Süreyya Ciliv
Emrah Yücel
Ahmet Ümit
Kerem Görsev
Ali Saydam
Erol Bilecik


'doğru stratejiyle bu iş olur!'

Erol Bilecik

Index Bilgisayar Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Türkiye'nin bilişim teknolojileri ihracatında büyük bir potansiyeli olduğunu düşünüyor. "Teknolojiyi iyi bilen bir kullanıcı kitlesi oluşturabilirsek ve kendi teknolojimizi yaratabilirsek, doğru bir strateji olur. Odaklanılması gereken ana yapı, devletin bilişimle kalkınma vizyonunu benimsiyor olması" diyor.

Türkiye'de bilişim teknolojileri sektörünün 15-16 yıllık bir geçmişi var. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında genç ve deneyimsiz olduğunu söylemek mümkün. Çünkü Türkiye'de uzun yıllar bilişimin önemi anlaşılamadı ve bilişim teknolojilerine yatırım yapılmadı. Hatta bilişim trenini kaçırdık, kaçırmadık konusu tartışıldı durdu...

Türkiye'nin bilişim teknolojileri pazarının toplam hacmi 2.4 milyar. Bunun yaklaşık 300 milyon doları yazılım ürünleri ihracatından geliyor. Bu da yüzde 12-13 civarında bir orana denk düşüyor. Yazılım ürünlerinin yüzde 50'sinden fazlası uluslararası firmaların grup olarak ithal ettiği ürünler. Yani sektörün 150-200 milyon doları ithal edilen ürünlerden oluşuyor. Dolayısıyla yerli yazılım sanayimizin 100 milyon dolarlık bir pazara sahip olduğu görülüyor. Hindistan'ın yazılım ihracatından elde ettiği gelirin 11 milyar dolar olduğunu göz önüne alırsak, Türkiye'nin ne kadar geride kaldığı ortaya çıkıyor.

Türkiye'de bilişim teknolojileri denince akla gelen ilk isimlerden biri Erol Bilecik. 1989 yılında kurduğu Index Bilgisayar Sistemleri'yle Türkiye'nin en büyük bilişim dağıtım grubunu yaratan Bilecik, uzun yıllar Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı olarak da görev yaptı.

Bilecik teknolojiye tutkun denebilir. Yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor. Yeni teknoloji onu heyecanlandırıyor. Teknolojinin bu kadar içinde olmasına karşın bir aleti yenisi çıktığı zaman değil teknolojisi eskidiği zaman değiştirmeyi tercih ediyor. Bilecik günde yaklaşık 250 e-posta alıyor. Bir kısmını gün içerisinde, kalanı da fırsat bulamadığı için geceleri yanıtlıyor.

 

Vs.: Türkiye'nin bilişim teknolojilerinde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de bilişim teknolojileri sektörünün 15-16 yıllık bir geçmişi var. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında inanılmaz genç ve deneyimsiz bir sektör. 2000-2004 yılları arasında bilişim sektörü yerinde saydı. 2004 sonunda sektörün hacmi 2.4 milyar dolara ulaştı. Böylece 2000 yılındaki işlem hacmini tekrar yakalamış olduk.

Vs.: Bilişimde hangi bölge ve iller ön plana çıkıyor?

Marmara Bölgesi sektörden yüzde 60 civarında pay alıyor. İkinci sırada Ankara'nın başkent olmasından dolayı yüzde 15-17 ile İç Anadolu Bölgesi'nin ağırlığı var. Ege Bölgesi yüzde 9-10 ile üçüncü. Ondan sonraki en büyük bölge olan Akdeniz Bölgesi yüzde 5-6 civarında bir paya sahip. Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu pay yüzde 3'ün altındayken, Doğu Anadolu yüzde 1.5 ile en düşük paya sahip bölge. Ayrıca dikkat çekici kullanım oranlarına sahip bazı şehirler var. Uzun zamandır üniversitesi olan Anadolu şehirlerinde müthiş ataklar görüyoruz. Denizli gibi sanayi şehirlerinde de bilişim teknolojileri yoğun şekilde kullanılıyor.

 

Vs.: Bilişim teknolojilerinde hangi alanlar öne çıkıyor?

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de mobil ürünler, özellikle 2000 ve sonrasında yükseliş gösteriyor. Bilgi kalitesinin, bilgiye ulaşma ihtiyacının artması yönünde bir gelişme var. Dizüstü bilgisayarlar masaüstü bilgisayarlardan daha atak görünüyor. Fiyatların hızla düşmesinin getirdiği avantajlar da söz konusu.

