Süreyya Ciliv
Emrah Yücel
Ahmet Ümit
Kerem Görsev
Ali Saydam
Erol Bilecik


'caz müzikal bir pandomimdir'

Kerem Görsev

Caz müzik her geçen gün Türkiye'de daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşıyor. Cazın Türkiye'deki gelişiminin en önemli isimlerinden olan Kerem Görsev, yeni albümü "Orange Juice", "İstanbul Caz Center" projesi, caz müzik ve Türkiye'yi anlattı.

Çok değil 10-15 yıl önce cazın neredeyse bir tek adını bilirdik, caz müziğinden hikaye anlatır gibi söz ederdik. Bir gün cazın Türkiye'de 365 güne yayılacak bir programa sahip olacağı akıllara bile gelmezken, bugün caz severlerin sayısı katlanarak artıyor. Festivaller bittikten sonra kulüplerde, konser salonlarında devam ediyor. Gazetelere, televizyonlara baktığınızda her gün bir haber görebiliyorsunuz. Radyolarda da değişik caz programları var. Müzisyenler Anadolu'ya gidiyor, peş peşe albümler çıkıyor.

Kerem Görsev 1994'te çıkardığı ilk albümü "Hands and Lips"in ardından 10. albümü "Orange Juice" ile yeniden dinleyenlerinin karşısında. Görsev bir yıllık çalışmanın ardından kayıtlarını tamamladığı "Orange Juice" piyasaya çıktığı andan itibaren 11. albümü "No Shave No Kiss" için çalışmalarına başlamış. Ortaköy'de açmayı planladığı "İstanbul Caz Center" projesinin çalışmalarını da sürdüren Görsev ile korsan yayınlardan müziğin zeka üzerindeki etkilerine, kızı Nisan'dan müzik ve ekonomi arasındaki ilişkiye kadar pek çok konuda konuştuk.

Türkiye'nin en büyük sorununun eğitim ve sağlık yatırımları olduğunu söyleyen Görsev, "Türkiye bu sorunları çözüp AB kriterlerini eksiksiz yerine getirirse AB'ye girmeye ihtiyacı kalmaz" diyor.

 

Vs.: Türkiye'de caz yeterince yaygınlaştı mı?

Bence artık çok yaygın. Caz hızını aldı ve iyi gidiyor. Ancak nasıl daha fazla geliştirilebileceği düşünülebilir. Cazın Türkiye'de umulandan fazla dinleyicisi var. Fakat cazın hangi tarzının dinleyicisi olduğu önemli. Teknolojik müzikler, moda cazlar bir süre sonra unutulabiliyor. Geleneksel caz, modası geçmeyecek bir müzik. Piyano, kontrbas ve davulla çalınan akustik konseptte caz benim ilgimi çekiyor. Bu müziğin üstüne gidildiği takdirde gerçek caz müziğini her zaman diri tutabilirsiniz. Geleneksel caz samimi bir müziktir.

Vs.: İstanbul dışına çıktığınızda da caza ilgi var mı?

Çok daha fazla var. Malatya, Trabzon, Adana, Mersin, Denizli, Eskişehir, Bursa gibi pek çok yere gittim ve çaldım. İnsanlara ilginç geliyor ve dinliyorlar. Çok hoşlarına gidiyor, çünkü daha önce görmedikleri bir şey. Ama onlara iyi sunmak ve samimi bir şekilde çalmak lazım. Caz güzel sunulmalı. Çünkü caz sunuştur, anlayabilecekleri biçimde çalmanız gerekir.

 

Vs.: Müziğin zekaya ne gibi etkisi olabilir?

Yurtdışındaki araştırmalarda Mozart dinleyen çocukların daha zeki, daha kıvrak zekalı olduğu belirlenmiş. Cazın zeka ve dinginliğe etkisi var. Sükunet veren bir müzik. Yaratıcılığı artırır. Çevremde caz dinleyen insanların hepsinin çok başarılı, kariyer sahibi ve yaratıcı olduklarını görüyorum. Cazdan aldıkları etkiyle bir şeyler yaratıyorlar.

Vs.: Albüm isimlerinin "May, Autumn, November" gibi ay ya da mevsim adları olmasının özel bir nedeni var mı?

