dünyanın dört bir yanında yaşayan bu insanları son derece profesyonel bir anlayışla yönetmek.

Tanıyanlar onu karizmatik, alçakgönüllü olarak tanımlasa da sivri dilli... Şaka yollu da olsa, uluorta "Amacım Microsoft'u yok etmek değil, yok oluş yalnızca bir yan etki olacak" diyebiliyor. Torvalds Finlandiya'da İsveççe konuşan azınlığa mensup bir ailenin oğlu. Büyükbabası şair. Annesi, Helsinki Üniversitesi'nin radikal öğrencilerinden. Babası Moskova'da okumuş bir komünist. Torvalds Portland, Oregon'da yaşıyor ve OSDL'de (Açık kaynak Kodu Gelişim Laboratuvarı'nda) çalışıyor. Linux gelişimi dışında kalan zamanında Guinness marka bira içmeyi, kızlarıyla oynamayı, arada bir silahla atış yapmayı, Mercedes SLK 32 AMG'si ile dolaşmayı seviyor.

Linux'dan ticari bir getiri elde etmediği iddia ediliyor. Dünyanın en zenginleri arasında yer almaması bunu kanıtlar mı bilinmez ama pek çok insan neden bedavaya dünyayı yerinden oynatacak işler yaptığını merak ediyor. Onunkisi macera aslında. Kendisi de inkar etmiyor. Binlerce programcıyı, onbinlerce şirketi, milyonlarca kullanıcıyı peşinden sürüklemesini, dünyadaki yazılım eğilimlerini, iş modellerini çok eğlendiği için değiştirdiğini söylüyor.