Vs.: Bilişimde hangi konularda eksiğiz? Her alan yerine tek bir alana yönelmek sizce daha iyi olur mu?

Bazı noktaların altını çizmek gerekiyor; Türkiye'nin kendi teknolojisini yaratması gibi. Bu bağlamda teknolojinin iyi kullanılması şart. Teknolojiyi iyi kullanan bir kitle oluşturabilirsek ve kendi teknolojimizi yaratabilirsek, doğru bir strateji belirlemiş oluruz. Odaklanılması gereken ana yapı, devletin bilişimle kalkınma vizyonunu benimsemesi. Devletin bu konuyu kalkınma hamlesindeki yol haritası içinde önemli bir noktaya koyması gerekir.

Vs.: Devlette bununla ilgili çalışmalar var mı?

Önemli atılımlar var. 2003 sonunda 12 kişilik bir "E-dönüşüm İcra Kurulu" oluşturuldu. Bu konuda bir mekanizmanın çalışmaya başlaması umut verici. Ancak Türkiye'deki siyasi otoritenin ajandası yoğun gündem maddeleriyle dolu olduğu için bilişimle ilgili konular stratejik bir öneme sahip olmuyor. Bilişim teknolojilerinin vizyonunu ortaya koyabilecek bir bakanlık, E-bakan gibi bir yapının oluşturulması gerekiyor. Bu noktada vakit kaybediyoruz.

 

Vs.: Hangi konularda iyiyiz?

Parlak şeyler söyleyemiyorum. Web sitesi kurulma oranlarında 40'lı sıralardayız. E-devletin gelişmesinde yine 40 civarında bir yerdeyiz. Bilgisayar ve internet kullanım oranları yüzde 8-9. Bu noktadayken, bazı alanlarda iyiyiz deme şansımız yok. Türkiye'nin nüfusunun yarısı gençlerden oluşuyor. Gençler iyi yönetilirse bir güç, kötü yönetilirse büyük bir problem olabilir. Aslında bu gençler bilişim teknolojilerini kullanmaya ve üretmeye hazır yapıda yetişiyor.

Vs.: Genç kesimin yarattığı potansiyelden nasıl faydalanabiliriz?

Türk yazılım sanayilerinin oluşumunu hızlandırabilirsek bize önemli avantajlar sağlayacak. Böylece yazılım alanında ihracat yapmaya başlayabiliriz. Genç girişimcilere sermaye konusunda destek verilmesi gerekiyor. Gençleri altyapı itibariyle eğitmeli. Müfredatların ilköğretimden başlayarak bilişim teknolojileriyle donanması şart. Düşünen, doğru bilgiyi nereden alacağını bilen ve kullanan insanların yetiştirilmesi önemli. Ezberci eğitim yerine görsel eğitimin verilmesine yoğunlaşmalıyız. Bunlar gerçekleştirilirse geleceğin parlak olacağına inanıyorum.

 

Vs.: Türkiye yazılım ihracatında hangi noktada yer alıyor?

Bilişim teknolojileri sektörünün 2004 sonunda 2.4 milyar dolarlık toplam işlem hacminin aşağı yukarı 300 milyon dolarının yazılım ürünlerinden geldiğini görüyoruz. Bu da yüzde 12-13 civarında bir rakama denk geliyor. Bu yazılım ürünlerinin yüzde 50'sinden fazlası uluslararası firmaların grup olarak ithal ettiği ürünler. Yani sektörün 150-200 milyon doları ithal edilen ürünlerden oluşuyor. Yerli yazılım sanayimize baktığımızda her şey 100 milyon doların içinde dönüyor. Bu 100 milyon doları bin firma paylaşıyor.

Gelişmiş ülkelerin yüzdelerine bakıldığı zaman yazılım ürünlerinden alınan paylar en az yüzde 20 civarında. 10 milyar dolarlık bilişim sektörünün içinde 2-3 milyar dolarlık bir yazılım pazarı olmalı ki, yazılım firmaları yatırım yapıp dış dünyaya odaklanabilsinler. Dünyada bilişimde keşfedilmemiş birçok alan var. İsrail, güvenlik yazılımlarının tekel üreticisi ve ihracatçısı konumunda. Doğru zamanda doğru bir iş yaptılar. Türkiye'nin de doğru stratejiler belirlemesi gerekiyor.

Vs.: 5-10 yıllık perspektifte değerlendirdiğinizde Türkiye'nin bilişimde hangi noktaya geleceğini düşünüyorsunuz?