Bu bir tesadüf değil. Yaşadığım olayları müziğe aktarıyorum. Demek ki o sırada onlarla yaşamışım. "November in St. Petersburg", "Warm Autumn" o an hissettiklerimin yansıması. Bütün bunlar bir süreç. İnsan hayatı da böyledir. Müziği de böyle düşünmek lazım. On yıl önce siz neydiniz, neler değişti, o değişikliklerde insanlara neler yansıdı diye bakmak lazım. Hayat akışı, hayata bakış, insan ilişkileri değişiyor. Dünyanın tabiatında da değişiklikler var. Dengeleri değişiyor. O dengeler değiştiğinde aldığınız titreşimler sizi etkiliyor ve bu da müziğinize yansıyor. Benim müziğimde değişmeyen tek şey piyano, kontrbas, davul gibi araçlardır. Hissettiklerimin, yaşadıklarımın müziğini anında yazıyorum. Müziğimi dünya yönlendiriyor. İçinde varolduğumuz kainat yönlendiriyor.

 

Vs.: Çalışmak için nasıl bir ortama ihtiyacınız oluyor?

Özel bir ortama ihtiyaç duymuyorum. Benim ofisim, piyanomun üstüdür. İki tane kuyruklu piyanom var. Kitaplarım, CD'lerim, notalarım piyanomun üstündedir. Sabahları kalkınca muhakkak piyanoya dokunurum. Genellikle yoktur, ama var ise negatif enerjiyi alır. Kahvaltıdan önce biraz çalarım ve kendime gelirim. Ondan sonra devam eden bir proje varsa üzerinde çalışırım. Ama artık oturup da çocuklar gibi etüt yapmıyorum. Yaratıcılığımı artıracak şeyler yapıyorum. Ama çalışmadan olmaz. Ölene kadar çalışma devam eder. Disiplin işi bu, çok ciddi çalışmak lazım. Sıcaklarla aram yok, kışın çalışmak daha güzel. Sevdiğim aylar albüm isimlerinden de belli. Nisan, mayıs, eylül, ekim, kasım aylarını severim. Ne sıcak, ne soğuk. İnsanları sıkmayacak, çok fazla giyinmeyeceğimiz ve bir tişörtle terlemeyeceğimiz ayları seviyorum.

Vs.: Türkiye'deki dinleyiciler ile yurtdışındaki dinleyiciler arasında ne gibi farklar gözlemliyorsunuz?

Her yerde caz müzisyeni ve dinleyicisi aynı. Farklı olan tek şey, çalan kişinin dinleyiciyi müziğiyle etki altına alması. Müzik bir iletişimdir. Seyirciye o elektriği vermeniz lazım. O zaman Ağrı'daki, İstanbul'daki, New York'taki, Almanya'daki aynı şekilde reaksiyon gösterir. Caz müzikal bir pandomimdir. CD'den dinlediğiniz parçayı konserde dinlediğinizde konserden çok etkilenirsiniz. Çünkü sahnede görsel, teatral bir olay var. İnsanlar etkilendiği zaman gidip CD'nizi de alır, sonraki konserinize de gelir, hakkınızda yazılanları okur. İnsanlarla etkileşim içerisinde olmak çok önemli.

 

Vs.: Siz sahnede neler hissedersiniz?

Çaldığım için çok mutluyum. Sahnede güzel bir piyano, iyi arkadaşlarım, kendi grubum var. Sahneden dinleyiciyi görüyorsunuz, para vermişler sizi dinlemeye gelmişler. Bu ne kadar kutsal bir şey. İnsanlara bir mesaj vereceksiniz ve insanlar para veriyorlar, dinliyorlar. Onlara çok iyi bir mesaj vermeniz lazım ki konserden sonra hayal kurarak gitsinler. Çünkü müziğin tek bir görevi vardır. Müzik hayal kurdurma mekanizmasıdır. Ben de müzik dinleyince hayal kurarım. Çaldığımı da insanlar dinlediklerinde hayal kurabiliyorsa, o doğru müziktir. Herkesin hayal kurabilecek bir müzik tarzı vardır.

Vs.: Müzikten para kazanmak mümkün mü? Hak ettiğinizi kazanabildiniz mi?

Hayatta parayla ilgili çok büyük beklentilerim olmadığı için yetinmesini bilen bir insanım. Memur kökenli bir aileden geldiğimden öyle çok büyük paralar içinde büyümedim. Kazandığım para bana yetiyor. "Gökdelen almak istiyor musun?" dersen, öyle şeylerle derdim yok. Öncelikle sağlıklı bir şekilde var olmam, yaşamam lazım. İkincisi bir kızım var, onu da kazandığım parayla topluma faydalı bir birey olarak yetiştirebilirsem, iyi eğitim aldırıp yere sağlam basan, özgüven sahibi bir çocuk olarak yetiştirebilirsem, işte en güzel para, en güzel eser bunlar. Bugüne kadar dokuz albümüm yayınlandı. 15 Eylül'de yenisi çıkacak. Adı "Orange Juice". Çok değerli dostum Kenan Onuk'a adanmış. "In memory of Kenan Onuk", "Kenan Onuk'un anısına" diye çıkacak.

 
sonraki sayfa