Gelecekte nüfusun yaklaşık yüzde 20'sinin bilişim teknolojilerini kullanacağını düşünüyorum. Yazılım ihracatında bir milyar dolarlık bir hedefe ulaşabiliriz.

Vs.: Yazılımın gelişmesi ve ihracatın artması için neler yapılmalı? Hangi adımlar atılmalı?

Teknoloji geliştirme bölgelerinin neredeyse her şehre hızlı yayılması gerekir. Türkiye'de 13-14 adet teknoloji geliştirme bölgesi var. Bu sayının 130-140 olması gerekir. İstanbul ve Ankara gibi illerde daha fazla teknopark olması gerektiğini düşünüyorum. Girişimcilerle gençlerin işbirliği sağlanmalı. Üniversiteden yeni mezun gençleri bu konuda yönlendirebilecek bir mekanizma kurulmalı.

 

Vs.: Türkiye'nin Hindistan olabilmesi mümkün mü?

Mümkün değil. Çünkü çok geç kaldık. Birincisi, biz o kadar ucuz işgücüne sahip değiliz. İkincisi, nüfusumuz Hindistan kadar fazla değil. Üçüncüsü Hindistan şartları gereği yoksul bir ülke ve GSMH'sı çok düşük. Hint gençliği çantasını kaptığı gibi Avrupa'ya ya da ABD'ye gidiyor. Hindistan beyin göçü olması için bilinçli bir strateji ortaya koymuş. O beyinler yurtiçinde kaldığı zaman gelişebilecekleri bir ortam yok. Kaynakları yeterli olsa hiçbir ülke parlak beyinlerini dışarıya göndermek istemez. Hintli gençler dünyanın gelişmiş bölgelerinde eğitimlerini bitirdikten sonra çalışma hayatına atıldı. Zaten bilinçli bir strateji olarak teknolojiyle uğraşmaları istendiğinden teknoloji ve tıpla ilgilendiler. İyi ingilizce konuşan Hintliler, çalıştıkları alanlarda uzmanlaştılar. Ucuz işçilik nedeniyle teknoloji yatırımlarını kendi ülkelerine yönlendirmeye başladılar. 25-30 yıl önce dış dünyaya beyin göçünü gerçekleştiren Hindistan bugün bunun faydasını görüyor. Beyinlerin yönlendirdikleri işlerin tamamı Hindistan'a gidiyor. Türkiye'nin bu stratejiyi uygulaması imkansız. Treni bu anlamda kaçırdık. Ayrıca bizim modelimiz farklı olmalı.

Vs.: Siz karar verici olsaydınız, hangi noktadan başlardınız? Türkiye bilişim teknolojileri konusunda nerede hata yaptı?

Aynı yönetim mekanizmasının 30 yıl boyunca çalışmasının dezavantajları var. Türkiye'deki hükümetler barajlar yapmayı tercih etti. Teknolojiyi ıskaladık. İnşaat ve tekstilde gerçekleştirdiğimiz hamleyi, keşke teknolojinin kullanılması ve yaratılmasında da yapabilseydik.

Vs.: Peki bu anlamda Türkiye'nin bilişim stratejisi ne olmalı?

İyi bir noktaya ulaştık. Bugün biz iyi bir mühendise 2 bin doların altında iş veremeyiz. Hindistan'daki gibi bir gelir seviyesi söz konusu olamaz. Bizim bir Avrupa çizgimiz var. Uyguladığımız bir skala var. Daha kaliteli ve markaya dönük çalışmalıyız. Butik hizmet sunarak, detaylı işler yapmak bana daha doğru geliyor. Hindistan bizim için doğru bir model değil. Onlar bazı şeyleri zorunluluk gereği yapmışlar.

 

Vs.: Bilişim teknolojileri yatırımları hızla Hindistan ve çevresine kayıyor. Türkiye bu konuda neler yapmalı?

Hindistan yalnızca yazılım ihracatından 11 milyar dolar gelir elde ediyor. Hindistan'ın bilişim ihracatının önümüzdeki sekiz yıl içinde 50 milyar dolara çıkacağı öngörülüyor. Siyasi otorite bazı atılımlar yapmalı. Avrupa Birliği'yle sıkı ilişki içindeyken üye ülkelere "bizi de deneyin" demek gerekiyor. Kendimizi iyi pazarlamamız şart.

Vs.: Kişi başına bilişim harcamalarında İsviçre, Japonya ve ABD ön sıralarda yer alıyor. Bu rakam Türkiye'de 500 doların altında. Bunu artırmak için neler yapmak gerekiyor?

Bilgiye ihtiyaç duyan ve ulaşmaya çalışan insanların bilgi donanımını kuvvetlendirecek araçları kullanması gerekir. Bilgiye ulaşmak ve daha kaliteli bir yaşam elde etmek bilincine vakıf olmak gerek.

Vs.: Gelecekte bilişim teknolojilerine hangi ülkeler yön verecek?

ABD şirketleri oyuna istedikleri yönü verebilecek yapıda. ABD "iş vermeyi kesiyorum" dese her şey sıkışır. Güçlü ülkelerin vereceği kararlar etkili. Ülkeler arası sıralamalarda değişiklik olabilir. İrlanda, İsveç, İsrail güçlerini koruyacak gibi görünüyor. Balkan ülkeleri de atakta. Ancak bugün teknolojiyi Uzakdoğu'da Japonya, diğer tarafta ABD yönlendiriyor. 10-15 yıl içinde ciddi farklar olacağını düşünmüyorum.

Vs.: Gelecekte bilişim sektöründe hangi meslekler ortaya çıkacak?

Yazılım kendi içinde farklı mühendislik dallarına ayrılacak. Bilgisayar mühendislerinin yanında telekomünikasyon mühendisleri olacak. Web yazılımcıları, sistem yazılımcıları ortaya çıkıyor.

 

Vs.: Sektörünüzde birçok sivil toplum kuruluşu var. Bunların birleşmesi konusu çok sık gündeme geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Birleşmenin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Sayılarının azalması çok sesliliğin ortadan kalkması adına ciddi bir tehlike olur. Bilişim sektöründe ciddi çalışmalar yapan 8-9 sivil toplum kuruluşu görüyoruz. Sayıları artmadığı sürece şu ana kadar kurulan ve faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu sayısı yeterli. Ancak bir uyum problemi var. Devlete karşı yapılan temsil düzeyinde gereksiz gürültüler oluyor. STK'ların yapısının federasyon, ardından konfederasyon bağlamında birleşmesi iyi olur. Çok sesli yapının temelde tek bir sesle örtüşmesi gerekir.

Vs.: Türk Telekom'un özelleştirilmesi son zamanlarda çok tartışılıyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

İlk günden beri Telekom'un özelleştirilmesinin doğru olduğunu savunanlardanım. Özel sektörün yatırıma dönük ve rekabete açık bir yapıya sahip olması çok önemli. Bu yapıyla beraber telekomünikasyon hizmetlerinin özel sektör tarafından yürütülmesi kaliteyi artıracak. Hizmetler ucuzlayacak. Böylece daha geniş bir kitleye ulaşacak.

 

Vs.: Index'in yeni açılımlarından söz edebilir misiniz?

2004 bizim için başarılı bir yıl oldu. 2000 yılından bu yana uyguladığımız örnek bir şirketleşme modelimiz var. Kendi ürün gruplarımızda birbirinden bağımsız hareket eden, bağımsız işletme anlayışı içinde çalışan bir toptancı grubu oluşturduk. Dağıtım yapan beş şirketimiz var. Halka açık bir şirket olmanın yanı sıra yarım milyar doları aşan bir teknoloji şirketiyiz. Hedefimiz 2005 için yüzde 26 büyümek. Index bilişim teknolojilerinde en yüksek ciroyu elde eden şirket konumunda. Üstelik sekiz farklı kategoride birinciyiz.

Vs.: Farklı alanlara, perakendeciliğe girmeyi düşünüyor musunuz?

Bizim alanımız bilişim teknolojileri. Tüketici elektroniği, iletişim, telekomünikasyon gibi. Bu çerçevenin içinde değişik segmentlerde yer almak istiyoruz. Ama kendi alanımız dışında başka bir alana girmeyi düşünmüyoruz. Perakendeciliğe girmeyi düşünmüyoruz. Bizim kuruluş misyonumuz, bilişim profesyonellerine hizmet vermek. İş ortaklarımız ve bayilerimizle ters düşecek bir işe girmeyiz. Bayilerimize yeni iş kazandırmak üzere adım atıyoruz.

Vs.: Index'in hedefleri neler?

2007 sonu itibariyle bir milyar doları aşan bir ciro hedefliyoruz. Bu yıl 655 milyon dolarlık bir ciroya ulaşacağız. Hedefimize ulaştığımız zaman Türkiye'de milyar doları aşan ilk teknoloji şirketi biz olacağız.